fbpx

Türkiye

Published on Mart 23rd, 2020 | by Avrupa Forum 1

0

MÖP: Dirillerin durumu Seyfo’nun devam ettiğinin göstergesidir

Mezopotamya Özgürlük Partisi 11 Ocak’tan bu yana kayıp olan Şmuni Diril ve Hürmüz Diril çiftinden Şmuni Diril’in cenazesinin bulunmasıyla ilgili açıklama yaptı. MÖP açıklamasında Asuri/Süryani/Keldani halkına yönelik soykırımcı yaklaşımın Seyfo’dan bu güne devam ettiğinin altını çizerek bu zihniyetle gerçek bir hesaplaşma için Türk, Kürt bütün demokratik çevrelere ve halklara büyük görev ve sorumluk düştüğünün altını çizdi.

MÖP’ün konuya ilişkin açıklamasını bize ulaştığı biçimiyle yayınlıyoruz:

Mezopotamya coğrafyasında ’’faili-meçhul’’ olaylar Asuri/Süryani/Keldani halkına yönelik durmak bilmiyor!

Şmuni Diril’in acı haberi, bizleri soykırım gibi hüzüne boğdu. Başta İstanbul Babil/Keldani Kilise Papazı olan oğulları Remzi Diril’e, tüm Diril ailesine, çocuklarına, akrabalarına, arkadaşlarına, dostlarına ve Asuri/Süryani/Keldani halkına baş sağlığı diliyor, bu metaneti Diril ailesi ile paylaşıyor, saygı ile anacağımız Şmuni Diril 1915 Seyfo/Soykrım kadın şehitlerin zincirine eklenmiştir. Mekanı cennet, ışıklar ve yıldızlar içinde uyusun…

Bir an evvel Hürmüz Diril’e sağlıklı ulaşmak, insan onurunu koruyorum diyen herkesin görevi olmalı… Bu konuda Asuri/Süryani/Keldani halkının değerli dostlarından, gerekli desteği bekliyoruz!

Bu acı olaylara bir tanesi daha eklendi 2020.01.11 tarihinde Şırnak’ın Beytuşşebab ilçesine bağlı Kovankaya ’’Mehri’’ köyünde Diril Çiftinden haber alınamayan Hürmüz ve Şmuni Diril çifti, tüm kamuoyunun açıklamalarına, araştırmalarına rağmen, 2 aydan sonra 20 Mart günü acı haber kendini his etti ve Şmuni Diril’in cansız bedenine Nehirin dere yatağında ulaşıldı. Nehir’de aramalar yapılmasına rağmen, Hürmüz Diril hala kayıptır?!

Türk devleti ve PKK Gerillası arasında 1984 15 Ağustos devrimci atılımı ile başlayan savaşta, anti-terör yasasıyla Botan, Ğarzan alanını kapsamında 4 bin köy zorla boşaltınca, bu köylerden biri ’’Mehri’’ idi. Bu aileden İlyas Diril (12) ve Zeki Diril (16) 1989 yılında İstanbul’la yerleşirler. 2 Mayıs 1994 yılında İstanbul’dan Şırnak’a doğru gidince, sorguya alınan iki gençten o gün, bu gündür hala haber yok? Bu dönemde Çiller, Güreş ve Mehmet Ağar üçlüsünün, bugün İYİ Parti sorumlusu Meral Akşener’in 17 bin ’’faili-meçhul’’ olaylara damgalarını vurdukları dönemdi…

Asuri/Süryani/Keldani halkı M.Ö. Sümer, Akad, Asur, Babil, Aram, Kalde, Elam, Abgar, Nebati, Adiabane, Palmyra ve Süryanilere kadar, bu isimler altına Ortadoğu, Orta Asya, Asya, Afrika ve Kıbrıs’a kadar Mezopotamya coğrafyasından medeniyete her yönü ile işik tuttu. Dünya, insanlık ve günümüze kadar olan gelişmeler bu durumdan yararlandı, böylece tarihe unutulmayacak şekilde iz bıraktı. Daha sonra M.Ö. Siyasi iktidarını yittirdiği andan sonra bir düşüş yaşadı, buna rağmen en son siyasi merkezi olan Urhoy Abgar Krallığı M.S. 246 kadar kendini mevcut yönelimlere, saldırılara ve baskılara karşı koruyabiliyordu. Bu tarihten sonra Mezopotamya coğrafyasına gelen tüm sömürgeci, fetihçi ve talancı Batı ve Doğu ağırlıklı olarak siyasal İslam dinin çıkışıyla birlikte hep haksızlıklara maruz kaldı, imkanları dahilinde her ne kadar kendini savunmuşssa, elbette bu yönelimler ona büyük zararlar verdi. İnsanlığa bu kadar katkıları olan bir halk, siyasi iktidar haric, tüm iktidarların bünyesinde kendisine sunulan imkanlar dahilinde o sistemlere her açıdan değerli katkıları olmuştur. Bu halkın göç ettirildiği yerde, yaşam bozuldu, sanat yok oldu ve yeller esti oaralarda. Bunu birlikte yaşadığımız, Türk, Pers, Arap ve Kürt halkları diyor. Bu bir gerçekliktir. Asuri/Süryani/Keldani halkı M.S. sonra İmparatorluk Kurumunu, Kilise Hiyareşisine dönüştürdü, bu Kurum etrafında ulusal yaşamını örgütledi, iktidar olmaya heveslenmedi, kendi emek imkanlarıyla, dayanışma ve kolektif bir kömün yaşamını esas aldı. Devletlerin çirkin emellerine bulaşmadı, İmparatorluklar, devletler içinde kendi ulusal, dilsel, dinsel, inançsal, soyal, kültürel, örgütsel, edebiyat ve ekonomik özgünlüğünü, özerk konumunu korumaya çalıştı, hala da korumaktadır. Tabii Fransa Devrminden sonra buna siyasi gelişmede eklendi. Bu emekçi halk hiçbir devlet bütçesine yaslanmadan, kendi kömün dayanışma anlayışıyla kendi ihtiyacı olan Manastır, Kilise, Dernek, Örgüt, Parti, Spor Külüpleri kurdu ve ihtiyacı olan insanlarına ekonomik desteğini sunuyor ve tüm bunları kendi öz ekonomisiyle ayakta tutmaya çalışıyor.

Asuri/Süryani/Keldani halkı ihaneti, kalleşliği ve onursuzluğu red eden bir halk gerçekliği var. Bu yüzden üzerine gelen tüm yönelimlere rağmen, hep onurlu duruşunu korumaya çalıştı, birlikte yaşadığı halklarla şefaf olmaya özen gösterdi, yanlız bu şefaflığı birlikte yaşadığı birçok hallk kesiminden, hele egemen tabaka ve devletlerden görmedi. Hep kendisine farklı bir din, inanç ve ırk gözüyle baktılar. Sadece Asuri/Süryani/Keldani halkının dostları; ezilmiş uluslar, toplumlar, Ezidi, Alevi gibi inanç kesimleri, baskıya göğüs gerenler, demokrasiyi savunan devrimci, sosyalist ve demokrat insanlardır.

Asuri/Süryani/Keldani halkını yanı başında görmek istemeyenler; egemen sömürgeci kesimler, içbirlikçi kesimler, kendi ulusuna ihanet edenler, feodal beyler, korucular, kontralar, faşistler, ırkçılar, şövenistler, ilkel-milliyetçiler, tek ırka dayalı ulus devletler, fanatikler, siyasal İslam akımları, anti-demokratik kesimler ve halkımızı dininden, inancından, tarihinden ve ulus kimliğinden dolayı farklı görenler. Bu akım Ortadoğu, Orta Asya ve Mezopotamya coğrafyalarında çok kötü bir etki alanı var. Dolayısyla bu sömürgeci virus akımının başlıca hedefleri; Birinci derecede Hiristiyan uluslar Asuri/Süryani/Keldani, Ermeni Rum/Pontus, Kıpti, Maruni ve Sabi kesimler, İkinci derecede Ezidi, Alevi inanç toplulukları ve Üçüncü derece özgürlüğü savunan Kürtler, Kadın mücadelesi, devrimci, demokrat ve sosyalist kesimlerdir

Dolayısyla ulusal kimliğin ortaya çıkması, ulus devlet zihniyetiyle bir sisteme yönelmesi ile birlikte, Ortadoğu, Orta Asya, Afrika’nın Mısırı, Mezopotamya, Batı Ermenistan, Pontus, Kilikya, Ege ve Bizantiya’da Hiristiyan ulusların, kendi ulusal kimlikleriyle ulusal sistemlerini kurdurmaya engel oldukları gibi, onlarla barışık,ahlaklı, onurlu, eşit ve özgür bir yaşamı istemediler. Hep Hiristiyan ulusları bitirmeye, bitmediyseler kölece yaşamı onlara uygun gördüler. Oysa bu durumda Hiristiyan uluslar birçok şeyi yitirirken, ona bu baskıyı reva gören sistem, egemen tabaka, işbirlikçi ve sesiz kalıp onların her türlü değerinden yararlananlar onurlarını, değerlerini, ahlakllarını ve insanlıklarını kaybettiklerini görmek istemiyordular. Hiristiyan ulusların son kırk yılda, PKK’nin başlattığı özgürlük mücadelesi, Kürt ve Asuri/Süryani/Keldani halkı arasında modern bir dostluğa yol açtı. Tabii buna Türkiye Devrimci Hareketini ve Kadın Özgürlük Mücadelesini’de eklemek lazım. Başkasının emeklerine konmak, onları kendine sermaye yapmak, zamanla o kesimleri iflahsızlığa sokar. Bedirhan Bey, Simko Şikaki dönemlerinde Kürt halkı ile bu dostluk sağlanmadı, onlarda egemen olmakla birlikte, bazen egemenlerin işbirlikçi politikalarıyla saf tuttular, bu durum onları Katliam ve afedilmez ihanete kadar götürdü, Asuri/Süryani/Keldani halkına karşı. Evet halkımız çok şeyler kaybetti, ona zülmü görenler onurlarını kaybettiler, yanlış bir yol izlediler ve bunun acısını birlik olmamakta günümüze kadar yaşamaktalar. Zülm yapanlar, sınıf çıkarları gereği yaparlar, o sınıf bir kültür haline geliyor, zamanla kendi halkından o sınıf çıkarına karşı gelse dinlemez ezer geçer. Bügün Kürt halkı geniş bir coğrafya’da yaşamasına, her türlü imkanı olmasına rağmen, PKK perspektifini savunan kesimler dışında, sömürgeci kesimlerle yol alanlar, işte o işbirlikçi, sömürücü ve çıkarcı sınıfı temsil ediyor. Ve bunlar yoğunluktadır. Kimisi faşist Türk devletin elinde bir piyon, Kimisi Arap sistemlerine hizmet ediyor ve kimisi de Pers sistemiyle birlikte. Bu yüzden hem ulusal demokratik birlik, hem de özgür halk sistemlerini kuramıyorlar. Bu acı bir durum olduğu kesin, aynı zamanda bu acı durum birlikte yaşadıkları halklara da zarar veriyor.

Asuri/Süryani/Keldani, Ermeni ve Rum/Pontus halkları 1915 Seyfo/Soykırım ile tarihin en büyük acısını yaşadılar ve telafisi olmayan bir acıydı bu. Bunun asıl sorumlusu Osmanlı, devamında İttihat Terakki ve ırkçı Türk ulus devletiydi. Bunlara eşilik edenler Mezopotamya, Batı Ermenistan coğrafyasında işbirlikçi Kürt egemenler, bunların yanında dinin etkisinde olan kesimler, Hiristiyan öldürmek, malını gasp etmek, ahlakını kirletmek, talan yapmak ve her türlü değerlerine konmak dinci, gerici ve .apulcu kesimler, bunlardan çok ne vardı?!

Tabii bunların yanında Dersim, Şengal, Turabdin alanlarında ve bazı onurlu kesimler bulaşmadılar, kabul etmediler, karşı çıktılar, canlarından oldular ve yapanları doğru bulmadılar. Bunlar kimisi Kürt halkından, kimisi de Türk yetkili kesimlerdi. Bunlar azınlıktaydı, onurlu duruşları Hiristiyan ulusları yanında hep saygıyla anıldı, anılacaktır..

Doğrusu başkası için, kendi çirkin çıkarları uğruna halkların soykırımına iştirak etmek, kabul edilir bir durum değil, tarihin en onursuz, ahlaksız ve korkalığın kendisidir. Insan ölür, başkasının malına göz dikmez, başkasının haksız değimiyle, birlikte yaşadığı halklara ihanet etmez.. Osmanlı, İttihat Terakki ve ırkçı Türk devleti, Kürt halkının işbirlikçi, İslam ve Sünni mezhebine mensup olmasından iyice yararlandı, bir nevi bu durum Kürt egemenlerin, işbirlikçi onursuz kesimlerin hesabına gelmişti. Kendilerine Mezopotamya ve Batı Ermenistan toprakları kalmıştı. Bugün büyük bir coğrafyadan söz ediliyorsa, işin gerçeği budur. Bu tarihin en lanetli soykırımı ile Türk devleti bir ömür korku, hezayan, paranoya, baskı politikasını kendine kültür aldı, Kürt egemn, işbirlikçi kesimi bir ihanet bataklığına girdi, hep Türk devletin elinde onursuz bir kukla olarak kaldı. Bu yüzden bu iki kesimin 1915 Seyfo/Soykırımı ile yüzleşmeleri halinde, onursuz duruştan yan çizip, onurlu bir yere evrileceklerdir. Türk devleti bu onursuz işbirlikçi kesimini elinden geldiğince, Kürt halkı içerisinde iki raydan ilerletiyor, bir siyasal İslam Sünni mezhebine dayanarak, iki feoadal, gerici egemen sınıf üzerinden. Bu zemin Kürt halkında etkilidir. Bir tek Kürt Özgürlük Mücadelesi, Kürt halkının onurlu iradesini, halklarla birlikte demokratik birlikteliğini savunmaktadır.

Eğer Türk devleti 1915 Seyfo/Soykırım ile yüzleşseydi, bir asırdır Kürt halkına, diğer halklara, Alevilere, Ezidilere, devrimcilere, demeokratlara, sosyalistlere, emekçilere ve kadınlara soykırımcı zihniyetle yaklaşmazdı. Bu kadar katliam, faili-meçhul, zülm, baskı, şiddet, sürgün, tutuklama, diktatörlük ve Cuntalar olmazdı. Dolayısyla 21 asırda İŞİD, El Nusra vb kesimlerle Bölgede işgalci politika izlemez, istikrarsız politikara zemin sunmazdı. Bu yüzden soykırım zihniyeti ile yüzleşmek zorunludur. Yüzleşme olmadığı sürece Türk soykrımcı devlet hep bu şekilde çirkin politikalar üretir.

Kürt işbirlikçi, siyasal İslam meyilli ve ilkel-milliyetçi kesimleride geçmişte Hiristiyan uluslara karşı işledikleri 1915 Seyfo/Soykırım ile yüzleşme yapsaydılar, bugün 70,0000 salt korucu olmaz, bir o kadar gizli ajan, Hizbul Kontra taban tutmaz, Türk devleti bugün Güney Kürdistan topraklarını, Kuzey Suriye’de bazı alanları işgal etmez ve 2015 yılında Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin, Demokratik Özerkliğine karşı soykırım uygulamazdı. Bu yüzden Kürt halkının 1915 Seyfo/Soykırım ile yüzleşmesi, o dönemde yaşananları doğru anlamda analiz yapması, onu işbirlikçi Türk devlet politikalarından uzaklaştırır, o işbirlikçi, ihanetçi akım içerde tasfiye olur. Bu durumda olumlu gelişmelerin olabilmesi için, Kürt aydın, demokrat, devrimci ve sosyalistlere önemli bir görev düşmektedir.

Yaşadığımız bu dönemde Kapitalist, tek ırka dayalı, siyasal İslam, feodal ve gerici zihniyetler halklarımıza zarardan başka birşey vermediler. Toplumsal demokrasi, Demokratik Sosyalizm felsefesinde ortaya çıkan zihniyet halklarımızı buluşturdu, birlikte aynı amaçlar uğrunda mücadele vermelerini sağladı, doğruyu yanlışı bir birinden ayırttı. Bugün bir toplumu bir bireyin yanlışı ile yargılıyamayız, bir toplumun yanlışını bir bireyin doğruları ile takdir edemeyiz. Bugün bir Kürt korucu, bir Kürt yurtsever ile aynı tutulamaz. Bu yüzden Şmuni Diril davasında fail her ne kadar gizliyse şu an, fail Asuri/Süryani/Keldani halkının kendi vatan topraklarına dönmesini istemeyen, Hiristiyan ulusunu bir rant öznesi gören ve onu hep farklı gören zihniyet muhakak bu işin içindedir. 1915 Seyfo/Soykırım zihniyetin hala halklar üzerine uygunlandığına baktığımızda, Türk devleti ve onun işbirlikçi Kürt kesimi bu işin muhatabı sayılır. Bu yüzden Türk devletin, bu olayı şefaf bir şekilde aydınlatması lazım. Yoksa zan altındadır! Halkımız her zaman, demokrasi mücadelesi tarafından yol izledi. Halkımıza yakışan da budur. 1915 Seyfo/Soykırımı yaşayan halkımız, ilkel-milliyetçi, ırkçı ve demokrasi karşıtı bir yol izlemesi mümkün değil, yanlız ulus devlet her zaman ezdiği ulusları kendine benzetmek ister. Dolayısyla halkımızda bazı insanlar, kafaları muğlak olduğundan hedef seçmeyi şaşırıyor, Türk devlet ve onunla birlikte işbirliğinde olan bazı Kürt kesimlerine yönelmesi gerekirken, kendileri sömürgeci zihniyeti ile daha netlik kazanmayan bu durumu demokrasiyi savunanlara karşı, yüklemeye çalışıyorlar. Bu yaklaşım yanlış olduğu gibi, haklı bulunduğumuz konuları da muğlaklaştırmaktadır.

Dolayısyla bu Şmuni Diril olayı sıradan bir cinayet değil, 1915 Seyfo/Soykırım politikasının bir devamıdır.

Asuri/Süryani/Keldani halkı Mezopotamya coğrafyasının kadim halkı, tarihi ve kültürü olması nedeni ile, nüfüs oranı ile ölçülmez, bir yerde iki insan varsa onlar bir halktır. Çünkü kimlikleri, kültürleri, sosyal yaşamları, inançları ve dinleri ayrıdır. Türk devleti ve bölgede yaşayan Kürt halkı da bunu çok iyi biliyor. Ayrıca son yıllarda Mezopotamya coğrafyasında az sayısı kalmasına rağmen, Asuri/Süryani/Keldani halkı yoğun turist akımına uğruyor, kimliği, kültürü, sanatı, sosyal yaşamı, dili, inancı, emeği, insanlığı ve dini yakından görülüyor, insanlarda tarihi sorgulamaya götürüyordu. Bu halk neden buralardan giti? Kim onu bu hale soktu? 1915 Seyfo/Soykırım denilen trajedi nedir? Bir sürü soru? Sayın Kadir İnanır’ın ’’Kapı Filmi’’ ile Asuri/Süryani/Keldani halkının Mezopotamya topraklarından neden göç ettiğini, yaşanan faili-meçhul olayın nelere sebep olduğu? Bir halkın ülkesi nasıl taru mar edildiği, burada kimlerin röl aldığı? Bu değerlerin demokratik ortamda nasıl kazanabileceğini iyice gösterdi. Dolayısyla bu ’’Kapı Film’’ ile Türkiye ve Dünya’da Asuri/Süryani/Keldani halkı için iyi bir tanıtım oldu diyebiliriz. Asuri/Süryani/Keldani halkı ortam demokratik olduğunda, kısa sürede Avrupa ülkelerinde yaptığı gelişmeleri, Mezopotamya coğrafyasında da yapabilir. O kudrete, cesarete, akıla, kültüre, medeniyete ve emeğe sahiptir. Ayrıca son yıllarda Asuri/Süryani/Keldani halkından insanlar, on binlercesi kendi vatan toprakları olan Botan, Ğarzan ve Turabdin alanlarını ziyaret etmesi, Patrik Mor Şemun Benyamin Merkezi Kurumu olan Hakkari’nin Kudşanis Köyü, bu merkezin restorasyonu ele alınmıştı. Bu Patriklik Merkezi’nin restorasyonu, bu halkın tekrar kendi topraklarına uzun sürede dönmesi demektir. Aynı zamanda Doğu Asuri/Süryani/Keldani halkının Kilise Merkezi olmaktadır. Işte bütün bu gelişmeleri gören, Türk soykırımcı devletine bağlı; ilkel-milliyetçi, ırkçı, gerici, fanatik ve işbirlikçi bazı Kürt kesimler bu durumdan rahatsız olup, Botan, Ğarzan ve Serhat alanında yüzlerce binlerce köyü, Kilise, Manastır ve yüzbinlerce nüfüsa sahip olan halkımızı, 1915 Seyfo/Soykırımdan geçirip toprağına konmaları yetmiyormuş, 2000’li yıllardan sonra Botan, Ğarzan ve Serhat alanına dönen 4, 5 aileyi tahamül etmeyip, 75, 65 yaşlarındaki Hürmüz Diril ve Şmuni Diril çiftini kaçırıp, daha sonra Şmuni Diril cansız bedenine ulaşıldı.

Bunu yapanlar Asuri/Süryani/Keldani halkının tekrar vatan topraklarına dönmesini istemiyor! Birde o çirkef 1915 Seyfo/Soykırım zihniyetinden geçmediğini belirtiyor. Davasında olan halkımız öldürmeyle bitmez, haksız yere doğrulardan korkup başkalrını korkudan öldürünler çoktan ölmüşler. Hiç birşey hakikat kadar güçlü değildir. Dünya kamuoyundan bu olayın aydınlatılması için, Türk devletine baskı kurmaları. Kürt Özgürlük Haraketinden, HDP ve Türkiye Sosyalist kesimlerinden beklentimiz, bu olayın üzerinde durmalar..

Şmuni Diril ve Kayıp Hürmüz Diril’e sahip çıkmak her Asuri/Süryani/Keldani insanın onurlu, kutsal ve ahlaki görevidir!

MÖP olarak bu olayı yapanları kınıyor, lanetliyoruz!!

Şmuni Diril’i saygı, hürmet ile anıyoruz!

1915 Seyfo/Soykırım zihniyeti ile mücadele, insanlığa karşı tarihi bir sorumluluktur!

Mezopotamya Özgürlük Partisi     

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑