Türkiye

Published on Kasım 4th, 2019 | by Avrupa Forum 7

0

Gazeteciler Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak tahliye edildi

Haklarında verilen müebbet hapis cezalarının yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden yargılanam Gazeteciler Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak tahliye edildi, Prof. Dr. Mehmet Altan ise beraat etti.

Yargıtay’ın bozma kararı sonrasında yeniden yargılanmasına devam edilen Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın aralarında bulunduğu 6 sanığın duruşması görüldü.


Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkında tahliye, Mehmet Altan hakkında beraat kararı verildi.

Nazlı Ilıcak, “FETÖ terör örgütüne yardım etmek” suçundan 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırıldı, adli kontrolle tahliyesine karar verildi. Ahmet Altan, “FETÖ terör örgütüne yardım etmek” suçundan 10 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı, adli kontrolle tahliyesine karar verildi.

“FETÖ darbe çağrışımı” davasında, tutuksuz sanık Mehmet Altan’ın beraatine karar verildi. Savcılık geçen hafta açıkladığı mütalaasında Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkında, “terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme” iddiasıyla 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmalarını istemişti. Anayasa Mahkemesi kararıyla birlikte tahliye edilen Mehmet Altan’ın ise beraati istenmişti.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından tutuklanan Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak, 3 yılı aşkın süredir hapiste. Mehmet Altan ise, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararıyla, 27 Haziran 2018’de tahliye edilmişti. Duruşma, tutuklu sanıklar Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Tuğrul Özşengül, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve tutuksuz sanık Mehmet Altan’ın savunmalarıyla devam etti.

TBMM avukatı: Ağırlaştırılmış müebbette direnilsin

Davaya Türkiye Büyük Millet Meclisi adına müdahil olan avukat Selçuk Akgün, celse arasında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nden, Yargıtay’ın bozma kararına uymaktan vazgeçmesini istedi. Akgün, tutuksuz sanık Mehmet Altan dahil tüm sanıklar açısından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında direnilmesini talep etti.

Ilıcak: Zekeriya Öz’ü sıkıştıran sorular sormuştum

Duruşmada savunmasını yapan Nazlı Ilıcak, firari eski savcı Zekeriya Öz ile yaptığı röportaj hakkında, “O dönemde terör örgütü üyesi olarak bilinmiyordu, Ağaoğlu meselesi yüzünden açığa alınmıştı. Ben zaten onu sıkıştıran sorular sormuştum” dedi.

“Adalet Bakanı’nı aradım”

Ilıcak, Zekeriya Öz ihraç edilmeden önce dönemin Adalet Bakanı’nı arayarak hakkında soruşturma açılmasını talep ettiğini de söyledi.

“Soru çalmadım, kaçmalarına yardım etmedim, hükümeti zorla devirmeye çalışmadım”

“Soru çalmadım, suçluların kaçmasına yardım etmedim, hükümeti zorla devirmeye çalışmadım” diyen Ilıcak, kendisine yönelik suçlamaların cemaatin terör örgütü olmadığı dönemde yazdığı kitap, tweetler ve yaptığı programlardan oluştuğunu söyledi. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında darbe aleyhtarı tweetler attığını söyleyen Ilıcak, yargı paketiyle birlikte suçlandığı Türk Ceza Kanunu’nun 220/7 tutuklu kimsenin kalmadığını ileri sürerek tahliyesini ve beraatını talep etti.

Ahmet Altan: AYM’nin kararı, Mehmet Altan kararıyla çelişiyor

Savunmasını yapan Ahmet Altan, mahkeme başkanının Nazlı Ilıcak’a yönelttiği AYM’nin “ihlal olmadığı” sorusunu yanıtlayacağını söyledi. Altan, AYM’nin “hak ihlali yoktur” kararının Mehmet Altan kararıyla birçok açıdan çeliştiğini ifade etti. Altan, AYM başkanı Zühtü Arslan’ın da muhalefet şerhiyle bunu açığa çıkardığını belirtti.

“Savcı, sanığa yönelttiği suçu kendi işliyor”

Altan, davanın savcısının sanığa yönelttiği suçu işlediğini ileri sürerek şunları söyledi: Ben hayatımda ilk kez, bir savcının sanığa yönelttiği suçu bizzat kendisinin işlediğini itiraf ettiği bir mütalaa okudum. Savcı, benim 15 Temmuz’daki ‘darbenin gerçekleşeceğini beyan ettiğimi’ iddia ediyor. Bu yalan. Böyle bir beyanım yok ve bu dosyada böyle bir beyanda bulunduğumun bir belgesi de bulunmuyor. Savcıya göre, birisi darbenin olacağını biliyorsa mutlaka darbecilerle eylem birliği içindedir. Bu kadar net. Peki, sonra ne diyor? ‘Silahlı bir darbe gerçekleştirme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olarak görüldüğü bir dönemde’ yazılmış yazılar. Demek 15 Temmuz’dan önce kuvvetli bir darbe ihtimali varmış. Ve savcı bu darbe ihtimalini görüyor ve biliyormuş. Savcı, bir darbe ihtimalini, darbecilerle eylem birliği olmadan bilmenin mümkün olamayacağını söylediğine göre sormak istiyorum: Bir darbe ihtimali olduğunu hangi darbecilerle eylem birliği yaparak öğrendiniz? Bir darbe ihtimali olduğunu bildiğiniz halde neden bir soruşturma başlatmadınız? Bu bilgiyi neden devletin diğer yetkilileriyle paylaşmadınız? Ortada yüzlerce insanın hayatına mal olan çok ağır bir suç var. Ve biz belki de ilk kez bu darbenin devlet içinde birileri tarafından bilindiğini açıkça söyleyen bir itirafla karşı karşıyayız.

Mehmet Altan: Soruşturma savcısı evrakta sahtecilik yaptı

Son olarak dava kapsamında tutuksuz yargılanan Prof. Mehmet Altan mütalaaya karşı savunmasını yaptı. Mehmet Altan, “Savcı AYM, AİHM ve Yargıtay kararıyla hukuken çöp sayılan iddianamedeki iddiaları yukardaki yargı kararları yokmuş gibi aynen tekrarlamakta beis görmemiş. Şimdi unutturulmak istense de o gözaltı ‘subliminal mesaj’ vermek gibi mizahçılara konu olan bir suçlama ile başladı. Ne oldu o ‘subliminal mesaj’ hikâyesi? O iddianameyi hazırlayan ve Perşembe gecesi İzmir’e tayini çıkan savcı Can Tuncay soruşturmanın gizliliğini yok sayarak şahsım aleyhine gerçeğe aykırı yakıştırmalarla rezil bir algı operasyonu yürüttü. Örneğin, çok eski seyahatlerden kalmış, üçte biri yırtık, tedavülden kalkmış bir doları, ahlak ve utanmayı bir kenara koyarak lekeleme aracı olarak kullandı” ifadelerini kullandı.

“Dava sürecinde anayasal sistemi yok etmeyen bir iradanin devlet içinde olduğunu gördüm”

Mahkeme başkanı araya girerek, “Esasa dönük beyanları alıyoruz. Mütalaa çerçevesinde konuşun. Bir daha uyarmayacağım. Oturtacağım yerinize” dedi. Mehmet Altan savunmasını şöyle sürdürdü: Örneğin, gözaltına aldırdığı tarihten dört yıl önceki bir konferansı bahane ederek, emrindeki iki polise tutturduğu bir tutanakla delil imal etmeye kalktı. Bunlarla yetinmedi evrakta da sahtecilik yaptı. Duruşma savcısının mütalaasında tekrarladığı manasızlıklar böyle bir savcının marifetleri. Sadece bu süreçte kasıtlı bir şekilde bu zulmün parçası olan herkese sormak gerek ‘bir gün yargılanırsanız aynı hukuksuzluğun ve uyguladığınız bu zulmün muhatabı olmak ister misiniz?’ Şunu da hatırlatmak isterim, iddianame savcısıyla ilgili sıraladığım bütün bu rezaletler belgelenmiş ve HSK’ya iletilmiştir. Bu dava süreci boyunca anayasal sistemi yok saymak isteyen bir iradenin, devlet içinde fiilen çaba gösterdiğine şahit oldum.

Dava süreci

Yerel mahkeme, Yargıtay’ın bozduğu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kararını 16 Şubat 2018’de vermişti. Kararın ardından davanın taşındığı istinaf mahkemesi, yerel mahkemenin kararını 2 Ekim 2018’de onamıştı.

Onamanın ardından dosyanın taşındığı Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 4 Temmuz 2019’da Altanlar ve Ilıcak’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kararının bozulmasına hükmetmişti. Kaynak: gazetelink.com


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑