Türkiye

Published on Kasım 4th, 2019 | by Avrupa 5

0

Miraz’ın sorusu: “Ne zaman tahliye olacağız?”

29 Ekim’de Gebze Cezaevi’ndeki annesinin yanına alınmayan Miraz bebek, o gün her yerde, evde, parklarda cezaevinin anahtarını aradı. Banu Güven, “Miraz ve cezaevindeki çocuklar için denetimli serbestlik şart” diye yazdı.

“Baba, niye gitmiyoruz? Gidelim. Anneye gidelim!”


Üç yaşındaki Miraz, Gebze Cezaevi’nin kapısında annesi Gülistan Diken Akbaba’nın yanına gidebilmek için böyle çırpınıyordu. Baba Cengiz Zaza Akbaba her hafta olduğu gibi o Salı günü de Miraz’ı annesine bırakacaktı. Kapalı görüşten daha yeni çıkmışlardı. Bu görüşlerde Cengiz Bey camın öteki tarafında kalıyor, Miraz annesinin yanına geçebiliyordu. Yani çocuk daha biraz evvel annesinin kucağındaydı. Dolayısıyla oradan çıkıp, her zaman olduğu gibi, annesinin yanına geçeceğini, sayamadığı birkaç gün ve gece boyunca onun koynuna sokulabileceğini sanıyordu. Ama asla anlayamayacağı bir gerekçeyle “Hayır” dediler.

Neymiş? “29 Ekim olduğundan resmi tatilmiş. Miraz koğuşa gidemezmiş.” Yönetmelik, infaz koruma memurları, cezaevi yönetimi, her kimse bu işin sorumlusu, çocuğun feryadını dinlemedi! İnanması güç, ama insanlar Miraz’ın yürekleri dağlayan o çırpınışına, duvarlar ve demir kapılar gibi kayıtsız kaldılar. Cengiz Bey’e göre, ne yapılacağı yeterince açık yazılmadığı için keyfi davranıldı. “Görüşteyken, ‘Çocuğu bugün almayacağız’ dediler. Tutuklu görüş yapabiliyor da, çocuk niye giremiyor. Bu işlemlere dair kurallar açık olmadığı için sıkıntı yaşandı, keyfi bir uygulama oldu bence. Çocuk bu, tutuklu ve hükümlü değil ki…”

Anahtar kaybolmuş…

O gün saat 11.30’da cezaevi kapısında ağlamaya başlayan Miraz, ancak öğleden sonra dört buçukta sakinleşti. Babası “Çok derin bir çaresizlik içindeydim. Aklım durmuştu” diyor. Çözüm teyzesinin aklına gelmiş. “Niye anneye gitmiyoruz” diye tutturan Miraz’a, “Anahtar kaybolmuş demeyi akıl etmiş teyzesi. O da “Eve gidelim gidelim, anahtarı bulalım gelelim” demiş. Sonra acaba “Parkta mı kaybettik” diye parka götürmüşler çocuğu. Videoyu paylaşılıp yayınlandıktan birkaç saat sonra, akşam yedi buçuk gibi Gebze Cezaevi’nden telefon gelmiş. “Çocuğu getirebilirsiniz” demişler. Miraz annesine sarılırken, “Anne gardiyanlar anahtarı bulmuşlar” demiş. Anlaşıldığı kadarıyla Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü bu durumu görünce devreye girmiş.

Cengiz Bey, Cuma öğleden sonra Miraz’ı almaya giderken biraz endişeliydi. Acaba anahtar tekrar kaybolursa diye korkup gelmek istemezse diye. Sonra bana bir video gönderdi Cengiz Bey. Miraz arabanın arka koltuğunda oturmuş, çalan Ahmet Kaya şarkısına eşlik ediyordu.

“Güller solmadan önce gel

Gecenin yarısında gel

Gizli gizli gel sessiz gel

Ay pencereden aşmadan

Karanlık yoldan şaşmadan

Yavaş yürü koşmadan gel

Kimselere sataşmadan

Ekiplere dalaşmadan

Belaya bulaşmadan gel

Bak ben gelmeden önce gel

Ben sana gel demeden gel

İşte şimdi gel hadi gel…”

Bu şarkıyı bir süredir dinliyormuş baba oğul. Miraz şarkıya eşlik ederken sormuş babasına: “Bana bunları bana mı diyor?” Miraz hapishane lafını biliyor, ama bulunduğu yerin hapishane olduğunu yeni yeni farketmeye başlamış. Yedi aylıkken girdiği yeri annesinin evi zannediyormuş. Birilerinden duymuş, “Biz ne zaman tahliye olacağız” diye sormaya da başlamış.

Bu arada cezaevi yönetimi ya da her kim akıl ettiyse, Miraz’ın gönlünü hediyelerle almaya çalışmış. Ona büyükçe bir itfaiye arabası hediye etmişler. Çocuk ya, sevinmiş. Babasına göstermiş.

Denetimli serbestlik şart

Ne olurdu bunlar hiç yaşanmasaydı, değil mi? Miraz gibi 0-6 yaş grubundan 800 küsür çocuğun hayatına cezaevi, hapishane, gardiyan, tahliye gibi ne ifade ettiğini tam da anlayamadıkları kelimeler, kavramlar girmeseydi. Bunca kadın, sırf siyasi bir garez nedeniyle, cezaevindeyken doğurmak zorunda kalmasaydı.

Cezaevindeki çocukların durumu İnsan Hakları Komisyonu’nun cezaevleriyle ilgili alt komisyonunun toplantısında da gündeme geldi. Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdür Yardımcısı, Miraz’a yaşatılanlarla ilgili “Hepimiz üzüldük, çocukların giriş çıkış konularında kolaylık sağlanması talimatı verdik” dedi.

Komisyonda bulunan CHP Milletvekili Ali Haydar Hakverdi’den öğrendiğime göre, Adalet Bakanlığı’nın cezaevindeki çocuklara daha iyi bir ortam hazırlamak için planları var. Çocuklu kadın mahkumlar için hapishaneden çok eve benzeyen, penceresi kapısı bahçeye açılan cezaevi modelleri üzerinde çalışılıyor. Hafta içi okula giden çocuklar için de görüşlerin hafta sonuna çekilmesi planlanıyor.

Ne var ki bunlar, bu çocuklar için çözüm değil aslında. Asıl yapılması gereken, muhalefet partilerinin birçok temsilcisinin de dile getirdiği gibi, bu kadınlara – siyasi, adli tutuklu ya da hükümlü ayrımı yapılmaksızın – denetimli serbestlik uygulamasının getirilmesi. Çocukların mahkum olmaktan topyekün kurtulması. Ancak hükümet bu öneriye siyasi nedenlerle sıcak bakmıyor. O yüzden umut ancak iyileştirmelerde. O zamana kadar da bu çocuklar kapasitesinden altı yedi kat fazla insan barındıran koğuşlarda büyümeye devam edecekler. “Anne, biz ne zaman tahliye olacağız” diye sormaya devam ederek.

Kaynak:DW

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑