Yazarlar

Published on Şubat 11th, 2020 | by Avrupa Forum 3

0

HDP kongresi, marjinallik ve bağımsız Kürdistan meselesi – Zeynel A. Göçer

HDP kısa bir süre sonra 4. kongresine gidecek. Eski Eş genel Başkanları sayın Selahattin Demirtaş ve sayın Figen Yüksekdağ dahil olmak üzere Milletvekilleri, Belediye Eşbaşkanları ve 10 binin üzerinde tutuklu üyeden yoksun bir şekilde bu kongre gerçekleşecek. Bu kadar baskı, sindirme ve atanan kayyumlara rağmen siyasette direnmek ve halen bir ulusun en önemli temsilcisi olmaya devam etmek başka bir ülke ve ulusun tarihinde yoktur sanırım.

Mevcut HDP Eşbaşkanlarından birinin Türk kökenli olmasından dolayı “başka aday mı yoktu?” vb. serzenişlerde bulunanların büyük bir çoğunluğunun HDP’ye üye dahi olmayan kişilerinden olduklarını tahmin ediyorum. Daha önce de Türkiye ve Ortadoğu’nun önemli siyasal isimlerinden biri olan sayın Ertuğrul Kürkçü’nün siyasetteki başarısını hazmedemeyenler, Kızıldere’de “niye öldürülmediğinden” tutun da çeşitli komplo teorileri dillendirilmişti.


Bir kurum hakkında, özellikle de kimin hangi organa seçilip seçilmeyeceği konusunda yegane kararı o kurumun yetkili organları ve genel kurul delegeleri verebilir. Müdahale etmek siyasi etiğe terstir.

HDP’nin yeterince “kürdi “ olmadığını iddia edenler ya HDP’de aktif siyasete dahil olacaklar veya ortak iş ve güç birliği konusunda adım atıp kendilerince doğru olan kulvara çekecekler. Her ikisini de yapmayanların dışardan eleştirisinin hükmü yok denecek kadar azdır.

HDP dışındaki yapılanmalar farklı sınıf ve taban gereği kendi örgütlülüklerini oluşturmaları ve inandıkları yol ve mecrada daha çok “kürdi” olarak ilerleme hakkına tabi ki sahipler ve bu olmalıdır. Tek parti anlayışı doğru değildir, Kürtler bu sorunu aşmıştır.

Siyasette asıl hedef, başkalarının yanlışlıklarına yoğunlaşmaktan ziyade, hitap ettiği muhataplarının güvenini alacak stratejiler geliştirmek olmalıdır.

Başkalarının yanlışlarını tespit etmekle uğraşmak ve bunu bir siyaset tarzı olarak ortaya sunmak da bir yöntemdir ama, başarı hanesine puan kazandırır mı, tartışmalıdır.

Siyaset, gerektiğinde risk almaktır. Ortadoğu ve Kürdistan siyasetinde konforundan vazgeçmeyerek ve geleceğini garantiye alarak en radikal ideolojiyi savunmak da Kürtlere mahsus bir özellik gibi duruyor.

Kürdü, Türkü, Arabı vb. ulus kimliğine bakmaksızın antikapitalist, antifaşist mücadele yürüten sosyalist mücadelede bedel ödeyen sosyalistlere ikide bir “marjinal” diyen kişi ve yapılanmalara reel olarak bakılırsa, kendilerinin o marjinalliğin tam da göbeğinde oturdukları görülecektir.

Diğer bir konu ise, bağımsız Kürdistan konusudur. Uluslararası güç dengelerini hesaba katmadan, BOP projesini hiçe sayan, ne siyasi, ne askeri, ne de ekonomik olarak bir güce sahip olmadan yapılan bir Bağımsız kürdistan savunusu, bireysel egonun tatminin ötesinde kimseye fiili anlamda siyasal bir dönüşü yoktur.

Mesut Barzani bile, fiili olarak 20 yıla yakın federal bir yönetime, uluslararası diplomatik ilişkilere, ekonomik ve askeri güce sahip olmasına rağmen bu kadar kolay ve rahat “Bağımsız Kürdistan” sloganı atmıyor. Bağımsızlık referandumu sonuçlarını ve Kerkük’ün başına gelenleri hepimiz yaşadık.

Ortadoğu atmosferi, siyasi konjonktür ve realite keşke duygularımızı tatmin edecek düzeyde bir paralellik arz etse.

Uzun ve kısa erimli istem ve taleplerde kimse kimsenin ütopyalarına sınır çekemez şüphesiz. Herkes istediği hedefleri tasavvur etmekte özgürdür ama reel siyaset ve sorumluluk ise başka bir şeydir.

Bağımsız Kürdistan vb. büyük söylem ve hedeflerden önce, karşıdakine saygı, fazla önemsenmeyen demokrasinin işlevselliği ve ortak işbirliği yapacak anlayışın geliştirilmesi daha elzem bir görev olarak Ortadoğu halklarının önünde durmaktadır.

11.02.2020

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑