Yazarlar

Published on Aralık 10th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Masallardan bıkanlar gerçeğe sarılmalıdır – A.Mahir

Yerel Seçimlerin yaratabileceği sinerjinin çok uzağındayız. Siyasi iktidarı seçime zorlayarak, hazır düşme noktasına gelmişken bir vuruşla devirmek olasıydı. Toplum yaşamında öyle momentler olur ki, zamanında dokunup adım atmazsanız, zamana bırakırsanız, sönümlenir gider. Zay olur.

2015’ten sonraki bütün seçimler şaibelidir. Hepsini de AKP allem edip, kallem edip kendi hanesine yazmayı becermiştir. Becermiştir diyoruz. Haketmiştir demiyoruz. Dışardan gözleyenler olarak, AKP’nin toplumsal desteğinin giderek aşağıya çekilmekte olduğunu net görüyoruz. Ne ki, devlet bekası adına, AKP, muhalefeti iktidara eklemleyerek, bu dar geçitleri aşmayı hep mümkün kılmıştır.


İstanbul yenilgisinden sonra, ilk demeçleri, ”sakın erken seçim denilmesin, zira seçimler zamanında yapılacaktır!” olmuştur. Seçimi İmamoğlu almıştır ama, AKP vesayetinden kurtulma şansı hiç yoktur. Sıcağı sıcağına, derhal erken seçimlere gidilerek, bozulan siyasal iradenin yeniden tecelli etmesini zorlayarak, ülkeyi seçime taşımak en akıllısı olurdu. Yazıktır ki, CHP de erken seçime gidilmeme telkinini yemiştir.

Başarısızlıklarla mağlül bir CHP muhalefeti, ağırlıkla da HDP’nin desteğiyle elde ettiği yerel seçim başarısını, bir sarhoşluk edasıyla sahiplenmiş, atılabilecek rasyonel siyaset adımları için, asla cesaretli davranmamıştır. Oysa koşullar AKP siyasetini devirmeyi tam da olanaklı kılmışken, bu tutarsızlık, bu ürkeklik haliyle arzı endam eden CHP, demokratik adımlar için gereken feraseti göstermekten hayli uzak kalmıştır. AKP, CHP’nin bu korkaklığını fırsata çevirmeyi hesaplamış, kritik eşiği aşmaya oynamıştır. Bir süre sonra da oyun kurar hale gelmiştir.

AKP’yi zorlamaktan kaçınan muhalefet, al gülüm ver gülüm basitliğinde bir rota izlerken, AKP hem Millet İttifakı denen birlikteliği bombardımana tabi tutmuş, toplumun koşullu öngörülerine oturan bir siyaset diliyle, devletin temel çizgilerine herkesi eşitlemeyi kısmen başarma yoluna gitmiştir. Suriye çıkartmasına övgüler yağdıran muhalefet, yine devletin hinliğine kurban edilmiştir.

Aynı oyunları kaç keredir tekrarlayan AKP’ye bu denli prim vermek, elbette ki, farklı etütler yapmayı zorunlu kılan bir durumdur. İktidara oynamayan, ezeli devlet etme formlarını iktidardan bolca gördüğü yerde, kendi tezinin olmadığından da kaynaklı bir teslimiyet içine girebilmektedir. Şu tipik benzetme vardır ya! ”Kürt anasını görmesin!” de eşitlenen bir soysuzluğun kurbanı olmak, kurucu iradenin bekçisi olduğuyla övünen bir partiye cuk diye oturmaktadır.

Türkiyenin siyasal yaşamında 2015 Seçimlerinin oynadığı rol, üzerinde çokça düşünülüp yazılması gereken konu olmayı sürdürecek gibi görülüyor. Nitekim sonrasında demokratik bütün değerlerin pervasızca tahrip edilip, HDP’nin siyasal ve fiili lince tabi tutulmasına hizmet edecek kanunsuz bir ortam yaratıldığına şahit olduk.

Olağanüsüt Hal ve ona koşut KHK’ların şimdiye dek biriktirilmiş bütün siyasal teamülleri nasıl emip tükürdüğünü gördük. Bir kaç yıl boyunca elde edilmiş barışçıl kazanımlara en ağır darbeleri indirirken, CHP de kendi meşrebine uygun olanı yapmış, iktidarın altına zamanından beri sürdüğü faşist rejimin yumurtalarından çıkan civcivlerle kendi tatminini sağlamıştır. Zira yıllardır tekrarlayıp durduğu vatan hainliği yaftasını böylece rafa kaldırmış, böylece AKP’nin eski Cumhuriyet ayarlarına geri dönmesini bir siyasal başarı olarak görmüştür. Tek Millet, Tek Vatan, Tek Devlet, Tek Bayrak gibi Hitlerin hıyanetlerine öykünen bir iktidarla ruhen nasıl benzeş olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

CHP’ye olan eleştirilerimizin, basit sataşma ya da düşmanlık gibi algılanması manidardır. Sonuçta CHP ile AKP düpedüz aynı şeyler değillerdir. Siyaseten algıları, öngörüleri birbirinden farklıdır elbet. Ne ki aradaki fark CHP’yi AKP’nin karşısına dikip, bunca zulüm, haksızlık, adaletsizlik gibi uygulamalarını hesaba çekmeyi asla gündeme getirecek denli derin değildir.

Keza, CHP’nin HDP Muhalefetinden destek almaksızın sittin sene ne iktidar yüzü görme, ne de önemli metropollerin yerel seçimlerini kazanma ihtimali vardır. Eh bu demektir ki, HDP’nin markajında bir iktidardan ölümüne kaçan bir CHP vardır. Yerel Seçimlerin sonuçları üzerinden yürüyerek, CHP’nin AKP’yi yerlere serip, adaletin önüne getirmesini sağlamaktan vebadan kaçar gibi uzak durması, salt Kürtlerin ve onun bağlaşıklarının devlette, iktidarda söz sahibi olmasını hazmedememesinden kaynaklıdır. CHP o zaman tek başına iktidar olmayı bekleyedursun!

AKP’nin yarattığı sistem değişiklikleri, başkanlık sistemi ve buna eşgelen hukuksuzluklar, adaletsizlikler salt HDP’yi hedefe koymaktan, giderek bütün toplumsal muhalefet odaklarına yöneldikçe, bir faşizme karşı mücadele hattının örülmesini zaruri kılacaktır. Bu da asgarı siyasal demokrasi programına tekabül etmektedir. Bu garabet sistemden çıkışın yolu, muhalif tüm güçlerin bir program etrafında güçlerini birleştirmesine bağlıdır.

CHP’nin elindeki belediyelere kayyum atanmasa bile, mevzuatla elini kolunu bağlayıp, finans kaynaklarını kurutma yolu işletilecektir. Salt HDP ile sınırlı olmayan bir saldırı, eninde sonunda CHP gibi muhalefet dinamiklerinin de kapısını çalacaktır. Bu faşizmin tıynetinde vardır.

Halk desteklerini yitirdikçe faşizmin despotlaşan bir grafik izlemesi kaçınılmazdır. Kendi kendine nedamet getirip adam olmasını, ıslah olmasını ummak, olmayacak duaya amin demek olur.

Demirtaş gibi binlerce insan hapislerde ve zındanlarda tutuluyor. Aralarında hastalar var. İktidar kin ve nefretle bakıyor, ölmelerini bekliyor. Demirtaş ciddi rahatsız olduğu halde, kontrol ve muayenesi savsaklanıyor. Ondan af dilemesi, hastalık mağduriyetine sığınıp tahliye istemesi bekleniyor. CHP’lilerin ziyareti de bu amaca hizmet ediyor. Demirtaşın siyasal pozisyonunu ve profilini düşürmek istiyorlar. Ama o bu yola asla tevessül etmeyeceğini, hastalığını bahane ederek tahliye istemeyeceğini açıkça ilan ederek, oyuna gelmeyeceğini göstermiştir.

Şimdi olması gereken nedir? HDP’nin AKP tasallutundan kurtulmak adına önerdiği erken seçim hamlesini, tüm muhalefetin ortaklaştığı bir çıkış umudu yapmak! Bu ülke AKP barbarlığından kurtulmalıdır. AKP’yi zayıflatacağını varsayabileceğimiz olası yavru partilerin, son tahlilde kendi kayıplarını, kırıklarını zayetmeme planına hizmet edeceği, ülkeyi demokrasiye çıkarmaya yetmeyeceği bellidir.

Yavru Partilerin bu fırsatta yalancı kahramanlıklarla tribünlere oynamak isteyecekleri, AKP’den kaçanları avlamak, olabildiği kadar da irili ufaklı diğer muhalif kesimlerden destek sağlamak peşinde olacakları açıktır. Zira ayağı yere basan, bir faşizmden çıkış manifestosu ilan etmeyeceklerine göre, tam da bir manipülasyon peşinde olacakları kesindir.

Ülkenin gümbür gümbür yükselecek bir Demokrasi kalkışına gereksinimi var. Masallardan bıkanlar bu gerçeğe kilitlenmelidirler.

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑