Yazarlar

Published on Kasım 1st, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

Barış rüzgârları ekelim yeryüzüne – Erdem Günalp

Yeryüzünü işgal eden insanoğlu, hırslarıyla, kinleriyle ve ihtiraslarıyla bir dönem ülkesinin yönetilmesinde zirvede olabilirler.

Halklarını ezerek zirveye çıkanlar, çıktıkları zirveden düştüklerinde tutunacak dal dahi bulamazlar.


Tarih buna tanıktır, İtalya Mussolini’si, Almanya Hitler’i, İspanya Franko’su Dünya tarihi bu örneklerle doludur, okumakla bitiremezsiniz.

Saltanatları için halklarını kadavra olarak kullanmak isteyenlerin sonu, sonuçta kendi halklarının kararları ile tarihin kara sayfalarına gömülmüşlerdir.

İnsanlığı talan etmeye, doğayı talan etmeye gelecek kuşaklarımıza yaşanamayacak bir Dünya bırakmaya kimsenin hakkı olmadığını bir gerçek.

Tüm Dünya halklarının sevgilerini, acılarını ortak paydada buluşturacak, emek eksenli örgütlü mücadele sonuncunda kurulacak sınıfsız sömürüsüz bir dünya hepimizin ortak talebi.

Bizler biliyoruz ki sınıflı toplumlar ortaya çıktı çıkalı ezenlerle ezilenlerin, sömürenlerle sömürülenlerin eşitliği olmadı olmayacak.

Sosyalizm insanlığı hırstan, kinden nefretten uzaklaştırarak insanlığın yüreğine ve yeryüzüne sevgi rüzgârları ekerek yeşerir. Sosyalizm insanın insana, insanın kendisine, insanın emeğe olan saygısıdır. Çünkü sosyalizm incir zamanı incir yenmesidir; ama herkesin yemesidir.

Barış rüzgârları ekelim yeryüzüne Dünya’yı sarsın, yeryüzü insanlığın yüzü olsun.

Dostlarım, sizlere düzen siyasetinden güzel bir örnek aktarmak istiyorum.

Polonyalı ünlü piyano bestecisi Jan Paderevsky -Chopin’i en iyi yorumlayan bestecidir kendisi- önce diplomat olur, daha sonra da Polonya’ya başbakan seçilir. Bir gün Başbakan olarak Fransa’yı ziyaret eder. Paris’te müzik üniversitesinde okuyan bir öğrenci kendisine “siz ünlü piyanist Jan Paderevsky değil misiniz?” diye sorar ve o da “evet, benim” diye yanıtlar. Fakat şimdi Polonya’nın başbakanıyım deyince genç “ya öğle mi, ne büyük düşüş” diyerek İMALI bir cevap verir.

Paderevsky gencin bu sözünü hayatı boyunca kendine dert eder. Bir gün halka konuşurken şunları söyler:

“Piyanonun tuşlarına hükmetmek, Devlete hükmetmekten zormuş meğer. Başbakan iken ırmak geçmeyen bir yere köprü vaat edersiniz herkes inanır. Halkı kandırarak Devlete hükmedebilirsiniz. Ama 7 oktavlı bir piyanoda, fa sesini basıp do diye yutturamazsınız. Notalar sizi gerçeğe, yalnızca gerçeğe, matematiksel ölçüye, tartıya, armoniye, melodiye doğru sesi vermek için doğru tuşa basmaya mecbur eder. Müzik sizi yalandan sahtelikten kurtarır.

Yani burjuva siyasetinin işleyişi yalan üzerine, müziğin işleyişi ise doğru nota üzerine kuruludur. Yanlış nota ile doğru müzik çalamazsınız; Ama güzel yalan ve vaatlerle iyi bir burjuva siyasetçisi olabilirsiniz.

Devrimci siyaset ise vicdanlı insan olma, vicdanlı insan kalma sanatı olmalıdır. Yılmaz Güney yoldaşımızın güzel sözleri ile noktalayalım:

“Babam derdi ki;

SIRTINIZI başkasının elbisesine,

MİDENİZİ başkasının ekmeğine,

CEBİNİZİ başkasının parasına ALIŞTIRMAYIN!”

Erdem Günalp

01.11.2019

Tags: ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑