Türkiye

Published on Mart 15th, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

Genel yönetimi sorgulayan “yerel” bir seçim! – Niyazi Aytaç

Türkiye bir yerel seçim süreci yaşamıyor. Bayındırlık, yol, su, kanalizasyon vb. talep ya da öneriler tali olarak bile nerdeyse kimsenin gündeminde yokken hükümetin ve gizli açık (MHP-Ergenekon vd.) ortaklarının gündeminde ise hiç yoktur.

Ne var onların gündeminde? Sistem! Faşizmin kurumsallaşmasını tamamlamak. Kurmaya çalıştıkları “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi“nin sorgulanmasını önlemek.


Bunun için de somut durumda iki temel tehlike görüyorlar: Üç büyük şehrin kaybedilmesi (Onlar dışında kimin kazandığından bağımsız olarak) ve Kürdistan’da HDP’nin kayyımlar yoluyla gasp edilmişleri tekrar geri alması (HDP dışında kimin alacağından bağımsız olarak.)

Somut durumun somut tahlilinden çokça bahsedilir ancak gereği ise o derece hep tavsanır. Şu çok açık: Özgül koşullardan ötürü; devlete karşı gerçek tek muhalif gücün HDP olması, Millet Vekillerinin, Belediye başkanlarının, aktif kadroların esir alınması ve her tür baskının katmerli bir şekilde devam etmesine rağmen HDP’nin istedikleri gibi geriletilememesi, yok edilememesi, devleti zorlamaktadır.

Kürdistan’da kayyumlara rağmen HDP’nin Belediyeleri tekrar kazanması devlet için açık bir yenilgi olacaktır. Bu nedenle HDP’nin dışında kim Kürdistan’da kazanırsa kazansın devlet kazanmış olacak. Bunun için de AKP Kürdistan’da HDP dışındaki hiç bir kesime mümkün mertebe dokunmamaktadır. (Kayyımların atandığı yerlere baktığımızda bu açıkça görülüyor zaten) Ovacık’ta Maçoğlu’na da bu sebeple müsamaha gösterilmektedir. Aksi halde AKP’nin anti-kominist olmadığını ya da Maçoğlu’nun devletin adamı-ajanı olduğunu söylememiz gerekir ki, bunun zırva olduğu açıktır.

Bunun kadar açık olan diğer bir husus: AKP Maçoğlu’na dokunmayarak, kendileri açısından önemli bir diğer propaganda ortamı da hazırlamış bulunmaktadır: “ biz demokrasiye karşı değiliz, demokrasiye karşı olsaydık komünistlere müsamaha göstermezdik; biz teröre karşıyız.” Bu çok açık değil mi? Açık! Her gün Kürdistan’da Valiler, Kaymakamlar, Kayyımlar, Komutanlar birçok yerde, bu köyde şu beldede “HDP’ye oy çıkarsa buraları başınıza yıkarız” tehditleri savrulurken, solcuların, seçimlerin sanki bir Bayındırlık sorunu imiş gibi yaklaşması Kemalist “TKP“ için elbette bir sorun teşkil etmez ama solcular, devrimciler için bu durumun kabul edilmesi mümkün değildir.

O halde yapılması gereken de açık: Gerçek Mütedeyyin, Alevi, Sosyalist kısacası bu ceberut devlete karşı olan her kes özgün koşullar gereği açıkça HDP’nin yanında yer almalıdır. HDP kazanırsa biz, kaybederse devlet kazanır. Çünkü devlet Kürdistan’da bu ikilemi dayatmaktadır.

Ne diyordu Bahçeli: “Tekrar ediyorum. Yerel seçimlerde alınacak sonuç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin oturması ve yürümesi açısından çok önemli. Alınacak kötü sonuç her şeyi tersyüz edebilir. Özellikle üç büyük şehir çok önemli. Buralarda HDP, CHP ve diğer partiler destek verip yerel yönetimler kazanabilir. Bu olduğu takdirde daha o gece ‘bu sistemin meşruiyeti’ni tartışmaya açarlar. Bu da içinde bulunduğumuz şu geçiş döneminin altüst olması demektir. O nedenle Cumhur İttifakı devam etmeli diyoruz. Bu seçimde Güneydoğu’da alınacak oylar çok önemli. Orada 101 belediyeye kayyum atandı. Şimdi o parti oralarda yine kazanırsa bu çok kötü olur. Çıkarlar, bunu plebisit gibi sunarlar.”

Ne diyor faşist? Tekrarlayalım: “O parti oralarda yine kazanırsa bu çok kötü olur” (!) Yapılması gereken belli değil mi? O parti oralarda yine kazansın faşistler ve sistem için “çok kötü olsun”.

15.03.2019

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑