Halklar ve İnançlar

Published on Şubat 12th, 2020 | by Avrupa Forum 2

0

Mezopotamya’dan Anadolu’ya Mitolojiler ve Efsaneler

Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi’nde “Mezopotamya’dan Anadolu’ya Mitolojiler ve Efsaneler” etkinliği gerçekleştirildi.

Gül Güzel (Ludwigsburg)


Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi Kültür Komisyonu’nun hazırladığı bir program ile Arkeolog Mesut Alp ‘’Mezopotamya’dan Anadolu’ya Mitolojiler ve Efsaneler’’ adlı programda izleyicileriyle buluştu. Aynı programda sosyolog Hasan Anter de ‘diller ve kültürler- Doğu ve Batı çatışması’ adı altında kimlikler konusunda kısa bir sunum yaptı.

Arkeolog Mesut (Welat) Alp programa kısaca kendi biyografisini anlatarak başladı. Babasının geleneklere dayalı olarak muhakkak doktor olmasını istediği oğlunun, çok başarılı bir Arkeolog olması herhalde kendisine şimdi onur veriyordur. Mütevazi ama konulara olan hakimiyeti ve sevecen anlatımıyla salondaki bütün izleyicileri büyüleyen Mesut Alp, belki sadece şimdiye kadar ismini duydukları bilim dalı olan Arkeolojiyi dinleyenlerine sevdirmesi gözlerdeki memnuniyetlerde okunuyordu. ‘’En yağın haliyle Kaos, sonsuz, belleklerdeki öykülerden oluşan metinlerin Mitolojiyi oluşturduğunu’’ söyleyen Alp, örnek olarak sömürülen halkların verdiği özgürlük mücadelesinin oluşturduğu Newroz mitolojini anlattı. ‘’Zalim Dehak’a karşı Kürt – Demirci Kawa’nın verdiği mücadele sonucu yer ve zaman tespiti yapılmadan boşlukları dolduran metinlerdir bunlar’’ şeklinde örnek verdi. ‘’Mesela yine annemin gök gürültüsüne, dünyayı boynuzları üzerinde taşıyan öküzün hareket etmesine yorumlaması gibi. Yine Gılgamış’ın Enküdo’nun medenileşmesi için yanına 2 rahibe kadını göndermesi. Başka bir örnek ile şeytandan korkan insanların kendini mavi boncuk takarak koruması… gibi’’ diyerek efsane ve mitolojiye örnekler verdi.

Mezopotamya

Arkeolog Mesut Alp suyun havzasına dair, ‘’5 milyar yıldır dünya atmosferi içinde döner durur. Ne çoğalır, ne eksilir’’ dedikten sonra ‘’Mezopotamya sular arasında kalan ülke demektir. Aynı zamanda ‘Bereketli Hilal de denir. Çünkü her metrekaresine senede 250 litreden fazla yağmur düşer ve o yüzden verimli kılar. İnsanların eline doğan tanrıların yeridir Kuzey Mezopotamya. Göbeklitepe ile başlayan ezber bozma, büyüyerek devam edecek gibi… Yakında bir çok ören yerinde bu kültürün farklı yansımalarını göreceğiz gibi. Ne uzaylılar, ne de gark olmuş medeniyetler aramayın uzakta, us’unuzda saklı bilgileri duymaya çalışın… Nice Göbeklitepeler ihtiva ettiğini göreceksiniz. Göbekli Tepe’nin etrafındaki Karacadağ etekleri Dünya’nın ilk buğday yetişen merkezidir. Bölgedeki Urartu’lar M.Ö.800 yılında su kanal tekniğini geliştirerek, ilk yazıyı ve yazmayı icat etmişler. O yüzden Göbekli Tepe beslenme, barınma ve ürememizin başlangıç yeri olduğu yapılan Arkeolojik araştırmalarla tespit edilmiştir. Buradaki dikili sütun taşlara ilk olarak Tanrının kazılarak, işlendiğini görüyoruz. Aynı işlevi bir de Çatalhöyük’te görmek mümkün. Bu coğrafya tarıma çok elverişli ve verimli olduğu için o zamanlar insanlardan vergi alınmıyormuş. Hatta Mardin’in Dargeçit köyünde eskiden Beycurman (vergisiz) adlı köy varmış. Türkiye cumhuriyeti kurulduktan sonra köyün ismi değiştirilerek, ‘Vergi’ köyü ismi verilmiş… bir de bize mesela bazı yanlış mitolojiler anlatılarak, Nuh’un gemisinin kopan tufanda Ağrı dağında kaldığı söylenir. Halbuki yapılan kanıt ve tespitler hiç bir çelişkiye yer vermeyecek şekilde, Nuh’un gemisinin Cudi dağında olduğu ve Nuh’un mezarının da Cudi dağında olduğu bir gerçektir’’dedi.

Mesut Alp kimdir

Mesut Alp, Mezopotamya/Anadolu coğrafyasının tek tip kalıplara sokulamayacak kadar zengin ve kadim bir kültürü olduğunu; üzerinde oturduğumuz kültürel zenginliğin kıymetini bilmemiz, düşünmemiz gerektiğini söyleyen 30 yaşlarında bir arkeolog. Onu dinlediğinizde şaşırarak, bu süreye o kadar çok şeyi nasıl sığdırdığını düşünüyorsunuz. Gurur verici bir örnek. Mesut(Welat) Nusaybin’de doğmuş 11 kardeşten biri. Orta öğreniminin bir bölümünü yatılı olarak Ayvalık’ta okumuş. Türkan Saylan’ın Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) bursuyla okuduğu Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nü bitirir bitirmez, büyük bir tutkuyla bağlı olduğu topraklarına dönmüş.

Mesut aynı zamanda Mardin ve Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzelerinin arkeoloji danışmanlarından.. Amerikalı ve Alman araştırmacı guruplarla çalışmış. Bir de kitabı var. Elinden düşürmediği makinesiyle harika fotoğraflar çekiyor. Bütün bunların yanısıra tarihte ilk üniversitenin Harran’da değil, Nusaybin’de kurulduğu görüşünde. Neredeyse tüm Doğu’yu adım adım dolaşmış.  Kültürlü, zeki, esprili, üstelik çok saygılı ve mütevazi bir insan.

Mardin çıkışında önemli bir paleolitik araştırma yapmış, buluntular şimdi müzede.. Araştırma alanı yakında çalışmaları için öğrencilere açılacak. Eşi Fasla Alp de kendisi gibi çalışmaktan yorulmayanlardan. Fransa’da büyümüş. Mardin’e döner dönmez kollarını sıvayıp, çevredeki kadınları örgütleyip, bir kooperatif kurmuşlar. El sanatlarından – mutfağa ürettiklerini pazarlıyorlar.

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑