Yazarlar

Published on Ekim 29th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Faşist parti AfD iktidara yürüyor – Hüseyin Şenol

            Almanya’nın Thüringen Eyalet Parlamentosu Seçiminde bir beklenen gerçekleşirken, bir de beklenmeyen bir durum gelişti. Beklenen durum; AfD (Almanya için Alternatif) adlı faşist partinin oylarını büyük oranda arttıracağıydı ve bu durum gerçekleşti. Beklenmeyen ise, Sol Parti’nin oy kaybedeceği, ama eyalet başbakanının popülaritesinden dolayı bunun fazla olmayacağı idi ve bu durum tam tersi yönde gelişerek, yüzde 2,8 oranında oylarını arttırak, oyların yüzde 31’ni aldı. Tabii ki, yine de unutmamak gerekiyor; bu başarıda Almanya’nın ilk ve tek Sol Parti’li Eyalet Başbakanı olan Bodo Ramelow’un etkisi çok büyük.

            Geçtiğimiz pazar günü, 27 Ekim’de gerçekleştirilen Thüringen Eyalet Seçimlerinde Die Linke (Sol Parti), beş yıl önceki seçimlere oranla oylarını 2,8 arttırarak 31’e çıkararak büyük başarı kazanmış oldu. Özellikle de daha bundan iki ay önce, 1 Eylül’de gerçekleştirilen Sachsen ve Brandenburg Eyaletlerindeki Seçimlerde hemen hemen yüzde 40 civarında oy kaybeden Sol Parti’nin Parti yönetimini de partilileri de bu başarı çok sevindirdi. Hatırlayacağınız gibi; Sol Parti, 1 Eylül’de Brandenburg eyaletinde yüzde 7,9 oranında oy kaybederek yüzde 10,7’ye ve yine aynı gün yapılan Sachsen Eyalet Seçiminde de yüzde 8,5 oranında oy kaybederek yüzde 10,4 düşmüştü.


            Yüzde 65 gibi rekor bir katılımın olduğu Thüringen’deki seçimde toplu sonuçlar şöyle: Sol Parti 31 (+2,8), AfD 23,4 (+12,8), CDU 21,8 (-11,7), SPD 8,2 (-4,2), FDP 5,2 (-0,5) ve Yeşiller yüzde 5,8 (-1). Sandalye dağılımı ise şöyle: Die Linke 29, AfD 22, CDU 21, SPD 8, Yeşiller 5 ve FDP 5. Hükümetin kurulabilmesi için 46 sandalyeye ihtiyaç var.

Nasıl bir koalisyon?

            Koalisyon için çeşitli olasılıklar bulunsa da, çok kolay olmayacak bunu oluşturabilmek. İlk etapta, Sol Parti ile koalisyonu görüşebileceğini açıklayan CDU’nun Eyalet Başkanı ve liste başı adayı Mike Mohring’e tepki kendi partisinden de çok büyük olunca, bu olasılık bu seçimlerde de gündemden düşmüş oldu. Diğer tartışılacak konu ise; Sol Parti’den bu yönde olumsuz tepki gelmemesi. CDU, AfD ile de koalisyona gitmeyeceğini açıkladı.

            Diğer bir olasılık da azınlık koolisyonu olarak görünüyor. Yani şimdiye kadar olduğu gibi, Sol Parti, SPD ve Yeşillerden oluşan “Kızıl-Kırmızı-Yeşil” azınlık hükümeti. FDP de Sol Parti’yle aynı koalisyonda yer almayacağını açıkladı.

Faşistlerin yürüyüşü sürüyor

            Son Thüringen seçimlerde kazandığı başarı, AfD’nin şansa ve tesadüfen aldığı bir başarı değildir. Irkçı parti AfD kuruluşundan beri, Almanya Genel Seçimleri ve Avrupa Seçimleri dahil tüm seçimlerde oylarını arttırarak, yükselişini, iktidara yürüyüşünü sürdürüyor. Thüringen Eyalet Parlamentosu Seçiminde oylarını iki katından da fazla arttırarak, yüzde 23,4’le ikinci parti oldu.

            Geçtiğimiz günlerde Meiningen İdare Mahkemesi, verdiği kararla AfD’nin Thüringen Eyalet Başkanı ve listebaşı adayı Björn Höcke’ye “faşist denebileceğine hükmetmişti. Bu karar Almanya’nın gündemine oturmuş, antifaşistlerin büyük kazanımı olarak görülmüştü.

            Ama diğer bir önemli bir konu da; bana göre, bu karara rağmen oy verenler, faşistliği mahkemece de tasdiklenen bir liderin yanı sıra, partisine, yani faşit partiye ve genel olarak faşizme oy vermiş oldular.

            Bu durum, bana göre de sıradan bir tepki oyu değil. Asıl ürkütücü olan da bu zaten.

“Ülkeni geri al”

Alman faşist partilerinden Almanya İçin Alternatif (AfD) “Ülkeni geri al” ana sloganıyla, geçtiğimiz 1 Eylül’de yapılan seçimlerde oylarını bir eyalette ikiye, bir diğerinde ise hemen hemen üçe katlamıştı. Sachsen Eyaletinde yüzde 17,8 artışla 27,5’e ve Brandenburg’da da yüzde 11,3’lük artışla, yüzde 23,5 oranında oy almıştı.

Bu seçimlerde “Ülkeni geri al” (Hol dir dein Land zurück) sloganını ana slogan olarak belirleyen ırkçı parti, korku imparatorluğunu daha yaymak istedi. Biraz değil, bunu fazlasıyla da yaptı. Özellikle de “Göçmen” sorunundan dolayı da zaten diğer düzen partileri tarafından da yaratılan “korku”, bu faşist partiye artı olarak yazdı.

“Faşime geçit yok”

Başlıktan da anlaşılacağı üzere; bu yazının ana teması, “gücünü” başta “yabancılar”, göçmenler ve azınlıklara karşı düşmanlık, ırkçılık ve hatta fiziki saldırılardan da alan faşist AfD partisinin yükselişi, iktidara yürüyüşüydü. Bunu tek bir yazıda anlatmak çok zor. Detaylı araştırılması ve tartışılması gereken önemli bir konu, AfD’nin yükselişi. Hitler’in iktidarından sonra en güçlü faşist bir hareket ve partisiyle karşı karşıyayız.

Önümüzdeki haftalarda da “İktidara yürüyen faşistler ve etkileri”ni anlatan çeşitli başlıklar altında seri halinde yazmaya devam edeceğim. Bu yazılarımda, oranları oranında tüm topluma ve alanlara faşist yürüyüşün etkisi hakkında görüşlerimi aktaracak, konuyu derinlemesine irdelemeye çalışacağım. Faşistlerin bu yürüyüşü dururulamazsa, etkisi başta biz göçmen ve azınlıklar olmak üzere, vahim sonuçları çok büyük olacak.

Daha da geç olmadan, her alanda “Faşizme geçit yok” şiarımızı haykırmak için alanlara, meydanalara çıkıp, Alman ve diğer tüm azınlık ve göçmenlerle birlikte “Faşizme karşı omuz omuza” mücadeleyi yükseltmeliyiz.

Tags: , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑