Yazarlar

Published on Ocak 22nd, 2020 | by Avrupa Forum 2

0

Demokratik iktidar için ileri – A.Mahir


Yeni umutlarla girmeye can attığımız bu yıl da, türlü baskıların, acıların, suistimallerin, yalan ve hilenin damga vurduğu bir yıl olmaya namzet! Daha ilk ayı dolmadan, ölüm, kötü muamele, işkence, kayıplar, tutuklamalar ve ekonomik baskılar gündemimizi meşgul etmeyi sürdürüyor. Suriye saldırılarının ardından bu kez de Libya seferine hazırlanan iktidar, fiilen düşük iktidarını inatla korumaya çabalıyor.


2015 Haziran seçimlerinde iktidardan resmen düşen AKP, CHP’nin naif tutumu ve MHP’nin cansimidine sarılarak ayakta kalmaya devam ediyor. Burada gayrımeşru bir iktidarın 5 yıldır ülkenin başına nasıl çöreklendiğini, işlediği kabahatleri sıralamaya sayfalar yetmez. Ne ki demokrasi güçleri açısından, bizim cenahtaki yeteneksizliklerden sözetmek herşeyden önemlidir. Çünkü çivi ancak girdiği yerden çıkartılabilir!



Umuda musallat olmuş bir gericiliğin, doludizgin Faşizme oynayan, hiç bir demokratik birikime ve dirence izin vermeyen bir yasadışı iktidar etme gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Bu iktidar etme işlevini salt yasadışı olmakla eleştirip rahatlamak, hiç bir derde deva değil. Kaldı ki, iktidarı sarsan bir karşı koyuş, onu sallayan bir direniş örgütlenemediği sürece, hangi dille betimlediğinizin bir kıymeti harbiyesi olmuyor. Bir çok meselede gösterdiği basiretsizlik üzere, muhalefet dinamiklerinin, bir demokrasi programıyla iktidara yüklenmediği yerde , lafzen yapılan uyarıların sonuç almaktan uzak kaldığı, iktidarda bir nedamet duygusu uyandırmadığı görülmüştür.


İktidar rezervlerini çoktan yitirmiş AKP yapay konular, hayali projeler üreterek yalancı bir vizyon peşinde koşmaya devam ediyor. Umut tacirliği, ancak sahte kurtarıcıların tevessül ettiği bir yöntem olsa gerektir. Kabul etmek istemedikleri şey, bir siyasetin miadını doldurduğu gerçeğiyle yüzleşememek olduğu açıktır. AKP’nin artık ne yol, ne köprü, ne araba, ne de Kanal yapmaya gücü vardır. Bu saatten sonrası tüm tedrisatı, sadece maval okumaktan ibarettir. Nereye kadar giderse, oraya kadar toplumu oyalamaya oynayacaktır.


Yeni yılı da Ocak Ayından başlayarak zehirledikleri bir yana, muhalefet cenahındaki dinamiklerin ortak bir eylem planı kotaramadıkları yerde, gelecek birkaç yılın da heba olacağından kimse kuşku duymasın. Bu denli çökmüş, bütün inandırıcılığını yitirmiş bir iktidara ”Yeter artık, çekin gidin!” diyemeyen, hatta zaman zaman iktidarın salvolarına pas bile atan belkemiksiz bir muhalefetin, zıvanadan çıkmış bir Partiyi devlette tutmaya rıza göstermesi, anlaşılır bir durum değildir.


”Sen nelere kaadirsin be Kürt sorunu!” Evet, salt beylik deyimle ”Kürt anasını görmesin!” ibaresinde eşitlenen bir tutarsızlığın, bir soysuzluğun, bir sinsi düşmanlığın pençesindeki muhalif güçlerin, en onulmadık anda iktidara destek sunması, hep bu yüzdendir. CHP listelerinden girmiş belediye başkan adaylarına oy vererek, AKP’ye tarihinin en anlamlı yenilgisini tattıran HDP seçmeninin ve kadrolarının adeta lince tabi tutulması karşısında, muhalefetin seyretmekle yetindiği görülmektedir. Sonu gelmeyen saldırılar, kayyumlar, provakasyonlar, linç ve tutuklamalar, işkenceler altında muhalefet edenlere taraf çıkamayan bir CHP vardır.


Elbette, muhalif kanatta durduğu görülen İyi Partinin tutumu daha içler acısıdır. O tam anlamıyla bir MHP klasiği gibi davranmakta, devlette yeri boşalacak MHP’nin yerine hazırlanmak gibi bir hedefe asılmaktan, adam (Neutral kullandık!) gibi bir muhalefet etme yollarını kendisi kapatmaktadır. Kısasa kısas AKP iktidarının bütün edimlerine karşı durmadan, iktidar olma mecalini, salt kolluk kuvvetleriyle ayakta tutmaya çalışan ceberrut bir yaklaşımı mahküm etmeden muhalif olmak mümkün değildir.


Muhalefet potansiyelini tümden açığa çıkartmadan, sokağı kazanmadan bu haksız iktidar geriletilemez. Dahası bunun farkında olan AKP, devletin temel politikalarına, yani din ve milliyet eksenli, düşman bir dile sarılarak, bir toplumsal meşruiyet kazanmaya çalışmaktadır. CHP ve İyi Parti muhalefeti ise, bu tür hamasi yaklaşımlarla ömrünü uzatmak isteyen AKP’yi sineye çekmektedir. Afrin ve Rojavaya asker çıkartmaya evet demek hangi aklın sonucuydu? Aynı akıl peki Libya için neden ”Hayır!” demiştir? Elcevap: ”Çünkü Libyada Kürtler yoktur!”


Önümüzdeki onyıllar içinde bile gerçekleşmesi olası olmayan, şişirme Projelerle, yapıştığı iktidardan düşmemeyi bu yöntemle elde etmek mümkün olacak mıdır? Kaldı ki, oluşmuş doğayı bile kesip biçme küstahlığı, çevre facialarını ciddiye almayacak denli çıkar odaklı mega yalan projeler üreterek kaynaklar arayan bir iktidarın, yılana ve yalana sarılmaktan gayrı şansının kalmadığı ortadadır. Evet gidiyor bu iktidar. Ne ki, ayniyle vaki kapitalizmin en pespeyane modeli olan bu iktidar etme işlevine eşitlenmiş hiç bir başka iktidarın, artık AKP kadar ömürlü olması da olanaklı değildir.

Artık ülkenin tüm farklı dinamiklerini, inanç ve kültürlerini bir özyönetim kurgusuyla buluşturup, aşağıdan yukarıya demokratik mekanizmalar oluşturarak, barış ve kardeşlik içinde farklılıkların birbirine sarılabileceği, emeğin egemenliğine dayanan, bir radikal demokrasi gerçekliği ülkenin alternatifi olabilir. Üretken kılınmayan demokrasi potansiyeli rezervleri ne yazık ki, dumura uğramaktan kurtulamaz.

Demokratik iktidar için ileri!

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑