Yazarlar

Published on Eylül 17th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Kaldık ama yerli olmadık – Cemal Bozoğlu

50 senelik göçmenlik sürecinde Türkiye kökenli göçmenler ciddi bir evrim yaşıyorlar. Almanya ekonomisinin kol gücü ihtiyacı Anadolu’nun değişik yörelerinden insanlarla, daha iyi bir yaşam vaad edilerek karşılandı. Bugün üçüncü kuşak dönemini yaşayan bizler, hem sosyal hem de siyayasal olarak yeni bir şekillenme sürecine girdik.

Gitmek veya Kalmak


1980 lerde kendini dayatan gideyim mi kalayım mı ikilemi süreci 2000’li yıllarda kalmak doğrusunda kesinleşti. İstisnai olarak Türkiye’ye tek tek geri dönenler veya 6 ay orada 6 ay burada yaşayanlar kaideyi bozmuyor. 1975-1992 yılları arasında işsizlikten dolayı ‘’Türkler dışarı’’ söylemi etrafında artan ırkçı rüzgar, azınlık pisikolojisinden de beslenerek dışlanmışlık eğilimini türkiyeli göçmenlerde  kalıcılaştırdı.

2000’li yıllarda SPD ve Yeşiller koalisyonu döneminde, Almanya resmi göçmenler politikası dönüşüme uğradı. Vatandaşlık yasası dahil birçok konuda yeni düzenlemeler yapıldı. Artık Almanya göçmenlik sorununda ölçüyü ne zaman gidecekler konusuna değil, aksine Almanya’daki yaşama ne kadar uyum sağlıyorlar, noktasına yoğunlaştırdı. Bu değişim en azından Türkiyeli göçmenlerin çoğunluğu tarafından pek algılanamadı ve üzerinden 18 sene gibi uzun bir zaman geçmesine rağmen, büyük bir bölümümüz daha hale açılan bu kapının eşiğini atlamayı başaramadı. Kalıcı olduk ancak yerli olamamanın sancılarını yaşıyoruz.

Almanya yerlisi olmak demek, kültürel kimliğini teslim etmek değildir.

Göçmen ülkesi olan her ülke demokratik, özgürlükçü ve liberal yaşamı tercih etmiş olması gerekiyor. Kültürlerin, yaşam tarzlarının birbirinin ayağına basmadan, bir uyum ve ahenk içersinde yaşayabilmesinin önşartı bireyselleşmeden geçer. Özgür bireylerin karşılıklı saygı, tolerans ve empatisi ile çok kültürlü beraberlikler mümkün olur. Birlikte yaşamanın düşmanı ise dışlama, aşağılama ve kendini üstün görmeyi temel alan ıkçı ve dar milliyetçi eğilimlerdir.

Yaşadığımız ülkede çocuklarımızın ve torunlarımızın bir geleceği olmasını istiyorsak, kabuğumuzu kırmak zorundayız. Bugün mesleki anlamda, sayımıza orantısı karşılaştırıldığında az olarak görülse bile, dün kol işçisi olarak gelenlerin çocukları, hayatın her alanında kendisini gösteriyor. Televizyon moderatörlüğünden holding şefliğine, polislikten milletvekilliğine, kabaretistten film rejisörüne kadar her alanda örnek alınabilecek insanlarını çıkarmış durumda. Topluma eşit bir şekilde yayılmak ve bir parçası olabilmek en başta özgüvenle ve dışlanmışlık pisikolojisinden kurtulmakla gerçekleşir. Türkiye’deki siyasi iktidarın sırf kendi çıkarları için bu gelişime tökez olacak davranışlar içinde olması bizleri yanıltmamalı. 50 yıllık göçmenlik tarihimiz bize zorluklarımızı dişimizle, tırnağımızla ve kendi çabalarımızla aşacağımızı öğretti. Bu tecrübemizle yola devam.

Yeri gelmişken söyleyeyim; seçimlere 4 hafta kaldı, çalışmalar iyi gidiyor. Bu şekilde Bavyera eyalet meclisinde de bir temsilciniz olacakmış gibi görünüyor.

 

Cemal BOZOĞLU (Bavyera Eyalet Meclisi Adayı (Bündnis 90/Die Grünen)

[email protected]

Tags: , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑