ABD

Published on Şubat 6th, 2019 | by Avrupa Forum 8

0

ABD rejim değişikliği laboratuvarı, Venezüella darbecisi Juan Guaido’yu nasıl imal etti? – Dan Cohen & Max Blumenthal

Juan Guaido, Washington’un seçkin rejim değiştirme eğitmenlerinin on yıldır üzerinde çalıştığı bir projenin mamulü. Kendini demokrasi şampiyonu olarak lanse etmesine karşın bir şiddet ve istikrarsızlaştırma kampanyasının en önünde yıllarını harcadı.

22 Ocak’taki o tarihi günden önce ülkesinde beş kişiden biri bile Juan Guaido’nun adını duymamıştı. Daha birkaç ay önce, korkunç sokak şiddeti eylemleriyle yakından ilişkili ve siyasi olarak marjinal bir aşırı-sağcı grupta, adı duyulmamış bir üyeydi. Şimdi yasalara aykırı hareketle suçlanan muhalefetin çoğunlukta olduğu Ulusal Meclis’te kendi partisinde bile, orta seviyede birisiydi.


Ama ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’den aldığı bir telefon sonrasında kendini Venezüella’nın başkanı olarak ilan etti. Washington’ca ülkesinin lideri olarak atanmasından sonra daha önce kimsenin tanımadığı bu dip-yaratığı dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkeye ABD’nin seçtiği lider olarak birdenbire uluslararası sahneye fırlatıldı.

Washington’da bu konudaki uzlaşmayı yansıtan New York Times gazetesinin editörleri de Guaido’yu Maduro karşısında “saygın bir muhalif” olarak selamlayarak onun “ülkeyi ileri götürecek yeni bir stili ve vizyonu” olduğunu yazdılar. Bloomberg News editörleri “demokrasiyi tekrar kurduğu” için onu alkışladılar. Wall Street Journal da onu “yeni bir demokratik lider” olarak ilan etti. Bu arada Kanada, birkaç Avrupa ülkesi, İsrail ve Lima Grubu diye tanınan birtakım sağcı Latin Amerika hükümetleri Guaido’yu Venezüella’nın meşru lideri olarak tanıdılar.

Her ne kadar Guaido sanki hiç yoktan çıkıvermiş gibi göründüyse de aslında, 10 yıldan fazla bir zamandır ABD’nin elit rejim değiştirme fabrikaları tarafından giydirilip hazırlanıyordu. Yanındaki birtakım sağcı öğrenci eylemcilerle Guaido Venezüella’nın sosyalist eğilimli hükümetinin altını oymaya, ülkeyi istikrarsızlaştırmaya ve bir gün idareyi kapmaya hazırlanmıştı. Venezüella siyasetinde çok ufak bir kişi olsa da yıllarını Washington’un güçlü çevrelerine değerini sessizce ispat ederek geçirmişti. Arjantinli sosyolog ve Venezüella takipçisi Marco Teruggi The Grayzone adlı siteye, “Guaido, tam bir laboratuvar mantığıyla birkaç elementin karıştırılmasıyla yaratılan birine benziyor. Dürüstçe söylenirse, komik ve kaygı verici arasında gidip geliyor” demiştir. Bir Venezüellalı gazeteci ve araştırmacı, Mision Verdad yazarı Diego Sequera da aynı fikirde: “Guaido Venezüella dışında ülke içinde olduğundan daha çok biliniyor, özellikle de elit ve seçkin yüksek eğitim kurumlarından mezunların ve Washington çevrelerinde iyi tanınıyor.” Sequera devamla şunları söylüyor: “Onun adı [ABD çevrelerinde] çok iyi biliniyor. Tahmin edilebileceği gibi sağcı ve sokulduğu programa sadık kalacak birisi.” Her ne kadar bugün Guaido demokratik bir yenilenme hareketinin yüzü olarak satılıyorsa da, kariyerini Venezüella’nın en köktenci muhalefet partisinin en şiddet kullanan fraksiyonunun birbiri ardından getirdiği tüm istikrarsızlaştırma kampanyalarının en önünde yer alarak yapmıştır.  Venezüella içinde üyesi olduğu partinin hiçbir saygınlığı olmadığı gibi zaten zayıflamış muhalefeti iyice bölmekten sorumlu tutulmaktadır. Luis Vicente Leon, Venezüella’nın başta gelen anketçisi olarak “Bu radikal liderler yapılan kamuoyu yoklamalarında yüzde 20’den fazla yer kaplamıyorlar” diyor. Leon’a göre, Guaido’nun partisi halk savaş istemediği için izole edilmiş durumda. Ona göre halkın istediği savaş değil “bir çözüm bulunması.” Ama zaten Washington’ca Guaido tam da bunun için seçilmişti: Onun Venezüella’yı demokrasiye götürmesi beklenmiyor ki. Son yirmi yıldır ABD hegemonyasına direnişin sembolü haline gelmiş olan bir ülkeyi çökertmesi bekleniyor. Onun bu beklenmeyen yükselişi güçlü bir sosyalist deneyimi yıkmaya yönelik yirmi yıllık bir projenin en üst noktasına geldiğini göstermektedir.

Zorba Üçlü”yü hedef tahtasına koymak

1998 seçimlerinde Hugo Chavez’in seçilmesinden sonra ABD, Venezüella’nın ve onun petrol rezervlerinin kontrolünü tekrar eline geçirmek için uğraşıp durdu. Chavez’in sosyalist programları milyonlarca insanı yoksulluktan çıkartmaya ve ülkenin varlığını halka dağıtmaya yaradıysa da aynı zamanda sırtına hedef işaretini de yapıştırdı.

2002’de Venezüella’nın sağcı muhalefeti ABD’nin destek ve tanımasıyla Chavez’i kısa bir süre yerinden etti. Ancak kitlesel bir halk kalkınması ardından askeriye Chavez’i tekrar yerine koydu. Chavez, ABD’nin George W. Bush ve Barack Obama yönetimleri sırasında hayatına kasteden pek çok suikast girişimine karşın hayatta kalabildi.  Sonunda 2013 yılında kanserden öldü.  Kendisinden sonra gelen Nicolas Maduro ise üç suikast girişiminden kurtuldu.

Trump yönetimi Venezüella’yı derhal Washington’un rejim değiştirme listesinin başına koyarak onu “zorba üçlü”nün (Küba, Venezüella, Nikaragua) lideri ilan etti. Geçen yıl da Trump’ın milli güvenlik takımı Venezüella’nın subayları arasından bazılarını darbe yapmaları için satın almaya yeltendiyse de başarılı olamadı. Venezüella hükümetine göre ABD, adına Anayasa Operasyonu dedikleri ve Maduro’yu Miraflores başkanlık sarayında yakalamayı amaçlayan başka bir darbenin de arkasındaydı. Başka bir darbe girişimi de adı Mahşer Operasyonu olarak bilinen, Temmuz 2017’de Caracas’taki askeri bir gösteride Maduro’yu insansız hava aracından atılacak bir bombayla öldürme planıydı.

Bu entrikalardan 10 yıl önce bir grup sağcı öğrenci gene ABD tarafından beslenen bir elit rejim değiştirme eğitim akademisince Venezüella hükümetini düşürerek yerine neoliberal bir sistem kurmaları için seçilmiş ve hazırlanmıştı.

PEKÇOK renkli devrimin tohumlarını atan ‘Devrim İhraç’ grubu”nun verdiği eğitim

5 Ekim 2005’te, tam da Chavez’in halk desteğinin zirve yaptığı bir anda ve hükümetinin kapsamlı sosyalist programları başlatmasının arifesinde, beş Venezüellalı “öğrenci lideri” Sırbistan Belgrat’a ayaklanma eğitimi almaya geldiler. Öğrencilerin tüm masrafları Uygulamalı Barışçıl Eylem ve Stratejiler grubu CANVAS tarafından karşılanıyordu. Bu grubun parasının büyük bir çoğunluğu, CIA yararına kurulmuş, rejim değiştirmek aracı olarak kullanılan Ulusal Demokrasi Fonu (National Endowment for Democracy-NED) ve bunun yan kuruluşları Uluslararası Cumhuriyet Enstitüsü (International Republican Institute) ve Uluslararası İlişkiler İçin Ulusal Demokratik Enstitü (National Democratic Institute for International Affairs) gibi kuruluşlarca karşılanıyor. Gölge CIA ” olarak tanınan istihbarat şirketi Stratfor’dan sızdırılmış iç e-postaları göre, CANVAS’ın “1999/2000 yıllarındaki Miloşeviç karşıtı mücadelede CIA’den para ve eğitim almış olması muhtemeldir.” CANVAS, 1998’de Belgrat Üniversitesindeki bir protesto grubu olan ve  Srdja Popovic tarafından kurulan Otpor’dan çıkan bir kuruluştur. Sırpça “Direniş” demek olan Otpor sonunda Slobodan Miloşeviç’i indirecek olan protestoları örgütleyen ve uluslararası üne (hem de Hollywood seviyesinde promosyonla) kavuşacak olan öğrenci örgütüydü.

Bu küçük rejim değiştirme uzmanlarının hücresi “barışçıl mücadelenin Clausewitz”i olarak da tanınan Gene Sharp’ın teorilerine göre hareket ediyordu. Sharp, eski Savunma İstihbarat Dairesi analisti Albay Robert Helvey’le çalışmış ve Washington’un tek kutuplu hakimiyetine karşı çıkan devletlere karşı protestoyu silah olarak kullanma stratejik planlarını kavramsallaştırmıştı.

(Foto: 1998 MTV Avrupa Müzik Ödüllerinde Otpor.)

Otpor, Ulusal Demokrasi Fonu (NED), USAID ve Sharp’ın Albert Einstein Enstitüsü tarafından desteklenmişti. Otpor’un temel eğitmenlerinden olan Sikman hatta grubun bir aralar CIA’dan direk para aldığını söylemiştir.

Stratfor’daki bir çalışandan sızan e-postalara göre Miloşeviç alaşağı edildikten sonra “OTPOR’u çalıştıran çocuklar büyüdüler, takım elbiseler giymeye başladılar ve CANVAS’ı kurdular… ya da başka bir deyişle, PEKÇOK renkli devrimin tohumlarını atan ‘Devrim İhraç’ grubunu tasarladılar. Hâlâ ABD’nin parasına bağımlılar ve genel olarak dünyanın her yerine gidip (ABD’nin beğenmediği) diktatörleri ya da otokratik hükümetleri düşürmeye çalışıyorlar.”

Stratfor’un gösterdiği, CANVAS’ın Doğu Avrupa’da NATO yanlısı rejim değiştirme operasyonlarına yol açan muhalefet hareketlerini eğittikten sonra 2005’te “dikkatini Venezüella’ya çevirdiği.”

CANVAS’ın eğitim programını gözden geçirirken Stratfor bunun ayaklanmacı programını dikkati çekecek bir açıklıkla çiziyordu: “Başarı hiçbir şekilde garantili değildir. Venezüella’da yıllar alabilecek bir uğraşı sonrası tetiklenebilecek bir devrim için öğrenci hareketleri sadece bir başlangıçtır.  Ama eğitimciler işlerini ‘Balkanların Kasabı’na karşı mücadelede öğrendiler. Delice becerileri olan kişilerdir. Eğer 5 Venezüella üniversitesinde birden aynı zamanda öğrenci gösterileri başlamışsa bilin ki eğitim bitmiş, gerçek iş başlamıştır.”

2007 Nesli rejim değiştirme kadrolarının doğuşu 

“Gerçek iş,” iki yıl sonra, 2007’de, Guaido’nun, Andres Bello Caracas Katolik Okulu’ndan mezun olmasıyla başladı. Mezuniyet sonrası Guaido ABD’de Washington’daki George Washington Üniversitesinde Latin Amerika’nın en üst neoliberal ekonomisti Venezüellalı Luis Enrique Berrizbeitia’nın vesayeti altında Yönetim ve Siyasi Yönetim Programı’na yazıldı. Berrizbeitia Uluslararası Para Fonu IMF’nin eski yetkili müdürü. Aynı zamanda da Chavez tarafından iktidardan indirilen oligarşik rejimde Venezüella enerji sektöründe 10 yıldan fazla çalışmış birisi.

O yıl, Venezüella hükümeti Radyo Caracas Televizyonu’nun (RCTV) lisansını yenilemeyi reddedince Guaido hükümet karşıtı gösterilere öncülük etti, muhalefetin yaptığı şiddet eylemlerini hükümet yanlılarının üstüne yıkarak yaydı ve 2002 darbesi sırasında hükümet yanlısı yayınları yasakladı. RCTV ve oligarşinin sahip olduğu istasyonların başarısız darbe teşebbüsüne öncülük etmesi olayları, çok beğenilen, meşhur Devrim Televizyonda Yayımlanmayacak (The Revolution will not be Televised) adlı belgeselde gösterildi.

Yine 2007’de, Chavez’in “21. Yüzyıl Sosyalizmi”nin anayasal referandumunda “ülkenin siyasi ve toplumsal yeniden yapılandırılmasının hukuki çerçevesinin çizilmesiyle, yeni bir ekonomik sistemin ön şartı olacak örgütlü topluluklara dolaysız güç verileceği” üzerine verdiği sözü engelledikleri için öğrenciler başarı ilan ettiler. RCTV ve referandum protestolarının etrafından ABD-destekli bir rejim değiştirme uzmanı eylemciler sınıfı doğmuş oldu. Bunlar kendilerine “2007 Nesli” diyorlardı. Bu hücreyi eğiten Stratfor ve CANVAS eğitimcileri Guaido’yu bir yandaş buldular: Yon Goicoechea adında bu sokak örgütleyicisi, anayasal referandumun yenilmesinde “anahtar faktör” olarak iş görecekti. Ertesi yıl, Goicochea’ya yaptıklarından dolayı Cato Enstitüsü’nün Milton Friedman Özgürlüğü Yaygınlaştırma ödülü verildi. Ayrıca 500 bin dolarlık bir de nakit ödül alan Goicoechea derhal bunu sadece kendisine ait Önce Adalet (Primero Justicia) adlı siyasi örgüt ağını kurmaya yatırdı.

Tabii ki, Friedman, Şili’de darbe lideri Augusto Pinochet tarafından köktenci “şok doktrini” tarzı malî tasarruf politikalarını uygulamak için ithal edilen o meşhur neoliberal Chicago Oğlanları’nın yaratıcısıdır.

Cato Enstitüsü de Washington’da Cumhuriyetçi Parti’ye bağış yapanların en başında gelen ve Latin Amerika’daki sağcı hareketleri şiddetle destekleyen iki Koch kardeş tarafından kurulmuş bir beyin takımı kuruluşudur.

Wikileaks, Amerika’nın Venezüella elçisi William Brownfield’ın İçişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı Güney Komutanlığı ve Milli Güvenlik Konseyine gönderdiği 2007 tarihli bir mektubu yayımladı. Bu mektupta elçi “2007 Nesli”ni “siyasi gündemi belirlemeye alışmış Venezüella başkanını aşırı bir tepkiye zorladıkları” için övüyordu. Brownfield’ın “yükselmekte olan liderler” olarak belirlediği isimler arasında Freddy Guevara ve Yon Goicoechea vardı. Goicoechea’yı ise “öğrenciler arasında sivil özgürlükleri en iyi ifade eden” olduğu için alkışlıyordu.

Özgürlükçü oligarklardan ve ABD devletinin yumuşak güç örgütlerinden taze parayla beslenen köktenci Venezüella kadrosu Otpor taktiklerini aşağıdaki sembolleriyle beraber sokaklara taşıdılar:

“Durumdan yararlanmak için toplumsal huzursuzluğu tetiklemek ve bunu Chavez’in aleyhine döndürmek”

2009 yılında, 2007 Nesli genç eylemcileri o zamana kadar yaptıkları en provokatif eylemlerini gerçekleştirdiler. Bu eylemde Gene Sharp’ın rejim değişimi kılavuzlarındaki en akıl almaz gerilla taktiklerinden taklitle sokak ortasında pantolonlarını indirdiler. JAVU adında yeni kurulmuş bir müttefik örgütten birisinin gözaltına alınmasını protesto ediyorlardı. Bu aşırı sağcı grup, akademisyen George Ciccariello-Maher’in “Bir Komün Yaratma” kitabında anlattığına göre “değişik birtakım ABD devleti kaynaklarından paralar toplayarak bununla çabucak muhalefetin sıkı sokak hareketi kanadı olarak adını duyurmuştu.”

Her ne kadar protestonun videosu elde değilse de pek çok Venezüellalı Guaido’yu bu protestonun kilit katılımcısı olarak tanımışlardır. Bu iddia teyit edilmemişse bile olmak ihtimali kesinlikle vardır. Kıçlarını açan protestocular Guaido’nun da dahil olduğu 2007 Nesli’nin iç-nüve kadrosudur ve giysileri de aşağıda görüldüğü gibi kendi sembolleri olan ‘Resistencia! Venezuela’ yazılı gömleklerdir:

Trump’ın Venezüella’da iktidar koltuğuna koymak istediği kıç bu mudur?

O yıl, Guaido kendini halka başka bir şekilde de teşhir ediyordu. 2007 Nesli’nin yetiştirdiği Chavez-karşıtı enerjiyi yakalamak için yeni bir parti kuruyordu. Bu partinin adı Halk İradesi oluyor ve idaresine de Leopoldo López getiriliyordu. Lopez, Princeton Üniversitesi eğitimli ateşli bir sağcı, Ulusal Demokrasi Fonu ile derinden ilişkili ve Caracas’ta ülkenin en zengin bölgesinin belediye başkanlığını yapmış birisiydi. Lopez, ülkenin ilk başkanının soyundan olmasıyla Venezüella’da aristokrasinin de resmiydi. Aynı zamanda da Washington’un rejim değiştirme hedefindeki ülkelerdeki ABD destekli eylemciler için fiilen tanıtım vitrini vazifesini gören ABD menşeli İnsan Hakları Vakfı’nın (Human Rights Foundation) kurucusu Thor Halvorssen’un birinci dereceden kuzenidir.

Lopez’in çıkarları tam tamına ABD ile uyuşsa da ABD’nin Wikileaks’te yayımlanan diplomatik mektupları’nın gösterdiği fanatik eğilimleri sonunda Halk İradesi’nin bir kenara itilmesine neden oldu. Bir mektup, Lopez’i “muhalefet içinde bölücü bir unsur… çoğu zaman kibirli, kindar ve idareyi ele geçirme açlığında olan birisi” olarak tanımlıyordu. Başka mektuplar onun sokak çatışmalarına çok odaklandığını ve “ödün vermez yaklaşımlarının” birliğe ve ülkenin demokratik kurumlarına katılmaya önem veren başka muhalefet liderleriyle arada gerginliğe neden olduğunu söylüyor.

Halk İradesi kurucusu Leopoldo Lopez eşi Lillian Tintori ile gezerken

2010 yılına gelindiğinde Halk İradesi ve onun dış destekçileri on yıllardır Venezüella’da görülmemiş bir kuraklığı bahane olarak kullanmak istediler. Elektrik üretiminde kullanılan suyun eksikliğinden kaynaklanan sürekli elektrik kısıntıları ülkeyi sarmıştı.  Küresel ölçekte yavaşlayan ekonomi ve düşen petrol fiyatları krizi daha da yoğunlaştırarak halkın hoşnutsuzluğuna neden oluyordu.  Guaido ve onun hükümet karşıtı kadrolarının kilit danışmanları Stratfor ve CANVAS, Bolivarvı Devrim’in kalbine bıçağı sokmak için müthiş alçakça bir plân hazırladılar. Bu plân daha Nisan 2010’a kadar ülkenin elektrik sisteminin yüzde 70 çökmesi üzerine kurulmuştu.

“Chavez, bu sistem çöktüğünde yoksulları koruyacak pek bir şey yapamaz. Bu yüzden bu kritik bir olay olabilir” diye yazıyordu Stratfor’un iç haberleşmeleri. “Bu ise hiçbir muhalefet grubunun asla ummadığı kadar etkili bir tetikleme etkisi yaratabilir. Bu olduğunda bir muhalif grup derhal durumu kendi lehine ve Chavez aleyhine çevirebilir.”

Bugünlerde, bir İspanyol beyin takımı kuruluşu olan FRIDE Enstitüsü’nün yayımladığı bir rapora göre muhalefet, USAID ve Ulusal Demokrasi Fonu (NED) gibi ABD devlet örgütlerinden yıllık 40-50 milyon dolar gibi şaşırtıcı büyüklükte bir para alıyordu. Aynı zamanda kullanabilecekleri çoğu yurtdışında açılmış kendi hesaplarında da müthiş paralar biriktirmişlerdi. Stratfor’un planladığı olmadıysa da Halk İradesi partisinin eylemcileri ve yandaşları tüm şiddet-karşıtı maskelerini çıkartarak ülkeyi istikrarsızlaştıracak kökten bir plana katıldılar.

Şiddetle istikrarsızlaştırmaya doğru

2010’un Kasım’ında, Venezüella güvenlik servislerinin eline geçen ve Adalet Bakanı Miguel Rodriguez Torres’in açıkladığına göre, Guaido, Goicoecea ve birkaç öğrenci eylemci Meksika’nın Mexico City şehrinde Fiesta Mexicana adlı otelde gizli bir beş günlük eğitime gittiler. Belgrat’tan gelen rejim değiştirme öğretmenlerinin ABD yedeklemesiyle gerçekleştirdiği bu eğitim seanslarını Otpor yönetiyordu. Bu toplantılar için George W. Bush yönetiminin Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan ve fanatik bir Castro düşmanı olan Küba sürgünü Otto Reich’ın ve Kolombiya’nın sağcı eski başkanı Alvaro Uribe’nin de onayı alınmıştı.

Ele geçen e-postaların gösterdiği gibi, Guaido ve yandaşları Başkan Hugo Chavez’i sürekli sokak şiddetiyle yaratılacak kaos ortamıyla indirmeyi Fiesta Mexicana otelinde başlattıkları bir planla ortaya koydular.

Petrol sanayiinin tanınmış üç başı, Gustavo Torrar, Eligio Cedeno ve Pedro Burelli, iddiaya göre bu toplantının 52 bin dolarlık masrafını ödemişler. Torrar kendini “insan hakları eylemcisi” ve “entelektüel” olarak tanıtıyor.  Kardeşi Reynaldo Tovar Arroyo ise Venezüella devletiyle anlaşmalı özel Meksikalı petrol ve gaz şirketi Petroquimica del Golfo’nun Venezüella temsilcisi.

Cedeno, Venezüella’dan kaçmış ve ABD’den sığınma istemiş Venezüellalı bir iş adamı.  Pedro Burelli daha önce JP Morgan yatırım bankacılığında çalışmış yönetici ve Venezüella’nın milli petrol şirketi Petroleum of Venezuela’nın (PDVSA) eski direktörü. 1998 seçimi sonrasında Hugo Chavez’in idareyi almasıyla işini bırakarak ABD’deki Georgetown Üniversitesi’nin Latin Amerika Liderlik Programı’nın danışma komitesinde işe girdi.

Burell yayımlanan ve kendisinin katıldığını gösteren e-postaların uyduruk olduğunu iddia etti ve hatta bunu ispatlamak için bir özel dedektif bile tuttu. Bu özel dedektif de Google kayıtlarının Burell’in e-postalarının hiçbir zaman gönderilmediğini gösterdiğini ilan etti. Ancak bugün Burelli, Venezüella’nın şimdiki başkanı Nicolas Maduro’nun indirilmesini, hatta sokaklarda sürüklenmesini ve aynı Libya lideri Muammer Kaddafi’ye NATO destekli militanların yaptığı gibi makatına bir süngü sokulmasını istediğini gizlemiyor.

Venezüella hükümetinin yayımladığı bir dizi belge iddia edilen Fiesta Mexicana planının bir başka istikrarsızlaştırma oyununa da dahil edildiğini gösteriyor. Mayıs 2014’te Caracas, Başkan Maduro’ya karşı bir suikast planının detaylarını yayımladı. Bu belgeler ABD’deki Miami merkezli Maria Corina Machado’nun bu planın arkasında olduğunu gösteriyor. Aşırılıkçı söylemiyle ve katı tutumuyla muhalefetin uluslararası aracısı olarak rol alan Machado 2005 yılında ABD Başkanı George W. Bush’u ziyaret etmişti.

Machado ve George W. Bush, 2005.

Machodo eski bir Venezüellalı diplomat olan Diego Arria’ya 2014’te “Bence artık güçlerimizi toplamanın, gerekli çağırıları yapmanın ve Maduro’yu yok etmek için para toplamanın zamanı geldi. Bundan sonra gerisi zaten çöker” diye yazan bir e-posta gönderiyor.  Gönderdiği başka bir e-postada da şiddet kullanılacak planın Kolombiya’daki ABD elçisi Kevin Whitaker’in onayını aldığını söylüyordu. “Ben kararımı verdim. Bu kavga bu rejim yıkılıp onu dünyadaki dostlarımıza sununcaya kadar devam edecek. Ben şimdi gidip San Cristabol’da OAS (Organization of American States – Amerikan Devletleri Örgütü. çn) önünde kendimi teşhir etsem bile hiçbir şeyden korkmuyorum. Kevin Whitaker desteğini tekrar teyit etti ve atılacak yeni adımları gösterdi.  Elimizde uluslararası güvenlik çemberini kırmak için rejiminkinden daha büyük bir çek defteri var.”

Guaido barikatlara yöneliyor

O şubat ayında sürgündeki oligarşinin şok askerleri rolünü oynayan öğrenciler ülkenin her yerinde barikatlar kurarak muhalefetin kontrolünün olduğu yerleri guarimba denilen şiddet kalelerine döndürdüler. Uluslararası medya bu ayaklanmayı Maduro’nun demir yumruğuna karşı doğal ve kendiliğinden bir protesto olarak gösterdiyse de elde bunların arkasında Halk İradesi’nin olduğuna dair yeteri kadar kanıt var. O dönemde guarimba olaylarına katılan birisi, “Üniversitelerdeki gösterilere katılan öğrenciler kendi gömleklerini değil Halk İradesi ya da Önce Adalet gömlekleri giyiyorlardı” diyor. “Belki öğrenci gurubu olabilirler ama öğrenci konseyleri siyasi muhalefetle ilişkililer ve onlara karşı sorumlular.” Elebaşlarının kim olduğunu sorduğumuzda, guarimba eylemcisi, “Bakın, eğer dürüst yanıtlayacaksam, onların hepsi şimdi meclisteler” dedi. 2014 guarimba olaylarında 43 kişi ölmüştü. Üç yıl sonra tekrar ayaklandılar. Kamu mallarına zarar verdi ve çoğu Chavez destekçisi 126 kişinin ölümüne neden oldular. Bazı olaylarda hükümet yanlıları silahlı çetelerce canlı canlı yakıldı. Guaido 2014 guarimba olaylarına direkt olarak katıldı. Hatta, kendisinin kask ve gaz maskeli ve etrafı maskeli ve silahlı elemanlarla dolu olarak kapattıkları bir şehirlerarası yolu açmaya çalışan polislerle şiddetli çatışmalar halindeyken resimlerini tweetledi. 2007 Nesli’ne katılımıyla ilgili olarak da şöyle diyor: “Hatırlıyorum, 2007’de biz ‘Öğrenciler!’ diyorduk. Ama artık ‘Direniş! Direniş!’ diye bağırıyoruz.”

Guaido daha sonra bu tweetini silerek bir demokrasi şampiyonu görünümüne halel geleceği kaygısını göstermiştir.

12 Şubat 2014’te guarimba olaylarının zirvesinde Halk İradesi ve Önce Adalet’in düzenledikleri bir gösteride Guaido Lopez’le birlikte sahneye çıktı. Hükümete karşı uzun ve alaycı bir nutuk verdiler. Bu nutukta Lopez herkesi Adalet Bakanı Luisa Ortega Diaz’ın dairesine gitmeye teşvik etti. Bundan hemen sonra Diaz’ın çalışma dairesi orayı yakmaya çalışan silahlı çetelerce baskına uğradı.  Bakan Diaz bunu “planlı ve önceden hazırlanmış şiddet” olarak niteledi.

12 Şubat 2014 gösterisinde Guaido Lopez’le beraber.

2016’da televizyonlara çıkan Guaido bir guarimba taktiği olan ve guaya diye bilinen bir taktikten ölümleri küçümsüyordu. Guaya, motosikletlileri öldürmek için yollara gerilen çelik tellerden yapılmış bir tuzak taktiğidir. Guaido’ya göre bu suçlama tamamen bir “uydurmaydı.” Halbuki onların bu öldürücü taktikleri başka pek çok ölümün yanı sıra Santiego Pedroza adında birisini öldürmüş ve Elvis Duran adlı birinin de kafasını uçurmuştu.

Bu insan yaşamına karşı acımasız davranış onun Halk İradesi partisinin ne olduğunu halkın, hatta Maduro karşıtlarının bile anlamasına yol açmıştı.

Halk İradesi’nin üzerine gidilmesi

Ülkenin her tarafında şiddet ve siyasi ayrışma yoğunlaştıkça hükümet bunu ateşleyen Halk İradesi liderlerine karşı önlemler almaya başladı.

Ulusal Meclis Başkan Yardımcısı ve Halk İradesi’nin ikinci ismi Freddy Guevara, 2017’de sokaktaki ayaklanmaların temel katılımcısıydı. Bu şiddet olaylarındaki rolünden dolayı mahkemeye çıkarılmayla karşı karşıya kalan Guevara, Şili Elçiliğine sığındı ve hâlâ da orada kalmaktadır.

Zulia bölgesinden bir Halk İradesi parlamenteri Lester Toledo, Venezüella hükümetince teröre malî yardım ve suikast  plânlamak suçundan Eylül 2016’da aranmaktaydı. Bu plânların Kolombiya Başkanı Alavaro Uribe ile ortaklaşa yapıldığı söylentileri vardı. Toledo, Venezüella’dan kaçarak İnsan Hakları İzleme Örgütü için, ABD hükümetince desteklenen Freedom House için ve İspanyol Meclis’inde ve Avrupa Parlamentosu’nda nutuklar vermeye başladı. Otpor’un eğittiği ve Halk İradesi’nin liderlerinden ve 2007 Nesli elemanı olan Carlos Graffe, Temmuz 2017’de tutuklandı. Polis raporuna göre yanında bir torba çivi, C4 patlayıcıları ve bomba tetikleyicisi bulundu. Aralık 2017’de serbest bırakıldı. Leopoldo Lopez, uzun zamandır Halk İradesi lideri ve bugün 2014’deki guarimba olaylarında 13 kişinin ölümü suçlamasıyla ev hapsinde tutuluyor. Uluslararası Af Örgütü, Lopez’i bir “fikir suçlusu” olarak değerlendirmekte ve hapishaneden ev gözetimine gönderilmesini bile “yetersiz” olarak görmektedir. Bu arada guarimba şiddetinin mağdurlarının aileleri Lopez aleyhine daha fazla suçtan  yargılanması için dilekçe verdiler. Yon Goicoecha, Koch kardeşlerin model çocuğu ve ABD destekli Önce Adalet örgütünün kurucusu, güvenlik güçlerince 2016’da aracında bir kilo patlayıcıyla yakalandı.New York Times gazetesine yazdığı bir makalede Goicoechea kendisine karşı iddiaları reddedip “uydurma” olarak niteledi ve kendisinin “Komünizmden arınmış demokratik bir toplum hayali olduğu için” hapiste olduğunu iddia etti.  Kasım 2017’de ise serbest bırakıldı.

Otpor’un yetiştirdiği Orijinal 2007 Nesli’nin üyesi olan David Smolansky 2013’de El Hatillo’nun zengin mahallesinden seçilerek Venezüella’nın en genç belediye başkanı oldu.  Ancak guarimba olaylarındaki şiddete karışması yüzünden Anayasa Mahkemesi tarafından 15 aya mahkûm edilince makamını da kaybetti. Gözaltına alınacağını anlayınca Smolansky sakalını kazıtıp güneş gözlükleriyle bir rahip kılığında, elinde bir İncil ve boynunda bir tespihle Brezilya’ya kaçıverdi. Artık Washington’da yaşıyor ve OAS Sekreteri Luis Almagro tarafından Venezüellalı mülteci ve sığınmacı krizine bakması için seçildi. Geçen Temmuz’un 26’sında Smolansky kendisinin “samimi bir toplantı” olarak tanımladığı Elliot Abrams’la bir buluşma gerçekleştirdi. Elliot Abrams, İran-Kontra olarak bilinen ve 1980’lerde ABD’nin gizliden Nikaragua, El Salvador ve Guatemala’da ölüm mangalarını silahlandırmasıyla tanınan ve bu suçtan mahkûm olmuş ve Trump tarafından  Venezüella’ya ABD’nin özel elçiliğine atanmış kişi. Onun Venezüella darbesinde başrol alması başka bir kan damlayan dolaylı savaşın başlamakta olduğunun işareti sayılabilir.

Dört gün önce Machado gene Maduro’ya karşı başka bir şiddet tehdidinde bulunup “hayatını kurtarmak istiyorsa” artık zamanının geldiğini anlaması gerektiğini ilan etti.

Oyunlarında bir piyon

Kendi kurduğu şiddete dayalı istikrarsızlaştırma kampanyasının çökmesiyle Halk İradesi halkın çoğunluğunu kendinden uzaklaştırdı ve hapiste ya da dışarıdaki liderlerine çok zarar verdi. Guaido genel olarak küçük bir figürdü ve meclisteki 9 yıllık kariyerinin çoğunu alternatif milletvekili olarak geçirdi. 2015’te Venezüella’nın nüfusu en az bölgesinde ikinci seçilerek parlamentoya girdi. Meclis’e girmek için, kullanılan oyların ancak yüzde 26’sını almıştı. Gerçekten de Guaido’nun kıçı suratından daha fazla tanınıyor olabilir. Guaido Ulusal Meclis’in başkanı olarak tanınabilir ama bu makama hiçbir seçimle gelmemiştir. Ulusal Meclis’in Demokratik Birleşim Masası’nda bulunan dört parti döner bir başkanlık sistemi oluşturmaya karar vermişlerdi. Halk İradesi’nin sırası gelmekteydi ama kurucusu Lopez ev hapsinde bulunuyordu. Sıradaki ikinci kişi Guevara, Şili elçiliğine sığınmıştı. Juan Andres Mejia adlı birisi daha sonraki sıradaydı ama ancak şimdi anladığımız nedenlerle Juan Guaido seçildi bu makama.

Venezüellalı düşünür Sequera, “Guaido’nun yükselişinin arkasında bir sınıf mantığı vardır” diyor. “Meija yüksek sınıftan ve Venezüella’nın en pahalı üniversitesinden mezun olduğu için kamuya Guaido kadar kolay pazarlanamaz.  Birincisi, Guaido’nun yüzünde çoğu Venezüellalınınki gibi mestizo hatları vardır.  Bu yüzden sanki daha bir halk adamı görünüşü vardır. Aynı zamanda medyada çok teşhir edilmemiştir. Bu yüzden istenilen her şekle sokulabilir.” 2018 Aralık ayında Guaido sınırdan gizlice süzülüp başkalarının hesaplarını ödediği bir geziyle Washington, Kolombiya ve Brezilya’yı dolaşıyor, Başkan Maduro’nun başa geçme seremonilerinde kitle gösterilerinin plânı için koordinasyonlarda bulunuyordu. Maduro’nun yemin töreninden bir gece önce hem ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence hem de Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland Guaido’yu arayarak ona destek verdiklerini söyledi. Bir hafta sonra Senatör Marco Rubio, Senatör Rick Scott ve Milletvekili Maria Diaz-Balart (ki hepsi sağcı Kübalıların merkezi olan Florida’nın vekilleridir) Başkan Trump ve Başkan Vekili Pence ile Beyaz Saray’da buluştular. Onların talepleri doğrultusunda Trump eğer Guaido kendini başkan ilan ederse onu desteklemeye karar verdi.

Wall Street Journal gazetesine göre Devlet Bakanı Mike Pompeo da kişisel olarak Guaido ile 10 Ocak’ta ile buluştu. Ancak Pompeo Guaido’nun ismini telaffuz bile edemeyerek 25 Ocak’taki bir basın konferansında ona “Juan Guido” dedi.

11 Ocak’ta Guaido’nun Wikipedia sayfası 37 kere düzeltiliyor ve bu da daha önce kimsenin tanımadığı bir kişinin birdenbire Washington’un rejim değişim hırsındaki biri olarak nasıl bir imaj olarak lanse edilmek istendiğini gösteriyor. Sonunda, Wikipedia’daki sayfası Wikipedia’nın elit “kütüphaneciler” konseyine gönderiliyor ve onlar da hemen onu Venezüella’nın “tartışmalı” başkanı ilan ediyorlardı. Guaido belki tanınmamış birisi olabilir ama onun radikalliğinin ve oportünizminin bileşkesi Washington’un ihtiyaçlarını tatmin etmeye yetti. Trump yönetimindeki birisi Guaido için, “Gerekli olan bir iç parça eksikti. İşte stratejimizin tutarlı ve tam olması için aradığımız bu parça Guaido’ydu” diyor.

ABD’nin eski Venezüella elçisi Brownfield hemen New York Times gazetesinde parlayarak “İşte ilk kez askeri birliklere ve güvenlik güçlerine açık sinyal vererek onları meleklerin ve iyilerin yanında tutmaya kararlı olduğunu gösterecek bir muhalefet lideri var artık” diyor.

Ama Guaido’nun Halk İradesi partisi guarimba eylemlerinin şok mangalarını oluşturmuş, polis ve halkın ölümlerine neden olmuştu. Hatta sokak ayaklanmalarına kişisel olarak katıldığıyla övünmüştü. Ama şimdi, askeriyenin ve polisin kalbini ve aklını kazanabilmek için o kanlı geçmişini silmek zorundaydı.

21 Ocak’ta, esasen darbenin başlamasından bir gün önce, Guaido’nun eşi askeriyenin Maduro’ya karşı ayaklanması için bir video konuşması yayımlamıştı. Ne yazık ki, bu video cansız ve isteksiz kalmış, kocasının siyasi geleceğinin ne kadar da sınırlı olduğunun altını bir kez daha çizmişti. Guaido’nun karısı bir basın toplantısında krize bir çözüm bulduğunu açıkladı: “Bir insani müdahaleye izin çıkarın!”

Guaido ise, dolaysız yardımı beklerken her zaman olduğu kendisiydi gene. Karanlık yabancı güçlerin evcil bir kucak hayvanı.  Sequera’nın dediği gibi, “Bunca yanlış maceralarından sonra düşüp yansa bile artık önemsiz. Amerikalılar için harcanabilir birisidir.”

Max Blumenthal: Ödül kazanmış bir gazeteci ve kitap yazarı. Bunlar içinde çok-satan listesindeRepublican GomorrahGoliathThe Fifty One Day War ve The Management of Savagery var. Pek çok yayınlara makaleler yazmış, pek çok video haber ve belgesel hazırlamıştır. Bunlar içinde Killing Gaza. (Gazze’yi Öldürmek) de var. 2015’te Blumenthal Amerika’nın sürekli savaş durumunu ve bunun tehlikeli iç işlere yansımasını gazeteci olarak aydınlatmak için Grayzone’u kurdu.

Dan Cohen: Gazeteci ve film yapımcısı.  Özellikle İsrail-Filistin üzerine genişçe paylaşılan video ve yazılı raporlar yayınladı.  RT gazetecisi.

Kaynak: Sendika.Org

[grayzoneproject.com’daki İngilizce orijinalinden Mehmet Bayram tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑