Türkiye

Published on Ocak 2nd, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

Katili Kim Özendiriyor – A. Mahir

”Cinayettir, katliamdır!” değil mi ya!? Sokaklarda ”Noel kutlamak islami değil!” bildirileri dağıtılırken, İstanbul Lisesinde yılbaşı şenlik ve kutlamaları yasaklanırken, muhterem zat bir ses çıkardı mı? Şimdi hamaset edebiyatı yapmak kolay. Katillerden biri de sensin ey görmez adam!

Katili yüreklendiren herşeyi yaptınız. Suçu hazırlayıp önüne koydunuz. Ona işlemek kaldı. Sizin gibi olmayan, aynı inanca sahip olmayan, farklı algı ve yaşam tarzı olanları habire ötekileştiriyorsunuz. Düşmanlaştırıyorsunuz. Şeytanlaştırıyorsunuz. En elimi de, hedef yapıyorsunuz. Sonra geliyor bir fail, cürum işliyor!


Herşey kendi ortamında hayat bulur. Tohumun toprak ve diğer elemanlarla buluşmasından sonra, çimlenip açmaya başlaması mukadderdir. Neden sorusu sonuçlara sorulunca, hiç bir yanıt bizi tatmin edemez. ”Bu ortamda hangi ürün yetişir?” diye sorarak, bir oluşumu çözümlemek ancak olasıdır. Bunu ıskalayan devlet kafası, salt sonuçlar üzerinden toplumu baskı altına almak, bir garabet milli birlik, beraberlik mavalıyla iktidar etmeyi sürdürüyor. Bu kokuşmuş bir manipülasyondur.

Dualarla toplumu korumak hiç mümkün değil. Öyle olsaydı, binlerce, milyonlarca iyi dilek, temenni ve duayla geçmeye çalıştığımız bir yeni yıla, bu kanla, bu gözyaşıyla, bu melun katliamla girmezdik. Bir şeyler yapmalı. Farklı bir şey!

İnsan yaşamına kasteden filozofi hayat buldukça, bunları önleyemeyiz. Her patlamanın, her katliamın arkasından meşhur terör edebiyatı, ırkçı ve milliyetçi söylemler ayyuka çıkıyor. Bir basit telin etme anlayışı. Tam da zevahir kurtarma yolu. Genel geçer gevezelikler. Bunların meşrebiyle terörü lanetleyen bir takım solcular, tatlı su demokratları da var ki, aman Allahım! Sanki devletin saldırılarına, hak ve özgürlük ihlallerine karşı cansiperane kavga vermişler de, herkesten daha çok bu alanda uzmanlık yapıyorlar!?

Ölüler arasında polis sivil ayırımı yapanlar, Alevi cenaze defin işlemine katılmaktan uzak duranlar, Hristiyana ölmeyi reva görenler, eğlenmeyi islama düşmanlık addedenler, düşündünüz mü bu öldürme, yoketme ortamına nasıl katkıda bulunuyorlar? Suçu hep birlikte nasıl işlenmeye hazır hale getiriyorlar? Hiçbir suç tekil bir vaka değildir. Kompleks bir şeydir çünkü.

Batının verdiği silahlarla IŞİD katliam yapıyor savı, bu kanlı insanlık düşmanı barbarları masum göstermeye yetmez. Silahı herkes her yerden edinebilir. Kapitalizmde her şey satılıktır. Paranız varsa alırsınız. Irak ve Suriye üzerinden ülkemize ve dünyaya yayılan grupların, devlet edenler eliyle bir cani şebekesine dönüştürüldüğünü anlamadan, onların teşvik edildiğini görmeden, bir emirle yüzlerce HDP binasını ateşe verdiğini irdelemedikçe, sadece sonuçlar üzerinde konuşulmuş olur. Neşter yaraya değmez bile.

Kimdir şu Osmanlı Ocakları? Ülkü ve Alperen Ocaklarından, ülkeye sığınmış ya da yerleştirilmiş IŞİD kaçkınlarından oluşturulmuş, ellerinde silahlarıyla, devlet gözetiminde, polis desteğinde terör estiren katiller. AKP sivil silahlanma yapıyor. Tehlikeli oynuyor. Bir zamanların Komando Kamplarını anımsayınız! Devlete yardımcı kolluk güçleri yani!

Devlet bir parti gibi davranıyor. Devlet bir partinin akıldışı politikalarına eşitleniyor. Toplumun diğer kesimleri ötekileştiriliyor. Şeytanlaştırılıyor. Sırayla herkesin bu lanetlenmiş faşizme biat etmesi sağlanmaya çalışılıyor. Toplumun en diri muhalefetini oluşturan HDP ve etrafındaki demokrasi bileşenleri alenen devlet eliyle düşman ilan ediliyor. Demokratik müzakere koşullarında, bir silah patlamazken, AKP iktidardan düştü diye şiddet tavan yapıyor. Her türlü insanlık düşmanı akım ve fikirler devletin etrafında kümeleniyor. Oradan geride kalanlara ateş açılıyor. Güya gazeteci ve medya aktörleri ağız birliği yapmış gibi, aynı haberleri, aynı tarafgirlikle veriyor.

Kürt Özgürlük dinamikleri devreden çıkarıldığı oranda, sıranın Alevilere, daha sonra da Kemalistlere geleceğini görmek için müneccim olmaya ne hacet! Faşizmin tıyneti budur. Toplumun bütün muhalif kesimlerini zaptürapt altına alıncaya dek, baskılarını sürdürür. Bundan kaçması için, insancıl bir öngörüsü yoktur Faşizmin. Kaabiliyeti de.

IŞİD ile Suriyede kendi özgürlükleri adına çatışan YPG’ye düşman olmak, kendisi hırsız olduğu halde, soruşturma açan hakim ve savcıyı suçlayan, seçim barajına niye takılmadı diye HDP’ye öfke ve kin duyan, kendi aymazlıklarına, bireysel çıkarlarına, egosuna tepki veren bütün kurumları terörist gören, ille biri başkan olsun diye, her değeri berhava etmekten kaçınmayan bir elitin diliyle konuşmak, ona itaat etmek ancak bukalemunlara yakışır.

Devletin diliyle ah vah etmek, terörü onlar gibi lanetlemek, çizdiği düşmanlık algısına yatmak onursuzluktur. Gelinen noktayı iç dengeleriyle, sebep sonuç ilşkisiyle anlamayanlar, idrak edemeyenler, ülkenin demokratikleşmesine, insan haklarının güvenceye alınmasına hiç bir katkı sunamazlar.

Devletin sahte gözyaşlarına ağıt yakanlar bilmelidirler ki, oyuna gelmektedirler. Onlar zaten böyle istiyor. Yarattıkları canavarın eliyle işledikleri, işlenmesine destek verdikleri cinayetler üstünden hakimiyet kuranların işini kolaylaştırıyorlar. ”Terör konusunda istediğiniz her türlü desteği vermeye hazırız!” dememizi istiyorlar. Ağzın kurusun be tatlı su balığı!

02.01.2017

Tags: , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑