fbpx

Emek

Published on Aralık 9th, 2019 | by Avrupa Forum 1

0

Fransa’da işçi sınıfı ayakta, grev devam ediyor

“Fransa’da hayat durdu”. Dün haber sayfalarının neredeyse tamamı bu başlığı kullandı. Bu başlık aynı zamanda işçi sınıfının yaşamı organize ettiği gerçeği, o hep silmeye çalıştıkları, yok saydıkları hatta işçilerin bile kendi rolünü görememe durumuna önemli bir balyoz indirmiş oldu.

Evet, hayatı olduğu gibi, organize olmayı da örgütleyenler işçiler. Dünkü grevde de bu çok net görülmüş oldu. Greve katılım oranı düşünülenin çok üzerindeydi. Grevin lokomotifi demiryolları ve metro çalışanlarıydı. Demir yollarında greve katılım oranı yüzde doksan yedi oldu. Grevin bağlantısı olan yollar restoran, kafe, taksiler çalışamamış oldu. Bir çoğunun işçileri de metro ya da RER’ler çalışmadığı için grevde olmasalar bile doğalında grevin bir parçası oldular.

Demir yollarından sonra en güçlü katılımı Transport işçileri sendikası organize etti. Transport sendikasının çağrısına katılım metrolarda yüzde yüz oldu. Şoförsüz iki metro hariç bütün metrolar tamamen kapatıldı. Yine otobüs ulaşımında katılım oranı yüzde doksan oldu.

Greve demiryolları ve Trasportan sonra en güçlü katılımı hastane çalışanlarının dahil olmasıyla oldu. Hastanelerin acil servisleri dışında orada da sınırlı personel nöbetçi kaldı, sendikanın kararıyla tamamı greve katıldı. Greve katılma oranı yüzde doksanın üzerindeydi.

Hastanelerden sonra öğretmenler sendikasının çağrısına katılım yüzde seksen oldu. Okulların yüzde yetmişi tamamen kapandı, yüzde onu kısmi olarak açıktı.

Taşımacılık sendikasının çağrısına katılım oranı yine yüzde doksanlardaydı. Hava alanı işçileri sendikasının çağrısına katılım oranı yüzde yetmiş oldu.

Bu yukarıda saydığımız sektörler yani sıra özel sektörde katılım oranı da yüzde seksen civarındaydı. Üniversiteler tamamen kapalıydı. Demiryolları ve Trasport işçilerinin yüksek katılımı aynı zamanda kentlerin dışına itilmiş göçmen işçilerin ve güvencesiz prekarya çalışanlarından ve doğalında grevin bir parçası olmasıyla yaşam sistemin kılcal damarlarına doğrudan durdurmuş oldu.

Greve katılım oranı kadar gösterilere katılım oranıda çok yüksekti. 5 Aralık günü 250 noktada resmi başvuru yapıldı ve eylem gerçekleşti. Polise göre 800 bin kişi eylemlere katıldı, sendikalara göre ise 2 milyon kişi katıldı. Başta Paris olmak üzere birçok kente polis saldırıları ve çatışmalar gerçekleşti.

Paris’te polis saldırının dozunu artırıp sokakları gaza boğunca sendika kortejin önüne itfaiye işçilerini konumlandırdı. Bu taktiksel hamle işçiler tarafından coşkuyla karşılandı. İtfaiye çalışanlarının elbise ve kasklarıyla önde konumlanması polise geri adım attırdı. Paris’te polisin saatlerce gaz bombası ve fiili saldırılarına rağmen kitle saatlerce soğuk havaya rağmen dağılmayarak akşam 19:00 yürüyüşü hedeflediği gibi Nation meydanında sonlandırdı.

Akşam yürüyüş sonrası organize edilen yüzlerce forum, saatlerce yürüyüş ve gaza rağmen hem kitleseldi hem coşkuluydu. Oluşturulan açık kürsülerde işçiler coşkulu konuşmalarla grevin devam etmesi yönünde kararlılığını paylaştılar. 6 Aralık sabahı sendikaların yaptığı toplantıda grevi 11 Aralığa kadar sürdüreceklerini ilan ettiler.

Grevler Karşısında Çaresizleşen Devlet

Grev akşamı kameraların karşısına çıkan başbakan grevin beklenenden daha güçlü olduğunu kabul etti ve grevlere saygı duyduğunu tam bir burjuva ikiyüzlülüğüyle söyledi ama grevcilerin talepleri konusuna hiç değinmedi. Devletin bu yasayı getirirken de yasayla ilgili sendikalarla yaptığı görüşmelerde de geri adım atmamasının temelinde işçi sınıfının uzun süreli bir genel grevi örgütleyemeyeceği fikri vardı.

Fransa’da neredeyse bankalara borçlu olmayan işçi yoktur. Sadece bankalara mı, tabi ki hayır, her işçi en az iki sigorta ödüyor. Ev sigortası, bunun yanında kendi için özel sağlık sigortası, eğer arabası varsa araba sigortası ki araba kullanmak Paris dışında neredeyse zorunluluktur. Bunun yanında ev kredisi, telefon faturası, internet faturası, elektrik faturası bu saydıklarımız herkesin her ay mutlaka ödemek zorunda oldukları faturalar. 

Fransa’da asgari ücretin 1300 euro civarında, ortalama ücretlerin de 1600 euro olarak baz alırsak; işçilerin yaşam standartları geçim sınırında ve ucu ucuna yaşamaya zorlanırlarken bir de uzun süreli aylıklarından ücret kesintisini kaldıracak durumda olmadıklarını sistem kendi yarattığı sonuçtan çok iyi biliyor. Buradan yola çıkarak ta grevi uzun süre sürdüremeyeceklerini biliyorlar.

Bunun yanında sendikaların zamanlaması da oldukça iyi burada. Aralık ayı çoklu tüketim ayı neredeyse bütün yıla denk düşüyor. Bu ayda yapılacak grev burjuvaziyi de sarsacak. Bu karşılıklı hesaplaşmalar ve taktiksel hamlelerin önümüzdeki günlerdeki karşılığı daha net ortaya çıkacak.

Burjuvazi şu anda önemli bir hesap hatası yaptığını kendi açıklamasından da göstermiş oldu. Burjuvazi açısından hayati durduracak grevler döneminin geride kaldığı vaaz edilmişti. Burjuva neoliberal dönüşümdeki başarılarından biri olarak işçi sınıfının örgütlülüğünü de oldukça zayıflattığından ve bu nedenle güçlü grevlerin artık hiç örgütlenemeyeceği fikriydi ki bu konuda yanıldılar. Grevler beklenenin üzerinde katılımla devam ediyor.

Gösterilerde İşçi Öğrenciler ya da Genç İşçiler Güçlü Dinamiği Oluşturuyorlardı

Gösterilerde öne çıkan işçi öğrenciler yada genç işçiler, sarı yelekliler hareketi içerisinde de oldukça öne çıkan bir dinamikti. 5 Aralık grevlerinde de özellikle genç birikimin yoğunlaştığı kentlerdeki gösterilerde belirleyici rol oynamaya devam ederek sınıf mücadelesinde güçlü bir dinamiği oluşturdular. Nant, Toulouse, Bordeaux, Lyon ve Paris’te sokakların radikaleşmesini de bu dinamik ateşledi. Paris’te liseliler ve üniversitelilerin korteji oldukça kitlesel ve dinamikti.

Sokak Gösterilerinin Öne Çıkan En Önemli Dinamiklerinden Biride İşçi Kadınlardı

Demiryolları ve itfaiyeyi ayrı tutarsak diğer bütün alanlarda grevde öne çıkan kadınlar oldu. Özelikle hastane çalışanları ve öğretmenler kortejlerinde kadınlar damgasını vurdular. Yine sendikalar ve sektörler dışında oldukça geniş bir bileşene sahip genç işsizler ya da geçici kontratlarda çalıştırılanlar içerisinde de kadınlar çoğunluğu oluşturuyordu. Neoliberal dönüşümün en yıkıcı sonuçları kadınlarda oldu. İlk işsiz kalan kadınlar oluyor. Önümüzdeki mücadelelerin en önemli dinamiğini kadın işçiler oluşturacak bu grevde bu dahada çok kendini göstermiş oldu.

Grev ve Göçmenler

Fransa’da göçmenleri iki kategoride ele almakta yarar var; birincisi Fransa sömürgelerinden gelen göçmenler, bunlar dil sorunları olmadığı için ve Fransız vatandaşı olmalarından dolayı çok daha rahat iş bulabiliyorlar ve artık Fransız işçi sınıfının bir parçasıdır. Özelikle hastanelerde, belediyelerin temizlik bölümünde ve büyük inşaat şirketlerinde neredeyse çoğunluğu oluşturuyorlar.

Diğer göçmen kitlesi iki bölümden oluşuyor, birincisi, Emperyalist talanların yoğunlaştığı bölgelerdeki savaşlardan kaçan göçmenler. Afganistan, Sri Lanka, Kürdistan, Suriye, Sudan ve benzeri savaş bölgelerinde büyük yıkımlarda canların kurtararak kendini buraya atmışlar. Diğer göçmenler de işsizlik ve yoksulluktan kurtulmak kapitalizmin daha gelişmiş olduğu ülkelerde daha iyi yaşama umuduyla buraya gelmiş olanlar. Bu iki kesimin kaderi burada aynı: iş bulmak ve çalışmak! Sigorta bunlar için neredeyse lüx talep. Doğal olarak da Fransızların çalışma koşullarına ulaşmak bile lüx gibi onlar için. En ağır işlerde, zaman kavramını unutarak çalışıyorlar. Fransa’da restoranların alt katlarında ya da arka taraflarında, inşaatta, temizlik, yaşlı bakımı ve günübirlik işlerde bu göçmenler çalışıyor.

Çalışma koşularının zorluğu, büyük çoğunluğunun Fransızca bilmiyor olması ve gündelik hayatlarında geldikleri ülkenin TV vb. iletişim araçlarını kullanıyor olmaları ve çalışma alanlarında da genelde birbirlerini tercih etmeleri bu grubun sınıf mücadelesinin bir parçası olmasının önünde önemli etkenler. Bu kesimler ulaşım araçlarının grevde olmasından dolayı “zorunlu olarak” en yaygın katılımı göstermiş oldular. Gösterilere katılımları tabi ki çok sınırlıydı. Fransa’da işçi sınıfının yumuşak karnını oluşturan göçmen işçiler, daha güçlü bir sınıf mücadelesi için mutlaka mücadelenin bir parçasına dönüştürülmelidir.

5 Aralık Grevinde Yüzde Doksan Katılım Yüzde Yüz Etki

Fransa grevi toplumun her kesimine bir kez daha işçi sınıfının yaşamımızdaki yerini göstermiş oldu.

İkincisi, gettolarda ağır koşullar altında çalışan göçmen işçiler, geldiği ülkelerdeki sınıf mücadelesinin zayıflığından kaynaklı pek deneyimleyemedikleri grevle fiili olarak tanışmış oldular.

Üçüncüsü, gerçekleştirilen neoliberal dönüşümlerle bireye doğru çözerek sistem karşısında zayıflatılan örgütsüz işçilerin bilincindeki zayıflamaya güçlü bir darbe vurmuş oldu.

Dördüncü ve en önemlisi de, birlikte davranıldığında güçlü bir hareket olunabildiği fikrini bütün işçilerin zihinlerinde güçlendi. Bu bütün eylem alanlarında rahatlıkla görülebildi. Saatlerce polis gazına ve havanın soğukluğuna rağmen kararlı bir şekilde birlikte hareket edilebildi.

2016 yılındaki grevlerde söylediğimizi bir kez daha yenileyelim: Sınıf mücadelesinde dibe doğru çözülme artık yerini yeni mücadele yol yöntemleriyle yükselişe geçmiş durumda. En azından Fransa’da bu böyle. Grev ve mücadelelerde yenilgiyle çıkılsa bile bu yükseliş önlenemeyecektir. Çünkü bu, kapitalizmin işçi sınıfını mahkum etmek istediği kölelik koşullarıyla birebir bağlantılı…

Devrimci Proletarya – Paris

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑