Emek

Published on Ağustos 18th, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

İstatistiklerin ardındakiler: Mayıs 2019 İşgücü İstatistikleri hakkında kısa bir değerlendirme – Nevra Akdemir

Türkiye’nin işsiz nüfusu, 4 milyon 145 kişi; yani dünyadaki 114 ülkenin nüfusundan fazla. Geçen senenin aynı dönemine kıyasla da bir milyon kişi artmış. Türkiye’de çalışabilir yaşta kişi sayısı 61 milyonu biraz aşıyor. Toplam işgücü ise 32 milyon 426 bin. Yani Türkiye’nin çalışabilir yaştaki nüfusunun sadece yüzde 52,9’u çalışmak arzusunda olduğunu belirtmiş ve iş aramak için çabalamış. Bu insanlardan 28 milyonu iş bulmuş, 4 milyonu iş arıyor. Basitleştirecek olursak, her 100 kişiden 13’ü işsiz Türkiye’de. Almanya’da yayınlanan işsizlik oranı ise her 100 kişiden 3,5’inin işsiz olduğunu ortaya koyuyor.

Bu rakamların biraz daha içinde gezelim. Genç işsizliği oranı, kadınlarda yüzde 27 olmak üzere yüzde 17’de yüzde 23,3’e yüksel iş olması örneğin oldukça önemli. Ne eğitimde ne istihdamda olan genç nüfus ise her yüzde 24. Bu oranı bir de eğitim ile beraber okumaya çalışırsak oldukça önemli bir gerçekle yüzleşiyoruz. Şöyle ki en yüksek işsizlik oranı lise mezunu olanlarda. Her 100 lise mezunundan 16’sı iş arıyor. Bu oranları cinsiyetlendirince bir başka gerçekle karşılaşıyoruz: kadınlardan lise ve meslek lisesi mezunları arasında işsiz kalma oranı yüzde 20’nin epey üzerinde ve yüksek eğitim (Meslek Yüksek Okulu ve Üniversite) mezunu her 100 kadının 16’sı işsiz iken erkeklerde lise ve meslek lisesi mezunu olanlar arasında işsiz kalma oranı yüzde 19 ve yüksek eğitim mezunları arasında işsiz kalma oranı yüzde 15’e yakın. Eğitim arttıkça işgücüne katılım konusunda kadın ve erkeklerin oranı yükselip cinsiyetten doğan farklar bir nebze kapanıyorsa da konu çalışma hayatına kabul edilmeye dayanınca, bu farkların kim tarafından yaratıldığı açığa da kavuşuyor. Sermayedarlar, belirli işgrupları dışında erkeklerle çalışmayı tercih edebiliyor.


Mayıs 2019 işsizlik verilerini bir de daha önce yapılan faaliyet alanlarına göre değerlendirdiğimizde kriz denilen soyut olgu birden somutlaşıyor: işsizlik yaşayanların yarısından fazlasının en son yaptıkları iş hizmetler sektöründe. Bu şaşırtıcı bir veri değil, zira Türkiye’de çalışan kadın ve erkeklerin yarısından fazlası bu sektörde çalışıyor. Her yüz kadının 58,6’sı, her yüz erkeğin 55,7’si bu faaliyet alanında iş buluyor. Her yüz kadının 25’i tarımda, 15’i sanayide çalışırken; bu yüz kadının 23’ü ücretsiz aile işçisi. Erkeklerde ise ücretsiz aile işçisi olan yüzde 4. Her yüz erkekten yaklaşık 22’si sanayide ve 15’i tarımda çalışıyor. Ayrıca erkeklerin yüzde 8’i inşaatlarda. Erkeklerde işveren olanların sayısı yüzde 6 iken kadınlarda yüzde 1’i biraz geçmiş.

İşsiz kalanların daha önceki işlerine bakarak hangi sektörlerin krizin maliyetini işçinin sırtına yıktığını da görebiliriz. Tarımda erkekler arasında işsizlik biraz artmış ama kadınlarda azalmış. Sanayide işsiz kalan kadınlar 100 bin kişiye yakın, 3  puanlık bir artık yaşamış iken, erkeklerde yaklaşık 140 bin kişi işsizlik yaşamış ama yüzdesel anlamda oldukça küçük bir etki görünüyor. Hizmetler sektöründe ise kadın ve erkekler için işsizlik azalmış. En fazla erkek işgücünün işsizlik yaşadığı alan ise 280 bin inşaat olmuş. Her 100 erkek işgücünden 10’u inşaatta istihdam ediliyorken bu rakam 7,7’ye düşmüş.

Bu arada TÜİK haber bülteninde dikkat çeken bir başka veri de kamu sektörü çalışanları hakkında. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’dan elde ettikleri verilere göre, 2019 yılı II. döneminde toplam kamu istihdamı 2018 yılının aynı dönemine göre %10,6 oranında artarak 4 milyon 570 bin kişi olmuş. Sözkonusu dönemde bu derece büyük oranda istihdam artışı başka herhangi bir alanda söz konusu değil. Biraz daha ayrıntıya girdiğimizde Belediyeler ve Belediyelerin iştiraki olan teşebbüslerde 687 binden fazla kişinin çalıştığını ve bu çalışanların yüzde 19’sının kadrolu veya sürekli işçi olduğunu görüyoruz. 233 sayılı KHK kapsamında yer alan KİT’ler (Bağlı ortaklıklar dahil), özelleştirme programında yer alan kuruluşlar, Kamu bankaları, Özel kanunu bulunan kuruluşlar’da çalışanların toplamının 191 bin kişi olduğu ve bu kişilerin yüzde 5’i bile bulmayan bir oranda kadrolu çalıştığı görülmekte. Kamu teşkilatı personeli olarak sayılan dört buçuk milyon kişiden sadece yüzde 72’sinin kadrolu veya sürekli işçi konumunda çalışması ise çok önemli bir diğer konu. Türkiye’de yaratılan işlerin de niteliğinin kamuda dahi çoğunlukla güvencesiz işler olduğu böylelikle istatistikler aracılığıyla ortaya konulabilir.

Yine aynı verilere bakıldığında, Mayıs 2019 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan, yani kayıtdışı çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,7 puan artarak %34,4 olarak gerçekleşmiş. Daha açık söylemek gerekir mi bilmiyorum ama her 100 çalışanın 34,4’ünün kayıtdışı çalıştığından bahsedilmesinin, biraz önceki kadrolu çalışanların miktarı ile ilişkisinin kurulmaması neredeyse imkansız. Aktif işgücü piyasası politikalarının işsizliği önlemeye ve iş gücünün niteliklerini artırmaya “dair başarılı” politikalarının ve güvenceli esneklik tartışmalarının sonuçlarını bu veriler ortaya döküveriyor.

Genç nüfusta işsizlik oranı 2018 mayıs ayında 19,5 iken yüzde 25,5’e çıkması, özellikle eğitimli genç kadın işsizliğin yüzde 27 gibi çok yüksek oranlarda seyretmesi, kadınların işsizlik ve çalışma süreçlerine ayrıca bakmayı önemli kılıyor.

Ekonomik krizin kadınlar üzerindeki pek çok etkisinin yanı sıra çalışma hayatından koparan yanı, kadınların şiddet ve baskı karşısında ayakta durma gücünü de zayıflatıyor ne yazık ki. Zira yazının tüm verilerinin kaynağı olan Mayıs 2019 İşgücü İstatistikleri içinde kadınların erkeklere göre yüksek miktarda bulunduğu tek kategori işgücüne dahil olmayanlar kategorisi. İlgili tabloyu incelediğinizde ise işgücüne dahil olmayan, yani iş aramayan veya ücretli bir işte çalışmayan 100 kadından 55’i evdeki karşılığı olmayan temizlik, bakım ve üretim işlerini gerçekleştirmeye tüm vaktini ayırmış. Çocuk, hasta veya yaşlıların bakımının kadınların tüm dönemlerinde döngüsel olarak kadınları, mesleki hayatlarından kopardığı bir gerçek. Ortalama olarak bir kadın 20’li yaşlarında çocuk bakmak, 40’lı yaşlarında da hasta ve yaşlı bakımı için gününün önemli bir zamanını evde geçirmek zorunda kalabiliyor. Pek çok kadın evdeki işleri, evde yaşayan diğer kişileri tatmin edecek kadar yaptıktan sonra, ev dışında bir çalışma faaliyetine zaman ayırabiliyor. Ayrıca evde yapılan işlerin neredeyse tamamı, hane halkının ortak sorumluluğu olmasına rağmen, evdeki diğer fertlerin zamanlarını karşılığı olan işlerde geçirmesi için kadının zamanı karşılığı olmayan işlere harcanıyor. Ev-içi sorumluluklar nedeniyle, kamusal alanda bir yerden bir başka yere ulaşma, fatura ödeme, gelir elde etme, ev bulma, banka hesabı açma, hukuki haklarının peşine düşme gibi temel bilgilerden yoksunlaştıkça daha çok bağımlı hale gelebiliyor. Ayrıca yapılan yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre; 2018 yılında ücretli, maaşlı veya yevmiyeli çalışanlardan çalışma saatleri içerisinde kişisel veya ailevi konularla ilgilenmek için bir veya iki saat izin almada sorun yaşayanların oranı yüzde 9.2 iken bu oran erkeklerde yüzde 8.8, kadınlarda yüzde 10.3. İşyerlerinde çalışmak yukarıdaki istatistiklerle açıkça ortaya konulduğu üzere bir tür baskı ve şiddet ile gerçekleşiyor. Kadın cinayetlerinin bu derece yükseldiği bir şiddet ortamında kadınlar için ev, sokak ve işyeri cehennemden farksız. Bu koşullar altında nafaka hakkının gasp edilmesinin, kadınların şiddete ve onurlu yaşam mücadelesini yok etmeye yönelik bir adım olduğu da aşikar.

Başlarken işsizlik sayısının Türkiye’de pek çok ülkenin nüfusunu aştığını söylemiştim. Ne yazık ki en yakınları tarafından öldürülen kadınların, iş cinayetlerinde öldürülen işçilerin ve işsizlik-borçlanma nedeniyle intihar eden insanların miktarı da dünyadaki pek çok ülkenin nüfusundan fazladır. Ülke ekonomisinin insan canını yok eden sonuçlarının sürekli hale geldiği bir ülkede bir sendikacının refah ve sosyal adalet yerine S-400’lerin konuşulduğu bir ülkede, istatistikler bile artık hakikatleri gizleyemez hale gelir.

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑