Yazarlar

Published on Ağustos 8th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Hedef demokratik cumhuriyet ise – A.Mahir

Ülke çok tahribat aldı. 30-40 yıl evvelki köyler, şehirler, beldeler yok artık. Herşey çok değişti. İnsanların önkabulleri değişti. Yargıları, kavrayışları, davranışları çok değişti. Şeriat kıskacında bir ülkede siyasetin rotası, insan halleri bir başka oldu.

12 Eylül öncesindeki toplum yok şimdi. Sorgulayan, emeğin egemenliğine saygılı insanlar vardı. Sivil toplum oldukça güçlüydü. DİSK ve TÖB-DER’in yanısıra tüm meslek odaları, gençlik örgütlenmeleri ve siyasi partiler daha sosyal olmanın adeta güvenceleriydi.


Elimiz kolumuz gazete ve dergi doluydu. Kapı kapı dolaşırdık. Bütün çevremizi sürekli ziyaret eder, gittiğimiz her beldede bir tartışma, bir alış veriş ortamı kurardık. Devrimden konuşurduk gençlerle. Ağırlığımız vardı. Hayat daha alımlı, nitelikli ve coşkuluydu.

Darbe koşullarında eldeki ilişki ağımızı yitirmeye başladık. Yasaklandık. Bilimin ve sosyal yaşamın yolları tıkatıldı. Toplumu ayakta tutan, ona direnme gücü taşıyan bütün ilişkiler tahrip edildi. Duyarlı gençlik, muhalif hemen herkes sorgulardan, yargılardan, zulüm ve işkenceden geçirildi. Kurumlarımız ellerimizden alındı.

Tek yanlı bir devlet baskısı ve probagandasıyla ülke kuşatıldı. Toplumsal bellek silinmeye, bilinç köreltilmeye başlandı. 12 Eylülün yaşamımıza attığı darbeler, gelecek iktidarların da işini kolaylaştırdı. Özal döneminde kısmi bir tavsama yaşanmış ise de, dini vecibelerin hayatı kanser urları gibi sarması koşullarında, bir biat toplumu yaratma işlevi alıp başını gitti.

Peşpeşe gelen iktidarlar 12 Eylülün ekip biçtiği tarlalarda pıtrak otları gibi çoğaldı. Dikenlerden, güllerimize hayat alanı kalmadı. Sivil toplum bilinci ve yaşam standartı yerle bir edildi. En basit yerleşim alanlarındaki bir zamanların sayısız mütevazi meyhaneleri, içkili lokantalar, kültür yuvaları, sosyal dernekler birer birer yokoldu. Toplumu böylece sahipsiz kılıp, onun algılarına hükmetmekte tarifsiz bir kolaylık yakalandı.

Geldiğimiz noktada, sıradan insanların temel yargıları, meselelere karşı yaklaşımları birbirine bayağı bir eşitlendi. Hemen herkesten sahibinin sesini duymak sıradanlaştı. Şöyle dişe dokunur bir sohbet kurmanın zemini yok artık. Devletin dayatmaları sonuç veriyor artık. Kim düşman kim değil, devlet belirliyor. Beyni ameliyatla alınmış, boş kafalı yaratıklar dolaşıyor etrafımızda.

Kuşkusuz bu densizlik içinde, küçük de olsa oluşturabildiğimiz sohbet koridorları da hepten yok değil. Ne ki mevzularımız, sıradan toplum algılarıyla hiç de uyumlu değil. Arada o denli bir mesafe açılmış ki, birbirimize ses duyurma şansımız yok. Devletin safında yeralan hatırı sayılır bir çoğunluk var ülkede. Oyunu farklı tercihlere atmış olsa da, toplumsal ortalama sola, Kürtlere, özgürlüklere çok kapalı.

Günümüzde herhangi bir yerde, korkmadan, çekinmeden düşünüdklerini aşikar etmek, her an bir tehditle, bir jurnallemeyle karşılaşabilir olmuş. Şikayet, ihbar kendini devletin itibarlı uşağı belleyen kesimlerce, karşı tarafa kusulur olmuş. Bizim eski dönemlerimizde, bir mertlik duygusu ağırlığı vardı yine de. Bugün o duygudan eser kalmamış.

Artık onlarca yıllık bir ameliye sonrasında ne yazık ki, devletçi insan ve karşı insan resimleri oluşmuştur. Bu tutumun sınırı yok maalesef. Vatan hainliği ve terörist yaftası bütün muhalefetin yüzüne fırlatılan kezzap gibi kullanılıyor. Devletin karşı sese hiç tahammülü kalmamış. Siyasal yaşamın doneleri, siyasal İslam ve Türk Milliyetçiği kavramlarıyla eşitlenmiş.

AKP’nin 2015 sonrasında siyaseten çizdiği rota, toplumun atomize olmasına, bir cinnet tuzağında birbirini yemesine yolaçabilecek bir tehlikenin sesini vermektedir. En garabet tutum ise, AKP’nin ülkeyi sürüklediği bu badirede bile, devlet bekası gerekçesiyle onu destekleyen bir muhalefetin varlığıdır. Yaratılan milli ve dini zehirlenme nedeniyle, her seçim öncesi bir Irak ya da Suriye seferine çıkan AKP’ye en kahraman destek, CHP’den ve diğer düzen partilerinden gelmektedir.

İyi Partinin gözü, devlette MHP’nin yerinedir. Keza AKP’nin MHP’ye mecbur olmadığını söyleyen zat, siyaseten onun kadar fosildir ama, CHP bir zevahir kurtarmaya fit başarıları için, herşeyi sineye çekmektedir. Suriye sınırına yığılmış ordulara kahramanca başarı dileyen zavallı bir muhalefet vardır ve CHP olası, gelecek erken seçimlerin malzemesini meşrulaştırmaktan azade olamamaktadır.

Israrla söylediğimiz şey, bu islamcı türk faşizmine karşı, gerçekten demokratik bir cephenin oluşturulması meselesidir. Çapı buna yetmeyenlerle kurulmuş ittifaklar yüzünden, devlet bekası yutturmacasına balıklama dalan CHP, her defasında AKP’ye mağlup olmaktadır. İstanbul başarısı bile bu beyinsiz, demokrasi bilincinden yoksun tutumu nedeniyle başarısızlığa mahküm edilip, tekrar geriye alınabilme riski vardır.

Demokrasi Cephesi elzemdir. Bu da ancak kapasitesi, algısı, çapı buna uyanların birliği olabilir. CHP’nin AKP’ye endeksli bir muhalefetten sıyrılıp, muhalefetin gerçek dinamikleriyle buluşma zorunluluğu vardır. Demokratik bir Cumhuriyet özlemi olanların sorumluluğu buradadır.

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑