Yazarlar

Published on Şubat 24th, 2020 | by Avrupa Forum 2

0

Ankara ve Hamburg’tan selamlar – A.Mahir

İki heyecanı birlikte yaşadığımız bir Pazar Gününde, bir Hamburg’tan bir Ankara’dan tüm dostlara selam var. Bildiğiniz üzere Linke’den Ramelov’un önünü kesmek için, AfD ve CDU’nun FDP’ye kıyak çekerek, Alman Demokrasi tarihine geçecek bir oyun kurduklarını gördük. Tutmadı. Etik olarak altından kalkamayacakları bir günaha imza atmak, geri tepti.

Ardından Hanau’da bir sivil Faşistin, Cafelere girerek 10 kişiyi öldürdüğü eylem, Almanyanın gündemine bomba gibi düştü. Tırmanışa geçmiş Nazi Hareketinin, Alman Toplumu biraz daha ayırdına vardı. Hamburg Eyaletindeki seçimden, sözü edilen 3 Parti de kayıpla çıktı. yüzde 20’lere dayanmış AfD yüzde 5 gibi bir sonuçla yetindi. Aynı sonuç FDP için de sözkonusu. CDU ve SPD de büyük kayıpla çıktı yarıştan. Görece bir ilerleme gösteren Die Linke, Hamburg Eyaletindeyüzde 9’la


12 Vekili Parlamentoya sokmayı başardı. En başarılı parti ise yüzde 25 ile Yeşiller oldu.

Die Linke’den her söz ettiğimizde, HDP’nin aynı şekilde Türkiyede nasıl barikatlarla karşılaştığını dile getiriyoruz. Tüm düzen Partileri, Die Linke’ye düşmanca ve kuşatma önlemleriyle davranıyor. Bu yüzden, kitlelerin sola akmasını bir şekilde önleyebiliyorlar. AfD’nin, memnuniyetsizliğin akacağı adres olması için sinsice destek veriyorlar. Ne kadar da benziyorsunuz birbirinize Almanya ve Türkiye!

Bu Pazarın ikinci önemli olayı ise, HDP’nin Ankarada, 40 binin üstünde bir katılımla gerçekleştirdiği genel kurul şenliğiydi. Dost düşman gördü ki, palyatif yoketme operasyonları, çileden çıkmış linç uygulamalarıyla halkların önünü kesemezsiniz! Eh bunu görmüş olmalısınız artık. Hangi parti bunca zulüm altında, yıllardır yokedilmeye çalışılırken, bu denli coşkulu bir kurul gerçekleştirebilir? Hattâ, hangi düzen partisi bunu başarabilir, Ankara’yı adetâ güvercin uçuşlarının arenasına çevirebilirdi!

HDP’ye eş genel başkan olan ve olacak olanların başına, sözde eleştiri yoluyla rencide etmeye yeltenenlerin belki görebileceği Ankara gerçekliği, bir bomba gibi düşmüş olmalı. O yapamaz. Bu zaten olmaz! Uslûp olarak, çok sığ ve sinsi düşmanlıklar içeren bazı eleştiriler için artık fırsat bırakmayan genel kurulun, bu şanlı buluşmasından sonra, eski başkanların ileriye taşıyabildiği HDP’de, yeni başkanların da aynı minval üzere partiyi daha büyük başarılara götüreceğinden kuşku duymamak gerekir. Partiye güç katmaya, can vermeye dönük yaratıcı, haklı eleştirilere gerek olmadığı gibi bir anlam buradan çıkartmaya kalkmak, samimiyetsizlik olur. Ne dediğimiz açıktır! HDP’nin haykırdığı parola, bunu doğruluyor çünkü.

HDP yığınsal bir parti. Milyonların desteğine mazhar. Ülkeyi dönüştürmenin aslî gücü. Yeni bir paradigmanın habercisi. Barış ve kardeşlik dünyasının en özlü, farklılıkların ortak paydasında, emek ve kültür dinamiklerini harmanlamaya yola çıkmış en yaratıcı tarifi. 30’a yakın ülkenin enternasyonalist örgütlerinin temsil edildiği bir kurul, HDP’nin salt Türkiye’de değil, Ortadoğu ve dünyanın da bilincine çıktığı üzere, Anadoluyu dönüştürebilecek eşsiz bir potansiyel ve vizyona sahip olduğunun haberini vermektedir. HDP bu ulu davanın eşgeleceği mücadelenin örülmesi ve faşist süreci dağıtabilecek toplumsal gücü açığa çıkarabilecek, temel sorunları aşabilmenin yolu olarak, kitlesel bir buluşma ile, muhalif tüm odakları demokrasi programına taşımaya adanacak, yeni bir mücadele sürecini önümüze koyuyor.

Bir hamaset rüzgârı estirmek istediğimiz sanılmasın. HDP bunca kıyım ve linç altında, binlerce insanının esir alındığı bir yerde, tüm devlet organlarının en kıyıcı uygulamalarına muhatap olduğu bir süreçte, inadından asla ödün vermemiştir. İşte güvenilecek, soluğuna soluk katılacak rezerv budur. Ülkedeki tüm dinamiklere moral veren kaynak, tam da burada fokurdamaktadır. Türkçü/ ırkçı, fanatik siyasal İslamcı retorik üzerinde, yüz yıldır arzî endam eden bir inkarcılığın artık sonuna yaklaşıyoruz. Hiç bir kaba kuvvet ve hiç bir haksız güç bu yürüyüşü durdurmaya yetmeyecektir. Bu soylu ve onurlu mücadelenin saflarında, eşit haklı halklar, sosyal bir düzen kuruculuğunda, gönüllü ortaklar olmanın erdemiyle davranmak esastır.

Genel Kurulda şahit olduğumuz, demokrasi mücadele tarihine katkı sunabileceğini işaret eden bütün yapılara, barış ve ortak demokratik yaşamın penceresinden bakmak, giderek faşizm koşullarını evrensel ölçütlerle aşıp, halkların ve emeğin iradesine dayalı bir yeni dönem, bu ortaklıklardan elbette üretilebilir. Bu dava hafife alınacak gibi değildir. Demokrasi kulvarında olanların, birbirlerini azaltmaya yelteneceği rakipler olarak görmesi, vahim sonuçlar yaratabilir. Demokrasi çünkü kazanılmayı, uğruna bedel ödenmeyi gerektiren faziletli bir kavgadır. Yıllardır ”Düştü, düşüyor!” noktasına çakılıp kalmış bir iktidarı, aptalca devletin bekâsı uğruna korumaya alan, ona payanda olan düzen partilerine uyarıcı bir yanıt olmuştur Ankara. Son yerel seçimlerde, AKP’nin yenilmezlik ünvanını yerle bir etmiş bir HDP gerçekliği karşısında, ya demokrasi için size uzatılan ele sarılacak, ya da şeytanlar cephesinde debelenip, gayya kuyularına düşmek gibi bir yazgıyla karşılaşacaksınız! Özgürlük davasını, ilâ nihayet baskı altında tutamazsınız. Bu coğrafyada yapılan tüm zalimliklerin, tüm katliam ve kıyımların suladığı bu topraklardan, barış ve özgürlüğün kızıl gülleri mutlaka fışkıracaktır. Bundan kaçış yok.

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑