Alevilik

Published on Şubat 21st, 2020 | by Avrupa Forum 3

0

Erzincan’da cemevine statü verilmesi neden heyecan yaratmadı?- Gülfer Akkaya

Şubat ayında CHP’li belediye meclis üyelerince Erzincan belediye meclisine sunulan cemevlerine ibadet statüsü verilsin teklifi oy birliği ile kabul edilmiş. Meclis üyeleri CHP, AKP, MHP’den oluşuyormuş.

Karar ne yazık ki CHP’li meclis üyelerinin dediği gibi “kardeşçe ve huzur” içinde yaşamakla alakalı değil. İstenen kardeşlik ve huzur olsa bu partilerin bulundukları tüm belediye meclislerinde tutarlı davranıp evet oyu kullanması gerekmez mi?


Oysa İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) sunulan cemevlerine statü teklifi AKP ve MHP oyları ile reddedildi. Erzincan’da “huzur, kardeşlik” isteyenler aynı şeyi İstanbul’da istemiyorlar mı?

Birbirine zıt bu davranışların nedenleri neler olabilir?

İBB’nin AKP’den CHP’ye geçmesi AKP ve MHP’nin sunulan teklife karşı oy kullanmasının temel nedenlerinden biri.

Ancak MHP’nin belediyeyi kazandığı Erzincan’da cemevine statü verilmesinin başka nedenleri olmalı.

Erzincan cemevine Binali Yıldırım’ın ziyaretini anımsıyorsunuzdur. Aynı şekilde Alevilerin ziyarete yönelik eleştiri ve itirazlarını da.

AKP ve MHP’nin hesabı

Erzincan son bir iki yıldır iktidar ortakları MHP ve AKP’nin biraz daha ilgi alanında gibi. Ama sadece Erzincan değil aslında, Dersim’e de ziyaretler yapılıyor ve başka başlıklarda olsa da Dersim de sık sık gündeme geliyor.

Bunun nedeni Dersim, Erzincan, Sivas, Malatya, Maraş’ın olduğu bölgenin Kürt Alevilerin yaşadığı bölge olması. Yani özellikle son zamanlarda buralarda yükselen Alevilere yönelik “ilginin” nedeni Kürt Aleviler. Tabii bu ilginin nasıl bir ilgi olduğunu tarihe bakınca anlamak mümkün.

AKP ve MHP’nin cemevleri politikası aynı zamanda havuç-sopa politikası.

AKP ve MHP belediyesi kendilerinde olan ilde cemevi statüsüne neden evet diyor? Çünkü kontrol ellerinde. Mecliste geçen kararın kendilerini bağlamadığını, gerektiğinde keyfi davranabileceklerinin farkındalar. Gücü elinde tutmanın rahatlığı ile böyle davranıyorlar. Bu kararla cemevini kendilerine bağlamış olacaklar. Ayrıca statü vermiş olarak akıllarınca Alevilerin de takdirini kazanacaklarını sanıyorlar.

Ama hayat böyle akmıyor.

Onları cemevinin statüsünü kabul etmeye zorlayan, iktidarın hatalarıyla dolu kimi gelişmeler oldu peş peşe.

Kuşkusuz Erzincan’daki bu kararın arkasında AKP-MHP iktidarının bu bölgedeki Alevilerle ilgili hesapları da bulunmakta.

Her şeyden evvel belirtemeliyim ki bugün iktidarda bulunan AKP-MHP’nin ve aynı şekilde CHP’nin Alevilere yönelik politikaları Selçukludan Osmanlıya, Cumhuriyete dek aynı devlet politikalarının devamıdır. Son noktada hepsi Alevileri iktidarları, devletleri için tehdit olarak görmekteler aynı tarihsel düşmanlıktan dolayı. Bunun somut kanıtı Cumhuriyet döneminde tüm bu partiler (ve geleneklerinin) iktidarda oldukları dönemlerde Alevilere yönelik devlet eliyle düzenlenen katliamlardır.

Şimdi de iktidarda olan siyasal İslamcı ve faşist partilerin ikisi aynı devlet geleneğini usullerince sürdürüyorlar.

AKP uzun süredir Alevilere ve Aleviliğe yönelik asimilasyon politikalarını en üst perdeden yürütmekte. Aleviliği tanımlamaya çalışıyor, parti yöneticileri ve Diyanet aracılığı ile cemevlerinde Alevileri hizalamayı amaçlıyor, eğitim müfredatı ile Alevi çocukları İslam inancına kazanmayı hedefliyor. En olmadı Şia kozunu kullanmayı deniyor. Alevi kadınlara yönelik özel olarak İslam inancının kadın düşmanı beden politikalarını cemevlerinden Alevi evlerinin içine dek sokmayı hedefliyor.

İslamlaştırma politikaları yetmemiş olmalı ki son bir kaç yıldır iktidar ortağı MHP’yi de devreye soktu. Onun üzerinden Alevileri Türkleştirme politikaları ile hem bölmeyi hem Aleviler Türktür, Kürt yoktur şiarı ile milliyet zemininde asimile etmeyi amaçlıyor.

Hemen peşinden kurtçuklarını ortalığa saldılar. Yine Erzincan’dan çıkan bir Türkçük idi bu “yiğit.” Ki hakkında Kürt olduğu rivayeti de dolaşmakta, Balıkesir’den seslendi Alevileri ve Aleviliği teröristlerden kurtaracağım diye. Aleviler Türktür. Diye buyurdu.

Ocak ayında Elazığ’da yaşanan deprem ve sonrasında AKP’nin Alevilere yardım götürmemesi, Alevilerin ulaştırmak istediği yardımları engellemesi ortaya çıkınca ve kamuoyunun hedefine oturunca AKP bunların ardından, şubat ayında Erzincan’da cemevlerine statü teklifini kabul etti.

Deprem gibi doğal bir afette bile Alevilere yönelik ayrımcı politikalarını, nefretlerini yükselterek yürüten AKP-MHP iktidarının başına taş düşmediyse depremin hemen ardından, şubat ayında neden cemevine statü verilmesi teklifini kabul etmiş olabilir?

Madımak katliamcısına af

Tüm bunlar olurken Sivas Madımak katliamının tek tutuklu sanığı olan katili Cumhurbaşkanı Erdoğan pek kıyak şekilde “affetti.”

Alevilere yönelik AKP-MHP’nin bu ortak saldırıları peş peşe gelirken Erzincan cemevine statü verilmesi haberi elbette Alevilere bir şey ifade etmedi?

AKP-MHP ortaklığı Cumhuriyetin Türk-İslamcı politikalarının bugünkü halidir. Bu politika Alevileri tehdit ederek, ikincilleştirerek kontrol altında tutma politikasıdır.

Aleviler yıllardır AKP-MHP’nin kendilerine yönelik politikalarını biliyor. Maraş’ta köye Işid’çileri yerleştirme çabalarından, Malatya’da, İstanbul’da Alevi evlerini işaretlemeye, cemevlerine yönelik saldırılara dek…

Ancak şimdilerde yeni bir saldırı cephesi kurulmak isteniyor. Kürt Alevileri terörist göstererek Alevileri bölmek, Aleviliği asimile etmek.

Siyasal İslamcı AKP aracılığı ile Aleviliğe ve Alevilere Alili-Alisiz Alevilik kutuplaştırması üzerinden saldıran İslamcıların yanı sıra Alevilere yeni bir alandan, MHP tarafından organize edilen, Türkçü alandan da saldırılar gelmeye başlandı. Bu saldırılar Kürt Alevilere yönelik.

Kürt Alevilerin yaşadığı bölgede bu politikaları hayata geçirmelerinin, MHP’li kurtçukları piyasaya sürmelerinin ardında milliyet farkı gözetmeden Alevilerin demokratik platformlarda yer alması, Kürt Aleviliğinin ve Kürt Alevilerinin görünür olması, ibadetlerini anadilinde yapma taleplerini yükselmesi yatmakta.

Yine Kürt Alevileri terörist göstererek, vatan millet Sakarya şovenizmiyle Türk Alevilerle Kürt Alevilerin birlikte olmalarını engelleme çabaları ise herkesçe aşikâr. Kokuşmuş İttihat Terakki politikası.

Ama Türk İslam sentezine karşı panzehir olan Aleviliğin yetmiş iki milleti bir kabul etmesi, Yol’un bir süreklerin binbir olması ilkeleri Türk İslamcılarının önlerindeki en büyük engel.

Ve elbette zalime karşı her milletten ve inançtan kesimlerle yan yana gelen Kadıncık Anaların, Anşa Bacının, Zarife Hanımın, Baba İlyasların, Börklücelerin, Alişer’in destansı direnişleri de Alevilerin kılavuzu olarak yerli yerinde durmakta.

Kürt Alevilerini yok sayarak şovenist bir Alevilik türetmeye çalışanlar, Aleviliği başka din içinde eriterek yok etmeye çalışanlarla aynı. İkisi de asimilasyoncu, ikisi de Alevilik inancı ve Alevilerin düşmanı.

Bu numaraları Aleviler görüyor. Bu nedenledir ki yaptıkları hiçbir şey artık Alevilerce önemsenmiyor.

Kadıncıl aşk ile.

20.02.2020

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑