Sınıf Hareketi

Published on Mart 13th, 2019 | by Avrupa Forum 7

0

Büyük madenci direnişi

Tarihte bugün

Türkiye işçi sınıfının tarihinin en önemli sayfalarından biri de 1965 Kozlu Kömür Ocakları direnişidir.
Maden işçilerinin iki yiğit evladını şehit verdiği bu büyük direniş, neredeyse yüz yıldır Zonguldak madenlerini bir köleci sistemle işleten mantığa en ciddi darbe olmuştur.
Direniş, 10 Mart 1965’te Ereğli Kömür İşletmesi’ne bağlı Gelik, Çaydamarı, Kilimli ocaklarında 6 bin işçinin “liyakat zamları”nın dağıtımındaki eşitsizliği prortesto için işbaşı yapmayı reddetmesiyle başlar. Yetkililerin kandırmacalarına kulak asmayan işçiler bütün ocaklara el koyarak trenlerle gelen diğer işçileri de ocaklara sokmazlar. Bu arada duruma müdahale eden iki mühendis de işçiler tarafından dövülür. Olayları bastırmak için yanında 100 jandarma ile bölgeye gelen Zonguldak Valisi ise işçilerin ocakların çevresine kurduğu barikatlar nedeniyle eylem yerine ulaşamaz. İşçilere bir konuşma yaparak işbaşı yapmalarını isteyen Vali, protesto gösterilerine sinirlenerek sertleştiğinde ise kazma ve küreklerle üstüne yürüyen işçilerden kendisini zor kurtarır.
12 Mart günü ise devlet artık işi daha ciddiye almaktadır ve elebaşlarını yakalayıp cezalandırarak ayaklanmayı kırmak niyetindedir! Kozlu’ya getirilen askeri birlikler bu amaçla işçilerin üzerine sürülür. İşçilerin dağılmayı reddetmeleri üzerine ise jandarma ateş açar ve Satılmış Tepe ve Mehmet Çavdar isimli direnişçi işçiler olay yerinde şehit düşerler. Yaralı sayısı ise otuzun üzerindedir. Bu arada on beş jandarma da yaralanmıştır. Tabii yetkililerin açıklamalarına göre jandarma aslında havaya ateş açmıştır!
Arkadaşlarının ölümü üzerine bu kez işçilerin hedefi Kozlu’dur. Kozlu Dispanseri’nin önüne gelen binlerce işçi burada bir mühendisi rehin alırlar. Buna karşılık şanlı Türk devletinin bulduğu çözüm ise savaş uçaklarına Kozlu üzerinde alçak uçuş yaptırmak ve böylece işçilerin “gözünü korkutmak”tır… Mehmet Çavdar’ın cesedinin teslim edilmesini isteyen devlet yetkililerine işçilerin verdiği yanıt “arkadaşımızın ölüsünü kimseye vermeyiz” olur.
Akşama doğru işçilerin Zonguldak’ı basacakları söylentisi yayıldığında, artık bütün devlet erkanında panik yaratmıştır. Çevre illerden takviye birlikleri istenir ve şehirdeki bütün resmi daireler kapatılır. İşçiler gerçekten de şehrin bütün giriş-çıkışlarını kesmişlerdir. Madenciler sık sık şehri koruyan jandarma barikatlarının önüne geliyorlar ve bu tacizler sonucunda barikatlar adım adım geri çekiliyordu.
13 Mart sabahında ise hükümet olayların sürdüğünü kabul ederek konuyla ilgili haberlerin radyodan yayınlanmasını yasaklar. Aynı gün İçişleri Bakanı, Çalışma Bakanı ve Enerji Bakanı Zonguldak’a gelirler ve işçilerle görüşürler. Bakanlarla görüşerek pazarlık yapan işçiler akşamüstü ocaklara inmeyi kabul ederler.
Bu arada 71 işçi gözaltına alınmış, bunlardan 14’ü tutuklanmıştır. Olayların yeniden patlayabileceği korkusu hükümette öylesine yoğundur ki, Karabük, Adapazarı ve Ereğli’den getirilen askeri birliklerin yanı sıra bir tuğgeneral komutasındaki jandarma birlikleri de şehirde ve ocaklarda konuşlandırılmış, ayrıca 2. tümene bağlı 13. ve 20. alaylarla bir topçu taburu da Zonguldak’a sevkedilmiştir.
Bundan sonrası ise Türk-İş’in anti-komünist yöneticilerinin işçi düşmanlığını göstermesi açısından ilginçtir. Örneğin Türk-İş başkanı Seyfi Demirsoy’a göre havzada aylardır kömünist bildirileri dağıtılmakta, hatta bazı işçiler sarhoş edilerek olaylara sürülmektedir! Türk-İş cephesinden bütün olaylar hakkında söylenen en olumlu laflar bile “güvenlik kuvvetlerinin biraz ölçüyü aştığı”ndan ibarettir.
TİP Başkanı Mehmet Ali Aybar’ın söyledikleri de bu çizgiyi aşmaz. “Her türlü yasadışı olayın karşısında olduklarını” ısrarla vurgulayan Aybar, “devletin ölçüyü aşan bir mukabelede bulunduğu”nu söylemektedir.
Kozlu işçisinin öfkesi ise aslında hiçbir zaman dinmez. Tarihi boyunca hep aldatılan Zonguldak madencisi, sonraki yıllarda da sık sık ayağa kalkacak, özellikle 1968’de yeniden Zonguldak’a inen 25 bin işçi, geceyarısına kadar şehri adeta işgal edecek, bu arada kendilerini durmadan satıp duran sarı sendikanın camlarını aşağı indirmekten geri kalmayacaktır.



About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑