"Burada, Capitol'ün merdivenlerinde de oldu"

Kadın

Published on Temmuz 29th, 2020 | by Avrupa Forum 2

0

“Burada, Capitol’ün merdivenlerinde de oldu”

Alexandria Ocasio-Cortez, ABD’de rağbet gören kısaltmalyla AOC, Kongre’nin gelmiş geçmiş en genç üyesi ve sosyalist bir kadın, geçen hafta başında Meclis binası Capitol’ün merdivenlerinde Cumhuriyetçi Partiden Florida milletvekili Ted Yoho tarafından taciz edilmiş, onun ağır ve cinsiyetçi hakaretlerine maruz kalmıştı. Yoho, olay gazetecilerin huzurunda cereyan ettiği için basına yansıyınca geri basmış ve yarım ağızla özür dilemişti. Bunun üzerine AOC, perşembe günü, Kongre’de “bir kişisel ayrıcalık sorunu” üzerine konuşma hakkı talep etti. Oturum başkanı bu talebin geçerli nedenleri olduğunu belirterek kendisine bir saatlik söz hakkı tanıdı. AOC kürsüye çıkarak, dünya basınında “güçlü”, “ders niteliğinde” ve “tarihsel” başlıklarıyla verilen, sosyal medyada da viral olan duygulu ve etkili bir konuşma ile Yoho’nun özürünü reddetti, ipliğini pazara çıkardı, onun ve benzerlerinin cinsiyetçi erkek kültürünü mahkum etti. 24 Temmuz’da AF’de kısa haber olarak yer verdiğimiz bu konuşmanın tümünü sizler için Türkçeleştirdik.

Alexandria Ocasio-Cortez oturum başkanına teşekkür ederek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

Ayrıca meslektaşlarımın birçoğuna sadece bugünkü konuşma fırsatı için değil, koridorun her iki tarafından birçok üye hafta başında meydana gelen olaydan sonra destek olmak niyetiyle bana ulaştıkları için de teşekkür etmek isterim.

Yaklaşık iki gün önce, ben Capitol’ün basamaklarından yukarı çıkarken Temsilci Yoho, yanındaki Temsilci Roger Williams ile birlikte, aniden bir köşeden döndü ve bana sataştı, tam da şurada, ulusumuzun Capitol’ü önünde.

Ben kendi işimle meşgul olarak merdivenlerden çıkarken Temsilci Yoho parmağını yüzüme doğrultarak bana ‘iğrenç’, dedi, ‘çılgın’ dedi, ‘kaçık’ dedi ve ‘tehlikeli’ olduğumu söyledi. Sonra birkaç adım daha attı, ben onun ifadelerini kaba olarak niteledikten sonra uzaklaştı ve bana ‘kaba olan sensin, bir de bana kaba diyorsun’ dedi.

Birkaç adım ilerledim ve içeri girip oyumu verdim. Çünkü seçmenlerim beni her allahın günü buraya onlar adına savaşmam için gönderiyor. Başlarının üzerindeki çatıyı koruyabileceklerinden, ailelerini besleyebileceklerinden ve hayatlarını haysiyetle sürdürebileceklerinden emin olmak için .

Tekrar dışarıya çıktım. Capitol’ün önünde gazeteciler vardı ve Temsilci Yoho onların huzurunda bana, aynen aktarıyorum, “lanet olasıca kaltak”* diye seslendi. Temsilci Yoho’nun Kongre üyesi bir kadına karşı sarfettiği sözler işte bunlardı. Sadece New York’un 14. Kongre Bölgesini değil aynı zamanda her kongre üyesi kadını ve bu ülkedeki her kadını temsil eden bir kongre üyesi kadına. Çünkü hepimiz bunun bir biçimiyle, bir şekilde, bir kalıpta, hayatımızın bir noktasında uğraşmak zorunda kaldık.

Temsilci Yoho’nun ifadelerinin bana derinden incitici veya kırıcı gelmediğini açıkça belirtmek isterim, çünkü ben bir işçi sınıfı mesleğinde çalıştım. Restoranlarda masalara servis yaptım. Metroya bindim. New York sokaklarında yürüdüm. Bu türden söylemler yeni değil. Restoranlarda taciz edilirken Bay Yoho’nun söylediği sözlerle ve Bay Yoho’yla aynı sözleri kullanan erkeklerle karşılaştım. Bay Yoho’lnunki gibi bir dil kullanan erkekleri barlardan kovdum ve New York şehrinde metroya binerken bu tür tacizlerle karşılaştım.

Bu yeni bir şey değil ve sorun da bu zaten. Bay Yoho yalnız değildi. Temsilci Roger Williams ile omuz omuza yürüyordu ve sorunun tek bir olayla ilgili olmadığını görmeye başladığımız bir zamanda oldu bu. Sorun Kültüreldir. Bu bir cezasızlık kültürüdür, kadına yönelik şiddeti ve şiddet dilini kabul etme kültürüdür ve bunu destekleyen bütün bir iktidar yapısının kültürüdür.

Çünkü benimle saygısızca konuşmalarına muhatap olmakla kalmadım, özellikle Cumhuriyetçi Parti üyelerinin ve seçilmiş Cumhuriyetçi Parti yetkililerinin, sadece burada da değil, geçen yıl ABD Başkanı bana, Amerika’ya ait olmadığımı ima ederek, başka bir ülkeye geri gitmemi söyledi. Florida valisi De Santis beni, daha kongre üyesi olarak yemin bile etmeden önce, ‘ne idüğü belirsiz bir şey’ olarak niteledi. İnsanlıktan çıkarıcı dil yeni değildir ve gördüğümüz o ki, böylesi olaylar bir kalıba uygun olarak cereyan etmektedir. Kadınlara yönelik belli bir tutum ve başkalarını insanlıktan çıkarma kalıbıdır bu.

Dolayısıyla, yapılan küçük yorumlar beni derinden incitmiş veya kırmış olmadığı için, buna kafa yorarken, dürüstçe söyleyeyim, sadece işi bitirip eve gideceğimi düşündüm. Ne de olsa herhangi bir gün, öyle değil mi?

Ama sonra dün, Temsilci Yoho Temsilciler Meclisi zeminine gelip de davranışları için mazeret belirtmeye karar verdi ki bunu bırakamazdım. Yeğenlerimin, evlerine gittiğim küçük kızların, sözlü taciz mağdurlarının o mazereti görmelerine, daha da kötüsü, o mazeretin Kongremizce meşru bulunduğunu ve bir özür dileme olarak kabul edildiğini ve suskunluğun bir kabul etme biçimi sayıldığını görmelerine izin veremezdim. Bunun böyle kalmasına izin veremezdim. O yüzdendir ki bugün bu kişisel ayrıcalık hakkını kullanmak için ayağa kalkıyorum.

Temsilci Yoho’nun benden özür dilemesine ihtiyacım yok. Açıkçası o özür dilemek istemiyor. Açıkçası, fırsat verilse özür dilemeyecek ve ben de kadınlara seslenmekten ve onlara karşı küfürbaz bir dil kullanmaktan pişmanlık duymayan bir erkeğin özür dilemesini gece geç vakte kadar beklemek istemiyorum. Ancak kötü davranışlar için kadınların, karılarımızın ve kızlarımızın kalkan ve bahane olarak kullanılması ile benim sorunum var.

Bay Yoho, bir karısı ve iki kızı olduğundan söz etti. Bay Yoho’nun küçük kızından iki yaş daha küçüğüm. Ben de birinin kızıyım. Şükür ki babam hayatta değil, Bay Yoho’nun kızına nasıl davrandığını görmeyecek. Annem Bay Yoho’nun bana karşı saygısızlığını televizyonda görmek durumunda ama buna rağmen ben buradayım çünkü aileme onların kızı olduğumu ve beni erkeklerin istismarını kabul edeyim diye yetiştirmediklerini göstermek zorundayım.

Şimdi burada söylemek istediğim şu: Bay Yoho’nun verdiği bu zarar, bana vermeye çalıştığı bu zarar, sadece bana yönelik bir olay değildir, fakat bunu herhangi bir kadına yaptığınız zaman, Bay Yoho’nun yaptığı, aynı şeyin kendi kızlarına diğer erkekler tarafından yapılmasına izin vermek demektir. Bu dili basının önünde kullanmakla, o dilin kendi karısına, kızlarına, topluluğundaki kadınlara karşı kullanılmasına izin vermiş oldu ve ben bunun kabul edilemez olduğunu söylemek için ayağa kalktım.

Görüşlerinizin ne olduğuna aldırış etmiyorum. Sorun onların ne kadar karşısında olduğum, beni ne kadar kızdırdıklari ya da insanların başkalarını insanlıktan çıkarmasını ne kadar hissettiğim değil. Bunu kendim yapmayacağım. İnsanların kalbimizi değiştirmesine ve nefret yaratmasına izin vermeyeceğim.

İnandığım bir şey şu ki, bir kızı olmasının bir adamın edepli olmasını sağlamaz. Bir karınız olması sizin edepli bir adam olmanızı sağlamaz. İnsanlara değer vermek ve saygıyla davranmak edepli bir adam olmanızı sağlar. Edepli bir adam işleri berbat ettiğinde, hepimizin yükümlü olduğu gibi, elinden gelenin en iyisini yapar ve özür diler. Görünüşü kurtarmak için değil, oy kazanmak için değil, verdiği zararı kabul ve telafi etmek için, hepimiz hayatımıza devam edebilelim diye, hakikaten özür diler.

Son olarak, Bay Yoho’ya şükranlarımı ifade etmek isterim. Güçlü bir erkek olabilir ama gene de kadınlara sataşabilirsiniz, bunu dünyaya gösterdiği için ona teşekkür etmek istiyorum. Kızlarınız olabilir ama hiçbir pişmanlık duymadan kadınları taciz edebilirsiniz.. Evli olabilirsiniz ve kadınları taciz edebilirsiniz. Aile babası olarak fotoğraf çektirip tüm dünyaya görüntü verebilirsiniz ama pişmanlık duymadan ve cezasızlık hissi içinde kadınları taciz edebilirsiniz. Bu ülkede bu olaylar her gün oluyor. Burada ulusumuzun Capitol’ünün basamaklarında da oldu. Bu topraklarda en yüksek mevki sahibi bireyler kabul ettiğinde, kadınları incitmeyi ve bu dili hepimize karşı kullanmayı kabul ettiğinde olur.

Kimdir ?

Alexandria Ocasio-Cortez Porto Riko asıllı bir ailenin kızı. 1989’da New York’un en yoksul semtlerinden Bronx’ta doğmuş. Aile para biriktirerek onu iyi okullarda okutmaya çalışmış (ki aynı şeyi kardeşi için yapamamışlar). 2008’de babası vasiyet bırakmadan akciğer kanserinden ölünce eğitimini yarım bırakıp Bronx’a dönmüş, oturdukları evi kaybetmemek için annesiyle birlikte mahkemelerle boğuşmuş, restoranlarda ve barlarda çalışarak, okul servisi şoförlüğü ve evlerde temizlik işçiliği yapan annnesine destek olmuş ve bu kosullara rağmen 2011’de üniversiteyi de bitirmiş.

AOC öğrencilik yıllarından başlayarak siyasetle de ilgileniyor. Demokrat Partili kongre ve başkan adaylarının, özellikle de Bernie Sanders’in seçim kampanyalarında görev yapıyor. 2018 önseçimlerinde aday olarak, 10 dönem üst üste seçilmiş olan ve Demokrat Parti’nin bütün ağır toplarınca desteklenen Joe Crowley’in karşısına dikiliyor. Şirketlerden bağış kabul etmeden cüzi bir bütçeyle kampanya yürütüyor ve bütün solcu taban örgütlerinin desteğiyle oyların yüzde 57’sini alarak yarışı kazanıyor. Genel seçimde ise yüzde 78’lik oy oranıyla rakiplerine ezici bir fark atıp Temsilciler Meclisi üyesi oluyor.

AOC (tıpkı Filistin kökenli Temsilciler Meclisi Üyesi Rashida Harbi Tlaib gibi) Demokrat Parti’den seçilmis olmakla birlikte, aslında Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri örgütünün üyesidir. 1982’de kurulduğu zaman 5 bin üyesi olan bu yapı şimdi ABD’deki en büyük sosyalist örgüt konumunda. 2018’de yaş ortalaması 33 olan 50 bin üyeye sahipmiş. Üyeleri kendisini eko-sosyalist, demokratik sosyalist, sosyalist feminist, özgürlükçü sosyalist ve komünist sayanların yelpazesinden oluşuyor. Feministlerin yakından tanıdığı Barbara Ehrenreich 1982’de ilk eş başkan seçilmişti, bu görevi uzun süre üstlendikten sonra devretti ve halen onursal başkan sıfatını taşıyor.

AOC’un önseçim başarısı üzerine ‘sosyalizm’ kelimesi için Merriam-Webster sözlük sitesinde yapılan aramalar yüzde 1500 artmış, seçim zaferinin ertesi günü ise bin kişi Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri örgütüne üye olmuş.

* ABD’de Kongre kelimesi Temsilciler Meclisi ile Senato’nun bileşimini ifade ediyor ve hem temsilcilere (milletvekillerine) hem de senatörlere “kongre üyesi” de deniyor.

** Ted Yoho’nun gazeteciler de varken kullandığı ifade “fucking bitch”. “Fucking” kelimesinin İngilizce’de çok geniş bir kullanım alanı var, Türkçe’ye de bağlamına göre birçok farklı biçimde çevrilebilir. Bununla birlikte birincil anlamı bakımından sinkaflı bir söz ve Yoho’nun bunu kasten kullandığı anlaşılıyor. AOC da Kongre’deki konuşmasında bu sözleri kısık sesle de olsa sansür etmeden tekrarlamış.

Çeviren: Özge Yıldız; gözden geçiren ve haberi hazırlayan: Mehmet Ali Ayan

Tags: , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑