Yazarlar

Published on Ocak 23rd, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

İktidarın sanatçılara ve aydınlara karşı savaşı – Ali Şahin

“Terör ve Bekamız tehlikede” söylemlerinin altına saklanarak Suriye toprağını işgal etmek, Kürtlere katliamlar yaparak bağımsızlık mücadelesini engellemek, (D. Bahçeli ve R.T. Erdoğan bunu açık olarak söylemişlerdi) Ülke içerisinde işçi sınıfının hak mücadelesini durdurmak, demokrasi mücadelesini terörize etmek için coğrafyamızda düşünen herkesi, hareket edebilen her şeyi düşman olarak gösterip savaş ilan etmiştir sermaye ve iktidarı.

İktidar, tek tek hedefleyerek direk vuruyor ve muhaliflerden destek alıyor. Ya da hedefleyerek linç ettiriyor ve ardından hapse atıyor.


Fazla geriye gitmezsek 2008’de sermaye iktidarı adına, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Frankfurt’ta Fazıl Say şahsında sanatçı ve aydınlara karşı harb’i ilan başlatmıstı. Bunu 2010-14’te, işgal ve soygun koşulları gereği daha da yoğunlaştırarak bugüne getirdi.

Savaşın amacı, düşmana istenileni yaptırmaktır. Bunu yaptırmak için yöntem ve araçlar gereklidir, bu araçları taraflar kendileri yaratır ve yöntemi de kendileri belirler. Söz konusu durumda savaş yöntemini ve araçlarını belirleyen, iktidardaki klerikal diktatörlüktür. Kendine sanatçı ve aydın grubu yaratmak zorundadır. Zira işlediği suçları, yaptığı katliam ve işgalleri ancak sanatçı, aydın ve muhalif olan belirleyici bireyleri yanına çekerek susturacak. Ya da, direk haps ederek sesini kesecek. Kendini şirin göstermek, işlediği suçları meşrulaştırmak için en etkili yöntem de susturup yanına almaktır elbette. Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı’nın söylemindeki gibi “Devlet kamucu bir yerde durmalı. Devlet doğrudan sanat icra etmeyecek, icra edilen toplumdaki çoğulcu alana destek verecek.“

Bugün Türkiye’de TV kanallarına çağrılarak yapılan “tartışma programlarında” açıkça görmekteyiz. Bu tip iktidarlar aydın ve sanatçıları yanına çekmek için ikna yöntemiyle pek başarılı olmazlar. Ancak; tehdit, şantaj, korku ve yaşam alanlarını yok ederek denetime alırlar. Son yıllarda Türkiye’de yapılan da budur.

Hakaret edilen, linç edilen aydın, sanatçı ve bazı politikacıların Türkiye’nin bu koşullarında, uğradıkları bu saldırgan ve zedeleyici hakaretlerin mağduru olmaları sadece iktidarın yararına oluyor. Eleştiri adına söylenenlerin bakış açısına bakıldığında, zulme karşı değil zulme uğrayana yöneltiliyor, bu da özünde isteyerek veya istemeyerek, zulmü yapana destek oluyor. Öyle görünüyor ki, eleştiri düşüncesiyle yapılan hakaretler ve suçlamalar; hayallerinde ve düşünce mekaniğinde yarattıkları belli ölçülere uymuyor. Bu ölçüler; grupçu, taraflı ve tekçi kahramanlık ölçüleridir. Bu ölçülere uymayan, böyle hareket etmeyenler; zedelenip, ‘karsı tarafın bireyidir’ denilerek, suç ve hata ayırımı yapılmadan ötekileştiriliyor. Hataları sıralamaya gerek yok, lakin hatalar suç değildir. Suçlu kimdir öyle ise? Kim ki: Savaş malzemesi üretiyor, savaştan çıkar elde ediyor, İSİD ve benzeri örgütlere yardım ediyor, komşularının topraklarını işgal ediyor ve işgalcileri destekliyor, azınlıklara karşı kin besliyor-öldürüyor ve öldürtüyorsa, İncirlik Üssü’nün kalmasına izin veriyorsa…

Klerikal diktatörlüğe karşı bir halk hareketinin oluşması hepimizin talebi ve arzusu. Bunu oluşturmanın biricik yolu, bizim gibi düşünmeyen, ama bu zulme karşı olan bütün insanların yan yana gelerek hareket etmelerinden geçiyor.

Ninemin anlattığı bir hikâye vardı; karınca yuvasına saldıran ayıya karıncalar karşılık verir, hepsi birleşip ayıya saldırırlar. Ayının kafasında toplanıp gözlerine burnuna girmeye uğraşırlar, ayı hapşırıp başını sallayınca bir tanesi  hariç diğerleri düşer. Yere düşenler toparlanıp yeniden ayının gözünde kalan karıncaya bağırırlar -Berzan oy gözünü, vur kavasına, biz yetişiyoruz, derler ve yeniden saldırıya geçerler. Fazıl Say’a ve diğerlerine saldıranlar saldırı yerine   -vurun, söyleyin biz de geliyoruz, deseler ya, -sen orda niye kaldın, teslim oldun, düştün, piyonsun, demek yerine. Delal Dink’in deyimiyle “Babam hala o kaldırımda yatıyor, bir el verin de kalksın”.

Metin Akpınar, Şükrü Erbaş, Fazıl Say ve diğerlerine el uzatalım…

Kaybetmeyelim.

22 Ocak 2019

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑