fbpx

Yazarlar

Published on Haziran 1st, 2020 | by Avrupa Forum 2

0

Kutlu olsun Gezi Direnişinin 7. yaşı! – Ahmet Saymadı

“Mesele 3-5 ağaç değil sen hala anlamadın mı?” cümlesinin özü de buydu. Gezi AKP’nin tüm faşizan politikalarına bir isyandı. O isyanın ne kadar haklı olduğu bugün daha net görülüyor.

Bugün tüm coşkumuzla Gezi Direnişinin 7. yaşını kutluyoruz. Bugün 31 Mayıs, Gezi Direnişi’nin en kitleselleştiği, şehrin her yanında eylemlerin zirveye ulaştığı, polisin Gezi Parkı ile Taksim Meydanı’na çıkan her yerden geri çekildiği, sadece Gezi’ye ve meydana sıkıştığı o büyük gün. Bugün insanların neredeyse sabaha kadar sokaklarda direndiği, eylemcilerin İstiklal’deki bütün mobese kamerası direklerini söktüğü, polisin gaz bombasının bittiği, TOMA’ların suyunun bile bittiği o büyük günün 7. yıldönümündeyiz.

Gezi Direnişi AKP hükümetinin yaptıklarının toplum tarafından fark edildiği  ve gelecekte yapacaklarının önüne geçmek için yapılan büyük bir hamleydi, adeta bir erken uyarıydı. Gezi Direnişine zemin hazırlayan onlarca olay olmuştu öncesinde, Emek Sinemasının yıkımı ve Emek sineması eylemlerine saldırı, ODTÜ’de polisin öğrencilere saldırması, saat 22.00’den sonra marketlere gelen içki yasağı, Erdoğan’ın “ayran için” açıklamaları, yine Erdoğan’ın ‘Kürtaj cinayettir’ açıklaması ve kadınların başlattığı, ‘Benim bedenim benim kararım’ kampanyası; 1 Mayıs’taki Taksim yasağı, 1 Mayıs’taki polis saldırısında 17 yaşındaki Dilan’a yapılanlar, Taksim ve Çağlayan’daki her eyleme polisin saldırması gibi birçok olay halkın öfkesini biriktirdi. ‘‘Mesele 3-5 ağaç değil sen hala anlamadın mı?’’ cümlesinin özü de buydu. Gezi AKP’nin tüm faşizan politikalarına bir isyandı. O isyanın ne kadar haklı olduğu bugün daha net görülüyor.

Hatta o kadar haklıydı ki… Bugün AKP’den ayrılan veya AKP politikalarıyla ters düşen eski AKP’liler bile, ne kadar demokrat olduklarını ispat etmek için, ‘‘Ben de Gezi’de sokağa çıkan gençleri haklı buldum’’ demek zorunda kalıyor. Ya da, ‘‘Gezi olaylarıyla beraber partiyle görüş ayrılığım zirveye ulaştı’’ demek zorunda kalıyor. AKP iktidarından sonra, başta, ‘‘İlk 3 gün ben de destekledim’’ diyenler olmak üzere, herkes, Gezi Direnişi’ni desteklediğini ya da direniş esnasında polisin çok sert müdahale ettiğini, AKP’nin o dönem çok yanlış yaptığını söyleyecek… Gezi Direnişi uzun bir süre daha, eşitlik, özgürlük ve demokrasi söylemlerinin ana referansı olmaya devam edecek.

Çünkü ortaya çıkan şey gerçekten gerçek bir toplumsal itirazdı, hareketti. Türkiye’nin her yerinde milyonlarca insanın sokağa çıktığı, Türkiye’nin en büyük meydanın tabiri caizse ‘zapt edildiği’ ve o meydanda her an on binlerce insanın hareket halinde olduğu bir direnişti Gezi. Mahir Çayan’ın, ‘‘Hareketin hareket halinde’’ tabirinin vücut bulmuş haliydi Gezi. Parka ve meydana girilmesinden sonra, bu kez parkın içinde eylemler devam etti. Gelen insanlar kendilerine yakın buldukları siyasi hareketlerle ilişki kurdu, değişti, veya örgütlendi. Kadın hareketi direniş boyunca cinsiyetçilikle mücadele etti, duvar yazılarını sildi, cinsiyetçi olmayan sloganlar üretti. LGBTİ hareketi parkın içinde eylem yapmaya devam etti, homofobiyle mücadeleyi direniş içerisinde de sürdürdü.

Gezi Direnişinin, bugün ABD’nin Minneapolis şehrinde ırkçılığa karşı başlayan isyanla da  bağını kurabiliriz. Kürtler Türkiye’nin siyahlarıdır! ABD’nin siyahları neyse Türkiye’nin Kürtleri de odur. Kürtlerin vatandaşlık hakları vardır, her şey olabilirler ama Kürt olamazlar! Polis şiddetine önce Kürt maruz kalır. Her yerde kimlikleri sorulur, ‘Olağan şüpheli’dirler. Polis bir eylemde insanları gözaltına alırken bile esmerlere öncelik verir.  Gezi Direnişinde Kürt Özgürlük Hareketi kendisini çok açık bir biçimde ifade etti. Kürtlere bir şey sormak isteyenler HDP binasına gitmek yerine parktaki HDP çadırına gitti. Gezi’ye gelen birçok insan, ‘‘Biz doğudaki olayları yıllarca bu televizyon kanallarından izlemişiz’’ dedi.

Gezi Direnişi, birçok yeni dinamiği de ortaya çıkardı. Gezi Direnişinden sonra, insanlar direnişi mahalle parklarından sürdürmeye devam etti. Bu park forumları zamanla yerel meclislere dönüştü. Park forumları ve yerel meclisler ortak karar alınabilecek bir mekanizmayı da inşa etti. Referandum döneminde Hayır Meclislerini doğurdu. Dünün park forumları, bugün Yerel Dayanışma Ağları olarak mücadele ediyor. Koronavirüs karantinası döneminde ortaya çıkan dayanışma pratiklerinin kaynağı Gezi Direnişiydi. Karantinada bir bakkal sepetinden gördüğümüz ve Karl Marx’ın “Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre” sözünün karantinaya uyarlaması gibi olan, ‘‘İhtiyacı olan alsın, imkanı olan koysun’’ cümlesi Gezi’nin adeta ana ilkesiydi.

Gezi içine giren herkesin bir şekilde değiştiği bir hareketti. Bugün de değiştirmeye devam ediyor. Şimdi içinden birkaç dakikada geçtiğimiz parkın bir ucundan diğer ucuna yarım saatte gidilmezdi. Gezi Parkı Şirin babası olmayan, kalabalık, kocaman Şirinler Köyü gibiydi. Özlemle anıyoruz, kutlu olsun yedinci yaşı. Kutlu olsun eşitlik ve özgürlük mücadelesi.

Tags: , , , , , , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑