Türkiye

Published on Eylül 28th, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

Demokrasi ittifakı neden önemli – Nevra Akdemir

Demokrasi ve adalet gibi evrensel değerlerin bir ülkenin toplumsal ve siyasal hayatından fiili düzeyde çıkması, insanların ölümüne neden olan bir suçtur. Demokrasi sadece meclis aritmetiği veya bazı kurumların yönetilmesi ile ilgili değildir, aynı adaletin yasalarda yazan kurallara uyulmasından ibaret olmadığı gibi. Bir ülkenin sınırları içindeki herkesin güvenle yaşayabilmesiyle oldukça bağlantılıdır, bu anlamda liberal bir düşünce çerçevesinde dahi insanların temel haklarının yeri tartışılmaz.

İstanbul 1999 yılında bir deprem yaşadı. O zamanlar İstanbul’daydım ve tesadüfen hayatta kaldık pek çoğumuz. Depremin hemen akabindeki yardım ekiplerinde yer aldık, boyutlarını gördük ve devletin ne olup ne olmadığını da. Bu depremin ardından 30 yıl içinde yeni bir deprem olacağı da bu işlerin uzmanı olan tüm bilim insanları tarafından ilan edildi. 20 yıl geçti, tam olarak 20 yıl. Bu süre içinde deprem vergileri toplanıp, duble yollar yapıldı. Hatta bu duble yollar, doğanın tahribine de mümkün kıldı. En ufak yağmurda yok olan ve yeniden yapılan bir harcama kalemi olarak, AKP’nin gücüne altlık olan sermayedara daha fazla kar yarattı. Bu süre içinde muazzam genişlikte bir kentsel dönüşüm gerçekleşti. Binaların deprem yönetmeliğine uygun olarak yeniden yapılması ve güçlendirilmesi adı altında, kentin eski dokusu yok edildi. Binalar irileşti, yeşillik alanlar betonlaştı, deniz dolduruldu ve mahalleler sınıfsal olarak dönüştü. Kent merkezlerinden düşük gelirliler adeta zorla kent dışındaki uydu kentlere atıldı. Deprem anındaki toplanma alanlarına AVM’ler veya AVM üstü camiler dikildi. Hatta tarihi hastane, okullar kapatılarak, binaları otele veya AVM’ye dönüştürüldü.


20 yılda depremin ekmeğini yiyen sermayedarlar oldu, AKP tüm bürokrasiye hakim bir parti-devlet haline geldi. 20 yılda pek çok suç işlendi. Bu suçların sorumluları hiçbir zaman cezalandırılmadı; bu kent suçları, doğal alanların talanı, iş cinayetleri, tren kazaları devam etti. Cezasızlık, bu talan ve şiddet ortamını sürdürmeyi AKP’li bürokrat ve politikacıların islami söylemleriyle birleşti. Hukukun seküler evrensel tasavvurundan bağımsız bir adalet anlayışını yaratırken, kişileri de suç ortağı ve sessiz tanıklar haline getirdi. Bugün, bir insanın hak ettiği ve emek verdiği bir işi elde etmesi için bile “onlardan” olması gerekiyor. Böylelikle AKP-MHP ittifakı, bu toplumsal düzeni yaşama hakkına her defasında saldıran büyük suçlar üzerine kurdular. Bugünkü ekonomik ve siyasal krize rağmen iktidarlarını sürdürmenin yolu, bu suça herkesi ortak etmek.

Bu açıdan, Türkiye’de hukukçu olmak, gazetecilik, eğitim ve sağlık emekçiliği gibi pek çok işi hakkıyla yapmak imkansız. İşinizi yapmak istediğinizde bir anda iktidarın karşısında suçlu ilan edilebiliyorsunuz. Toplumsal meşruiyetiniz, onların medyası tarafından yok edilmeye çalışıyor. Örneğin, Ceren Damar kopya çeken öğrencisini uyardığı için öldürüldü bildiğiniz gibi Ankara’da bir üniversitedeki odasında 17 bıçak darbesiyle, evet 17. Bugünkü davasında katilin avukatı Ceren hoca ile öğrencisi arasında bir cinsel ilişki olduğunu ileri sürecek kadar ahlaksız. Bahsi geçen medyadaki imalarsa tiksindirici. Bugün AKP ve MHP ittifakı, bu düşük yoğunluklu savaş ve şiddet ortamıyla ancak varlığını sürdürebildiği için, Ceren hoca ve pek çok kadın ölüyor. Deprem olduğunda insanlar sığınacak bir boş alan bulamıyor. Kansere neden olan ürünleri satan ve üretenler değil, bu konuda halkı bilgilendiren Bülent Şık 15 ay ceza alıyor.

Yeni toplum

Yaratılan yeni toplumun ise değer yargılarını anlamlandırma konusunda faşizm dönemi Almanya’sından kaçan Brecht, Adorno, Arendt yardımcı oluyor ancak bizlere. Zira doktoralı mühendisin asgari ücretle çalıştırıldığı bir araştırma departmanındaki sekreter, Greta’nın yolculuğuna ve söylediklerine emperyalistlerin yeni oyunu diyebiliyor ve kirasının yükselişinden Suriyelileri suçlayabiliyor. Bir başkası, kediler için dışarıya konulan su kaselerini tekmeleyerek komşularına küfrederken, bir başkası sadece yapabildiği için komşusunun çocuğunu taciz edebiliyor. Bir yolculuk esnasında telefonundan haber okuyan birini bir başka yolcu şikayet edebiliyor. Bir diğeri ise her zaman dünyanın çilesini kendi çekmişçesine ahlanırken, “hayatında çaresizliği hiç tatmamış”çasına kötü olabiliyor. Etik sınırlarını kaybetti bu toplum bir süredir, AKP’nin pragmatist ideolojisinin tek doğru olduğu, liberal anlamda bile eşitliğin ve düşünce özgürlüklerin tartışılır hale geldiği bir siyasal yapının doğal sonucu olarak. Sermayedarın maliyet kısması veya piyasalaştırmanın ortam hazırladığı ihmaller sonucu ölümleri, lut kavmine verilen ceza ile kıyaslayan bir toplum, sorgulamayı bir günah olarak gören bir toplum değil midir zaten? AKPlileşen bürokrasi ve her ölçekte iktidarın kristalize olan biçimi olarak gördüğümüz tektipleşmiş yöneticilerin vasatlığına ve tüm bunların hepimizin canını bir şekilde yakmasına rağmen hala sürdürülebiliyor olmasını mümkün kılan, bu değil mi?

Bu yapı aynı zamanda çok kırılgan da bir yapı. Uzun süredir seçimleri kaybediyor, mütedeyyin kitleyi kaybediyor, adaletsizliklere bizzat şahit olan kitleyi kaybediyor. Korku ve ahlaksızlık ile iktidarlarını sürdürme, bir yeni siyaset biçimi değil belki, ancak günümüz teknolojileri ile en şiddetli formunu bugün uyguluyor. Demokrasi, adalet ve özgürlükler bu açıdan bugün susuzluk, açlık gibi en temel yaşamsal ihtiyaç.

Hayır, demokrasi bir meclis aritmetiği hesabı değildir. Yaşama dair ihtimalleri yaratma çabasıdır. Bugün, demokrasi ve adalete yönelik ihtiyaç herkesin en önemli talebi. Bu yüzden demokrasi mücadelesinde ittifaklar büyük bir yelpaze gerektirir. Karşınızdaki bir siyasi partinin çok ötesinde bir suç örgütüne dönüşmüş ve hukuk ellerinde intikam aracı haline gelmişse, Dahası herkes bir şekilde bu sistemden zarar görmekteyse, barış ve adaletin yokluğunu yanyana gelemeyecek herkesi bir masada toplanmaya zorluyorsa uzakta durmak nasıl mümkün olabilir bu imkandan. İktidarın dayattığı yeni rejim, kendisine uygun görmediği herşeyi düşman ilan edip yok etmeye çalışıyor. Bizler onların nefreti ve şiddeti karşısında sadece kendi fikrimizle, yaşam tarzımızla, inancımız veya inançsızlığımızla, cinsel yönelimlerimizle ve onurumuzla duruyoruz hala. Farklılıklara rağmen saygıyı baz almak zorundayız. Bu ittifak umut verici, herkesin aklındaki “ama…”lar baki. İttifak AKP ve MHP bloğunun yarattığı korku ortamının da kırılganlığının ispatı. Yeni rejim bizleri öldürmek, doğamızı yok etmek, onur ve hayallerimizi çalmak üzerine kurulu, varlığını buradan sürdürüyor. O halde herkesin gerekçesi farklı olsa da beraber yürümek zor olmayacaktır. Tarih baskı dönemlerinin, baskıyı uygulayanlar tarafından değil; baskıya maruz kaldığı halde direnenler tarafından değiştirildiğini bize aktarır. Yolu açık olsun.

Tags: , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑