Japonya

Published on Temmuz 17th, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

Japon propaganda sanatı – Kavel Alpaslan

Japon propaganda kültürünü özellikle İkinci Dünya Savaşı dönemi tasarımlarıyla tanıyoruz. Popülerlik kazanan Japon imparatorluk propagandaları olsa da Japon solunun dikkat çekici bir tasarım kültürü var. Özellikle iki savaş dönemi arasında, 1920’ler ve 1930’lar boyunca Japonya’da üretilen sol tasarımlar, o dönem Avrupa’da görmeye alıştığımız proleter sanat yorumlarından çok farklı bir kompozisyon sunuyor.

Çağdaş Japon sanat kültürü, bizim gibi uzak coğrafyalarda animeler, mangalar ya da haikularla anılıyor. Japon kültürü günümüzde Batı kültürleriyle ciddi bir etkileşim halinde. Öte yandan ülkenin Batıyla çok da sıradan olmayan ilişkisini hesaba katsak dahi bu coğrafyanın kendine has karakteri herkesin malumu. Ülkenin tarihini biraz daha araştıracak olursak propaganda sanatının da oldukça özgün olduğunu söyleyebiliriz. Propagandif eserlerin incelenmesi, bize kültürün tarih ve ideolojiyle birlikte ele alınabilmesini belli bir ölçüde olanaklı kılıyor. Japon propaganda kültürünü özellikle İkinci Dünya Savaşı dönemi tasarımlarıyla tanıyoruz. Popülerlik kazanan Japon imparatorluk propagandaları olsa da Japon solunun dikkat çekici bir tasarım kültürü var. Özellikle iki savaş dönemi arasında, 1920’ler ve 1930’lar boyunca Japonya’da üretilen sol tasarımlar, o dönem Avrupa’da görmeye alıştığımız proleter sanat yorumlarından çok farklı bir kompozisyon sunuyor. O halde Japon sanatı hakkında her zaman bildiklerimizin dışına çıkıp kültür, tarih ve ideoloji çemberinde Japonya’daki proleter propagandanın köklerine seyahat edelim.


Japon komünist Sen Katayama, 1918 yılında yazdığı ‘Japonya’da Emek Hareketi’ eserinin önsözünde ‘İşçi sınıflarının Japonya’da son dönemlerde uyanmaya başladığını’, süregelen sayısız grevle birlikte açıklıyor. Katayama bu hareketlenmenin Rusya’daki Ekim Devrimi’yle ilişkisine dikkat çekerken, kapitalizmin ülkede hızla güçlenmesi ve savaş endüstrisinden elde edilen büyük kârların da altına çiziyor. Katayama’nın bahsettiği kimi kavramlar, Japon proleter sanat anlayışının da anahtarları olarak değerlendirilebilir: Otoriter, işçi hareketlerine karşı baskıcı hükümet politikaları, Ekim Devrimi etkisi, modernizm, güçlenen kapitalizm, savaş endüstrisi ve militarizm… Tüm bunlar kabaca propaganda afişlerinde sanatçıların bir şekilde etkilendiği kimi başlıklar.

Propaganda görsellerini değerlendirmek için seçimler güzel bir zaman dilimi. Ülkede 1920’lerin ortalarında yapılan seçimlerde kadınların oy kullanma hakkında sahip olmaması, verilen eserlerin de oldukça eril bir şekilde temsil edilmesine ve kullanılan imgelerin de aynı şekilde eril imgeler olmasına neden olur. Bu nedenle bahsettiğimiz aralıkta işçi hareketlerini ele alan tasarımlarda kadın emeğinin ön plana çıkarılmadığını hatırlatarak kabaca Japon proleter propagandanın özgün yanlarından bahsetmeye başlayabiliriz. Bu alanda verilen eserler ister istemez dönemin Japonya’sındaki siyasi atmosferin ruhunu da yansıtıyor. Özellikle modernizmi çoğu tasarımda kolayca fark edebiliyoruz. Dönemin ruhu sadece Japonya’da sola etki etmiyor elbette… Örnek vermek gerekirse bunu Almanya’da, 1910’larda Spartakistlerin yer yer kullandığı gotik tipografiden de çıkartabiliriz. Aynı ilişkinin sadece sağdan sola doğru değil; farklı zaman dilimlerinde soldan sağa doğru bir kayışla da yaşandığını belirtebiliriz. Anlayacağınız bunda garipsenecek bir durum yok fakat kayışın nasıl yaşandığını incelemede fayda var.

SOVYETLERE ‘AVANGARD’ SELAM

Avangard sanatın belki Sovyet örneğinde olduğu kadar yoğun olmasa da söz konusu yıllarda Japon sanatına ciddi dokunuşları olduğu görülüyor. Bu anlamda Japonya’nın Sovyet sanatçılardan etkilendiğini de söyleyebiliriz. Aşağıdaki tasarımda (soldaki) Sovyet sanatçı El Lissitzkynin ‘Beyazları Kırmızı Kamayla Vurun’ eserindeki üçgenlere bariz bir selam çakılıyor. Bununla birlikte özgün avangard tasarımları da unutmamalı. Japonya Emek-Çiftçi Partisi tarafından 1928 seçimlerinde basılan posteri (ortada) ele alalım örneğin. Fabrikadan çıkan kara-kızıl dumanlar işçi-köylü uyumunu gösterirken, çapaların fabrikayla olan zincirli bağı oldukça açık bir şekilde ‘birlik’ mesajı veriyor. Zincir Japon propaganda sanatının sıkça başvurduğu bir imge. Tüm dünya solu için zincir vazgeçilmez bir sembol olsa da Japonya’da çok sık kullanıldığını söyleyebiliriz. Gerek sömürüyü gerekse birliği temsil etmek için zincir imgesi karşımıza çıkıyor. Avangard alana vereceğimiz son örnek, ülkedeki Mavo hareketinin izlerini taşıyor. Japon fütürist Tomoyoşi Murayama liderliğindeki hareket, fütürizmin 1920’lerde Japonya’daki bayraktarı olur. Grup imzalı ya da imzasız olarak sol gruplar için çeşitli tasarımlar da yapar. 1932 tarihli aşağıdaki (sağda) anonim tasarımda Toplumsal Yığınlar Partisi’nin adayı yazar Kikuçi Kan için oy çağrısı yapılıyor: ‘Harflerin adamına parlamentoda bir koltuk verin.’

GERÇEKLİĞE ÇİZGİLERLE DOKUNUŞLAR

Proleter propaganda dendiği zaman önümüze gelen eserlerde ilk olarak gerçekçiliği görmeyi bekliyoruz. Avangard sanat akımları gibi kimi örneklerin propagandadaki rolünü düşünmeyecek olursak bu alışılmış beklentinin, geçmişte verilen örneklerin niceliği hesaba katıldığında yanlış olmayacağını belirtebiliriz. Fakat tasarımcıların yeri geldiğinde gerçekçiliğe farklı dokunuşlarda bulunduğunu unutmamalı. Coğrafyadan coğrafyaya değişen bu yaklaşımlar Japonya özelinde çok daha kolay fark edilebiliyor. Müzikten tasarıma ‘Sovyetik’ eserler Japonya’da karşımıza çıkıyor ama Japon proleter sanatındaki gerkçekçilik her zaman söz gelimi Sovyetler’den alıştığımız bir biçimde şekillenmiyor. Mesela aşağıdaki tasarımları ele alalım. En dikkat çekici özelliklerden biri, siyasilerin ve figürlerin çizim tarzlarındaki abartı. Bunun haricinde yerel dokunuşların da varlığı gözardı edilmemeli. Bize çizgi filmi ya da animasyonu andıran bu tasarımlar, Japonya’da 1920’lerden önce ve sonra gelişen çizgi sanatı hakkında da ipucu veriyor. Öyle ki daha sonra yapılan kimi tasarımları (en sağ) Miyazaki filmlerinden ayırmak çok güç.

Tasarımların merkezine yerleştirilen işçi, siyasetçi ve burjuva gibi figürlerin işlenişi kolayca kendini belli ediyor. Özellikle de benzeri çizimlere geçmişten bugüne pek de alışmamış bizler için. Bununla birlikte tasarımlarda daha az dikkat çeken bir fark daha mevcut: O da metinlerin yoğunluğu. Konudan konuya değişmek üzere propagandif sanat, metin yükünü arttırıp azaltabilir. Ancak Japonya’nın proleter sanatında tiyatrodan seçimlere, yıldönümlerinden etkinliklere… hemen hemen her konuda yapılan eserlerin yazı açısından pek sade olmadığını söyleyebiliriz. Bu özelliği belli bir noktaya iliştirmek çok güç, çünkü Japon sanatında ya da kültürel hayatında benzeri yoğunlukla hep karşılaşabiliyoruz. Özellikle ‘bold’ yani kalın harflerin kullanıldığı tasarımlar Japon sanatında sadece sola has değil. Bu durum uzak coğrafyalar için ‘farklı’ oluşunu değiştirmiyor tabii.

Japon proleter sanat anlayışının beslendiği kanalları ve özelliklerini kabaca aktarmaya çalıştık. Bu yazıyı hazırlarken belirttiğimiz kaynaklar haricinde Tokyo Hosei Üniversitesi – Ohara Sosyal Bilim Araştırlamarı Esntitüsü’nün hazırladığı arşivden faydalandık. Bu sayfayı görsele boğmamak ve konuyla ilgilenenlerin faydalanabilmesi için hazırladığımız fotoğraf galerisinden diğer dikkat çekici tasarımlara, kimi metinlerin çevirilerine ve anlamlarına ulaşabilirsiniz…

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı adresler:

https://www.marxists.org/archive/katayama/1918/labor_movement/index.htmhttps://news.ucmerced.edu/news/2008/art-historian-examines-japanese-artists-role-wwii-propagandahttps://medium.com/@propagandopolis/japanese-workers-propaganda-ffc75a55a9bhttps://visualizingcultures.mit.edu/home/index.htmlhttps://visualizingcultures.mit.edu/protest_interwar_japan/pij1_essay01.htmlhttps://libcom.org/gallery/japanese-interwar-proletarian-propaganda

Kaynak: Gazete Duvar

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑