fbpx

Yazarlar

Published on Mayıs 29th, 2020 | by Avrupa Forum 6

0

“Nefes Alamıyorum!”- Hilmi Toy

ABD’nin Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde 46 yaşındaki George Floyd isimli Siyah Amerikalı gözaltına alınırken polis tarafından öldürüldü. Elleri arkadan kelepçeli, üstü çıplak bir şekilde yere yatırılan ve eli cebinde bir polisçe boğazına diziyle basılıp, “lütfen, nefes alamıyorum, ölüyorum” diye diye öldürüldü bir Siyah daha Amerika’da.

Floyd’un kuzeni Tera Brown polisler hakkında “Hizmet etmek ve korumak için orada olmaları gerekiyordu ve o hayatı için yalvarırken yardım etmek için hiçbiri bir şey yapmadı” dedi.

Amerika’da Siyahlara karşı bir gerçeğin altını çizen Brown, polisin yaptığının cezasız kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Siyahlara yönelik bu tutum ırkçılıktır. Bize adalet yok” açıklamasını yaptı. Olayın büyük tepki yaratması sonucunda her zaman ve her ülkede olduğu gibi “görevden alındı” açıklaması yapıldı yetkili makamlarca. George Floyd’un ailesi buna tepki göstererek ilgili polisin tutuklanmasını ve en ağır cezayla cazalandırılmasını isteyerek, “yoksa vicdanımız rahat etmez” açıklamasını yaptı.

Bu sömürücü, bu sınıfsal ayrıcalıkların ve çelişkilerin en çıplak bir şekilde bu tür olaylarda görünür olduğu kapitalist emperyalist sistemde, bu insanlık düşmanı düzende ‘Polis her yerde Polistir!’. Kimi yerde az eksik, kimi yerde az fazla. Hepsi aynı… Ve her yerde aynı şeyler söylenir, açıklama yapılır: “Münferit olaylar”… “ellerini soğutamayız!”. Ve daha buna benzer bir çok methiye sözler söylenir…. Ellerinin soğutulmadığını hemen her yerde görmekteyiz, duymaktayız, böylece de bilmekteyiz. İşte ABD’nin Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde George Floyd isimli Siyah Amerikalının gözaltına alınırken öldürülmesi sonrası başlayan protestoların ikinci gününde polislerin açtığı ateş sonucu bir gösterici daha yaşamını yitirdi. Gösteriler Amerika’nın bir çok Eyalet ve şehrine yayıldı. Siyah öfke Amerikan sokaklarına gerçeğin ışığını tutmakta, ırkçılığın yüzünü göstermekte.

George Floyd polisçe öldürülen ilk siyah değil elbette. 2014 yılında yine benzer bir şekilde Eric Garner’i öldürdü polis. 44 yaşındaki Eric Garner de gözaltına alındığında polis boğazını sıkarak, Eric “Nefes Alamıyorum!” diye bağıra bağıra öldürülen bir insan. BBC kaynaklarına göre 2019 yılında Amerika’da 1019 kişi polis tarafından öldürüldü. Verilere göre Amerika’da bir Siyahın polis tarafından öldürülme olasılığı Beyaz’ın üç katı.

Faşizm en koyu ırkçılıktır

Irkçılık ve ayrımcılık emperyalist kapitalist sistemin ürünüdür. Faşizm en koyu ırkçılıktır ve emperyalizm döneminin ürünüdür. Militarist yasa ve uygulamalar egemenler için ayrıcalık, ezilenler için ırkçı ve ayrımcı saldırganlıktır. Her yerde ve her alanda. Bazen görünür, göz çıkartacak, kol kıracak, can yakacak kadar, bazen de görünmez bir incelik ve nezaketle örter üstünü.

Irkçılık ve ayrımcılık öyle bir şey ki, ölüler bile payını alır bundan. Almanya’da her yıl Yahudi mezarlarına, Türkiye’de Kürt ve Ermeni mezarlarına, Afrika’da Siyahların, Amerika’da Kızılderili ve Siyahların mezarlarına saldırı olur, mezar taşları parçalanır öfke kusar, ölenlerin gömülmesini istemezler ‘bindirilmiş kıtalarla’. Buna da ‘Halkın tepkisi, halkın hassasiyeti’ denir, meşruluğunu savunurlar.

Her inançta mezarlar kutsal kabul edilir. ‘ölene olmasa da ölüye saygı esastır’. Irkçılarda bu da yoktur. Çünkü ırkçılık insanlık düşmanı olması nedeniyle tüm insani değerlere de düşmandır. Bu da emperyalist burjuvazinin kendi çıkarları için burjuva siyaset ve iki yüzlülüğünün bir iz düşümüdür. Toplumu kendi istek ve çıkarları doğrultusunda manipüle etme gereğidir. Toplumu istediği biçimde hazırlayıp yöneltme ve yönetme yöntemidir. Bu sistem, bu kapitalizmin insanı insana düşman eden ve düşmanlaştıran kara düzeni her yerde aynı, birbirinin benzeridir. Çünkü aynı kaynaktan beslenir, aynı şeyi yer, içer ve düşünürler.

„Kalemin intikamı ağır, çünkü tarih yazar!”

Evet, bunu benim ya da birilerinin söylemesine gerek yok. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!” derler bilge insanlar. Gören göz, işiten kulak, aklı ziyan olmayan herkes her bir ülkede yapılana, yaptıklarına bakınca bunu idrak eder.

Yapılanlar, öldürmeler kendi yaptıkları, kendilerinin uyguladıkları yasaları içinde adalet, hak, hukuk, yargı adına oluyor her nasılsa hep. “Nefsi Müdafaa!” diyorlar adına. Sistemin, düzenin ve bunların yasalarına, yasalarını uygulattıkları yargısı, askeri, polisi, bekçisi adına, onları korumak amaçlı “Nefsi Müdafaa!” deniyor. Ellerindeki kan soğumuyor onun için. Kendilerine bekçilik edenleri ‘kimseye yedirtmeyiz’ diyorlar bu nedenle. Maaşlarını ve üstünde, başında, belinde, omzunda, elinde tuttuğu, taşıdığı, giydiği tüm komforlarını halkın vergileriyle karşılıyorlar. Her şeylerini halka borçlu olanlar halka karşı hınçla kalkan oluyorlar. Hak, hukuk, adalet isteyenin, iş aş, başını sokacağı bir ev isteyenin, dağına, ovasına, deresine sahip çıkanın karşısına dikiyorlar gece gündüz demeden, çoluk çocuk, yaşlı genç demeden karşısına duruyorlar copu, gazı, bombası, tüfeğiyle. Egemenlerin düzenini ayakta tutmayı görev bellemişler.

Amerika’daki bu resme iyi bakın, iyi görün. Size tanıdık geldi mi? bir Gözlerinizle değil sadece, vicdanınızla, yürek gözünüzle görün. Elleri cebinde, dizinin altında bir Siyah, kendinden emin, kendini güvende duyan bir ruh hali, ‘gel keyfim gel’ havasında bir duruş. Ve işitilen bir ses “Nefes alamıyorum!”. Baktıkça resme nefesim kesiliyor, Nefes alamıyorum…

Solingen Katliamının 27. yılı

Bugün Almanya’da ırkçı Solingen Katliamının 27. yılı.

27 yıl önce bugün Solingen’in adı 29 Mayıs 1993’de dünyanın dört bir yanında duyuldu.

27 yıl önce bugün, Karanlık bir gece, hain tuzak, ırkçı bir katliam, faşizmin sokakta boy gösterisi. Irkçı, ayrımcı politika ve uygulamaların kaynaklık ettiği, “yabancı”, göçmen düşmanlığının geldiği düzeyi gösteren bir insanlık katliamı.

27 yıl önce bugün Solingen’de Neo-Naziler tarafından evleri ateşe verilen Genç ailesinin evinde, Hülya Genç (9), Gülistan Öztürk (12), Hatice Genç (18), Gürsün İnce (27) ve Saime Genç (4) yanarak can verdi.

İnsanlara faşizmin ve ırkçılığın insanlık düşmanı olduğunu bir kez daha hatırlatan Solingen katliamının 27. yılındayız. Katilleri yakalandı ve arkasındaki güçleri, esas organize eden güçleri açığa çıkartmayan bir yargılama ile yargılandı. Süreç içinde de ne yazık ki, katliamın suçluları iyi halden serbest bırakıldılar. Evi ateşe veren ırkçılar, bugün elini kolunu sallayarak gezerken, Genç ailesinin ve tüm insanlığın yüreklerine düşen ateş yakmaya, adalet mücadelesi devam ediyor. Solingen son olmadı Almanya’da, Rostock, Mölln, Münih ve daha bir çok ırkçı saldırı ve katliamlar yaşandı. Geçtiğimiz aylarda Hanau’da kurşuna dizilerek öldürüldü 9 insan. Faşizmi yok etmedikçe Solingen ilk olmadığı gibi Hanau’da son olmayacaktır. Katliamlar dizisi de bunun kanıtıdır.

Solingen’i Unutma! Irkçılığı ve faşizmi affetme!

29.05.2020

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑