Yazarlar

Published on Haziran 13th, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

Kadınlar Greve, erkekler göreve!- Tuncay Yılmaz

Şayet bir erkek kadın grevi eylemlerinde, yürüyüşlerinde, mitinglerinde “kadınları destekliyoruz” diye konuşmalar yapıyor, sloganlar atıyorken tek bir kadın dahi onun üstlenebileceği işlerden dolayı grev alanında değilse, o erkek grevi desteklemiyor, zayıflatıyor olacaktır.

İsviçre’de yaşayan kadınlar “Eş değer işe eşit ücret” “Daha fazla zaman” ve “Daha fazla saygı” talepleriyle 14 Haziran 2019 Cuma günü greve gidiyorlar.


Bu grev bizim Marksist literatürde bildiğimiz cinsten bir grev değil. Bu grev sadece bir iş yerinde ve sadece patronlara karşı yapılmıyor. Kadınlar işte, evde, okulda, hayatın her alanında kendilerini cendere altına alan erkek egemen sisteme ve onun sonuçlarına karşı “Grev” diyorlar.

Eş değer işe eşit ücret için “Grev”

Ücretli çalışma alanında erkeklerle eş değer işi yapmalarına rağmen erkeklerden daha az kazanıyorlar, buna karşı iş yerlerini, çalışma alanlarını, yolları, mal ve hizmet trasferlerini blokajı hedefliyorlar. İsviçre Anayasasında oldukça geç kabul edilen (1981 yılında) kadın-erkek eşitliği pratikte halen uygulanmıyor. Çalışan kadınların ezici bir bölümü eş değer işi yapan erkeklerden yüzde 20 ve yer yer üstü daha az ücret alıyorlar. İş yerlerindeki cinsiyetçi iş bölümü, terfi, işten çıkartma öncelikleri de cabası!  

Evde köle olmaya karşı “Grev”

Ücretli çalışan kadınlar işe gitmeden ve eve döndükten sonra, ücretli çalışma piyasasına dahil olmayan kadınların ise günlük rutin olarak patriarkanın “fabrikaları” olan evlerde harcadıkları emeğin yok sayılmasına karşı “Grevdeyiz” diyor kadınlar. İsviçre’de günlük olarak gerçekleşen toplam üretimin yaklaşık yüzde 30’una tekabül eden kısmını kadınlar hiçbir ücret almadan evlerde yapıyorlar. O yüzden kadınlar sadece iş yerlerinde değil, evlerde de karşlıksız harcadıkları emeklerinin görünmesini, karşılığını istiyorlar.  Hem erkek egemen sisteme hem de bu sistemden doğrudan faydalanan ev içindeki erkeğe ve dolaylı faydalanan patronlara karşı “Grev” diyorlar!

Şiddete, tacize, tecavüze ve cinsiyetçiliğe karşı  “Grev”

Güya en gelişmiş demokrasilerden biri olan (!) İsviçre’de her üç kadından biri şiddete, her beş kadından biri cinsel tacize ve istismara uğruyor. İsviçre Federal Cinsiyet Eşitliği Ofisi (BFEG) tarafından açıklanan 2018 yılı kadına yönelik şiddet raporunda, ortalama her 15 günde bir kadının erkek şiddeti yoluyla yaşamını yitirdiği belirtiliyor. Kadına yönelik cinsiyetçi ayrımcılık, aşağılama, ötekileştirme, değersizleştirme, yok sayma ise yaşamın her alanında açık ya da gizli olarak varlığını sürdürüyor. Kadınlar işte bu şiddete, tacize, tecavüze ve cinsiyetçiliğe karşı da “Grev” diyorlar.

Başta da belirttiğim gibi bildik bir “Grev” değil bu feminist kadın grevi. Sadece iş yerlerini değil, hayatın her alanını durdurmayı hedefliyorlar. Yapabilen İş yerlerinde çalışmayacak, yapamayan iş yavaşlatacak, işi yanlış yapacak, molayı uzatacak, iş yerinde propaganda yapacak. Evlerde evişini yapmayacak, ertesi günün hazırlıklarını düşünmeyecek, çocuklara, hastalara, yaşlılara bakmayacak, patriarkal sistemin kedilerine görev olarak tayin ettiği hiçbir rolü yerine getirmeyecekler. Bulundukları yerlerde, mahallerde, okullarda ya da çalışma alanlarında sokağa çıkacaklar, yolları kesecekler, miting ve yürüyüşler düzenleyecek, gün boyu eylem ve kutlamalar gerçekleştirecekler.

Erkekler Göreve!

Abstract halftone circle pattern page, brochure template – vector flyer design with yellow dots on white background

Peki kadınlar grevdeyken erkekler ne yapacaklar? Elbette greve ve eylemlere dair bütün işlerin öznesi kadınlar. Daha önce de belirttiğim gibi sadece “patronlara karşı” değil, kadınlar yaşamlarındaki “erkeklere karşı” da grevdeler. Yani sevgililerine, eşlerine, abilerine, babalarına, erkek yoldaşlarına karşı da… Öyle kendini aşmış, erkek egemenliğin nimetlerinden vazgeçmiş, kendine yakıştırdığı sıfatlar (komünist, sosyalist, demokrat, eşitlikçi, özgürlükçü vs) sebebiyle bu grevi kendi üstüne alınmayan tek bir erkek olamaz. Zira doğrudan olmasa dahi (ki bu neredeyse imkansız!) istisnasız bütün erkekler dolaylı olarak erkek egemenliğinin nimetlerinden faydalanmaktalar.  O yüzden tereddütsüz söylüyorum, kadınlar bizzat bu yazıyı yazan erkeğin yaşam pratiğine karşı da grevdeler.

O halde erkekler kadınların bu grevini nasıl destekleyebilirler? Öncelikle kadınların bizzat biz erkeklerin imtiyazlarını ellerinden alma mücadelesinin “işbirlikçileri” olmayı kabullenmek durumundayız. Bu konudaki şiarımız “bir başka cinsi ezen, sömüren cinsin kendisi de özgür olamaz” olmalı. Bu ideolojik kabullenişten sonra yapılacak işler daha somutlaşıyor.

Erkeklerin kadın grevini desteklemeleri onların eylemlerine katılarak, mitingde “kadın erkek el ele” deyip asıl yapması gerekenlerin üzerini kapatarak olmaz. Eğer bir erkek sahiden kadınların bu büyük eylemini desteklemek istiyorsa, etrafındaki kadınların bu greve katılmasını sağlayacak şekilde konumlanmalı, onların yapmayı reddettikleri işleri devralmalılardır.

Yani erkekler kadın grevini desteklemek istiyorlarsa evdeki çocuğun bakımını üstlenmeli, ev işlerini devralmalı, evindeki, çevresindeki kadınların greve katılmalarının önündeki engelleri kaldırmaya yoğunlaşmalıdır.

Şayet bir erkek kadın grevi eylemlerinde, yürüyüşlerinde, mitinglerinde “kadınları destekliyoruz” diye konuşmalar yapıyor, sloganlar atıyorken tek bir kadın dahi onun üstlenebileceği işlerden dolayı grev alanında değilse, o erkek grevi desteklemiyor, zayıflatıyor olacaktır.

O yüzden kadınlar grev yaparken, haydi erkekler görev başına!     

Tags: , , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑