Alevilik

Published on Eylül 9th, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

Kadıncık Ana diyarında Kadıncık Ana’yı görememek – Gülfer Akkaya

Geçtiğimiz hafta sonu, yılsonuna dek çıkartmayı planladığım Kadıncık Ana kitabı nedeniyle Kadıncık Ana ve Hace Bektaş-ı Veli’yi ziyaret ettik. Bu ziyaret sırasındaki gözlemlerimi ve kimi önerilerimi paylaşmak istiyorum.

Bilmeyenler için Kadıncık Ana, Alevi-Bektaşi süreğini Hace Bektaş-ı Veli ile kuran, devam ettiren ve kendisinden sonra devam etmesi için Abdal Musa’ya el veren kişidir. Hace Bektaş’ın eşi, ondan sonra gelen kişi değildir. Eşitidir. Birlikte mücadele eden kişidir.


Başta Alevi kadınlar olmak üzere tüm kadınlar için Kadıncık Ana’nın önemi bu eşit var oluşu gerçekleştirmiş olmasından kaynaklıdır. Kadın erkek eşitliğini savunup bunu pratikte hayata geçirerek var olmuş bir sürek kurucusudur Kadıncık Ana. Kadın erkek eşitliğini savunan Hace Bektaş-ı Veli de kuşku yok ki bunu başta Kadıncık Ana olmak üzere dönemindeki örgütlü kadınlardan öğrenip içselleştirmiş.

Hace Bektaş dergâhı ve Kadıncık Ana’nın evi Nevşehir ilinin Hace Bektaş ilçesinde bulunuyor. Kadıncık Ana’nın evi Hace Bektaş-ı Veli Dergâhı gibi ilçe merkezinde değil, ilçenin dışında yer alıyor. Ev, Hace Bektaş ilçenin kıyısında bulunuyor, ondan sonra başka ev yok. Eve giden yol meydandan çıkar çıkmaz bozuluyor, biraz ilerleyince de toprak yola dönüşüveriyor. Kadıncık Ana evine giden sokak yapılmamış, tozlu bir yoldan ibaret. Ev, ilçede çok güzel bir konumda yer almasına ve evin boş çevresinin eve dâhil edilerek çok büyük kültürel bir alana dönüştürülme potansiyeline sahip olmasına karşın, ne ev, ne bahçesi, ne de çevresi düzenlenmiş değil. Öyle bir umursamazlık ve terk edilmişlikle yüz yüze ki Kadıncık Ana evi ve çevresi, şimdiye dek belediye sokağı yapma gereği duymadığı gibi bakımsızlıktan her taraf çöp ve pislik içinde kalmış. Ama hakkını yemeyelim, olmayan sokağa eskimiş bir teneke levha üzerine “Kadıncık Ana Sokağı” yazıp direğe çakmayı ihmal etmemişler. Benim gibi topuğu biraz yüksek ayakkabılar ayağınızdaysa bozuk yol nedeniyle spor ayakkabıyla değiştirmek zorunda kalıyorsunuz. Kanımca bu, bir belediye için utanç verici ama cinsiyetçi belediyecilik bunu umursamaz.

Bu kadar görünmezleştirilmeye çalışılan Kadıncık Ana evi sadece Kadıncık Ana’nın yaşadığı ev değil esasında. Hace Bektaş-ı Veli’nin ilk olarak gelip kaldığı, Kadıncık ile yoldaşlık yaparak beraber yaşadıkları ev. Yani aslında dergâhtan daha eski ve Aleviler açısından da daha önemli bir yer. Ayrıca evin hemen yan tarafında yer alan Karahöyük, söylenceye göre Hace Bektaş’ın ilçeye güvercin donunda ilk olarak gelip konduğu yer. Yani Hace Bektaş güvercin donunda Kadıncık Ana evinin yanı başına konuvermiş ve yıllarca burada yaşamıştı.

Kadıncık Ana evinin mimarisi, unutulmaya meydan okuyan direngen varlığı ile insanı bir hayli etkiliyor. İslamileştirilen Hace Bektaş dergâhına inat, ne kadar müdahale edilse de Kadıncık Ana evi hala kendisi olarak duruyor. Daha evvelinin de olması muhtemel ama kesin olarak bildiğimiz şey bu evin yaklaşık 800 yıldır var olduğu. Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyetin tüm müdahale ve unutturma, yok sayma çabalarına rağmen ısrarla hala ayakta duruyor olduğu.

Kadıncık’ın izi silinmek isteniyor

Uydurma tarihi kadın kahramanlar yaratanlar, mevcut tarihi kadın şahsiyetlerin yok olması için azimle çalışıyor. Kadınlara ve onların direngen tarihine, Alevilere karşı duyulan nefret nedeniyle Anadolu’da kadınların mücadeleci tarihi de yok edilmeye çalışılıyor.

Kadıncık Ana’nın yaşadığı, iz bıraktığı diyarda Kadıncık hariç çokça erkek kişinin heykeli mevcut. Ama nedense yine Kadıncık Ana’nın bir tek heykeli yok. İnsan hayret ediyor, her yıl Hace Bektaş ilçesine gidip orada Hace Bektaş’ın huzuruna çıkan binlerce Alevi kişiden (kadın erkek, örgütlü örgütsüz fark etmez) birinin aklına niye bu soru gelmiyor diye? Cinsiyetçilik böyle bir şey. İnsanda körlüğe, akıl tutulmasına, sorgulama kabiliyetinin yok olmasına neden oluyor.

Hace Bektaş’ın kadınlardan edindiğini bildiğimiz en temel fikirlerinden olan eşitlik fikrini allayıp pullayan sevgili canlar neden sormuyor “Peki ama burada yaşamış, bize inancımızı taşımış Kadıncık Ana nerede?” sorusunu.

Yedi ulu ozandan, Âşık Veysel’e, Feyzullah Çınar’a, Nazım Hikmet’e dek boy boy Alevi erkeklerin heykellerinin olduğu bölgede bile Kadıncık Ana heykeli yok. Gerçekten manidar değil mi? Geçekten akıl almaz bir şey değil mi?

Kadıncık gibi eşitliği önemseyen, onu savunan bir kadının böyle yok sayılmasını, mücadelesine karşı yürütülen bu cinsiyetçiliği görüp çok üzülerek dolaştım Hace Bektaş ilçesini. Bu ilçenin varlığı bile bu mücadeleci tarihten kaynaklı oysa. Kadıncık Ana’yı da, Hace Bektaş’ı da, onların öğretisini yazık ki yeterince anlayamıyor bugünkü sürdürücüleri.

Kadıncık Ana’nın yok sayılmasını, evinin yıkık dökük halini daha öncelerde de dile getirmiştik. Sonrasında Alevi kurumları bir takım girişimler başlattılar ve en azından bu konunun gündeme taşınması sağlanmış oldu. Kimi kaygılarla beraber bu sürecin takipçisiyiz elbette.

Bu yazıda dile getirdiğim eksikliklerin, önerilerin de dikkate alınmasını temenni ediyorum. Alevi kadınlar açısından bunca önem ve anlam taşıyan Kadıncık Ana’nın hak ettiği değeri bulması için atılacak en küçük adımın dahi seve seve destekçisi olurum. Ancak esas mesele Kadıncık Ana’nın Evi’ni ya da heykelini yapmakla bitmiyor. Esas olan Kadıncık Ana’nın yaşamını, duruşunu, Yol’unu anlayıp içselleştirmekten, bu devrimci duruşu bugüne taşıyabilmekten geçiyor.

Eşitlikte pratik zamanı

Aleviler artık kadın erkek eşitliği konularını daha derin ve yoğun şekilde kurumların gündemlerine getirmeyi hedeflemeliler. Bu alanda kültürlerinden tarihlerine mevcut durumu kavrayarak bugünkü kadın mücadelelerinin geldiği yerle arasında bağ kurmayı hedeflemeliler.

Aksi takdirde gerekli neticeleri almak, zaruri dönüşümleri (kadın ve erkeklerde) sağlamak pek mümkün olmayacak gibi görünüyor.

Hace Bektaş ilçesi oldukça yoksul ve bakımsız halde. Buna rağmen Hace Bektaş, Âşık Mahzuni Şerif, Atatürk gibi erkek adlarının olduğu caddeler Kadıncık Ana sokağı ile kıyaslanamayacak kadar iyi. Bir de soruyorsunuz kendinize neden caddelere erkek adı verilmiş de, sadece Kadıncık Ana adı olmayan sokağa layık görülmüş?

Mekânın cinsiyeti adlı bir çalışma için Hace Bektaş ilçesi bulunmaz nimet. Akademisyen ya da öğrenci Alevi kadın arkadaşlara tavsiyemdir.

Bir tavsiye de Alevi kurumlarına ve bizim gibi bağımsız kadın gruplarına. Kadıncık Ana evine toplu halde kültürel ziyaretlerin yapılması, bunun süreklileştirilmesi Kadıncık Ana ve Alevilikte kadınların durumu açısından pek yerinde olur. Kadın kamplarının bir parçası olarak Kadıncık Ana’nın eğitim konuları içine alınması ve Kadıncık Ana’nın Hace Bektaş ilçesinde görünürlüğünün arttırılması için neler yapılabileceği üzerine ciddi ciddi kafa yormamız gerekiyor.

Kadıncık Ana Caddesi, Kadıncık Ana mahallesi, ilçeye girişte, evinin bahçesinde, ozanlar yolunun olduğu bölgede Kadıncık Ana heykelleri, Kadıncık Ana parkı, kadın eserlerinden oluşan Kadıncık Ana kütüphanesi… Bunların hepsi yapılabilir. Yeter ki cinsiyetçi körlüğü aşabilelim ve Alevilik inancının eşitlikçi yanını özümseyebilelim.

Aslına bakarsanız Hace Bektaş ilçesi baştan sona kadın ilçesine dönüştürülmeyi hak ediyor. Bu pekâlâ gerçekleştirilebilir. Belediye ile beraber kadın ilçesi projesi düşünülebilir. Kaynak için çeşitli kadın kurumlarından destek alınabilir ve Avrupa’da kardeş ilçe, kurumlar bulunabilir. Yeter ki istensin…

Kadıncık Ana ve Alevilikteki eşitlik konusuna bütüncül bir perspektiften bakmamız gerekiyor. Bunun toplum üzerinde yaratacağı pozitif etkiyi, değişimi hayal etmek bile heyecan verici değil mi?

Ayrıca bir önerim de kadın-erkek Alevi müzisyen arkadaşlara. Kadıncık Ana üzerine yapılmış deyişleri dinlemek için daha ne kadar bekleyelim?

Kadıncıl aşk ile.

9 Eylül 2019

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑