Röportajlar

Published on Mayıs 24th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Ergün Özcan ile seçimler üzerine söyleşi

Heilbronn’da Die Linke (Sol Parti) listesinin Belediye Meclisi 2. sıra adayı Ergün Özcan ile, göçmen ve yerel konular üzerine geniş bir söyleşi gerçekleştirdik.

İsmail Doğruer

Röportaj: İsmail Doğruer


Avrupa başlayan ve ve Almanya’da da, bu pazar, 26 Mayıs günü, yani bu pazar hem Avrupa Parlamentosu Seçimleri, hem de bazı şehir ve kasabalarda da Yerel Seçimler gündemde. Siz de bu seçimlerde Heilbronn’dan Die Linke (Sol Parti) listesinin 2. sıra Belediye Meclisi adayısınız. Avrupa’da  emperyalist-kapitalist sistemin  dönemsel olarak krizinin derinleştiği bir zamanda seçimler gündeme getirildi. Devasa krizin sinyallerini ekonomide ve siyasette bir çok biçimde alıyoruz. Siyasi istikrar noktasında kırılgan süreçleri yaşayan ülkeler topluluğu denilebilecek Avrupa Birliği (AB) içinde krizden etkilenen geniş kitleler ve yine bu gerçeklik içinde yaşamını sürdüren önemli bir göçmen kitlesi var. Bunların aktif siyasal yaşamda etkinliği ve temsil sorunu, kendi toplumsal kültür ve bileşimlerinden çıkardıkları adayların önemini tartışmasız artırıyor.

Göçmenliğin artık üzerinde bulunulan coğrafyayı anavatan haline getirdiği bir zaman kesitinde ırkçılığa, sağ popülizm biçiminde “evcilleştirerek” sistemde yer açıldığı, merkezi ve lokal alanlarda iktidar olma şansı tanındığı zorlu bir politik sahaya iniyorsunuz. Hangi argümanlarla seçmenin karşısına çıktığınızı anlamak adına, size sorular sormak istiyoruz. Bu noktada seçmen kitlesinin sizi tanımasında da basın çalışması kapsamında diyaloğa açık bir kişilik artı bir puan olduğuna inanıyoruz.

-Ergün Özcan hakkında seçmenlerinize söylemek istediğiniz neler var?

-Öncelikle  bu röportajı nedeniyle bana zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum.  Ben henüz daha 1 yaşındayken 1970 yılında  ailemle birlikte Almanya`da direk Heilbronn kentine geldim. Çocukluğum,  okul yaşamım ve meslek eğitim sürecim  Heilbronn’da geçti.  Öğrenimimi Industrielektroniker (Endüstri Elektrikçisi) olarak tamamladım. Uzun yıllar mesleğimle ilgili işkolunda işyeri temsilciliği (Betriebsrat) yaptım. Sendikal çalışmanın yanı sıra tercümanlık ve sivil toplum örgütlerinde  kültürler arası arabuluculuk (Interkültüreller Mediatör) yaptım. Heilbronn Alevi Kültür Merkezi (AKM)`nin bir üyesi ve  Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Baden-Württemberg bölge başkanlığını yürütüyorum. Bugün de üyesi olduğum Sol Parti listesinden 2. sıra Heilbronn Belediye meclis adayıyım.

-Hangi toplumsal, sosyal kulvarda yer alıyorsunuz?

-Ben çocukluğumdan beri Almanyada yaşıyorum. Almanya vatandaşıyım ve  aynı zamanda bir göçmen olarak Almanya toplumunun çok kültürlü yapısını temsil ediyorum. Yaşamı Almanya’da geçen her Almanya vatandaşı gibi, doğal bir hak olarak yaşam ve gelecek konularında siyaset yapıyorum. Kararların alındığı yasal meclis ve kurumlarda bulunmak ve karar süreçlerinde belirleyici rol almak istiyorum. Bu benim için bugünkü seçimlerle ortaya çıkan yeni bir durum değil. Yıllardır bu alanda Alman ve göçmen toplumu için sosyal hak ve temsil mücadelesi veriyorum.

Politik yaşamım ve temsil mücadelem önceki 10 yıl ve 5 yıl içinde sözkonusuydu. Ancak geçmişte, en azından yaşadığım kent ve çevresinde, Alman toplumu bir göçmenin Belediye Meclisine girmesine hazır değildi. Bugün artık durum değişti ve Belediye Meclisine (Gemeinderat)  ilk göçmen meclis üyesinin seçilmesini şart olarak görüyorum. Ki bu Heilbronn’da geç kalmış bir kazanım olacaktır.

-Üstlendiğiniz misyonu nasıl tanımlıyorsunuz?

-Daha öncede belirttiğim gibi Almanya daki yaşamın doğrudan içinden biriyim. Burada çocukluğunu ve yetişkinliğini yaşayan biri olarak yaşam sorumlulukları ve sosyal sorumlulukları üstlenen etkin bir toplum üyesiyim. Almanya`da ben sadece Göçmen Politikası yapmak istemiyorum. Siyasi toplumsal sorumluluğum içinde buda var ama tüm toplumsal kesimlerin her alanda var olan sorunlarına çözüm istiyorum.  Ev ve Kira sorunları (Bezahlbarer Wohnraum) noktasında herkesin ödeyebileceği /kiralayabileceği evler  için sosyal politika çözümleri gerekli. Bu noktada;  Emekliler, Öğrenciler, Yanlız yaşayanlar( Alleinerziehende),  işsizler, iş güvencesinden yoksun çalışan geçici sözleşmeli işçiler ve işçiler için konut üretiminde  %30 sosyal evler olmalı. Trafiksorunu : arabaların şehir merkezine girmemelsi ve toplu taşımacılıkta fahiş fiyatların önlenmesi.  Hatta hafta sonları toplu taşımacılık bedava olmalı ( otobüs, tramvay vs)  veya indirimli Bilet/Sozial Ticket  biletleri sağlanması, kültürel yaşama dair destekler  ve kültürel üretime dönük  projelerin desteklenmesi. Sosyal/İnsanı sorumluluk misyonları olan kurumları teşvik ve eşitlik ilkesine bağlı destekleri temel alan bir politik temsiliyet aslolandır. Tabiki yabancı düşmanlığı, açık/gizli ırkçılık ve  Mobbinglere karşı olduğu gibi çocuk kadın ve gençlere yönelik  başta şiddet, ötekileştirme ve baskının her türlüsüne karşıda karşı  yapmak istiyorum. Bu nedenle  seçmen karşısında ki duruşumu, göçmen  toplumu temsiliyeti ile darlaştırarak ele almıyorum.

-Ergün Özcan`ın aday olarak listesinde yer aldığı DİE LİNKE Partisinin seçmene vaatleri nelerdir? Ve bu gerçeklik içinde sizin özgün seçmeninize vaadiniz nedir?

-Avrupa Seçimleri her 5 yılda 1 gerçekleşiyor. Bu da Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz eyaletlerindeki yerel seçimler ile hep aynı döneme gelir. Evet Avrupa  Birleşik Devletleri Projesi bir türlü mümkün olmuyor. Brexit, Greeksit vb. Birlik krizleri yanısıra AB karşıtı söylemle yükselen  milliyetçiliğin önemli kazanımlar elde ettiği bir ortamda her devlet kendi çıkarlarını merkeze  koyuyur. Bu gelişmeler ışığında Yabancı düşmanlığına karşı, savaş alanlarını besleyen silah ticareti, dış müdahalecilik ve iç militarizasyon ve Mülteci akışına karşı utanç verici politikalar karşısında Sol Parti hem Avrupa Parlamentosunda hemde Almanya Merkezi ve Eyalet Parlamentolarında ciddi bir mücadele verdi. Daha yerel yaşam alanlarında izlediği sosyal politika çizgisi ile ve geliştirdiği politikalara yasal siyaset zemininde yapılabileceğin en iyisini yapmak için sınırları zorluyor.

Partinin genç ve dinamik bir yapısı olması pratik politika üretiminede yansıyor. Yine söylem düzeyinde göçmen toplumuna yaklaşımının dostane oluşuna denk düşen parti içinde ve seçim dönemlerinde listelerinde önemli sayıda Göçmen temsiliyetine yer ayırması bir başka samimi tutumudur. sosyal toplum, ırkçılığın yerinin olmadığı, çoğulcu bir toplum istiyoruz. Herkesin özgürce kendi inancını  yaşabileceği, din dil ırk ayrımı olmadan birlik içinde yaşamın oluşturulduğubir toplum özlemi duyan . Alman  yada oy kullanma hakkı olan Türkiyelilere çağrım: bu seçimlerde demoktratik hakkınız olan seçme hakkınızı mutlaka  kullanın! Oylarınızı bilinçli kullanın ve sizi eniyi temsil edecek adaylara, özellikle içinizden çıkan adaylara verin ki;  bizlerde bu ülkenin siyasetinde daha fazla söz sahibi olalım!

Röportaj isteğimize olumlu yanıt verdiğiniz ve sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ediyoruz. Herşeyden önce toplumsal yararlılık adına bu yetkinlik içinde olanların eşit şartlarda bir demokratik seçim yarışı yaşamasını umut ediyor ve size başarılar diliyoruz.

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑