Yazarlar

Published on Mart 22nd, 2020 | by Avrupa Forum 1

0

Seçim sizin kardeşler! – Hilmi Toy

Newroz günlerindeyiz. Newrozlu günlerdeyiz kardeşler. Corona-Virüs salgını nedeniyle bu yıl tarihte ilk kez Newroz kutlamaları alanlarda, meydanlarda değil evlerde, dar mekânlarda kutlanıyor. Corona-Virüs nedeniyle birçok ilkler yaşanıyor yüzyıllar sonra. Devletler arasın sınırlar kapanıyor, tüm insanları evlerinde karantina zamanları yaşatılıyor. Bir bilinmezlik ve çaresizlik ruh halini egemen kılıyor insanlarda. Newroz kutlamaları bunlardan sadece biri. Yeni bir gün, yeni bir yaşam, yeniden diriliş ve direniş adına Newroz piroz be! Newroz kutlu olsun tüm halklara. Newrozca merhaba kardeşler.

Corona-Virüsü salgın günlerinden geçiyoruz. Bir belayı daha musallat etti her anında insanlığı, doğayı çürüten, tahrip eden, yağma talan eden kapitalist sömürü ve zorbalık düzeni başımıza. Eğitime ve sağlığa değil savaşa, silahlanmaya bütçe ayıran devletler, sorumlusu ve sebebi oldukları Corona-Virüs karşısında tüm sağlık sistemleri başarısız kalarak çöktü. Kapitalist emperyalist sistemin sağlık sistemi yetmezliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Birbirine silahlarıyla çok güçlü olduklarını gösterdikleri bir anda Corona-Virüs bunların tüm balonlarını patlattı. Tuz buz etti tüm heybetli görünümlerini. Kapitalist sağlık sistemi virüs karşısında sınıfta kaldı.


Salgın tüm bir toplumu hedefe koydu. Sınıf ayrımı gözetmiyor, yapmıyor, eşitliyor saldırırken. Zengini yoksulu demeden, bakanı, başbakanı, milletvekili, doktoru demeden hemen her kesim virüslü saldırının kapsamında. Corona-Virüs ile ilgili çok şeyler yazılıp çiziliyor. Her gün yeni yeni paylaşımlar yapılıyor. Önemli ve bilimsel değerli bilgi olduğu kadar ciddi denecek düzeyde bilgi kirliliği de yaşanıyor. Yetkili merciler birinci elden yaptıkları açıklamalarla toplumu panik ve telaşa soktu. Çıkan hemen her devlet başkanı, başbakanı, bakanı herkesi potansiyel hastalanacak, Corona-Virüse yakalanacak açıklaması yaparak insanların toplumsal olası tepkilerini de yatıştıran oldu. Sistemin sorgulanması engellenmeye çalışıldı. Edilgenlik egemen kılındı. Bekle gör ruh halini yarattı. Elbette yüzyıllar öncesinden beri dönem dönem benzer salgınlar yaşanmış ve yüzbinler yaşamını yitirmiş. Ama bu farklı bir virüs ve Birkaç ay içinde dünyanın hemen her ülkesinde görünür ve yaşanır oldu. Kimi 115, kimi 140, kimi de 160 ülkede görüldüğünü paylaşıyor. Bu denli yaygın ve birkaç ay içinde hızlı yayılan bir salgın herkesin kapısında.

Bu denli kapsamlı ve hızlı gelişmesinde devletlerin payı büyük. Salgını önemsemeyip Çin’le sınırlı bir durum gibi davrandılar ve gerekli önlemi zamanında en hızlı bir şekilde almadılar. Dünya kamuoyuna açık da davranmadılar. Kendi halklarının sağlığını risk altında bıraktılar. Gerek kendi kamuoyunu gerekse dünya kamuoyunu zamanında açıktan bilgilendirmede Küba ve Çin olumlu örnek. İtalya, İngiltere ve ABD en olumsuz örnekleri oluşturuyor. Çin kaynaklı olarak düşünüldü bu salgın ilk önce. Bilinçli olarak bu algı yaratıldı. Kendi ülkelerindeki durumu gizlemenin bahanesi oldu. Bilindiği üzre daha sonra Çin “ABD bu konuda dünya kamuoyuna bir açıklama borcu var, bekliyoruz” türünden bir diplomatik dille uyarıda bulundu. Üstü örtülü salgının üssünün ABD olduğuna işaret etti.

Corona-Virüs herkesi aynı mı etkiliyor?

Corona-Virüs salgını elbette ciddi ve tüm sınıfları etkisi altına almakta. Ancak salgına karşı tedbir, tedavi söz konusu olduğunda herkes için koşul ve olanaklar bir ve eşit değil. Fırsat eşitliği yok. Sınıfsal eşitsizlik kendini en çıplak haliyle gösteriyor. Örneğin, herkese evde kalın, dışarı çıkmayın denirken fabrikalar açık, iş yerleri açık ve işçiler çalışmaya zorunlu tutuluyor çoğu devlette. Ya da “ücretsiz izine” tabi tutuyorlar. 60 yaş üstü ve kronik hastaları sistem gözden çıkarmış gibi davranıyor. Hitler’in politikası geliyor aklına insanın. Malthous’un nüfus teorisi, sosyal darwinizm geliyor insanın aklına. Üretkenliği düşmüş, emekli, işe yaramaz, sağlık sigorta şirketlerine, devletin bütçesine ağır bir yük gibi gelen kesim gözüyle değerlendiriliyor.

Corona-Virüs nedeniyle devletlerin çoğu “Emekçi evlerine, varoşlara dezenfekte ilaçları, kolonya; zenginlerin saraylarına, villalarına koruma, milyonlar” vaat ediyor. Virüsle mücadele paketlerinde milyarlık bütçe şirketlerin, tekellerin gününü ve geleceğini güvenceye almaya ayrılıyor. Herkese evde kal çağrısı yapılırken, işçiye, emekçiye de fabrikada, iş yerinde kal deniyor.

Şair Nihat Behram’ın bir şiirinde “…Susuyorsun, sustukça derinleşiyor yaran, iyileştiğini sansan da!

Acısından hınç sağmayan bir halkın yaraları nasıl iyileşir? Susmanı istiyor efendiler! Susmanın körelmek, esaret, teslimiyet olduğunu bilerek” dediği gibi, bu durumda da susmamızı istiyor egemenler. En çokta felaket günlerinde akıllarına geliyoruz. “birlik, beraberlik, dayanışma, dualar” nutukları dinliyoruz en çokta bu günlerde.

Yönetenler her yerde sağlıklı yönetimden uzak hallerini, hatta fazla üretim krizini böyle yönetiyorlar. Marketlerde ürün fazlası tüketildiği gibi insanlar elinde avucunda ne varsa harcamak durumunda kaldı. İç pazarı canlandırdılar, tüketim tavan yaptı. İlaç tekelleri sürecin en çok palazlanan gücü oldu. Keza temizlik ürünleri üreten tekellerde.

Bütün ülkelerde küçük ve orta ölçekli işletmeciler, esnaflar iflasla karşı karşıya gelecek. Virüs sonrası da asıl tehlike onlar için.

Bir iki ülke hariç, hiç bir ülkede ulaşım ve iletişim araçları, kira, elektrik, gaz ve su gibi en temel tüketim giderleri için de işçi ve emekçilerin payına düşen bir yardım yok. Keza tekel dışı küçük üreticilerin, esnafın, orta ölçekli işletmelerinde payına düşen bir yardım paketi sözkonusu değil. Olduğu kadarıyla da yarayı sadece pansuman edecek düzeyde.

Kapitalizmin sağlık sistemi çöktü

Kapitalist sistemin sağlık sistemi çöktü. Çaresiz kaldı. İnsana değil, eğitim ve sağlığa değil kar getiren metalara, silaha, savaş sanayine ve güvenlik sistemine yönelik yatırım ağırlıklı politika ve uygulamanın sonuçları bunlar.

Sistemi buradan eleştirmek gerekiyor. Özelleştirmenin geldiği boyut ortada. Kapitalist emperyalist sistemin 21. Yüzyılda da insanlara sunduğu barbarlık. Sağlık sisteminin sınıfta kalışı, yetmezliği ile insanları göz göre göre kendi evinde “karantina halinde” ölüme götürüyor, adeta yolcu ediyor. Bundan daha açık barbarlık olur mu?

Emekçi insanlık, insanca bir yaşam, insanca yaşanılır bir dünya için bu kapitalist barbarlığa mahkûm değil. Seçeneksiz hiç değil. Tüm hastaneler, toplu ulaşım ve iletişim araçları, eğitim kurumları toplumsallaştırılmalı. Fabrikalar, üretim araçları toplumsallaştırılmalı. Herkese fırsat eşitliği yaratılmalı. Üretilenin eşit toplumsal bölüşümü sağlanmalı. Bunu bu sistem, bu sömürücü düzenler sağlayamıyor, sağlayamaz da. Çünkü üretim araçlarının özel mülkiyetine dayanan, emek sömürüsü üzerinde yükselen bir sistem. Emekçi İnsanı değil, zenginin daha zengin olması için zenginin karını düşünen bir düzen. Bunun farkında olunmalı kardeşler.

Bir Küba kadar olamadı dünyanın tüm kapitalist emperyalist devletleri. Tüm emperyalistlerin yıllardır her tür ekonomik ambargosu ile yaşama savaşı veren, ayakta kalmaya çalışan demokratik, halkçı Küba kadar olamadılar. Kanser tedavisindeki başarısı yanında Corona-Virüs aşısını, tedavi ilacını ilk bulanda Küba oldu. Silah, savaş cephanesi değil ilaç ve doktor gönderiyor bugün ihtiyacı olana ve isteyene. İngiltere sularında Corona-Virüsülü bir gemi dolu insanları hiç kimse kabul etmedi. Bile bile, göz göre göre bir gemi dolu insanları denizde ölüme terk ettiler. Küba sahip çıktı sadece. İşte, “önce insan”, „önce büyük insanlık“ fikri, zihniyeti, yaşam felsefesi, halkçı yönetim, demokratik sistem ve düzen ile kapitalist emperyalist sistem ve devletler arasındaki fark. Sosyalizm ile kapitalizm arasındaki fark daha büyük, daha insancıl, daha özgür, sınıfların olmadığı, üretenin yöneten olduğu bir düzen sosyalizm. Her şey toplum için, her şey insan için sosyalizmde. Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin olmadığı, tüm toplumun malı olduğu, üretilenin eşit bölüşüldüğü, herkese fırsat eşitliğinin sağlandığı bir düzen sosyalizm.

Kısacası “ya sosyalizm, ya barbarlık!”. Kapitalizm her tür saldırı, salgını ve sistemiyle insanlığı ölüme sürüklüyor, çürütüyor, barbarlığı dayatıyor insana. Sosyalizm ise yaşamı, yaşamayı ve her koşulda insanı, doğayı, tüm canlıları koruyup yaşatmayı sunuyor. Seçim sizin kardeşler, seçim sizin dostlarım. Orhan Veli “Her şey sizin için insan kardeşlerim, her şey sizin için” demişti. Her şey sizin için, ya barbarlık ya da sosyalizm. Bunlar da sizin için bilesiniz. Seçim sizin kardeşler.

Kendinize iyi bakın, iyi davranın. Tedbiri elden bırakmayın, korunmayı gözden kaçırmayın, insan sevginizi yüreğinizden eksiltmeyin. Paniğe kapılmayın, korkuya da teslim olmayın. Yaşamak güzel şey, umutlu şey bilirsiniz. Dayanışmayı yaşam gücü ve sevincine dönüştürüp, dost selamı, dost kelamını eksik etmeyin. Seçiminizi de doğru yapın.

22.03.2020

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑