İSVİÇRE'NİN 1 AĞUSTOS KU..." /> İsviçre'nin kuruluş mitos'u, General Guisan'ın tarihi konuşması - Hakan Gürgen

Genel

Published on Eylül 8th, 2015 | by Avrupa Forum 4

0

İsviçre’nin kuruluş mitos’u, General Guisan’ın tarihi konuşması – Hakan Gürgen

 

İSVİÇRE’NİN 1 AĞUSTOS KURULUŞ BAYRAMI, „RÜTLİSCHWURS“ ve GENERAL GUİSAN’IN ANTİ-NAZİ TARİHİ KONUŞMASI.

 

1 Ağustos İsviçre’nin kuruluş yıl dönümü olarak kabul edilir.

Sokaklarda kesintisiz patlatılan çata-patları ve havai fişekleri duymadan geçemezsiniz. İsviçre’nin 1 Ağustos bayramında, bizdeki gibi Yunan mezaliminden milleti kurtarmak için şehre, kasabaya giren Kuvayi Milliye güçlerinin saldırısı benzeri teatral gösterilere pek rastgelinmez ama ortalama İsviçreli için mutlaka kutlanacak bir yıl dönümüdür.

İsviçreliler, bu günde küçük toplantılar ile bir araya gelir, bayraklıü flamalı, çiçekli törenler yaparlar, birlikte biralarını içerler ve elbette „günün mana ve ehemniyeti“ne dair konuşmalar yapılır.

Kutlanmaya değer olan bu günün tarihsel başlangıcı ise biraz tartışmalıdır.

Osmanlı’nın Söğüt’te kurulduğu var sayılan aynı tarihtedir bu. Yıl 1291’dir.

Her ne kadar Erdoğan Aydın, Osmanlı’nın kuruluşunu Bursa’nın alınması ve paranın, sikkenin basılması ile daha sonraki bir tarihte, kurumsal işleyişin asgari belgesi sayılabilecek olgularla başlatsa da, İsviçreliler kendi ulusal tarih başlangıçları için o denli titizlenmezler.

Bu tarih bile „gün olarak“ kesin değildir.

İsviçre’nin kabul edilen kuruluşu, „Rütlischwurs“ Rütli’de verilen söz, edilen yemin ile başlar.

Bu „söz verme“nin tarihi, ilgili yazılı belgede „Ağustos ayının başı idi“ diye tarihlendirilir. (Schwyz Kanton müzesindeki 1291 tarihli sözleşme)

Bu kuruluş hikayesinin, bilenen yüzü: Wilhem Tell’in öz oğlunun başına konulan elmayı kendi ok ve yayıyla (Armbrust ile) vurması şeklindeki kahramanlıktır.

Söylenceye göre Wilhelm Tell ( Fransızca’da: Guillaume Tell; Italyanca’da: Guglielmo Tell; İsviçre’de konuşulan 4 dil olan Romansh dilinde: Guglielm Tell), günümüzde „sivil itiatsizlik“ diye adlandırılabilecek bir eylemle, bir tür bağımsızlık / özerklik sürdüren Vierwaldstaettersee (İç İsviçre’de büyük göl) halkına, Habsburgların yönetimindeki Avusturya adına vergi ve baskı getiren, keyfi yönetim sergileyen „bey“in şapkasını selamlamaktan geri durur.

Bu neden ile ceza olarak, oğlunun başına konulan elmayı vurmaya mecbur bırakılır.

Öz oğlunun ölümüne yol açabilecek bu vuruşun hikayesini bizlere, 1806’da bu hikayeyi tiyatrolaştıran Alman yazar Schiller anlatır.

Schiller’in „Wilhelm Tell“ adlı tiyatro eseri Berlin’de sergilenir ve büyük bir ün, başarı ve ilgi kazanır.

Bu yıllar, Almanya’nın kendi ulusal birliğinin henüz sağlanamadığı ve ulusal birleştirici motiflerin yaratıldığı, hatırlandığı ve beğeni topladığı yıllardır.

İsviçreli’lerin, kendilerini anlatan bu efsaneyi Schiller’in anlatımlarından „yeniden“ öğrendikleri söylenebilir.

Wilhelm Tell efsanesi“nin arka planında, o zamanlarda bir araya gelen üç Kanton (Uri, Schwyz, Ob-und Nidwalden) temsilcilerinin Rütliwiese’de bir birlik ve ortak savunma anlaşması yapmaları vardır.

Bu anlaşma, ilgili Kantonların tuz gibi temel ihtiyaç ürünlerindeki, satılan mallardaki vergileri kardırmaları ve dışarıda gelecek müdahalelere birlikte askeri cevap vermeleri gibi basit, yalın, naif anlaşma unsurlarını içermektedir.

İsviçre kendi birliğini: Confoedereratio Helvetia’yı / Eidgenossenschaft (Yurttaşlar Birliği) 1848’de kurmuştur ve ancak bundan sonra bu öykü / mytos yeniden hatırlanmıştır.

İleriki yıllarda, Vierwaldstaettersee’nin Brunnen kasabası karşısındaki büyük bir kama şeklindeki doğal kaya parçası „Schillerstein“ „Schiller taşı“ olarak adlandırılmış, böylelikle Alman yazar Schiller onurlandırılmıştır.

Her ülke ve ulus kendi varlığını tanımlayabileceği bir motife, identifikasyon malzemelerine zaman zaman (bilhassa ulus için zor günlerde) yeniden baş vurur.

İsviçre’de 2. Dünya savaşından önce iyi ilişkiler içinde olduğu İtalyan Mussolini faşizmi 1936’da „anti-komintern pakt“a girdiği ve daha sonrada Alman Nazi saldırganlığı ile birlikte aynı cephede savaşa dahil olduğu için, İsviçre devleti bir süre, Fransa’ya yaklaşmaya çalışmış, ama Fransa’nın 1941 yılında Almanya önündeki yenilgisi üzerine “kendini koruma“ politikasına geçmiştir.

Bu durum üzerine o zamana kadar Almanya’ya karşı geleneksel „Neutralitaetspolitik“ tarafsızlık hattı izleyen İsviçre, bir tür „öz gücüne güvenme ve kendini savunma“ çizgisine geçmiştir.

Bu politikanın sembolü olan „1939’ta İsviçre Meclisi tarafından „General“ (İsviçre ordusunda tek general vardı, bu rütbe ve hiyerarşi düzeni ancak 1960’lı yıllarda NATO konseptine göre yeniden düzenlendi) seçilen General Henri Guisan’ın 1 Ağustos 1941’de aynı zamanda İsviçre kuruluş tarihi olan 1291’de tarihi Rütlischwurs’un yapıldığı Vierwaldstaettersee kıyısındaki Rütliwiese’de „Rütli çayırı“nda asker ve subaylarını toplayarak, „Birlik“ yeminini yeniden içirmesidir.

Bu süreçte, İsviçre ordusu başkomutanı General Guisan, birinci dünya savaşı süresinde İsviçre ordusunun generali olan „milli kahraman“ Wille’nin de oğlu olan, tutkulu bir Nazi Almanya’sı yanlısı olan itibarlı oğlu Wille’yi, o zaman için büyük bir cüret sergileyerek, görevinden uzaklaştırmıştır.

Böylelikle İsviçre üzerindeki „Alman etkisi“ kısmen sınırlandırılmıştır.

General Henri Guisan, „Rütli raporu“ diye de adlandırılan bu 1 Ağustos 1941 toplantısı sonrasında, „Reduit stratejisi“ne geçilmesini sağlamıştır.

General Guisan’ın „Reduit stratejisi“, aslında, İsviçre’de Basel, Zürich gibi sehirlerin alan savunmasından belirli ölçüde vazgeçilerek, Alp dağlarında, mağaraların, koyakların içerisinde bir savunma hattı (Bunker’ler) kurulması planının adıdır.

Bu savunma plan, bir yönü ile artık „Nazi Almanyasına karşı“da savunma yapılacağının açıklanması anlamına gelmektedir.

Bu sürecin „Nazi Almanya’sına karşı duruş“ olarak anlaşılmamasında yarar vardır.

Daha önce yapılması „bu kesinlikte“ planlanmayan, ama şimdi „gerekirse“ yapılacak bir savunmadır.

Diğer yandan, isviçre’nin, Nazi Almanyasına „logistik destek“ verilmesinde hız kesilmemektedir. Oerlikon-Bührle ve diğer silah üretim alanlarında Nazi’lere silah ve techizat üretimi, savaş sonuna kadar tam gaz sürdürülecektir.

Alman Diplomasisi, „Batı ile konuşma“ya İsviçre üzerinden savaş sonuna kadar devam edecektir. İsviçre başşehri Bern bir tür “casuslar cenneti”dir, savaşan devletlerin “buluşma” yeridir.

Yine aynı biçimde, İsviçre’deki casusluk faaliyelerine göz yumulmaya devam edilecektir.

İsviçre, ayrıca, savaş sonuna değin, hem Nazi devleti ve Nazi Apparat’ı mensupları için hem de örneğin Nazi mağduru Yahudiler için „finansal adacık“ olmaya devam edecektir.

General Guisan tarafından ortaya konulan Rütli-Rapport’un ve aynı anlama gelmek üzere Reduit-stratesinin devreye sokulmasının arka planında ise aslında savaşın gidişatındaki değişim, Doğu cephesinde, Almanların „Barbarossa Harekatı“ndaki gelişmeler büyük rol oynamıştır.

1 Ağustos 1941’de General Guisan’ın Rütli-Rapport’u ile eş zamanlı olarak Nazi Almanyası, Stalingrad önünde durdurulmuş, Sowyet ordusu savaşın inisyatifini ele geçirmiştir.

 

 

 

 

Tags: , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑