Kadın

Published on Haziran 5th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Fransa’da erkekler her iki günde bir kadın öldürüyor – L. Michel Destan

Özel mülkiyet sisteminin varoluşundan bu yana kadınlar, toplumun onlara yüklediği rolden ötürü doğumdan ölüme, savaş zamanında olduğu kadar barış zamanında da; devlet, toplum ve ailelerinin ellerinde şiddet ve ayrımcılığa maruz kalıyorlar.

Kadına yönelik şiddet fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik olabilmektedir. Yani yaşamın tüm alanlarında biçimi, mantığı, dayanağı ne olursa olsun cinsiyete dayalı her türden şiddet, kadına yönelik şiddet kapsamındadır.


KADINA YÖNELİK ŞİDDET EVRENSEL BİR SORUN

Kadına yönelik şiddet “ev ya da aile içi şiddet” merkezli olarak; cinsiyetler arası eşitsizlik, erkek egemen sistem politikaları, yasalar ve   “kadının erkek tarafından terbiye edilmesi” anlayışının toplumsal boyutlarına bağlı olarak “erkek şiddeti“nin yaygın bir toplumsal sorun oluşturmasından kaynağını alır. Biçimi, düzeyi ve araçları değişmekle birlikte dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde kadına yönelik erkek şiddeti, evrensel ölçekli toplumsal bir sorun olmaya devam etmektedir.

Dünyada kadına yönelik şiddet tablosu oldukça ağırdır. Avrupa ülkelerinde kadına yönelik katliam taciz ve tecavüz saldırıları da gösteriyor ki kadına yönelik şiddet hız kaybetmediği gibi bazı ülkelerde artış göstermektedir. Bu ülkelerden biri olan Fransa’da yapılan araştırmalar kadın cinayetlerinin 2017 yılında bir önceki yıla göre azalmadığını ortaya koydu.

Fransa Ulusal Suçluluk ve Cezai Gözlemevi’nin (ONDRP) açıkladığı rapora göre Fransa’da aile içi şiddet 2017 yılında da azalmadı. 2016 yılına kıyasla hazırlanan raporda 2007-2014 yılları arasında aile içi şiddette yaşanan düşüş 2015 ve 2016 yıllarında durdu.

HER 10 KADINDAN 8’i EN YAKININDAKİ ERKEKLER TARAFINDAN KATLEDİLDİ

Fransa’da 2017 yılında 109 kadının hayatını kaybetmesinin yanı sıra 98 binin üzerinde kadın şiddet gördü. Bu kadınların büyük çoğunluğu birlikte olduğu erkek tarafından şiddete maruz kaldı. Ağırlıklı olarak fiziksel şiddet gören kadınlar aynı zamanda ölüm tehdidi ve tacize de uğradı. Aile içi şiddet vakaları da 2016 yılına göre azalmadı. 2019 Ocak ayı itibariyle 2 günde bir kadın katledildi.

Monica 29 yaşında bıçaklandı, Pascale 56 yaşında kurşunlandı, Taina 20 yaşında demir çubukla dövüldü, Sevrine 46 yaşında boğuldu, İsabelle 50 yaşında bıçaklandı, Nathalie 47 yaşında, 34 yaşındaki Gülçin K. boşandığı eşi tarafından Annemasse kentinde  öldürüldü. Yine 3 aylık bebeği ile birlikte pencereden atılan Celine, 6 aylık hamileyken bıçaklanan Gaelle ve isimlerini veremediğimiz 60 kadın ilk 4,5 ayda en yakınındaki erkekler tarafından katledildi.

Geçmiş yıllarla kıyaslandığında ONDRP’ye göre şiddet eylemleri sonucu yapılan şikâyetlerde süreç daha sıkı işlemeye başladı. Raporda birçok savcının şiddet eyleminin farkına varır varmaz soruşturma yürütme emri verdiği vurgulandı.

‘AVRUPA’DA KADINLARIN YÜZDE 70’İ EN AZ BİR KEZ ŞİDDETE MARUZ BIRAKILDI’

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Doğu ve Güneydoğu Avrupa’da kadınların maruz bırakıldığı cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddete ilişkin bir araştırma yaptı.

 Ankete katılan kadınların yaklaşık yüzde 70’i, 15 yaşından sonra bir şekilde şiddete maruz bırakıldıklarını söyledi. Katılımcıların yüzde 31’i bu saldırıya son 12 ay içinde maruz kaldıklarını belirtti. Kadınların yüzde 23’ü, yakınlarında bulunan erkekler tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldığını ifade ederken, yüzde 18’i ise bu şiddeti başka kişilerden gördüğünü söyledi. Kadınların maruz bırakıldığı şiddetin sorumlusunun yüzde 31’nin ise aile bireyleri olduğu belirlendi.

 Kadınların maruz bırakıldığı en yaygın şiddet biçimi ise psikolojik şiddet olduğu belirtilen araştırmada, psikolojik şiddete maruz bırakılan kadınların yüzde 60’ı, bu şiddeti yakınlarındaki erkeklerden gördüğünü dile getirdi.

 Araştırmada, üniversite mezunu kadınların fiziksel ya da cinsel şiddete maruz bırakılma oranı, eğitim düzeyi düşük kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu kaydedilirken, kadınların yabancı bir erkeğin şiddetine maruz bırakılması bakımından karşılaştırma yapıldığında, aradaki farkın daha da açıldığı aktarıldı.

 Ekonomik ya da sosyal statüleri ne olursa olsun tüm kadınların şiddete maruz kalabileceklerini ortaya koyan araştırmaya göre “fakir, ekonomik açıdan bağımlı veya çocuklu kadınlar”ın daha büyük risk altında olduğuna dikkat çekildi.

KADINA YÖNELİK ŞİDDETTEN DEVLETLER SORUMLUDUR

 Kadın katliamları ve kadına yönelik şiddete karşı uluslararası kadın hareketinin dikkat çektiği nokta en temel insan hakkı olan yaşam hakkı gaspına en çok kadınların maruz kaldığı gerçeğidir. Bu konuda devletlerin bizzat sorumlu olduğu ve kadın politikası konusunda acil düzenlemeler yapılması gerektiğidir. Bu nedenle kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması devletlerin hem uluslararası hem de bölgesel düzeydeki taahhütlerinin bir gereğidir.

Unutulmaması gereken nokta kadına yönelik şiddetin artık “sadece kadın meselesi” olmadığı, yakıcı bir toplumsal sorun olarak kadınların yaşam hakkının güvencelenmesi için özel mücadele yürütülecek bir alan olmasıdır. ‘’Bir kişi daha eksilmeyeceğiz’’ ya da Fransa’da olduğu gibi “Bir daha asla” çığlıklarına yanıt olup her alanda kadına yönelik şiddette karşı verilen mücadelede daha etkin yer alınmasının zorunlu olduğudur.

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑