İE: Yeni bir dayanışma hareketi yükseliyor

İlerici Enternasyonal

Published on Haziran 10th, 2020 | by Avrupa Forum 2

0

İE: Yeni bir dayanışma hareketi yükseliyor

İlerici Enternasyonal, ABD’de George Floyd adlı bir siyahi yurttaşın daha polis cinayetine kurban gitmesi ve ardından patlak veren gösteriler üzerine, sistematik ırkçılığa ve devlet şiddetine karşı uluslararası dayanışma ve örgütlenme çağrısı yaptı. İE Bildirisi 4 Haziran’da Amerikan Roar dergisinin internet sitesinde yayımlanmıştı. Türkçe basında yer alan çevirileri ise yer yer eksik veya hatalıydı. O nedenle yeniden Türkçeleştirip yayımlamakta yarar gördük. İE Danışmanlar Kurulu’ndan 22 üyenin imzasını taşıyan bildirinin tamamı şöyle:

Yeni bir dayanışma hareketi yükseliyor. “Black Lives Matter” (Siyahilerin Yaşamı Önemlidir), Los Angeles’tan São Paulo’ya, Minneapolis’ten Londra’ya, dünya çapında duyulan bir çığlık ve talep. Bu hareketin mesajı etkileyici bir şekilde basit: siyah insanları -evlerinde, sokaklarda ve daha güvenli kıyılara ulaşmak için açıldıkları denizlerde- öldürmeyi bırakın. Yine de, o basitliğiyle, her yerde kollektif ve toplumsal kurtuluşa yer açmak için ırkçı mülksüzleştirme makinesine karşı galeyan yaratarak, gezegen sistemimizde radikal bir dönüşümün tohumunu kendi içinde barındırıyor.

Son on yıl dehşet verici iki yönde keskin viraj alındığına tanık oldu: içe kapanma ve baskı kurma. Yeni bir otoriter yönetici kümesi ulus-devlete, onun eski kan ve toprak efsanelerine geri çekilerek uluslararası işbirliğinden ısrarla uzak durdu. Yeni bir dizi gözetim teknolojisi topluluklarımız üzerindeki devlet denetimini sıkılaştırıp askerileştirerek bizi daha fazla içeriye kapattı. Covid-19 salgınının patlak vermesi de, -bazı hallerde- sürekli olağanüstü hal ve ona bağlı olarak sıkıyönetim tehdidini devreye sokarak, bizi iyice tecrit olmaya zorladı.

Protesto hareketleri dünya çapında yükseliyor ve yayılıyor. Santiago sokaklarında genç Şilililer yaygın yoksulluk, güvencesizlik ve polis vahşeti koşullarına karşı gösteri yaptılar. Hindistan genelinde milyonlarca eylemci Modi hükümetinin ırkçılığına ve Müslüman karşıtı şiddetine karşı çıktı. Lübnan’da ise protestocular temel gıda, şu, sağlık ve eğitim haklarını talep ederek sokağa çıkma yasağını çiğnedi.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki protestolar gezegenimizin bu koşullarında patlak verdi. Gene de bu protestoların sıra dışı bir yanı var – sadece “Amerikan müstesnalığı” öğretisindeki derin bir çatlağı açığa vurmalarıyla bile olsa. Kendi ülkesinin siyahilerine, esmerlerine ve yerlilerine zulmederken dünyaya karşı “görevini yerine getirmiş” ve özgürlük ihsan etmiş gibi tafra satan egemenin kendine has ikiyüzlülüğünü görmezden gelemeyiz. Bu protestoların hegemonyacı güçle köprüleri atmak ve, sömürgecilikten arındırılmış, çok kutuplu bir dünyaya doğru ilerlemek için yarattığı fırsatı da gözden kaçırmamalıyız.

Bir fırsat yalnızca bir fırsattır – güvence değil. Bu uluslararası protestolarda ortaya çıkan sahneler bozulma noktasındaki bir sisteme ait. Ancak bozulunca hangi yönü tutacağının hiçbir garantisi yok. Gericiliğin güçlerini, onların mevcut fırsatı -Başkan Trump’ın kısa ve özlü tweet paylaşımında görüldüğü gibi- kendi baskıcı KANUN ve NİZAM hayalleri doğrultusunda bir manivela olarak kullanma kapasitelerini küçümsemek bizim için vahim bir hata olur.

Karşı karşıya bulunduğumuz zorlu görev, her zaman olduğu gibi şimdi de, örgütlenmektir: Irkçı devlet şiddetinin kurumlarını dağıtmak, ABD’nin polis departmanları, hapisane sistemi ve özellikle de ordusu tarafından yapılan insan hakları suistimallerini soruşturmak için, kendiliğinden ortaya çıkan bu dayanışma ifadelerini kalıcı bir uluslararası harekete dönüştürmektir.

İlerici Enternasyonal’i bu yüzden kurduk: dayanışmayı bir slogandan daha fazlası haline getirmek için. Auckland ve Amsterdam gibi şehirlerdeki yürüyüşler, ABD hükümetine, kendisinin dünyaca izlendiğine ilişkin önemli bir uyarı gönderdi. Ancak tanıklık etmek yeterli değil. Bizim görevimiz, dünyanın binlerce yerinde eşitsiz koşullar içinde çarpışan insanlara anlamlı destek vermek için, dayanışmalarımızın sınırları aşma yollarını göstermektir.

Bu, devlet şiddetine karşı birbirinin mücadele deneylerinden öğrenmek demektir; tıpkı Lübnanlı aktivistlerin ABD’deki protestocular için bir alet-edevat takımı oluşturma örneğindeki gibi. Bu, mümkün olan yerlerde, polis şiddetinin mağdurlarını ve ailelerini desteklemek için kaynak temin etmek demektir. Bu aynı zamanda -her nerede yaşarsak yaşayalım- gezegen sisteminde karşılıklı olarak kendi rollerimizi tanımlamak ve kendi topluluklarımızda adaleti sağlamak demektir.

Bütün dayanışmalar aynı değil. “Orada” olup bitenlere karşı öfke ifadeleri, çok sık olarak, tam da burada adet olmuş şiddeti görmezden gelmenin, reddetmenin, değilse önemsizleştirmenin kılıfı yerine geçiyor. Minneapolis polisinin kaynakları kesilsin diye yürüyen Avrupalılar, Akdeniz’de yasadışı uygulamalarla göçmenleri geri püskürtmekten ve sınır dışı etmekten sorumlu AB sınır otoritesi Frontex kaynaklarınının kesilmesini kendi hükümetlerinden talep edebilirler.

Aynı şey ters yönde de geçerli. ABD imparatorluğunun kendi askeri-sınai kompleksinin sınırsız finansmanı ile genişlemesi, bumerang gibi yurda geri dönerek, ABD’nin bitmez tükenmez denizaşırı savaşlarda kullandığı aynı donanımla yerel polis güçlerinin de silahlandırılmasına yol açtı. Birleşik Devletler’deki protestolar kendi yurttaşları arasında yeni bir dayanışma duygusunun yükselmesini sağlayacaksa eğer, bu, ABD’nin emperyal saldırganlığından ve uzatmalı işgalinden acı çeken bütün toplulukları, özellikle de, ulusun temeli onların mülksüzleştirilmesi üzerine atıldığı için, yerli halkları kapsamalıdır.

Irkçı polisliğin altyapısı zaten uluslararasıdır. ABD kolluk kuvvetleri İsrail ordusu tarafından eğitiliyor. ABD silah üreticileri Brezilya’nın polis güçlerine malzeme tedarik ediyor. ABD şirketleri Hindistan hükümetini gözetim teknolojisi ile donatıyor. ABD’nin azınlık mahallelerinde uyguladığı ‘stop-and-frisk’ (‘durdur-ve-ara’) yöntemi de dünyanın her yerine ihraç edildi.

İlerici enternasyonal olarak bizim görevimiz, bu uluslararası altyapının dökümünü çıkarmak – hayatlarını bu mücadeleye adamış aktivistleri ve örgütçüleri dinlemek- ve birlikte çalışarak onu söküp dağıtmaktır: tuğla tuğla, dolar dolar, polis departmanı polis departmanı…

Noam Chomsky, ABD, Dilbilim Profesörü ve önde gelen sosyal aktivist Hilda Heine, Marshall Adaları, Aur Atoll Senatörü Ece Temelkuran, Türkiye, Siyasi yorumcu ve romancı Gael García Bernal, Meksika, Aktör ve aktivist Áurea Carolina, Brezilya, Minas Gerais eyaletinden Federal Milletvekili Celso Amorim, Brezilya, eski Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı Renata Avila, Guatemala, Uluslararası insan hakları hukukçusu Srecko Horvat, Hırvatistan, Felsefeci Scott Ludam, Avustralya, Yazar, aktivist ve Australya Yeşilleri eski Senatörü Carola Rackete, Almanya, SEA-WATCH 3 gemisinin kaptanı Yanis Varoufakis, Yunanistan, Hellenik Parlamento Üyesi ve MeRA25’in Genel Sekreteri John McDonnell, BK, Hayes and Harlington bölgesinden Parlamento Üyesi Andres Arauz, Ekvador, eski Bilgi Bakanı ve Merkez Bankası Genel Müdürü Alicia Castro, Arjantin, Siyasi ve sendikal aktivist David Adler, ABD, İlerici Enternasyonal Genel Koordinatörü Aruna Roy, Hindistan, Mazdoor Kisan Shaktı Sanghathan (MKSS) kurucularından Nikhil Dey, Hindistan, Mazdoor Kisan Shaktı Sanghathan (MKSS) kurucularından Ertuğrul Kürkçü, Türkiye, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Onursal Başkanı Nick Estes, Aşağı Brule Sioux Kabilesi, New Mexico Üniversitesi Amerikan Çalışmaları Departmanında Yardımcı Profesör Paola Vega, Kosta Rika, Kongre Üyesi, Çevre Komitesi Başkanı Elizabeth Gómez Alcorta, Arjantin, Kadın, Cinsiyet ve Farklılık Bakanı Álvaro García-Linera, Bolivya, eski Devlet Başkanı Yardımcısı

Çeviren: Mehmet Ali Ayan

Tags: , , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑