fbpx

Bilim & Teknik

Published on Mayıs 15th, 2020 | by Avrupa Forum 8

0

Korona virüsünün laboratuvardan kaçmadığı yarasalarla gösterildi

Bilim insanları Covid-19’a yol açan korona virüsünün doğal konağının yarasalar olduğunu düşünse de politikacılar ve halk arasında virüsün kökenine dair tartışmalar sürüyor. Ancak yeni bir araştırma, SARS-CoV-2’nin genetik açıdan bilinen en yakın akrabasını yarasalarda bulmayı başardı.

Phys.org’un aktardığına göre, SARS-CoV-2’nin akciğer hücrelerine tutunmak için kullandığı sivri uçlu proteinlerin S1 ve S2 alt birimlerini birleştiren eklentiler, RmYN02 ismi verilen yeni virüsle büyük oranda aynı. 

10 Mayıs’ta hakemli bilim dergisi Current Biology’de yayımlanan makaleye göre, yeni virüs SARS-CoV-2’nin doğrudan evrimsel öncülü olmasa da bu alışılmadık eklentilerin korona virüs evriminde doğal yollarla gerçekleşebileceğini gösterdi.

Çin’deki Shandong Birinci Basamak Tıp Üniversitesi’nin Patojen Enstitüsü’nün yöneticisi ve yeni makalenin kıdemlı yazarı Weifeng Shi şunları söyledi:

”SARS-CoV-2’nin keşfinden bu yana, virüsün bir laboratuvarda geliştirildiğine dair temelsiz iddialar bulunuyor. Özellikle S1/S2 eklentisinin son derece sıra dışı olduğu ve belki laboratuvar müdahalesini gösterdiği öne sürüldü. Makalemiz bunların yaban yaşamda doğal yolla gerçekleşebileceğini çok açık gösteriyor. Ayrıca SARS-CoV-2’nin laboratuvardan kaçmadığına dair güçlü kanıtlar sağlıyor.”

Araştırmacılar yeni keşfedilen virüsü 2019’un Mayıs ve Ekim ayları arasında Çin’in Yunnan eyaletinde toplanan 227 yarasa numunesini analiz ederken tespit etti. Shi, süreci şöyle anlattı:

”2005’te yarasaların SARS korona virüslerinin doğal konağı olduğu keşfedildi. O zamandan beri, korona virüslerinin de aralarında yer aldığı RNA virüsleri başta olmak üzere, bulaşıcı hastalıklar açısından yarasalara çok büyük ilgi var.”

Ocak 2020’de, yeni korona virüsünün keşfinden kısa bir süre sonra, yarasalardan alınan RNA örneklerindeki genetik kodlar dizilenmek üzere laboratuvara gönderildi.

Aslında genetik bilginin tamamı açısından en yakın tür, daha önce aynı eyalette tanımlanmış olan RaTG13 isimli başka bir virüstü. Ancak yeni keşfedilen RmYN02’nin bazı önemli bölgeleri SARS-CoV-2’yle daha büyük benzerlik gösteriyordu.

Araştırmacılar RmYN02’deki sivri uçlu proteinlerin SARS-CoV-2’nin insan hücrelerine girmek için kullandığına yeterince benzemediğini ve bu nedenle insana bulaşmasının mümkün görünmediğini belirtti. Ancak sivri uçlu proteinin iki altbirimini birleştiren kısımdaki dört yapıtaşından oluşan eklentiler büyük benzerlik gösteriyor.

RmYN02’deki eklentilerin SARS-CoV-2’yle bire bir aynı olmaması doğrudan birbirlerinden evrimleşmediklerine işaret ediyor ancak aynı zamanda bu tür eklentilerin doğada gerçekleşebileceğine dair önemli bir kanıt sunuyor.

Shi, “Bulgularımız, başlangıçta son derece sıra dışı görünen bu tür eklentilerin aslında hayvan beta-korona virüslerinde doğal yolla gerçekleşebileceğini gösteriyor” dedi ve ekledi:

”Çalışmamız SARS-CoV-2’nin evrimsel atasına daha fazla ışık tutuyor. Ne RaTG13 ne de RmYN02, SARS-CoV-2’nin doğrudan atası değil çünkü bu virüsler arasında hala evrimsel bir boşluk var.”

Shi sözlerine, “Ancak çalışmamız doğal yaşamdaki daha fazla türü örneklemenin SARS-CoV-2’yle daha yakın akraba virüsleri ve belki de doğrudan atalarını ortaya çıkarabileceğine işaret ediyor” diye devam etti. ”Bu da bize yeni korona virüsünün insanda nasıl ortaya çıktığına dair çok şey açıklayacak.”

Kaynak: Independent Türkçe, Çeviren: Umut Can Yıldız

Tags: , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑