fbpx

Yazarlar

Published on Mayıs 5th, 2020 | by Avrupa Forum 1

0

6 Mayıs’ın hatırlattıkları (1) – Kemal Kaçaroğlu

6 Mayıs Denizlerin idamları dolayımıyla Hüseyin İnan’la 12 Mart’ta yakalanmadan önceki son karşılaşmamızı paylaşmak istiyorum. Deniz, Yusuf ve Hüseyin ile Dev-Genç mücadelesinden gelen arkadaşlık ve yoldaşlığımız vardı. Hatta Hüseyin Filistin’e giderlerken birlikte gitmemizi bana da teklif etmişti. Ben ise nazikçe Mahir Çayan’larla birlikte davrandığımı söyleyerek teklifi reddetmiştim. Daha sonra yollarımız mahpushanede kesişti. Dışarda en son görüştüğüm Hüseyin olmuştu.

1971 Ocak sonlarında (24 Ocak) Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) Yurdu polis tarafından basıldı. O dönemde 1961 Anayasasına göre üniversitenin özerkliği söz konusuydu. Polis, Rektör veya Dekanın izni olmadan üniversiteye giremiyordu. Fakat polis bir süredir SBF yurduna baskın için fırsat kolluyordu. SBF, Dev-Genç’in siyasal merkeziydi.

O gün Şaban İba ile birlikte Dev-Gençli bir grup arkadaş faşistlerin karargâhı olan Niğde yurdunu basmışlar ve polisin müdahalesi sonucu SBF yurduna çekilmişlerdi. Polis de, faşistlerle bu çatışmayı ve Denizlerin aranma meselesini bahane ederek SBF yurduna baskını gerçekleştirmiş oldu. Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, SBF Öğrenci Derneği Başkanı Hüseyin Cevahir, İlhami Aras ve SBF Sosyalist Fikir Kulübü başkanı olarak ben, dışarda kalıp Dekan ve Fakülte yöneticileriyle polisin yurda girmesini engellemeye çalıştık. Ama başarılı olamadık.

Yurt direnişini Dev-Genç Merkez Yürütme’den Şaban İba’yla birlikte birkaç arkadaş yönettiler. Dört beş saat süren çatışmadan sonra 250 civarında Dev-Gençli arkadaşımız gözaltına alınmıştı. Arkadaşlarımız halen poliste sorgudaydı. Böylece üniversite özerkliği hiçe sayılarak üniversiteye müdahalenin yolu açılmıştı. Biz SBF’den sekiz-on arkadaş, faşistler bu boşlukta saldırabilir diye nöbetteydik.

11 Ocak 1971’de, Emek İş Bankası soygunu olmuş, polisler her yerde Denizleri arıyorlardı. O dönemin olanaksızlıkları içinde evler basılıyor ve polisle kovalamaca oynuyorlardı! Polis baskınının ertesi akşam üzeriydi. Hüseyin ve daha sonra Nurhaklar’da çatışmada öldürülen Alpaslan Õzdoğan SBF’ye geldiler ve benimle konuştular. Polis tarafından her yerde arandıklarını ve kaldıkları evlerin basıldığını söyleyerek, o gece kalacakları yer olmadığından SBF yurdunda kalmak istediklerini söylediler.

Alpaslan’la da tanışıyorduk. Hüseyin daha önce tanıştırmıştı. Sinan Cemgil ve bir kısım arkadaşlarının dağlarda olduğunu ve kendilerinin de en kısa sürede Ankara’yı terk edip dağa gideceklerini ifade ettiler. Ben yurda gelişlerine çok şaşırmıştım. “Polis tarafından kevgire dönmüş ve her an küçük bir ihbarla tekrar basılacak bir yer sizin için büyük bir risk olur dedim”. “Sokakta kalamayız” dediler. Ben de “tamam, yakalanırsanız ben sorumlu olmam” dedim.

Gece on civarlarında yan sokaktan, yemekhane kapısından onları alacağımı ve sabaha kadar bizzat nöbet tutacağımı söyledim, bir kısım arkadaşla. Yalnız şafak sökmeden onları geldikleri yoldan çıkaracağımı ifade ettim. Alpaslan ile gece geldiler, onları bir yurt odasına yerleştirdim. Polisin çatışmada attığı sis bombalarının etkisi hala geçmemişti. Sonra sabaha karşı onları uyandırarak yemekhane bölümünden güvenli bir biçimde yolcu ettim.

Hüseyin İnan’la daha sonra, Deniz ve Yusuf’la birlikte, yollarımız 12 Mart ertesi Ankara Ulucanlar cezaevinde kesişti.

05.05.2020

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑