Yazarlar

Published on Kasım 8th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Pogrom, AfD ve Rojava – Hüseyin Şenol

Kara gecenin 81. yıl yıldönümü yarın. 9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gece, insanlık tarihinin en barbar, en ırkçı soykırımlarından Holokost’un başlamasını temsil eden ve yıllarca süren ırkçı ayrımcılık ve zulmün zirveye çıktığı “yeni” bir dönemin habercisi olan, kıyım ve katliamın yaşandığı gece, bu gece…

Evet, tam 81 yıl önce, 9 Kasım 1938, gece yarısına bir kaç dakika kala gestapo şefi Müller’in emriyle, o gece Almanya’nın her yerinde, nazi SS ve SA’lar saldırıya geçiyor. İmparatorluk sınırları içinde 7 bin 500’ü aşkın Yahudi’nin işyeri yağmalanıyor, 267 sinagog yakılıyor. 26 bin Yahudi tutuklanıp, toplama kamplarına gönderiliyor. 400’ü sadece 9 Kasım gecesi olmak üzere, bir haftada, yani 7 ila 13 Kasım arasında toplam 800 Yahudi öldürülüyor veya intihara sürükleniyor, binlercesi ağır yaralanıyor…


Dabei wurden vom 7. bis 13. November etwa 800 Juden ermordet, 400 davon in der Nacht vom 9. auf den 10. November

Naziler, çıkardıkları yangının alevleri binaların kırılan camlarında parlarken büyük bir “keşifte” bulunuyor. Bu kıyım ve katliam gecesine, bütün insani değerlerle alay edercesine “Kristal Gece” (Kristallnacht) adını veriyor.

Gözü dönmüş nazilerce, soykırım gecesinde çıkarılan yangının, kırılan camlarda yansıması ve geceyi aydınlatmasına eş düşen “Kristal gecesi” tanımlaması yapılmıştır, bu gece için. Fakat o gün olduğu gibi; bugün de, Almanya’daki ilerici ve demokrat kesimler bu geceyi “Pogrom Gecesi” olarak adlandırmışlardır. Ki bence de böyle tariflendirilmelidir. Gecenin asıl amaç ve anlamına uygun düşen, bir ırk veya din üzerinde baskı ve kıyımı içeren “Pogrom” (Toplu kıyım, katliam) tanımlaması doğrudur.

“Kristal gece” tanımlaması, bir nazi tanımlamasıdır. Bu, insani değerlere saldırının üstüne, bir de aşağılama ve saygısızlık tanımlamasıdır.

O gece Yahudilerin evleri, dükkanları ve sinagogları yağmalanmış, malları mülkleri sokak ortasında yakılmıştır. Gerek bu yangın sırasında kırılan camların parlamasına dayanarak, gerekse yağmalanan malların arasında altın, mücevherat ve bu tür malların doğal olarak bir kristal gibi parlamasına dayanarak, Almanya halkının da genelde yoksulluk ve işsizliği nedeniyle, bu halkın bir parçası olan Yahudilerin varlıklı olduklarını gösterebilmek için “kristal” deyimi kullanılmıştır.

9 Kasım günü, Almanya-Polonya sınırında sefillikten ve açlıktan intihar eden bir Polonyalının Paris’te yaşayan oğlu, Fransa’da görevli olan bir Alman memurunu vurarak öldürür. Almanya Faşizmi bunu gerekçe göstererek, aynı günün gecesi “Alman halkı intikam alıyor” propagandasıyla SS’ler ve SA’lar eliyle halkı mobilize edebilmek için ırkçı duyguları da körükleyerek bu yağmalama eylemini gerçekleştirmiştir.

Hitler Faşizmi, iktidara geldiği 1933’ten beri, sırasıyla komünistlere, sosyal demokratlara saldırması sonrası, onları kamplarda esir tutarak ve katlederek, bir sonraki adımını daha rahat atabileceğini çok iyi biliyordu. Bunu gerçekleştirdikten sonra da emekçi sınıflara, engellilere, LGBTİ+ bireylere, Yahudilere ve diğer tüm halklara karşı giriştiği vahşi saldırılarını gerçekleştirdi. 9 Kasım 1938 tam da budur.

1938’de henüz savaş ilan edilmemiş olduğu için, bu katliam girişimi Almanya halkının savaşa mobilize edilebilmesinin de bir provasıdır. Ve naziler bunda başarılı da oldular.

Almanya’nın soykırım tarihinde, bu gece önemli bir yer almaktadır. Türkiye gibi, bir çok ülkedeki soykırımları örnek alan naziler, aynı zamanda faşistdaşlarına da örnek olmuşlardır.

Soykırımlar devam ediyor

81 yıl sonra bu dönemde de, Almanya, Türkiye ve dünyanın bir çok bölgesinde, 9 Kasım 1938’de yaşanan “Pogrom geceleri”, çoğu zaman zaman aynı, hatta bazen de o dönemdeki dozajında fazla olarak devam ediyor.

Almanya’daki ırkçılık, mülteci yurtlarına saldırıyor, yakıyor yıkıyor. Tüm bunlara rağmen, liderinin faşistliği mahkeme tarafından tasdiklenen ırkçı AfD partisi oyların dörtte birini alabiliyor.

Tarihi boyunca, soykırım ve katliamlara imza atan Türkiye’deki ırkçılık da, dünyadaki ırkçıdaşlarından geri durmuyor, en azgın bir biçimde bunu sürdüyor. Bu günlerde de Kürtlere yönelik devam eden saldırı, linç ve savaş girişimleri bunun en canlı ve yakın örneğini oluşturuyor.

. . .

Faşist AfD ve Pogrom

            Soykırımcı, faşist ideolojiden beslenen Almanya için Alternatif (AfD) partisi güçlenmeye devam ediyor. Son Thüringen seçimlerinde kazandığı başarı, AfD’nin şansa ve tesadüfen aldığı bir başarı değildir. Irkçı parti AfD kuruluşundan beri, Almanya Genel Seçimleri ve Avrupa Seçimleri dahil tüm seçimlerde oylarını arttırarak, yükselişini, iktidara yürüyüşünü sürdürüyor. Thüringen Eyalet Parlamentosu Seçiminde oylarını iki katından da fazla arttırarak, yüzde 23,4’le ikinci parti oldu.

            Evet, faşist AfD partisi de soykırımlar üzerinden politika yapmaktan kaçınmayacaktır. Irkçı PEGİDA hareketi içinden doğan bu parti, içinde ağırlıklı olarak neo-nazileri barındırmakta. Tekelci kapitalist devlet tarafından da artık “dizginlenmekte” zorluk çekilen bu partiye karşı, sağlı-sollu merkez partiler de “çözüm” arıyor. Sağ partilerden CSU genel başkanı Söder bile AfD için “Yeni NPD” diyebilmekte.

Faşist AfD, emperyalist Almanya’nın da “şimdilik” sınırlarını zorlayan, hatta bana göre öngörülemeyen bir  “başarı” grafiği sergiliyor. Ayrı yazı(lar)da, uzunca değinilmesi, araştırılması gerken bu “yeni” durum, büyük önem arz ediyor ve bu gelişme enine boyuna sağlıklı değerlendirilmek zorunda.

            AfD ve üyelerinin karıştığı ırkçı saldırıların artması ve çoğunun altından AfD bağlantısının çıkması gibi gelişmeler, yukarıdaki değerlendirmem için önemli örneklerdir. Chemnitz’teki ırkçı saldırı, Kassel Valisinin neonazi tarafından öldürülmesi, Halle’de sinagog baskını, başta siyasiler olmak üzere ölümle tehdit edilen her kesimden insanlar, polis ve diğer resmi alanlarda artan ırkçılık ve ayrımcılık…

            Son bir yılda gerçekleşen olaylardan sadece bir kaçını örnek verdim, yoksa faşist saldırı ve hatta silahlanma aşırı dercede artış göstermeye devam ediyor. Dresden Belediyesi’nin neo-nazilere karşı ‘acil durum’ ilan etmesi de, gelinen noktayı anlatması anlamında önemli bir fotoğraf.

            Geçtiğimiz günlerde Meiningen İdare Mahkemesi, verdiği kararla AfD’nin Thüringen Eyalet Başkanı ve listebaşı adayı Björn Höcke’ye “faşist denebileceğine hükmetmişti. Bu karar Almanya’nın gündemine oturmuş, antifaşistlerin büyük kazanımı olarak görülmüştü.

            Yine, son Thüringen Seçimleri üzerine yaptığım değerlendirmede de belirttiğim gibi; diğer bir önemli bir konu da; bana göre, bu karara rağmen oy verenler, faşistliği mahkemece de tasdiklenen bir liderin yanı sıra, partisine, yani faşit partiye ve genel olarak faşizme oy vermiş oldular.

Faşistlerin aldığı yüksek orandaki oy, artık sıradan bir tepki oyu değil ve asıl ürkütücü olan da bu zaten. Burada da verdiğim örneklerde olduğu gibi; artan sadece oy değil, aynı oranda üyeleri ve saldırıları artıyor, bu faşist oluşumların.

Seçimlerde “Ülkeni geri al” (Hol dir dein Land zurück) gibi ırkçı-milliyetçi sloganları ana sloganı olarak belirleyen ırkçı parti, korku imparatorluğunu daha yayıyor. Biraz değil, bunu fazlasıyla yapıyor. Özellikle de “Göçmen” sorunundan dolayı da zaten diğer düzen partileri tarafından da yaratılan “korku”, bu faşist partiye artı olarak yazmaya devam ediyor.

. . .

Rojava’nın işgali soykırımdır

            İktidarında Erdoğan’ın bulunduğu Türkiye’nin, Rojava’ya (Kuzeydoğu Suriye) saldırısı da başta Kürt halkı olmak üzere tüm halklara yönelik soykırım hareketidir. “Barış Pınarı Harekatı” adı verilen harekat savaştır, işgaldir.

AKP-MHP faşist bloğunun iktarının başlattığı bu savaşa, CHP ve faşist İYİ parti dahil, Halkların Demokratik Partisi (HDP) hariç tüm partiler “evet” oyu vererek, bu suça ortak olmuşlardır. Daha da vahimi, yapılan araştırmalar göstermektedir ki; Türkiye toplumunun yüzde 85 civarı bu savaşı doğru buluyor. Bu korkunç “doğru”, Hitler faşizmine desteğe yakın bir oran.

AKP, MHP ve İYİ parti gibi faşistleri geçtim, seçimlerde kendisine verilen, “Kürt” ve “Sosyalist” destek oylara rağmen, yani İstanbul’u kendilerine hediye eden HDP’ye rağmen, CHP’nin bu konuda da tavrı ırkçı ve sömürgecidir.

Hitler Faşizminin iktidara gelmesindeki pay gibi; yani sosyal demokratların komünistler tarafından sürekli önerilen antifaşist cepheye uzak durması tavrı, sosyal demokrasinin bile çok gerisinde duran “bizim” CHP’nin de tutumudur. Bu tutumun, AKP ve faşist lideri Erdoğan’ın iktidarını güçlendirmekte ve sürdürmekteki payı büyüktür. Sosyalistlere, Kürt Özgürkük Hareketine ve genel olarak emekçilere uzak durmak, onu düşman görmek, CHP’nin karakterist özelliğidir. Bu durum yeni değildir ve bu CHP’nin süreklilik arzeden bir tavrıdır. CHP, tarihi boyunca emeğe, aleviye, kadına, doğaya da düşman olmuştur. (Son seçimlerdeki benim tavrım ise malumunuz; o zaman olduğu gibi, şimdi de aynı tavrım sürüyor)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde tezkereye evet demesinin gerekçesini, “Orada Suriye halkına olağanüstü güzel hizmetler götürüyorlar. Fotoğraflarını gördüm, bana bilgi verildi” sözleriyle açıklamıştı. Kılıçdaroğlu’nun bu beyanı “insanlarda” büyük öfke uyandırdı. Avrupa Forum (AF)’nin de fotoğraflarla sorduğu şu sorular da Kılıçdaroğlu’ndan yanıt bekleyen sorular:

Güzel hizmetler;
kafa kesmek, deri yüzmek, insanları canlı canlı yakmak mı?
Alevi katliamı mı?
Cihatçılık mı?
Yağmacılık mı?..

            HDP Eş Genel başkanı Pervin Buldan’da partisinin grup toplantısında Kılıçdaroğlu’na büyük tepki göstererek ““Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Resme baktım. Afrin’e İdlib’e çok iyi hizmetler gidiyor’ demiş. Hangi resme baktınız Sayın Kılıçdaroğlu? ÖSO denen tecavüz ordusunun Afrin’de yaptığı talanın resmini de gördünüz mü acaba? Kürt halkı yaşadığı topraklardan sürüldü. Bu resmi gördünüz mü?” dedi.

            HDP’nin 7 Haziran 2015 seçimleri zaferi ve Erdoğan’ın 15 Temmuz 2016 darbesi sonrası, AKP/MHP faşist bloğunun hükümetinde bulunan sömürgeci Türk devletinin soykırımları, sınırları da CHP ve faşist İYİ partinin de desteğiyle aşıyor. 100 yıldır Türkiye Kürdistan’ında ve diğer bölgelerinde sık sık başvurulan soykırımlar, katliamlar, şimdi de sınırın öte tarafında, Suriye Kürdistanı topraklarında bulunan Rojava’da, Afrin ve diğer bölgelerde sürüyor. Çok sayıda insanın katledildiği, yüzbinlercesinin göç etmek zorunda kaldığı bu işgal savaşı da pogromdur, soykırımdır.

On yıllardır, ağırlıklı olarak Kürt özgürlük hareketinin ve sosyalistlerinin içinde yer aldığı Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) gibi ortak cephe örgütlenmelerine, partilerine, siyasi soykırım dahil, her türlü baskı da zaten, aralıksız olarak parlamento dahil her alanda sürüyor. Nazi Almanya’sında da görülen, başta komunistler olmak üzere, sırasıya tüm muhaliflere ve Yahudilere uygulanan tarihin gördüğü en barbar, en insanlık dışı manzarayı, Türkiye’de de her gün görmekteyiz.

81. yılında, “pogromların” devam ettiği tüm dünyada ırkçılığı ve faşizmi lanetliyorum!

Tags: , , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑