fbpx

Kadın

Published on Mayıs 23rd, 2020 | by Avrupa Forum 5

0

Gözaltı operasyonuna ortak tepki: AKP-MHP İktidar Bloku yükselen kadın mücadelesinden korkuyor

Diyarbakır ve Ankara’da dün sabah gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarında özellikle kadın siyasetçilerin hedef alınması siyasi parti, kadın örgütleri ve kadın mücadelesi aktivistleri tarafından sert biçimde eleştirildi.

Diyarbakır ve Ankara’da dün sabah gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarında özellikle kadın siyasetçilerin hedef alınması siyasi parti, kadın örgütleri ve kadın mücadelesi aktivistleri tarafından sert biçimde eleştirildi. 

İktidar kadınların direnişini tehdit olarak görüyor

Gözaltı operasyonunun ardından görüşlerine başvurduğumuz kadınların neredeyse bütünü, AKP-MHP İktidarı’nın yükselen kadın mücadelesinden ürküntüye kapıldığı, kadınların direnişini iktidarına yönelik esaslı bir tehdit olarak gördüğü için bu tür yöntemlere tevessül ettiğini düşünüyor.

Kadın mücadelesi aktivisti ve yazar Berrin Sönmez, “Kadın örgütleri bir araya gelip ortaklaştılar. Kadın örgütlerinin bu ortaklaşmasına karşı, örgütlü hareket olmasına karşı iktidar tarafından indirilmiş darbedir bu.” diye bu durumu açıklarken, İstanbul HDP İl Eşbaşkanı Elif Bulut ”Özellikle kadın özgürlük mücadelesinin büyümesi iktidarın en büyük kabusudur.” şeklinde bu durumu izah ediyor.  Tevgera Jinen Azad (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökhan bu durumu şöyle açıklıyor: “Bu yolla bayramdan sonra Meclis’e “çocuk yaşta evlendirme ve çocuğu tecavüz edenle evlendirme yasası”nı getirme hayaliyle kadına karşı şiddet ile mücadele edenleri de bertaraf etmeye çalışıyor AKP-MHP rejimi.”

SYKP Eşbaşkanı Canan Yüce de benzer bir yorum yapıyor: “Şiddet taciz tecavüz faillerini AK’layıp kollayan AKP-MHP erkek iktidarı şiddete karşı teslim olmayan, sesini tepkisini yükselten ve bu alanda mücadele yürüten kadınları bir kez daha hedef almıştır.” Gülfer Akkaya’nın açıklaması da bu doğrultuda: “Karşısında muhalefet eden tek bir güce, örgütlülüğe tahammülü yok. Kadınların muhalefeti de herkesin bildiği gibi ülkedeki en güçlü muhalefet.”

Aynı görüşü Kürt hareketine yapılan operasyonlar bağlamıyla da ilişki kurarak bağımsız feminist Hülya Osmanağaoğlu da ileri sürüyor: “Yerel yönetimlere kayyım atamaları, HDP ve Kürt hareketine yönelik operasyonlar dinmedi hızlandı. Kürt kadın hareketine yönelik operasyonlar da hiç kuşkusuz bu sürecin parçası. Ancak Kürt kadın hareketine ve bugün özelinde Roza Kadın Derneği’ne yönelik polis ve gözaltı operasyonu aslında AKP’nin kadın düşmanı politikalarına karşı yükselen kadın direnişini susturmaya çalışıyor.”

Saldırı bütün kadınlara karşı​

Gözaltı operasyonuna tepki gösteren kadınların üzerinde fikir birliğinde oldukları diğer husus, operasyon Kürt kadın hareketine yönelik olsa da aslında saldırının bütün kadınlara yönelik olduğu, bütün kadınları baskı altına alma amacı taşıdığı doğrultusunda.

EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros bu durumu “bu saldırıların tüm kadınlara ve kadın örgütlerine yapılmış bir saldırı olduğunu biliyoruz.” şeklinde ifade ederken bağımsız feminist Selin Top’un yaklaşımı da benzer: “Bu saldırı sadece TJA’ya ve Rosa Kadın Derneği’ne karşı değil tüm kadınlara karşıdır.” HDP Kadın Meclisi üyesi Ayşe Berktay da aynı yorumu yapıyor: “Kadınların hayatları ve özgürlükleri için mücadele eden kurumlara saldırı bütün kadınlara saldırıdır.”

Pandemi bahane edilerek kadın kazanımlarına saldırılıyor​

Gözaltı operasyonuna itiraz eden kadınlar, AKP-MHP İktidarı’nın pandemiyi fırsat bilerek kadınların kazanımlarını ortadan kaldırmak istediğini söylüyorlar. Görüşlerine başvurduğumuz kadınların üzerinde fikir birliğine sahip oldukları bir diğer husus da bu. Yalova Kadın Platformu’ndan Vildan Önderoğlu bunu, “Patriyarka pandemiyi bahane ederek kadın kazanımlarını tırpanlıyor.” şeklinde izah ederken, bağımsız feminist Selin Top şöyle söylüyor: “AKP iktidarı pandemiyi bahane edip hepimizin evlerde olmasını salık verirken kendisi kadın düşmanı politikalarını hız kesmeden sürdürüyor, patriyarkayı güçlendiriyor.”

Siyasihaber olarak görüşlerine başvurduğumuz kadınların, dün Ankara ve Diyarbakır’da gerçekleşen, özellikle kadınları hedef alan gözaltı operasyonlarını yönelik değerlendirmeleri şöyle:  

“Örgütlü mücadele demokratik haktır” (Berrin Sönmez – Yazar)

Kadınlara yönelik olarak bu sabah yapılan ev baskınlarını kadın örgütlerinin yan yana gelip ortaklaşarak mücadele etmesine karşı yapılmış bir müdahale olarak görüyorum. Kadın örgütleri bir araya gelip ortaklaştılar. Bütün kadınlar için ortaklaşa mücadele veriyorlar. Kadın örgütlerinin bu ortaklaşmasına karşı, örgütlü hareket olmasına karşı iktidar tarafından indirilmiş darbedir bu.

Bu, kabul edilemez çünkü örgütlü mücadele demokratik haktır.

Gözaltına alınan kadınlar derhal serbest bırakılsın!

“Kadınlar bent olmaya devam edecek” (Yalova Kadın Plaformu’ndan Vildan Önderoğlu)

Tüm dünyanın Covid-19 nedeniyle kilitlendiği bu olağanüstü günlerde ülkemizde de patriyarka pandemiyi bahane ederek kadın kazanımlarını tırpanlıyor. Bugün kadın örgütleri temsilcileri ve siyasetçilerine operasyon yapıldı. Çok sayıda gözaltı var. Bir yandan pandemi nedeniyle “evde kal” çağrıları yapılırken, diğer yandan kadınların ifadesine başvurmak yerine ev baskınlarıyla gözaltılar yapılıyor, bu kabul edilemez. Dışarıda gürül gürül akan haksızlıklar ve hukuksuzlar taşkını karşısında kadınlar bent olmaya devam edecek.

Gözaltılar serbest bırakılsın!

“Amaç kadınları alternatifsiz bırakmak” (Hülya Osmanağaoğlu – Bağımsız Feminist)

Yerel yönetimlere kayyım atamaları, HDP ve Kürt hareketine yönelik operasyonlar dinmedi hızlandı. Kürt kadın hareketine yönelik operasyonlar da hiç kuşkusuz bu sürecin parçası. Ancak Kürt kadın hareketine ve bugün özelinde Roza Kadın Derneği’ne yönelik polis ve gözaltı operasyonu aslında AKP’nin kadın düşmanı politikalarına karşı yükselen kadın direnişini susturmaya çalışıyor. Kadın hareketinin, kız çocuklarını tecavüzcülerle evlendirmeyi teşvik amaçlı istismar faillerini aklama girişimine verdiği tepkinin hemen ardından bu gözaltı furyasının ortaya çıkması tesadüf değil. Kadın hareketinin ve feministlerin AKP’ye 6284’ü ve İstanbul Sözleşmesini uygula baskısı sürerken Diyarbakır’da erkek şiddetine karşı kadınların en çok başvuru yaptığı örgütlenme olan Roza Kadın Derneği’nin bu sabah polislerce basılması da yine kadınların yükselen özgürlük sesini kısmaya yönelik.  Dün kayyumlarla kapatılan kadın danışma merkezlerine ve kadın birimlerine yönelik baskı bugün Roza Derneği’nde cisimleşiyor. Amaç kadınları alternatifsiz bırakarak, kadınları değil erkekleri ve aileyi korumayı amaç edinen KADEM’lere ve yandaş STK’lara mahkûm etmek. Bunları değişik biçimlerde otuz yıldır deniyorlar başarılı olamadılar. Olamayacaklar da…

“Gözaltına alınan, tehdit edilen tüm kadınların yanındayız” (Sema Barbaros – EMEP İl Başkanı)

Kayyum atamalarıyla belediyelerin kadın çalışmalarını yok eden, kadın seçilmişleri cezaevlerine atan, kadın kurumlarını kapatan, kadınların şiddet ve yoksullukla mücadelesinin önüne geçen, kadınları sorunlar ortasında yapayalnız bırakan AKP iktidarı kadınların ve çocukların yasal haklarını ortadan kaldırma hamlesi yapacağını ilan ettiği Haziran ayı öncesinde yine kadınlara gözdağı vermeyi amaçlıyor. Bu gözaltı ve baskınlarla kadınları mücadeleden alıkoyma planları yapıyor.

Bu baskı ve gözaltıların kadınların haklarından ve hayatlarından vazgeçmemek için yürüttüğü mücadeleye bir gözdağı olduğunu, bu saldırıların tüm kadınlara ve kadın örgütlerine yapılmış bir saldırı olduğunu biliyoruz.. Tek adam yönetiminin tüm baskılarına karşı yan yana durmaktan, haklarımız ve hayatlarımız için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.

“Kadın özgürlük mücadelesi iktidarın en büyük kabusudur” (Elif Bulut – HDP İl Eşbaşkanı)

Toplumsal muhalefetin önünü kesmenin ve halkla buluşmasını önlemenin en önemli yolu muhalif mücadelenin yürütüldüğü kurumlara saldırmak, kapatmak ve çalışamaz hale getirmektir. Özellikle kadın özgürlük mücadelesinin büyümesi iktidarın en büyük kabusudur. Kayyımlardan sonra hemen kadın kurumlarını kapatanlar bugün de kadınların aktif çalışmasını büyüten Rosa kadın Derneği’ne ve TJA’ya operasyonlar yaparak gözaltılar yapmışlardır. Bu baskıların kadınları yıldıramayacağını ve tüm kadın kurumları olarak kadın arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu belirtiyor derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

“Kadınların muhalefeti ülkedeki en güçlü muhalefet” (Gülfer Akkaya – Bağımsız Feminist)

Bu sabah kadın hareketinin de parçası olan HDP, DBP, Özgür Kadın Hareketi (TJA) ve Rosa Kadın Derneği’nden kadın arkadaşlarımıza yönelik ev baskınları yapıldı.

Uzun zamandır AKP’nin medyası diye adlandıracağımız medyada belli aralarla feminist/kadın hareketine karşı yazılar, söylemler yükseliyor, feminist/kadın hareketinin kazanımları olan başta 6284 adlı yasa ve İstanbul Sözleşmesi’ne karşı art arda “yuva yıkan, ocak söndüren” yasa ve sözleşme tarzı gerçek dışı haberler yapılıyordu. Haber yapmakla kalmayıp nafaka hakkı dâhil kadınların mücadelesi ile kazanılan haklarımızı gasp etmek için iktidar yanlısı erkekler “mağdur babalar derneği” gibi kurumlar bile kurdular. Yetmedi. En son infaz yasası adıyla çocuk ve kadın katillerini, taciz-tecavüzcü, istismarcı ne kadar tutuklu erkek varsa serbest bıraktılar.

AKP-MHP İktidarı herkesin bildiği gibi fıtratında kadın erkek eşitliği olmayan, kadınları itaate zorlamak için erkek ve devlet şiddetini aynı anda devreye koyan, kadın ve çocuk katillerine, taciz ve tecavüzcülere, istismarcılara kanunda yer alan cezaları uygulamak yerine, onları güçlendiren ödül denebilecek “cezalar” vermekte.

Yetmezmiş gibi Meclis açıldığında 13 yaşında çocukların istismarına neden olacak, tecavüz anlamına gelen sözüm ona evlilik adında cinsel saldırıyı yasalaştırmayı amaçlıyor iktidar. Meclis açılmadan çeşitli çevrelerden “profesörler,” siyasi parti başkanı kişiler aracılığıyla kamuoyuna sesleniyorlar. Konuşanların hepsi erkek. Kadınlar ve çocuklarla ilgili konularda hep erkekler konuşuyor. Kadınları ve çocukları kendilerinin malı olarak gördükleri için kadınları susturuyorlar. Ancak ne yazık ki AKP ve MHP milletvekili kadınlar da bu konuda erkeklerle aynı tutuma sahip. Tek farkları AKP’li kadın vekiller çocukların “evlilik” yaşının 15 olmasını istiyor, erkekler ise 12-13 yaşlarda ısrarcı.

AKP-MHP Türkiyesi yeni bir paradigmayı ördü, örüyor. Bu paradigmada işçiler mevcut haklarının iktidarca gasp edilmesi ile patronlara neredeyse kölelik koşullarında çalıştırılmaya zorlanıyor. AKP bu “başarıya” sendikaları etkisizleştirerek ulaştı. Uzun zamandır feminist/kadın hareketi ile de aynı şekilde uğraşmakta. Çünkü bu pardigmada kadınların yeri ev, aile ve kocasının emirlerine karşı çıkmayan itaatkâr kadın. Kız çocuklar da tıpkı kadınlar gibi yeni yasalarla isteyen erkeğin ulaşabileceği seks ve damızlık nesneler olarak görülmekte.

İşte AKP-MHP’nin bu paradigmasına şu anda karşı çıkan, paradigmada gedik açan tek muhalefet kadınların birlikte muhalefeti. AKP tüm çabalarına rağmen kadınlara kadın örgütleri kadar ulaşamadı, kadın örgütlerinin sağladığı güveni sağlayamadı. Yapılan anketler kadınların yüzde 85 oranında kadınlara güvendiğini gösteriyor. Bizler kadınlarla beraberiz ve kadınlar bize kadın kurumlarını kast ederek “Sizleri biliyoruz bir şey olsa ilk size ulaşacağımızı da biliyoruz” diyor. Kadınları itaate zorlayan iktidar için bu büyük bir sorun.

Bu sabah kadınlara yapılan ev baskınları TBMM açıldığında çocuk istismarının geçeceğini dillendirdiğimiz ve ona karşı feminist/kadın hareketi olarak birlikte yürüttüğümüz kampanyanın en yükseldiği ana denk gelmesi tesadüf değil.

AKP-MHP karşısındaki örgütlü feminist/kadın hareketi dağıtmayı, kadınları operasyonlarla, baskılarla susturup paradigmasına ulaşmayı amaçlıyor. Karşısında muhalefet eden tek bir güce, örgütlülüğe tahammülü yok. Kadınların muhalefeti de herkesin bildiği gibi ülkedeki en güçlü muhalefet.

Kimse kadınlardan erkeklere ve onların her türlü iktidarlarına neden ne olursa olsun itaat etmesini beklemesin. Ve arkadaşlarımız hemen serbest bırakılsın.

“Bu saldırı tüm kadınlara karşıdır” (Selin Top – Bağımsız Feminist)

OHAL sürecinde de ilk yaptığı iş olarak kadın dernek ve dergilerini kapatan AKP iktidarı pandemiyi bahane edip hepimizin evlerde olmasını salık verirken kendisi kadın düşmanı politikalarını hız kesmeden sürdürüyor, patriyarkayı güçlendiriyor.  Pandemi sürecinde artan kadına yönelik erkek şiddetine karşı hiçbir politika üretmemesi bir yana, 6284’ü HSYK kararı ile askıya alıyor. Meclis koridorlarında çocuk istismarının aklanması anlamına gelecek “erken yaşta evlilik” taslağını tartıştırıyor. Kadın hareketi tüm baskılara karşı bu saldırılara karşı sözünü söylüyor, büyüyor.  AKP iktidarı bugün de kadın örgütlerine saldırıyor. TJA ve Rosa kadın Derneği’nden dostlarımız gözaltında.  Bu saldırı sadece TJA ya ve Rosa Kadın Derneği’ne karşı değil tüm kadınlara karşıdır. Ancak bedenimiz emeğimiz için mücadelemiz bu saldırılarla engellenemez. Ve bizler birlikte güçlüyüz, kadın hakları için emek veren arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

“Rejim kadına karşı şiddet ile mücadele edenleri de bertaraf etmeye çalışıyor” (Ayşe Gökhan – TJA Sözcüsü)

Bugün kadınlara yapılan harekât ülkenin altını dinamitlemektir. TJA ve aynı zamanda TJA aktivisti olan Rosa Kadın Derneği yöneticileri ve üyeleri sabah erken saatlerde evlerine askeri harekatla gözaltına alınmaları kayyum atamalarını gündemden düşürmektir. Bu yolla bayramdan sonra Meclis’e çocuk yaşta evlendirme ve çocuğu tecavüz edenle evlendirme yasasını getirme hayaliyle kadına karşı şiddet ile mücadele edenleri de bertaraf etmeye çalışıyor AKP-MHP rejimi. Artık Türkiye’de kimse demokrasi rejiminden söz etmesin. Eğer topyekün CHP başta olmak üzere güçlü muhalefet oluşturulmazsa Türkiye Afganistan olabilmeyi bile hayal edemeyecek duruma gelecektir. Ama biz kadınlar asla geri adım atmayacağız. “Korkmuyoruz Susmuyoruz İtaat etmiyoruz” ile “Jin Jiyan Azadî” bizim Türkiye ve Kürdistan kadınlarının ortak mücadelesidir. Kadınlara yapılan saldırı asla kabul edilmez. Arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın. “Daha doğmamış bebeklere doğunca tecavüz edileceksiniz yasası”nı asla kabul etmeyeceğiz!

“Kadınların direnme ve mücadele geleneği iktidarın korkusu olmaya devam ediyor” (Canan Yüce – SYKP Eşbaşkanı)

Her türlü baskı şiddet ve saldırıya karşı kadınların birlikte ve dayanışma içinde büyüttüğü direnme ve mücadele geleneği AKP- MHP faşist bloğunun korkusu olmaya devam ediyor. Bu sabah Diyarbakır’da TJA aktivistleri ve Rosa  Kadın Derneği üye ve yöneticilerinin keyfi ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmaları bu korkunun göstergesidir. Kadına yönelik şiddetin arttığı, çocuk istismarcılarının affına yönelik yasa tasarısının hazırlığına girişildiği böylesi bir zamanda gerçekleştirilen bu operasyonla kadın mücadelesi sindirilmek, susturulmak isteniyor. Şiddet taciz tecavüz faillerini AK’layıp kollayan AKP-MHP erkek iktidarı şiddete karşı teslim olmayan, sesini tepkisini yükselten ve bu alanda mücadele yürüten kadınları bir kez daha hedef almıştır.

Rosa Kadın Derneği’ne ve TJA aktivistlerine yönelik bu gözaltılar kabul edilemez.

Kadınların eşit ve özgür yaşamaları için mücadele yürüten kurumlardan elinizi çekin. Biz kadınlar her koşulda birlikte ve güçlü olmaya devam edeceğiz. Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın.

Jin jiyan Azadî!

Yaşasın kadın dayanışması!

“Kadın örgütlerine saldırı kadınlar için ölüm kalım meselesidir” (Ayşe Berktay – HDP Kadın Meclisi üyesi)

Kadınların hayatları ve özgürlükleri için mücadele eden kurumlara saldırı bütün kadınlara saldırıdır. Rosa Kadın Derneği ve TJA tam da böyle kurumlar olduğu için kadınlar tarafından yaygın biçimde sahiplenilmektedir.

Kadın özgürlüğüne ve kadın kazanımlarına düşmanlık kadın düşmanlığıdır. Kadın düşmanlığının hayatlarımızı ve toplumu cendereye aldığı bu ortamda kadın örgütlerine saldırı kadınlar için ölüm kalım meselesidir. Bu saldırılara sadece kadınların değil demokrasi ve özgürlükten yana tüm toplum kesimlerinin karşı çıkması gerekir. Çünkü kadınlar için ölüm kalım meselesi haline gelmiş her şey aslında aynı zamanda toplumun tamamı için özgürlük mücadelesinin konusudur.

Erkekten gelen şiddete karşılık Türkiye’nin her bir köşesinde gidebileceğimiz kadın derneklerinin var olması çok önemli (Bodrum Kadın Dayanışma Derneği’nden Figan Erozan)

Rosa kadın derneği, bazılarımız tanımıyor olabiliriz bu kadın derneğini. Dernek 2018’de Diyarbakır’da kadınlara yönelik erkek şiddetine karşı mücadele etmek ve kadınların hayata güçlenerek tutunabilmeleri için kurulmuş, tıpkı Türkiye’de bu amaçla kurulmuş kadın dernekleri gibi.

Rosa kadın derneğinin varlığını sürdürmesi sadece Diyarbakırlı şiddete maruz kalan kadınlar için bir anlam ifade etmekle sınırlı değildir. Rosa kadın derneğinin Diyarbakır’da ki kadınların hayatında var olan erkek şiddetini önlemek, durdurmak ve kovuşturması için verdiği mücadele, benim gibi Ege’de yaşayan kadınların yanı sıra Türkiye’nin her bir ilin de köyünde yaşayan kadınlar içinde bir anlam ifade eder.

Biliyoruz ki şiddet sokak aralarında, karanlık caddelerde, güvende olmam gereken evimde kocamdan, babamdan, birlikte olduğum insandan, abimden, uzak bir erkek akrabamdan ya da istediklerini kadınlara, çocuklara yapma hakkına sahip olduğunu düşünen herhangi bir erkekten gelebilir. Erkekten gelen bu şiddete karşılık Türkiye’nin her bir köşesinde var olan gidebileceğim kadın derneklerinin bulunması, çekinmeden, azarlanmadan, yargılanmadan yaşadıklarımı anlatabildiğim, tüm korkularıma rağmen çare aradığım (bu çare bazen hayatta kalmak bile olabilir ki sığınakların nedeni bu) güçsüz ve güvensizliklerimle gittiğim bu kadın dernekleri, benim gibi tüm kadınlar için soluk alabilmek demektir. Ölümden, tecavüzden, aşağılanmaktan, itilip kakılmaktan, parasız ve aç bırakılmaktan sıyrılıp, tekrar yaşama tutunmak demektir.

İşte bugün Rosa kadın derneğinin kadınlara verdiği destek sorgulanıp, yargılanmak isteniyor. Erkek şiddetine itiraz etmek, bu şiddetin önlenmesini istemek, 6284’ün uygulanmasında ki aksaklıkları belirtmek suç değildir. Kadınların birbirini güçlenmesi, şiddetsiz bir hayatı yaşamak istemeleri, tecavüzü kabullenmemeleri suç değildir. Dolayısıyla bu mücadele içinde olan Rosa kadın derneği kadınları gecikmeksizin serbest bırakılmalıdır. Kadın dayanışması yaşatır.

AKP-MHP, kadınların mücadelesini iktidarına en büyük tehdit olarak görmekte, bu saldırılarla kadınların sesini kısmayı hedeflemekte (SYKP Avrupa Eş Sözcüsü Duygu Yıldız)

Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılıkla mücadele etmek için kurulan Rosa Kadın Derneği’ne yapılan baskın ve gözaltılar, AKP-MHP iktidarının en büyük korkusunu ortaya koymaktadır: Kürtlerin, kadınların yaşamlarını kendi ellerine alma ve yaşadıkları yerlerde kendilerini yönetme iradesi.

31 Mart seçimlerinde kayyum saldırılarını püskürtmüş HDP’ye saldırı tekrar katmerlendirilmişken, kadın cinayetlerinin, cinsel suçların, çocuk istismarının tavan yaptığı Türkiye’de kadınların mücadelesine saldırının sebebi budur.

AKP-MHP, kadınların mücadelesini iktidarına en büyük tehdit olarak görmekte, bu saldırılarla kadınların sesini kısmayı, Rosa Kadın Derneği saldırısıyla esasen tüm kadın mücadelesini hedef almaktadır.

AKP-MHP iktidarı, Türkiye halklarının, kadınların, LGBTİQ bireylerin faşizmin çemberini kırıp kendi yaşamlarını kendi ellerine almalarını, kendilerini yönetmelerini engelleyemeyecektir.

Siyasi Haber / Avrupa Forum

Tags: , , , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑