Kadın

Published on Şubat 13th, 2020 | by Avrupa Forum 2

0

Sevgililer Günü, neyin günü? – Perihan Baçaru

Aşka giden yol, mideden değil, eşitlikten geçer!
Eşitsiz aşka hayır! Eşitlik yoksa, aşk da yok!

Sevgililer Günü’nün kutlandığı, sevgiliye hediyelerin, güllerin alındığı,  şiirlerin okunduğu şu günlerde, 14 Şubat’ı kadınlar artık başka bir cepheden tartışıyor.


Dünyanın bir çok ülkesinde kadınlar alanlara çıkarak, ‘Ne gül al ne can al!’, ‘Gül değil devrim istiyoruz!’ diyorlar.

Her gün kadın cinayetlerinin işlendiği günümüzde, kadınlar taleplerini dile getirmek için sokaklara çıkarak kendilerine bu günde alan yaratmaya çalışıyorlar.    

14 Şubat Sevgililer Günü’nün bu anlamda bizlere, kutlamadan daha çok kadın, erkek ilişkilerinin yeniden sorgulandığı, tartışılıp irdelendiği bir alan yaratması açısından oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.

Tamda bu noktada feminist kadın hareketlerinin verdiği mücadele sayesinde artık sevgililer günü, sevgilinin aldığı güle boyun eğmenin günü değil, aşkın ve kadına yönelik  şiddetin tartışıldığı günün adı oldu. 

Bir kadın cinayetinin arkasından, erkeğin ‘onu çok seviyordum’ demesi kadını çok sevdiğini değil, tam tersine erkeklerin ‘Aşk’ının kadınların hayatlarını nasıl bir tehlike altına aldığının göstergesidir.

Sevgililer Günü’nün kadın cephesinden sorgulanması,  gerçek aşkın sorgusuz sualsiz erkeğin aşkına itaat etmekle değil,    eşit ve özgür koşullarda yaşanabileceğine dair farkındalık yaratmıştır.

Alınan hediyeler neyin karşılığıdır?

İçinde yaşadığımız kapitalist sistemde, her yıl ‘şok fiyatlarla sevgilinize hediye’ reklamları sadece bizi tüketim çılgını haline getirmiyor, sevgiyi hediyelerle satın alınabilir hale getirerek hem yozlaştırıyor hem de ticarileştiriyor. Bu durum aşkı da aşktaki romantizmi de tükettiğini düşünüyorum. Böylece 14 Şubat Sevgililer Günü   olmaktan çok bence sevgiyi tüketmenin günü oluyor.

Her gün bir kadın öldürülecek, kadınlar baskıya, şiddete maruz kalacak, özgüvenini kaybedip depresyonlara girecek alınan bir gülle,  veya herhangi bir hediyeyle unutturulacak. Aslında bu ‘erkek severde, döver de’ bakış açısının sevgililer gününde alınan gülle iki yüzlü bir şekilde yeniden üretilmesidir. ‘Özel’ alanlarda kadınların maruz kaldığı baskının, şiddetin hediyelerle maskelenmesidir.  

  Aşka evet ama iktidar temelli aşka hayır!

‘Seni kimseye yar etmem’ sözünün arkasında yatan erkeğin kadına aşkı değil, kadının yaşamı ve aşkı üzerinde iktidar kurmaktır. Güç sahibi olanın erkek olduğunun tekrar üretilmesidir. Kadınlara masa altından sopa göstererek, sindirmenin başka bir yoludur.

Maalesef aşklar da iktidar temelli olunca kadının kendisini erkeğin yaşamına ve kimliğine göre şekillendirdiği hayatlar yaratarak patriyarkal değerlerin ve ilişkilerin yeniden üretilmesini   sağlıyor.

 Anneler Günü nasıl kadınların sadece anneliğe ve kadınlık rollerine sıkıştırılmasının  adıysa cinsiyetçi rollerin yeniden üretilmesiyse , Sevgililer Günü’de erkek egemen sömürü ilişkilerinin romantizm ve aşk adı altında  yeniden üretilmesidir.    

Kadının özgürleşmesinden korkanlar, feminizmin aşkı ortadan kaldırdığını iddia etseler de, Kadının   özgürleşme mücadelesi aşkı ve aşktaki romantizmi ortadan kaldırmak değil, gerçek aşkın ne olduğuna ve nasıl yaşanacağına dair sorgulamaktır.

Kadınlar özgürleşene kadar mücadelemiz devam edecek.

Gül alma yerine, erkeklik değerlerinizi sorgulayın!

Gül değil devrim istiyoruz!

Hediye değil, gerçek aşk istiyoruz!

Ölmek değil, yaşamak istiyoruz!

Sokaklarda özgürce dolaşabileceğimiz,

Ormanlarda korkmadan yürüyeceğimiz bir dünya istiyoruz.

Aşka giden yol mideden değil eşitlikten geçer!

Eşitlik yoksa aşkta yok!

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑