Yazarlar

Published on Mart 19th, 2020 | by Avrupa Forum 7

0

Coronavirüsü ve bilerek ölüme terk edilen mülteciler – Hasan Aksu

Bizleri yöneten devletler, coronavirüsünün yol açtığı salgın hastalığını bahane ederek olağanüstü önlemler almaya, sınırları kapatmaya ‘gerekmedikçe sokağa çıkmayın!’ uyarıları yapmaktadır. Sanki, insanlığın yaşadığı bu kaostan kendileri sorumlu değillermiş gibi, çeşitli bahaneler üretmekte, felaket tellallığı yaparak ortamı germekte, toplumsal panik yaratmaktadır. İnsanlığı koyun sürüsü gibi görerek, istedikleri şekilde yönlendirmeyi, kendilerine itaat edilmesini istemekte, yeri geldiğinde ise, ‘kaderimize boyun eğmemiz ve de Rabbimize dua ederek sabırla beklememiz’ istenmektedir. Peki bu güne gelmemizde, insanlığın sağlığı için değil, sömürü ve kâr için savaşlar çıkaranlar onlar değilmiş gibi karşımıza geçmişler, ‘Yaşanan felaketin aylar süreceğini, hatta yıla erebileceğini, milyonlarca insanın ölebileceğini, buna herkesin hazır olması gerektiğini’ açıklamaktadırlar. ‘Fakirimiz askerdendir’ misali, ölmesi gerekenlerin 50-60 yaş üstünün olacağını tahmininden bahsederek, şimdiden yaşanacak toplu katliamlara zemin hazırlamaktadırlar.

Savaşlara, silahlara, işgal ve katliamlara harcanan paranın, insanlığın sağlığına harcanması gerektiğinden söz etmemektedirler. İnsanlığın bu evrende en doğal hakkı olan; bütün olanaklardan adil ve eşitçe yararlanmasından, paylaşılmasından söz etmiyorlar. Pişkin ve iki yüzlüce ‘herkesin kaderine razı olması gerektiğinden’ bahsederken, sınıfsal ayrımcılık yapıldığı açıkça görülmektedir. Sağlık kurumları kamusal alanlardır, özelleştirilemez, kâr ve sömürü amaçlı kullanılamaz. Sosyal devletlerin en büyük özelliği kamusal sağlık kurumlarını özelleştirmekten ayrıcalıklı tutmak, bu alanları insanlığın yararına sunmaktır. Coronavirüse yakalanan insanları tedavi için hastanelerin var olan kapasiteler açıklandığında yaşanacak felaketin boyutlarını şimdiden tahmin edebiliriz. İtalya’da yaşanan insanlık dramı buna en açık örnektir. Tüm bunlara karşın Emperyalist devletler sağlık konusunda açıkça ırkçı-ayrımcı davranmaktadır. ‘Küresel felakete karşı önlemler alınması gerektiği’ açıklaması yaparak; ‘sınırlarını tüm yabancılara kapattıklarını, askerleri sınır kapılarına konumlandırdıklarını’ açıkladılar. Alınan bu önlemlere ilk bakıldığında kulağa hoş gelen, kendi ülkesine önem ve değer veren, insanına mükemmel sağlık hizmeti sunan bir izlenim bırakmaktadır. Eğer ki, sermaye devletlerinin açıkladığı ‘büyük felaket’ dikkate alındığında kendi insanına götürdüğü sağlık ve alınan önlemler yeterli olmadığı kadar, zenginlere, parası olanlara hizmet etmek olarak karşımıza çıkmaktadır.


Tabii ki, her ülkede bu gerçeklik olmasına karşın, farklı farklı uygulamaların olduğunu da kabul etmek gerekir. Her ne olursa olsun Kapitalizmin ana odağı sermayedir, kâra dayalıdır. İnsan unsuru kapitalist sermaye için ikinci planda gelmektedir. O nedenle, karşılaştığımız bu gibi büyük felaketlerin bedelini yoksulların ödeyeceği artık açık ve netlik kazanmış durumdadır. Bu gibi toplumsal felaketleri bahane ederek; yabancılara, ilticacılara karşı ayrımcı, ırkçı politikalar uygulanacağı, artacağı kesindi. Kapitalist sermaye kendi varlığını sürdürmek için suçlu arayacak ve kendini temize çıkarmak için ülkelerini zoraki terk etmek zorunda kalan ilticacılar olmak üzere, ırk, dil, din, renk ve cinsiyetçilik üzerinden suçlu arayarak, ayağa kalkması istenecektir. Devrimci ve komünist ahlak ve kültür bu tür gerici, ırkçı saldırıya ve uygulamaya ve söyleme karşı hassas ve duyarlı olmalıdır. Her türlü sağlık hizmetlerinin eşit ve adil paylaşılmasını bulunduğu her alanda istemli, uygulamaya konmasını denetlemeli, haksızlıkları deşifre etmelidir. Bu haksızlık daha çok ilticacıların ve yabancıların bulunduğu ülkelerde yaşanıyor, yaşanacaktır.

Türkiye ve Yunanistan’da yaşanan insanlık dramı giderek bir felakete dönüşmektedir. O nedenle; mültecilere sınır kapılarını kapatan Avrupalı kapitalist sermaye devletleri yaşam hakkı olan, iltica etmek isteyenlere kapılarını kapatamaz. Böylesi bir uygulama ırkçı bir uygulamadır ve insanlık suçudur. Öyle ya, Emperyalist sermaye ve işbirlikçi uşakları komprador kapitalist devletler, el birliğiyle hem savaşlar çıkaracaklar, işgal ettikleri topraklarda yaşayan insanları öldürecekler, evlerini-barklarını yakıp yıkacaklar, çocuk, kadın, yaşlı, genç demeden her birine işkence, zulüm yapacaklar, tecavüz ederek kadınları, kız çocuklarını köle pazarlarında satılmalarına yol açacaklar, yaşamlarını zehir-zıkkım edecekler, hayatı yaşanmaz hale getirerek insanları diyar diyar sürecekler ve bu insanlar sizin yarattığınız kirli ve haksız savaşın bedelini ödeyerek zulümden kurtulmak adına, yaşamak adına iltica etmek istediklerinde tüm kapıları yüzlerine kapatarak, toplumsal katliam yapmanın önünü böylece açmış olacaklar ve tüm bu yaşananları yok saymaya çalışacaklar, biz de onların işlediği savaş suçlarını görmezden geleceğiz, sessiz kalacağız, öyle mi? Asla; Asya’da, Afrika’da, Latin Amerika’da, Ortadoğu’da Emperyalist devletler savaşlar çıkarıyor, insanları katlediyor, zulüm ve işkence ederek silah satıyor, milyonlarca insanı kâr etmek amacıyla yersiz yurtsuz bırakıyor.

Avrupa kapılarına dayanan Afrikalı, Asyalı ve nereli olursa olsun iltica etmek isteyen insanların yasal ve insani hakkıdır. Bu insanlık hakları ellerinden alınamaz, yaşamlarına son vermeye hiç bir devletin hakkı yoktur. Daha iki hafta öncesine kadar Suriye başta olmak üzere, Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinden on binlerce insan (ki bunların esası savaş mağduru kadın, çocuk, yaşlı ve gençlerden oluşmaktadır) Bulgaristan ve Yunanistan kapılarına dayandı. Faşist Türk devleti bu kirli işgalci savaşta mültecileri kobay olarak kullandı ve suç işledi. Bütün emperyalistler ve onların uşakları bu suça ortaktır. Bakın, mültecilere bugün bütün yollar kapatılmış durumdadır. Savaş mağduru bu insanların aç, susuz, evsiz-barksız perişan bir şekilde hiçbir sağlık hizmeti verilmeden, sunulmadan ölüme terk edilmeleri, bütün sınır kapılarının yüzlerine kapatılması toplu katliama yeşil ışık yakmak değil de nedir!

Bütün Avrupa ülkeleri Coronavirüsü bahane ederek savaş mağduru insanlara kapılarını kapatamaz, şartsız koşulsuz tüm sınırlar mültecilere açılmalı, sağlık kontrolüne tabi tutularak gitmek istedikleri ülkelere gitmeleri sağlanmalıdır. Bugün bu insanlık dramına sessiz kalmak, unutturulmak istenmesine göz yummak, yaşanacak toplu katliamlara suç ortaklığı yapmak anlamına gelmektedir. Bilinmeli ki, bugün mültecilerin yaşadığı bu insanlık dramını sen de yaşayabilir, haksız ve kirli savaşın mağduru milyonlarca insandan biri durumuna düşebilirsin. Emperyalist mali oligarşinin kâr ve çıkar üzerine inşa ettiği dünyamızda yarın sen de aynı şeyleri yaşamak istemiyorsan; ses ver, savaş suçu işleyen egemenlerin tekerine bir çomak sokmayı sen dene.


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑