Kadın

Published on Mart 18th, 2020 | by Avrupa Forum 3

0

Coronalı günlerde kadın dayanışması şart – Rabia Baldemir

Tüm dünyada yükselen faşizm, savaş, göç, mültecilik, ırkçılık, cinsiyetçilik var.

Diğer taraftan Rojava‘dan, Arjantin‘e, Sudan‘dan İran’a, Şili’den Brezilya’ya, Türkiye’den Hindistan’a yayılan kadın direnişi var.


Şu anda COVID19 çıktı ve bütün dünyaya yayıldı. Virüs ilk Çin’in Wuhan kentinde görülmeye başlandığında diğer dünya ülkeleri çok oralı olmadılar. İnternette Türkiye ve birçok ülkede sağlıkta en gelişmiş alanı araştırdığınızda estetik ve saç ekimi çıkıyor. Aslında bu da sağlıkta yatırımın nereye yapıldığını gösteriyor açıkça. Kapitalist sistem kâra bakıyor insan sağlığına değil.

Gelişmiş ülkeler tıptaki ileri düzeylerine rağmen virüsü bir nefes kadar yakın hissedince, insanların hergün aşmak için öldüğü, öldürüldüğü ama bulaşıcı olmadığı için kimsenin ruhunun duymadığı sınır kapılarını tekrar tekrar kapattılar. Sonra tıbbın “çok geliştiği” bu ülkelerin vatandaşlarına açıklaması “gidin evinize, ellerinizi yıkayın, oturun” oldu.

Bulaşıcı hastalıktan korunmak için bir dizi önlemler ilan edildi. Bunların başında mecbur kalmadıkça evden çıkmamak, kalabalıklardan uzak durmak geliyor.

Bulaşıcı olan Corona’dan korunmanın yolu evde kalmak, kimse ile temas etmemek. 

Bu herkes için en iyisi ama… Bir de aması var: Peki, kadınlar, çocuklar evdeki kronik hastalıktan yani patriarkadan nasıl korunacak, nasıl korunacağız?

Ev herkes için güvenli bir yer mi?

Ev çoğu insanın sığınağı gibi görünse de, kadınlar için en tehlikeli mekan evlerdir. Aile içi şiddet dünyada en yaygın şiddet türüdür. Herkes için alınan bu önlem, coronalı günlerde kadınları potansiyel şiddetçileriyle (hatta katilleri, tacizcileri ve tecavüzcüleriyle ) baş başa bırakacak. Eve kapanmak sadece dışarıdan gelecek virüse değil, kadına yönelik şiddete karşı her türlü destek, dayanışma ve yardımlaşmayı da izole etmiş olacak. İsviçre gibi bir ülkede dahi haftada iki kadının öldürüldüğü,  tacizin ve ensestin çoğu zaman suç olarak görülmediği düşünüldüğünde, kapıları kapatmanın yanı sıra neyi getirdiğini de ortada.

Bu kadınları ölümle korkutup sıtmaya razı olmalarını istemek değil, sıtma ile korkutup ölüme razı ettirmektir. Herkesin dediği gibi dışarıda hayat durmuş gibi görünse de içten içe kanayan yaralar çoğalacak.

Kadınlar için evde dört duvar arasında kalmak, fiziki ve psikolojik şiddete uğrama, hatta ölüm kalım meselesi demek.

Salgının yükü kadınlara

Okullar 4 Nisan’a kadar tatil edildi, bununla kalmayacağı yönünde açıklamalar da var. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki çocuk bakımı büyük oranda kadınların üzerine kalacak. Çalışan kadınlar çocuklarına nasıl bakacak? Çalışmadıkları zaman maaşları verilecek mi? Virüse karşı alınan tedbirler dahi cinsiyetçi!

Toplumsal cinsiyet rollerinde, eşit iş bölümün olmayışı kadınların sorunlarını daha da büyütecektir. Sürekli dip dibe olmak ev içi şiddetin artması demek aynı zamanda. Genelde 7-24 ( yemek pişirmek, temizlik, çamaşır, çocuk bakımı, vs) çalışan kadınların yükü kat be kat artacak. Hastalık gerilimi, psikolojik savaşı da beraberinde getirmiş olacak. Ev, yasaklarla beraber daha özel ve görünmez hal alacak. Erkeklerin kadınlar üzerindeki iktidarı ve tahakkümünü tekrar hatırlatmak için bundan daha iyi bir formül olamaz.

Toplumda hakim olan erkek egemen zihniyet ekonomik şiddeti de beraberinde artıracaktır. Bu durum kadını yoksullaştıracak ve emeğini daha da görünmez kılacak.

Kadınlar için özel önlemler lazım

Coronaya karşı önlem paketleri açıklayan devletlerin, patriarkanın güçlenmesine karşı bir projesi var mı?

Örneğin;

Ücretsiz uygun kreşler olacak mı?

Kuru öksürükten nem kapan koca, baba, kardeş, sevgilinin hırsından, öfkesinden, şiddetinden, tacizinden koruyacak mı?

Psikolojik destek sunacak mı?

Sığınma evlerine ulaşabilecek mi?

Kaybettikleri işlerine geri dönebilecekler mi?

Kadının yaşam hakkı koruma altına alınacak mı?

Daha da çoğaltılabilecek bu soruların cevabı yok devletlerin önlem paketleri içinde.

Devletler Coronayı engellemek için önlem alırken, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini beraberinde getirmemek için koşullar hazırlamalı. Aksi takdirde yaşamlarımızdan çok iyi biliyoruz ki bütün krizlerin mağdurları daha çok kadınlardır.

Ve elbette biz kadınlar da bu tehlikeyi görerek kendi aramızda iletişim ve dayanışma ağlar kurmalı, olası şiddet baskılara karşı örgütlü bir karşı koyuş sergilemeliyiz. Coronalı günlerde de kadın dayanışmasını büyütmeliyiz.

18.03.2020

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑