fbpx

Yazarlar

Published on Nisan 25th, 2020 | by Avrupa Forum 1

0

Emekçi İnsanlık Acılarla Terbiye Edilemez! – Hilmi Toy

Büyük İnsanlık, acılarla terbiye edilemez elbette. Acılar ağıt olur, türkü olur, şiir olur, öykü olur, Roman olur ve dindirilemezse adaletin tecellisinde öfkeyi biler.

1915’den 2020’ye 105 yıl ediyor. 105 yıldır kanayan bir yara, dinmeyen bir acı Ermeni halkının yaşadığı ya da ona reva görülen. Üstelik 105 yıldır emperyalist merkezler, kimi odaklar, devletler bu kanayan yarayı, dinmeyen acıyı kendi gerici çıkarları için kullanıyor, kullanmaya çalışıyor.

Resmi tarihe bakarsak “karşılıklı bir refleks”, “asıl katliam yapan Ermeniler, Türkler kendini savunmuş”, “Ermeni tehciri”, “Ermeni soykırımı demek yeni husumet ve düşmanlık beslemek” falan filan. 105 yıldır bir çok bilimsel ve tarihsel araştırma, inceleme yapılıp yazılıp çizildi bir çok değişik kaynaklarca. Belgeseller, film yayınlandı. Ne yazık ki, 105 yıllık inkar aşılamadı, tarihsel yüzleşme gerçekleşmedi. Bu bir zulümdür, soya kıyımdır, soykırımdır, kabul edilemez, affedilemez. Acıları yüreğinde hissetmek yetmez. Şartsız, şurtsuz özür dilemeli oysa.

Türkiye’de kendi sınırları içinde hangi kente, hangi kasabaya ve hatta bir çok köye uğrasanız, tarihsel demografik yapısına, tarihsel geçmişine dokunsanız Ermeni kalıtına, izine rastlarsınız. Bugün bile kazı yapıp gömü peşinde olan “hazine avcıları” Ermenilerin gömülerine, kalıtına ulaşmaya, bulmaya çalıştıkları öyküsü çoğumuzun bildiği, dinlediği, duyduğu öykülerdir.

Türkiyeli her bir işçi ve emekçi bu soykırımı yapan kendi tarihsel bağları, ulusal aidiyetleri olan egemenlerinden bunun adaletini yerine getirmek için gerekli mücadele duyarlılığını geliştirmediği için sorumluluk taşır. Özrü bundandır. Tarihten miras devralınan haksızlıklara, eşitsizliklere karşı ve hatta işleyen olmasa da işletilen tarihsel suçlara karşı mücadele ve yüzleşmek, halkların yaralarını sağaltmak buradan geçiyor. Görmezden, bilmezden, duymazdan gelip ilgisiz olmaya hiç bir işçi ve emekçinin hakkı yoktur. Çünkü, bilinmeli ki, egemenler ve sermaye sahipleri, patronlar bu güne kadar hep işçi ve emekçileri Türk, Kürt, Ermeni, Rum, Arap Çerkez, Gürcü Tatar, Abhaza Laz, Roman diyerek ulusal kimlikleri ve dinsel inançları üzerinden ön yargıları kullanıp kışkırtarak, halklar arası düşmanlıkları körükleyerek “bizi bize kırdıran” oldu, birlik ve beraberliğimizi parçalayarak güçsüzleştiren, örgütsüzleştiren, işçiyi işçiye, emekçiyi emekçiye, ezileni ezilene yabancılaştıran oluyorlar.

Bu nedenle en başta Türk işçi ve emekçisi duyarlı olmalı, 105 yıl önce yaşanan kıyımı inkar etmeyi kınamalı, Susmayarak, suça ortak olmamalı artık. 105 yıl önce Soy kıran siz, insanlık biziz. Soy kırım size, insanlık bize ait demeliyiz.

105 yıllık acı, öfke ve ağıdın tarihi 24 Nisan. Acılara tutunup yaşamak ve direnmek bu toprakların kadim halklarının yazgısı olamaz hep. Bu coğrafyanın halkları varlığını ve katledildiğini kanıtlamaya çalışmakla geçiyor zamanları. Bu halklar da alışamaz hep acılarla yaşamaya. Bir hüküm gibi, bir ceza gibi acılarla dağlanan yürekle yaşayamaz bu insanlık.

Tarih unutmaz, affetmez, silmez. Bunu unutmayalım hiçbir zaman. Günü gelir hatırlatır. An gelir verir hükmünü tarih.

Arşa çıksa da acıların çığlığı halkların adaleti mahşere kalmaz.

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑