Alevilik

Published on Mart 25th, 2020 | by Avrupa Forum 1

0

Gülfer Akkaya’dan yeni araştırma: Kadıncık Ana

Sadece son süreçte değil, bugüne kadarki iktidarların tamamında her daim muteber bir “ulu” olarak sunulan Mevlana’daki kadın düşmanlığı, homofobi ve heteroseksizm daha önce hiçbir araştırmada bu kadar açıkça ortaya konmamıştı.

Uzun yıllardır Alevilikte ve Alevilerde kadınların durumu üzerine araştırmalar yapıp çeşitli kitaplar yayımlayan Gülfer Akkaya, Anadolu Aleviliğinin varlık yokluk mücadelesinde önemli bir eşik olan Hace Bektaş-ı Veli Dergahı’nın oluşum sürecini ve bu süreçte Kadıncık Ana’nın oynadığı role odaklanan yeni kitabını yayımladı.


“Yol Kurucusu Kadıncık Ana” ismiyle yayımlanan kitapta Gülfer Akkaya, Baba İlyas, Selçuklu Devleti, Mevlana, Şems, Kimya Hatun, Moğollar, Kirmani, Ahi Evren, Fatma Bacı, Baciyan-i Rum, Hace Bektaş-ı Veli, Abdal Musa gibi tarihsel figürlerin izlerinde Kadıncık Ana’ya, Alevilik inancında kadın erkek eşitliğinin gelişimine inceliyor.

Yaptığı çalışmalarla Alevilik hakkında kadın ve erkek araştırmacıların cinsiyetçi tutumlarına dikkat çeken Gülfer Akkaya bu tutumları şöyle sıralıyor kitabında: Aleviliğin kadıncıl unsurlarını yok saymaları, Aleviliğin kadıncıl unsurlarını var eden, yaşatan kadınları görünmezleştirmeleri, onlara dair bilgileri, yaptıklarını, tarihte tek tek öne çıkmış Alevi kadınları görmemeleri, yok saymaları, böyle yaparak kurgulayıp sadece erkeklerden oluşturdukları erkekleştirilmiş Aleviliği Alevi toplumuna aktarmalarıdır.

Akkaya, Alevi kadınlara karşı görünmezleştirici bu yaklaşıma karşı daha önce yayımlanan “Sır İçinde Sır Olanlar, Alevi Kadınlar”, “Yol Kadındır” ve “Vardık, Varız Var Olacağız: Alevi Kadınlar” kitaplarında Alevilik inancına içkin olan kadın erkek eşitliğinin teolojik, tarihsel, pratik dayanaklarını araştırmış, bu eşitliğin nasıl bozulduğuna ve eşitliğin sağlanması için neler yapılabileceğine dikkat çekmeye çalışmıştı. Son kitabında ise bugünkü eşitsizliğin ortaya çıkmasında önemli bir eşik olan sürece merceğimi tutuyor.

Kadıncık Ana’yı var eden süreç

Akkaya kitabın ilk bölümünde Hace Bektaş-ı Veli ve Kadıncık Ana’yı oluşturan sürece kadınlar açısından bakıyor. Bu bölümde döneme ve coğrafyaya hâkim olmaya çalışan İslam’ın Alevi süreklerine ve diğer muhalif toplumsal yapılara etkisini ele alıyor. Akkaya’nın kitabının bu dönemi anlatan diğer kitaplardan temel farkı, yaşananları özellikle kadın politikaları açısından ele almasında ve değerlendirmesinde açığa çıkıyor. Dönemin bütün kaynakları feminist metodolojiyle yeniden elden geçiren Akkaya, Alevilere yönelik imha, inkar ve asimilasyon politikalarındaki cinsiyetçiliği de bütün çıplaklığıyla ortaya seriyor. Sadece son süreçte değil, bugüne kadarki iktidarların tamamında her daim muteber bir “ulu” olarak sunulan Mevlana’daki kadın düşmanlığı, homofobi ve heteroseksizm daha önce hiçbir araştırmada bu kadar açıkça ortaya konmamıştı.

Akkaya kitabın birinci bölümünde bir yandan Baba İlyas, Kalender Çelebi, Mevlana, Şems, Kimya Hatun, Moğollar, Kirmani, Ahi Evren, Fatma Bacı, Hace Bektaş-ı Veli, Abdal Musa gibi tarihsel şahsiyetler nezdinde süreci değerlendirirken diğer yandan da Babai isyanı, Ahiler, Baciyan-i Rum Hareketi, Selçuklu Devleti ve Moğol işgali gibi hareket ve kurumsallaşmaların sürece etkisinin izlerini sürüyor.

Kadıncık Ana ve Anadolulu kadınları

Kitabın ikinci bölümünde Kadıncık Ana ve Anadolulu kadınların mücadelesine yoğunlaşıyor Gülfer Akkaya. Kadıncık Ana’yı ortaya çıkartan tarihsel sürece kadın bilinciyle baktığından Anadolu Bacılarından Baciyan-i Rum’a, kadın ululardan, erenlerden, pirlerden, Analardan kadın tekkelerine güçlü bir kadın hareketini üzerindeki tozu silkeliyor, bu tarihi görünür hale getiriyor. Akkaya bu çalışmasında sadece egemen ideoloji ve güçlerin değil, bizzat kendileri de bu saldırılara maruz kalanların kadınların tarihini karartmalarına, onları tarihin görünmez dehlizlerinde unutulmaya bırakmalarına da meydan okuyor.

Kitabın üçüncü bölümünde ise Akkaya’nın çeşitli dönemlerde Kadıncık Ana ve Kadıncık Anaevi üzerine yazdığı makaleler, meselenin nasıl ele alınması gerektiği üzerine önerilerini içeren yazılar yer alıyor.

Akkaya Alevi Kadınlar üzerine yayımladığı dördüncü kitabıyla birlikte, konuya teolojik, ideolojik, yapısal, pratik ve tarihsel açıdan bütünlüklü bir bakışın işaret taşlarını dizmeye devam ediyor.

Gülfer Akkaya kimdir?

1972 Şubat’ında, Sivas Kangal’ın Alevi köyü olan Kürkçü’de (Qurcik) doğdu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Kadınların paralı günleri” konusu üzerine Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde yaptı.

Çeşitli haber portallarında, internet sitelerinde ve Alevi dergi ve gazetelerinde halen yazmakta. Pekçok dergide yayımlanan çok sayıda makalesi var.

Uzun yıllar dergi ve gazetelerde editörlük yaptı. 

2008 yılında “Unutulmasın diye… Demokratik Kadınlar Derneği”;

2011 yılında “Sanki Eşittik, 1960-1970’li yıllarda devrimci mücadelenin feminist sorgusu”;

2014 yılında “Sır İçinde Sır Olanlar: Alevi Kadınlar”;

2017 yılında “Yol Kadındır”;

2018 yılında “Vardık, Varız, Var Olacağız: Alevi Kadınlar” adlı kitapları yayımlandı.

AF Haber Merkezi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑