sağlık

Published on Mart 22nd, 2020 | by Avrupa Forum 2

0

Kübalı doktorların koronaya karşı sırrı – Metin Yeğin

Hemen baştan söylemeliyim ki sevgili okur, bu yazıda bir ilaç formülü ya da “şundan günde iki tatlı kaşığı veya iki tutam yerseniz, aç karnına mesela, koronaya yakalanmazsanız” gibi bir sır yok. Eğer böyle bir şey arıyorsanız başka bir yazıya…

Fakat size kesin etkili ve her zaman pratikte kanıtlanmış bir ‘sır’!dan söz edeceğim; Kübalı doktorlar neden koronaya karşı mücadelede iyiler? Daha doğrusu bir sürü hastalığa karşı, nasıl böyle başarılılar?


Bir sağlık sistemi karşılaştırılması bu. Birini pek uzun uzun anlatmak niyetinde değilim. Zaten içinde yaşıyorsunuz ya da, daha acımasız ama gerçekçi söylersem, içinde ölüyorsunuz. Bunu şu anda koronaya karşı mücadele eden Türkiyeli doktor arkadaşlarımdan birinin bana söyledikleriyle hatırlatayım, yeterli; “Abi düşünsene neoliberal sağlık politikalarının çözümünü: Evden çıkmayın! Ne oldu robotlara, şehir hastanelerine, sağlık sigorta şirketlerine? Neymiş: Evde kal!”

Size de trajikomik gelmiyor mu? Milyonlarca dolarlık, koca koca şirketlerin, tıp endüstrisi fabrikalarının, ilaç tekellerinin, üstünde yanıp sönen ışıkları, televizyonda hastane filmlerinde heyecanla seyrettiğimiz-baydığımız, aşağı yukarı zıplayan grafikli ekranlarıyla görkemli makinelerin hepsinden daha fazla, mesela Hacı Şakir zeytinyağı sabununun yararlı olması?

Yani elinizi doğru dürüst yıkamadığınızda, o makinelerden size sıra gelmediğinde öleceğinizi ve belki gelse bile yine de öleceğinizi bilmek gerçekten trajikomik değil mi?

Bütün bunların yanında, on yıllardır ambargo altında yaşayan sosyalist Kübalı doktorların, dünyanın her yerinde, bir sürü şeye çare olabilmelerinin gerçek nedeni nedir o zaman?

Bu sadece Trevanian’ın, kullanmayı çok sevdiğim, “Tanrı bana deha verdi ve kullanmam için yoksulluk ekledi” sözleriyle açıklanabilir mi? Yani yokluk içinde olmanın yaratıcı enerjisi ile mi sınırlı bu, yoksa, endüstriyel tıp hegemonyası yerine, daha çok ‘çıplak ayaklı doktor’un temel tıp bilgisi, genel halk sağlığı, birlikte ve kolektif çalışma diye bazı özelliklerini sayabileceğim, başka türlü halk sağlığı politikası mı?

Kübalı sağlıkçıların, bu mucize buluşlarında, mesela akciğer kanserine karşı aşıda, bütün bilgiyi birbirleriyle karşılıksız olarak paylaşmalarının payı var tabii ki. Piyasada her özel şirketin bilgileri bir diğerinden kamera hendekleri, elmas alarmları ile saklamaları, bırakın başka şirketi, birlikte çalıştıklarına karşı bile kasalara kilitlemeleri, yani bilginin borsaya tâbi olması yerine, sağlığın bir kamusal alan olarak örgütlenmesinin payı bu.

-“Meksika’da yaşayan bir Maya halkının, Tojolabaleslerin, ilk dil sınıfı 25 kişiydi. Bir süre sonra, sorular sorduklarında, öğrenciler ayrı ayrı köşeye çekilip, cevapları yazıyorlardı. Alışık oldukları gibi, kopya çekmek ya da kopya vermek istemiyorlardı. Buna çok şaşırdı Tojolabales insanları. ‘Böyle olur mu? Hep birlikte yapacaksınız!’ dediler. Birlikte olmadan, paylaşmadan olur mu?”-

Ah devlet düşmanı arkadaşlarım, bana Küba eleştiri okları atmayın hemen. Muhtemelen bunları biliyorumdur, ya da böyle bir durumda, kenara külahımı koyuyorum, ona anlatın. Bu mesele için, benim denklemim basit: Hangi sağlık politikası daha çok insanı kurtarıyor?

Ve benim sorum yine basit: Bir ölüyü bile canlı (!) tutacak, bir ya da beş solunum makinesi, kaç kişiyi kurtarabilir ve bir küresel salgına karşı, piyasanın dışında, toplumsal bir sağlık sisteminden başka mücadele edilebilir mi?

Farkında mısınız, komünizmin hayaleti bile insanları kurtarmaya devam ediyor hâlâ?

Sağlığınıza bir tutam komünizm serpin mutlaka…

Kaynak : Gazete Duvar

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑