fbpx

Kadın

Published on Temmuz 2nd, 2020 | by Avrupa Forum 1

0

Pandeminin yükü de kadınların sırtında – Nevra Akdemir

Yaşadığımız olağanüstü halin sonuçlarını sadece hayatımızdaki kısıtlamalarla değil, aynı zamanda mekan ve zamana dair pek çok değişikliğin yarattığı zorluklarla da deneyimliyoruz. Elbette ki her zorluk toplumdaki güç ilişkilerine bağlı olarak katmerleniyor veya yeni ayrıcalık alanları yaratıyor. Birleşik Metal İş Sendikası Kadın Komisyonu[1], Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Emek Örgütü’nün(ILO) döneme dair değerlendirmelerini özetleyerek, karşılığı ödenmeyen ev içi emek hakkında bazı durumları ortaya koymuş. Raporlardan ilki olan Birleşmiş Milletler’in “Politika Özeti kovid-19’un Kadınlar Üzerine Etkisi 9 Nisan 2020” isimli raporundan dikkat çektikleri noktalar kısaca şunlar olmuş:

Dünya çapında kadınlar karşılığı ödenmeyen bakım ve ev işleri için 16 saatlik uyku dışı günlük zamanın ortalama 4,1 saatini ayırırken, erkeklerin 1,7 saat ayırdığını ortaya koymuşlar. Kadınların evde sundukları sağlık bakım hizmetlerinin piyasa değeri üzerinden karşılığının, dünya ölçeğinde gayrisafi hasılanın yüzde 2,35’ine yani 1,5 trilyon Amerikan dolarına eşit olduğunu, hatta yaşlı, çocuk ve diğer bakım hizmetleri de eklendiğinde bu rakamın 11 trilyon Amerikan dolarına karşılık geldiğini tespit etmişler.

Ev içi karşılıksız emek

Dünya çapında durumu irdelemişken karşılığı ödenmeyen ev içi işlere harcanan zamanı[2] Türkiye için de ele alalım: TÜİK Zaman kullanım anketi 2014-2015 sonuçları araştırmasına göre bir kadın ortalama olarak günde en az 4 saat 35 dakikasını bu işlere ayırırken erkek sadece 53 dakika ayırıyor. Çalışan kadın, elde ettiği gelirden pay ayırarak işi bir başkasına devredebilmesine rağmen, sadece 1 saat daha az vaktini bu işlere aktarabiliyor. Gelir elde etmek üzere minimum 8 saatini “işte” geçirdiğini düşündüğümüzde bir kadının piyasadan satın aldığı hizmetlerle telafi edilen iş yükü günlük sadece 1 saate tekabül ediyor denebilir. Böylelikle gelir getirici bir işte çalışan kadının, ev ve bakım işlerine ayırdığı zaman üç buçuk saate düşmüş ancak. Sözkonusu işlere evde devam eden ve korona pandemisi nedeniyle dışarıdan hizmet satın alamayan kadınların “ailecek tüm masraflarını kendileri karşıladığı işte yaşamaya başladıkları söylenebilir.

Ücretli bir işte çalışmayan kadınlar ise için 24 saatlik günün uyku dışında kaldığı varsayılan 16 saatinin yaklaşık 5 saatini ev ve bakım işlerine ayırdığı hesaplanmış. İstatistiklerde ücretli işte çalışmak için ayrılan ortalama zamana baktığımızda bu vaktin altında bir oran görünüyor. Neredeyse bir çalışma zamanı, üstelik tatil günü, sigortası ve emekliliği de yok. Pandemisiz hayatımızın normallerinde bile son derece yıkıcı olduğu, daha çok kadınların yakalandığı eklem rahatsızlıkları, cilt hastalıkları ve erken yaşlanmayı işaret eden sonuçlar ortadayken, pandemi sürecinde artan hijyen gerekliliğini, tüm hane halkının yasaklar nedeniyle evde kalmasını, profesyonellere devredilemeyen eğitim ve sağlık hizmetlerini de düşündüğümüzde, kadınların neden çıldırma noktasına geldiği oldukça nettir.

Pandemide erkekler

Erkekler açısından ise eski normal olan pandemisiz zamanlarda aynı istatistik içinde ücretli bir işte çalışma ile çalışmama arasında 10 dakikalık bir ev ve bakım işleri yapma zamanı farkı olduğu ortaya çıkmış aynı istatistikte. Evde kalınan süreçte erkek akademisyenlerin, kadınlara göre, pandemisiz zamanlara kıyasla çok daha fazla miktarda makale çıkarmış olmasını bir işaret olarak aldığımızda, kadınlara göre erkeklerin pandeminin yükünü üstlenme biçiminin toplumsal eşitsizlikle paralel olduğu görülebilir. Zira bu eşitsizliği Nisan 2018 ve Mayıs 2020 dönemine ilişkin Konda raporu da gösteriyor: “kadınların ev içi işler ve bakım işlerine ayırdığı zaman 2 saatten fazla (2,1) artarken, erkeklerin 1 saatten (0,8) az arttığı görülüyor”.

ILO’nun 2018 yılında yayınladığı “İnsan Onuruna Yakışır Bir İş Geleceği için Bakım Emeği ve Bakım işleri” adlı raporunda ise benzer veriler gösterilmiş: karşılığı ödenmeyen bakım hizmetleri için harcanan zamanın 16,4 milyar saat/gün olduğunu ve bu işlerin dörtte üçünün kadınlar tarafından karşılandığını aktarmışlar. Karşılığı ödenen ve günlük çalışma süresi 8 saat olan piyasada satılabilir bir iş olarak tanımlandığında ise, ILO’nun hesabına göre, yeni yaratılan 2 milyar tam zamanlı işe denk geliyormuş. Karşılığı ödenmeyen ve kadın üzerine kadınlığı tanımlayan doğal bir nitelik gibi yüklenen işlerden ücret karşılığı yapılan işlere geldiğimizde de tablo netleşiyor. Karşılığı ücret olarak belirlenmiş bakım işlerinde 249 milyon kadın ve 132 milyon erkek istihdam edildiği aktarılmış (toplam 381 milyon işçi), yani toplam küresel istihdamın yüzde 11,5’i; büyük kısmı da göçmen işçilerden oluşuyor. Bakım işlerinde çalışan işçiler dünya ölçeğindeki kadın istihdamının yüzde 19,3’ünü ve erkek istihdamının yüzde 6,6’sını oluşturuyormuş. Bu çerçevede pandemi döneminin kadınlar aleyhine durumu son derece çetrefilli hale getirdiği açıklıkla ortaya çıktı. Zira evlerde çalışan kadınlar işlerini yitirirken, dışarıdan hizmet alamayan kadınlar için ise ev içi bakım yüklerine ayrılan zaman muazzam ölçüde arttı. Dahası ofislerin evlere taşınması ile evde yürütülen işlerin tüm güne yayılması ve giderek daha yoğun ve uzun zaman alması sağlandı. Dolayısıyla işlerde ortaya çıkan “verim artışı ve maliyet azalışı” hiçbir işverenin gözünden kaçmayacak bir fayda. Kapitalistlerin olağanüstü hali olağan hale dönüştürmek için soyunduğu haberleri sıkça gündeme düşüyor.

Kadın işsizliği artıyor

Dahası, bu durumun kadınların işsizliğini daha da artırdığı da görünür hale gelmekte. Türkiye için gerçekleşen durumu önceki yazımda da ifade etmiştim. Ev içi bakım yüklerinin ekstra artmasının başka nedenleri de var. Dışarıdan hizmet alınamayan her hasta, yaşlı, çocuk ve sakat, haneye kocaman bir iş zinciri getirmekte. Pandemi ile artan temizlik ve hijyen tedbirleri de cabası. Evde tedavi, evde eğitim, gündelik hayatın eve sıkıştırılmasının yanında evde iş, devlet ve sermayedarların maliyetlerinin ev içine aktarılması anlamına geliyor.

Yine ILO’nun mayıs ayında yayınladığı bir raporda[3] ise istihdamda olan kadınlar üzerine verilen bilgiler oldukça çarpıcı şekilde pandeminin şimdiki sonuçlarını ortaya koyuyor: Pandemiden önce 1,3 milyar kadın, dünyadaki kadınların yüzde 44,3’ü, gelir getiren bir işte çalışıyor durumda. Pandemi nedeniyle devletler tarafından konan kısıtlamaların etkilediği sektörler olan gıda, emlak, konaklama, imalat ve toptan ve perakende ticarette istihdam edilen kadınların yaklaşık yüzde 41’inin, erkeklerin ise yüzde 35’inin işini kaybetmesi bekleniyormuş. Bu oran orta üst ve üst gelirli olarak sınıflandırılan ülkelerde ise kadınlar için yaklaşık yüzde 50’ye kadar çıkıyor. Ayrıca çoğu kadın için en büyük riskin kendine çalışan veya küçük ölçekli işletmelerde çalışanların üstünde olduğu aktarılmış. İşletmenin sürdürülmesi için gerekli finansmanı bulamamaları, risklere rağmen üretime devam etmelerinin en belirgin gerekçesi elbette. Rapora göre dünyada 740 milyon kadının enformel faaliyetlerde çalıştığı ve bunların yüzde 42’sinin yüksek riskli işler olduğu tespit edilmiş. Özellikle de çoğunlukla göçmen kadınların çalıştırıldığı bakım ve temizlik işlerinde oldukça çetrefilli durumlar sözkonusu. Rapor aynı zamanda seks işçiliğinden çöp toplama veya bakım emeğine kadar, kadınların, etnisite, yaş ve sakatlık gibi durumlara göre katmanlanan eşitsizlikler yaşadığını da belirtmiş. Elbette göçmenlik durumunda, işi kaybetme ile ülkeyi terk etmek zorunda kalma veya sınırların kapanması ile pek çok göçmen işçinin işine gidememesi gibi farklı durumlar da açığa çıkmış.

Şirketlerin karları artıyor

Ortada oldukça açık olan durum ise pek çok büyük şirketin verimlilik artışı sağladıkları ve kar beyan ettikleri. Evde çalışmak pek çok kişi için devam ettirilemez bir iş yükü yaratmakla birlikte, işin hayatımızdaki zamansal sınırlarını da belirsizleştirerek, izolasyonu beraberinde getirdi. Şirketlerin sabit maliyetlerinin düşmesi, işçi evinin faturalarının artışı da pandeminin yükünün işçilerin sırtına yıkılma formlarından bir başkası. Sağlık sektöründeki aşırı çalışma ve artan sağlık çalışanı ölümlerinde sıklıkla iş kazası tespitinin yapılmaması, devletin pandemiye dair ne derece yük üstlendiğinin de bir başka göstergesi sayılabilir. Sadece sağlık çalışanları değil, “zorunlu iş” olarak tanımlanarak üretim mekanlarında sürdürülen imalat faaliyetinde gerekli hijyen koşullarının sağlanmaması, işe gidip gelirken yine gerekli önlemlerin alınmaması ile sanayi kentlerinde ve işçilerin yoğunlukla yaşadığı kent içi yerleşim alanlarında pandeminin yayılması sıklıkla gündeme de geliyor. Pandeminin ABD ve pek çok ülkede bazı etnik gruplarda daha yüksek miktarda görülmesinin ve bu gruplarda ölümlerin daha fazla olmasının yine bu yükün kimin üzerinde olduğuna dair önemli derecede açıklayıcılığı bulunuyor.

Pandemi eşitsizlikleri derinleştiriyor

Pandemi, güç ilişkilerini ve eşitsizliklerin altını kuvvetlice çizeceğimiz sonuçları koyuyor önümüze. Her ülkede patriyarkal kapitalizmin yarattığı her tür vahşeti, şiddeti daha ölümcül hale getirmiş görünüyor. Her ülkede pandeminin en ağır şekilde yükünü çekenler en zor koşullarda çalışmaya mecbur olanlar. Hala aşısı veya çözümü bulunamayan ve evrim geçirerek baş etmesi daha zor hale bürünen pandemi karşısında devletlerin otoriter uygulamalara fırsat yaratması da şaşırtıcı olmamalı. Bununla beraber büyük teknoloji şirketlerinin hayatımızın her alanına sızan yatırım alanlarını bir tür kontrol rejimi altında daha da geliştirmesi için çok uygun bir zaman-mekan kesişmesi oldu pandemi. Ancak her zaman egemenlerin hesap etmedikleri ve çoğu kez de kontrol edemedikleri bir durum daha açıkça yanı başımızda beliriyor: Pandeminin sonuçları eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor, ancak mücadeleyi de bir zorunluluk haline getiriyor. ABD ve dünyanın pek çok yerinde yükselen neoliberal politikalara ve şiddete karşı yükselen ses, önümüze tek seçenekmişçesine konulana itirazın sesi.

02.07.2020


[1] Link için : https://www.birlesikmetalis.org/index.php/tr/guncel/basin-aciklamasi/1503-pandemi-kadinlarin-ucretsiz-emegini-vurdu

[2] Ayrıntılı bilgi için bu yazı okunabilir: https://avrupaforum1.org/madalyonun-iki-yuzu-nafaka-ve-kidem-tazminati-1-nevra-akdemir/

[3] Link için : https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/—dgreports/—gender/documents/publication/wcms_744374.pdf

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑