Alevilik

Published on Şubat 26th, 2020 | by Avrupa Forum 3

0

Alevi çocukları leylekler mi getirir? – Gülfer Akkaya

“Aleviliği dedelerin değil, ilk olarak kadınların bugünlere getirdi doğru tespitini erkekler alıp ters köşe yapıp kadınları annelik kimliğine sıkıştırarak bizi bizim söylemimizle vurmayı amaçladılar. “

Aleviler, Alevilik inancının bugünlere nasıl geldiği üzerine konuşurken bunun dedeler tarafından yapıldığını iddia ediyorlardı.


Biz feministler Alevilik üzerine kadın araştırmaları yaparak bu bilginin yanlış ve yanlı olduğunu ortaya çıkardık.

Alevi toplumu Aleviliği ilk olarak kadınlardan öğreniyordu. Çocuklar Aleviliği anneleri ve kadın akrabalarının anlatımlarından, pratiklerinden öğreniyor, böyle Alevi oluyorlardı.

Kadınların çocuklara Aleviliği aktarmaları iki nedenle oluyordu. Bunlardan biri Aleviliğin batini yanı, yani şekilsel değil içsel bir yolculukla algılanıp öğrenilebiliyor olması ki bu konuda kadınlarla çocuklar arasındaki ilişki özellikle önemli, diğeri de kadıncıl bir inanç olmasından kaynaklı olarak Alevilik ile kadınlar arasındaki karşılıklı varoluşsal zemini kendisi.

Alevilik inancı son yıllarda özellikle bu iki yanını yitirince, kendisinden uzaklaşıp şekilci bir inanç haline dönüşmeye başladı.

Alevilerin özellikle kente göç diye adlandırdıkları bu değişimin asıl nedeni kentte göç etmek de dâhil kentlerde açılan cemevleri ve bu yeni şekillenişle Aleviliğin kurumsallaşması ve bu kurumsallaşma ile kadıncıl Aleviliğin her zamankinden hızlı erkekleştirilmesi oldu.

Köylerde ziyaretlerden cemlere, köyün tamamına ve başka köylere kadar geniş sınırları olan Alevilik ritüelleri Alevi kadınların sınırlarını da genişletirken, aynı kadınlar kentlerde erkeklerin yönettiği cemevlerinin mutfaklarına sıkıştırıldı.

Alevilik de cemevlerinin yönetim odalarına, erkekliğin ele geçirdiği, analardan soyutladığı cemlere indirgendi.

Şimdi bile hangi cemevine bakarsanız bakın farklı bir görüntü ile karşılaşmayacaksınız. Cemevlerinin duvarlara asılı görsellerinden, yazılarından, cemevleri yönetimlerine dek erkekleştirilmiş, bizlerin bildiği Alevilikten uzak bir Alevilik göreceksiniz.

Bu erkekleştirilmiş Aleviliğin sahipleri yıllarca buralarda Alevilere Aleviliği bugünlere tek başına dedelerin (yani erkeklerin) getirdiğini söyleyip kendilerini payelendirdiler. Bununla övünenlerin bizzat kendileri Ana’ları Alevilik inancından ve bu kurumlardan uzaklaştırdılar.

Alevi kadınların görevi çocuklara Aleviliği aktarmak mı?

Onlar Ana’ları kovmakla meşgulken kadınlar evlerde, ziyaretlerde, köylerde, Aleviliğin çıktığı topraklarda çocuklara gerçek Aleviliği, kadıncıl Aleviliği aktarıyorlardı.

O aktarımlar sayesinde çok az sayıda olan biz feminist kadın araştırmacılar Aleviliğin erkekleştirilmesi oyununu ortaya çıkararak Alevi kadınlarla beraber kadıncıl Aleviliği yeniden gündeme getirmeyi başardık.

Erkekler bu kez kadınları bu kazanımları üzerinden etkisiz hale getirmek için annelik kimliğini kullanmayı hedeflediler. Kimi kadın arkadaşlarımız da ne yazık ki bu oyuna alet oldu/oluyor. Çünkü annelik “kutsaldı!” Annelik denince akan sular dururdu. Bu erkek ideolojisine sırtını dayayan erkekler de bu kez kadınları anneleştirdiler.

Aleviliği bugünlere kadınlar getirmişti. Nasıl mı? Annelikle. Zaten her kadın aynı zamanda annedir.

Böylece bizim, Aleviliği dedelerin değil, ilk olarak kadınların bugünlere getirdi doğru tespitini erkekler alıp ters köşe yapıp kadınları annelik kimliğine sıkıştırarak bizi bizim söylemimizle vurmayı amaçladılar.

Burada kastettiğim kadınların anne olmak istemesi ve çocuk yapması değil, bu herkesin kendi tercihidir. Söz konusu ettiğim kadının “annelik” cinsiyet rolüne sıkıştırılmasıdır. Başlı başına bir konu olan “annelik” tartışmasını başka bir yazıya bırakalım.

Oysa Alevilik inancının bugünlere kadar gelmesinin kadınların aktarımı ile oluşunu biz devlete, diğer erkek tek tanrılı din/inançlara ve Alevi erkekler dâhil tüm erkeklere karşı Alevi kadınların mücadelesini göstermek için söylüyorduk.

Ayrıca Aleviliğin aktarımının esasen kadınlarca yapıldığını söyleyerek bugüne dek Alevi erkeklerin kadınların mücadelesini inkâr etmesini, yok saymasını ortaya çıkartarak buna karşı da mücadele etmiş oluyorduk.

Ve elbette Aleviliğin kadınlar tarafından aktarılmasının görünmeyen emek haline dönüştürülmesini de teşhir ederek emeğimize sahip çıkıyorduk. Tüm bunlardan dolayı Alevi kurumlarında kadınların haklarını, varlığını, Anaların varlığını güçlendirecek bir mücadelede ısrar ettik/ediyoruz. Annelik güzellemesi yapmıyorduk. Bilakis kadınların Aleviliğin erkekleştirilmesine karşı mücadelesini dillendiriyorduk.

Ancak ne yazık ki erkekler siyasi çalımla bu mücadeleyi annelik zeminine çekince kadınların bir kısmı da bu rüzgâra katıldı.

Aleviliği kadınlar bugüne getirdi cümlelerinin ardından, annelerin çocuklarına Aleviliği anlatması, öğretmesi gerektiği ve bununla övünmek gibi kadın mücadelesine ters, kadınları annelik zemininde kuran, sözde “değerli” yapan tutumlar oluşmaya başladı.

Aleviliği kadınların bugünlere getirdiği tespiti kadınlar açısından erkekleştirmeye karşı radikal bir söz ve mücadele alanı iken, böylece erkeklerin amaçlarına hizmet eden cinsiyetçi bir argümana dönüştürülmeye çalışıldı.

Peki şimdi ne yapmalıyız? Bu tespitten vaz mı geçeceğiz?

Elbette hayır. Bu doğru bir tespit. Ama bu doğru tespitle yapmamız gerenler kanımca şöyle olmalı: Erkeklerin erkeklikleri ile yüzleşmesini sağlayacak, kadıncıl Alevilik izinde ilerlemeleri için gerekli baskıyı ve politik hamleleri üretebilecek bir yolu takip etmeliyiz.

Nasıl erkekler biz kadınlara karşı iktidarlarını korumak için karşı hamle yapıyorlarsa, onların oyunlarına gelmeden bizler de kendi politik hamlelerimizi yapmalıyız. Bunu yaparken Yol’umuzu çizeceğimiz hat kadıncıl Alevilik hattıdır.

O hat erkekliği reddettiği için, Alevilere erkekliği sorgulama koşulunu getiriyor.

Alevi çocuklara Aleviliği aktarmak sadece kadınların mı görevi?

Çocuklar sadece kadınların çocukları değilse, Alevi çocukları Alevi leylekler getirmediyse, bu çocukların anneleri olduğu gibi babaları da olmalı.

“Bizde kadın erkek eşit” diye böbürlenen Alevi erkeklerin sadece erkek olmadıklarını, çocuk sahibi erkeklere baba dendiğini, babaların çocuklara karşı yükümlülükleri olduğunu anımsayıp bu yükümlülükleri yerine getirmeleri gerekmiyor mu?

Alevi erkeklerin kadıncıl Aleviliği önce kendileri öğrenip sonra çocuklara aktardıktan ve eşitliği gerçekten içselleştirdikten sonra “Bizde kadın erkek eşit” demelerinin vakti gelmedi mi?

Alevilik inancına göre kadınlar anne değil, Hakk’tır. Alevilik inancına göre Hakk olan kadınlar anneliğe sıkıştırılamaz, annelik üzerinden tanımlanamaz.

Kimse kadınlardan Hakk olmaktan vazgeçip, anneliği kabul etmesini beklemesin.

Kandildeki nur, Fatma Ana’dır, bunu bil!

Kadıncıl aşk ile.

26.02.2020

Tags: , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑