fbpx

Kadın

Published on Mart 25th, 2020 | by Avrupa Forum 1

0

Şiddetin mizahı olmaz! – Perihan Baçaru

 Geçtiğimiz hafta Pınar Fidan’ın Sivas katliamına ve Cem evlerine yönelik saldırılarla ilgili ‘mizah’ adı altında söyledikleri büyük tepkilere neden oldu. Sosyal medya ayağa kalktı.

Sivas katliamı gibi insanları derinden etkileyen, izleri yüzyıllarca sürecek bir olayı ve Cemevlerine yönelik yapılan saldırıları mizah konusu yapmak akıl tutulmasıdır. Onu alkışlayanlar da, o bir komedyendir diyerek onu savunanlarda, onun kadar suçludur.

Şiddetin mizahi olmaz. Olmamalı!

Pınar Fidan’ın yaptığı, şiddeti ve katliamı, ‘mizah’ adı altında normal hayatın bir parçası haline getirerek, şiddeti normalleştirmektir. Buda Aleviliği ve Alevileri ötekileştiren AKP iktidarının çarkına su taşımaktır, buda onların işine geliyor.

Katliamları mizah malzemesi yapmak insanlık suçudur. Yapılan sanat değildir.

Söylediklerini kınıyor, protesto ediyorum. Alevi olduğunu söylemiş. Umarım doğru dille ortaya konan tepkilerden tarihi bir ders çıkarır.

Kimileri eleştiride sınır tanımadı!

Ancak Pınar Fidan’a yönelik sosyal medyada cinsiyetçi söylem ve küfürler öylesine tavan yaptı ki; Toplumun en ücra dokularına kadar işleyen cinsiyetçi bakışın, bir anda alevlenerek nasıl da su yüzüne çıktığını dehşetle izledik.

Pınar Fidan’ın söylediklerini dehşetle izlediğimiz gibi.

Beni ve benim gibi kadınları rahatsız eden mesele Pınar Fidan’ın eleştirilmesi değil, ona, tepkilerin dile getiriliş biçimi. Özellikle erkekler öyle ileriye gittiler ki, küfürleri akıllara durgunluk verecek seviyeye ulaştı. Tam da bu noktada şiddet dilini protesto ediyor, kınıyorum.

Politik ve etik olmayan bir dille ortaya çıkan her türlü söylem ve çirkin sözler eleştiri değil, gizlenen cinsiyetçiliğin ve linç kültürünün dışa vurumu. Aynen ırkçılıkta olduğu gibi. Cinsiyetçilik de ırkçılıktır!

Çok değil, birkaç saatlik sosyal medya taraması bile haberlerin yorumlanış biçiminden, eleştirilere kadar nasıl bir cinsiyetçi ve eril dil kullanıldığını görmeye yetecektir. Bu da bizlere kadınların ne kadar büyük bir tehlike altında olduğunu göstermektedir.

Cinsiyetçi dil günlük hayatımızın en ücra köşelerine kadar öylesine yerleşmiş ki, her an her yerde karşılaştığımız bir olgu ve bu durumdan bütün kadınlar etkileniyor ve hiçbir kadın bundan muaf değil.  

Bence, diğer önemli bir sorun ise, dildeki cinsiyetçi söylem ve belden aşağı küfürlerin ‘kültürümüzün bir parçası’ olarak normalleştirilmesi. 

Kadın bedeni ve cinselliği üzerinden yapılan her türlü küfür, cinsel şiddettir.

Kadınlar daha dikkatli olmak zorunda!

Çünkü kadınlar unutmasınlar ki eleştirilerin rüzgârlarına kapılarak, kendi sayfalarında yer alan linç girişimlerine göz yummaları, kadına yönelik şiddeti sanal dünyadan gerçek yaşama doğru katlayarak artıracaktır. Zaten eril dil ve küfürler kadın bedenini erkek istismarına öylesine açık duruma getiriyor ki, kadınlar kesinlikle bunu aracı olmamalı. 

Dil tarafsız değildir!

Günlük hayatın içinde kullandığımız dil aslında ataerkil toplumdan günümüze kadar egemen cinsin, sınıfın, ırkın iktidarına ve bu iktidarın yeniden üretilmesine hizmet eden bir araçtır.

Aslında eril dili kullanarak, eşitsiz ilişkilerin yeniden üretilmesini sağlıyoruz.

Spender ‘’Dil tarafsız değildir. O yalnızca düşünceleri taşıyan araç değil bizzat düşüncelerin şekillenmesinde, etkendir,’’ der. Nasıl ki kültürler, inançlar, ideolojiler dil aracılığı ile yeni kuşaklara aktarılıyorsa, yeni nesiller de içinde büyüdüğü toplumsal koşullar içinde öğrendiği dille şekilleniyor.

Tam da bu noktada gelecek kuşaklara daha güzel bir dünya bırakmak için, günlük yaşamın her alanında kullandığımız dille sürekli yüzleşmek, dilimizi temizlemek ve onu yenilemek zorundayız.

Eşitçe bir yaşam için; erkek egemenliğinin sürdürülmesine hizmet eden kadın düşmanı söylemlere, eril dile yönelik eleştirileri canlı tutarak, cesaretle amasız, fakatsız üzerine gitmek zorundayız. Aksi taktirde hem hayatın her alanında hem de sosyal medyada linç kültürü ve tacizler artarak devam edecektir.

Erkek egemen dil kullanılarak, eşitlik hassasiyetleri korunamaz!

Hem kadın hakları ve eşitliği savunduğunuzu iddia edeceksiniz hem de cinsiyetçi dilden vaz geçmeyeceksiniz.

Hem sosyal medyada kadın bedeni ve cinselliği üzerinden yapılan küfür ve linç girişimini aklamak için biraz ileri gittik diyeceksiniz hem de, ‘’ama ‘o’ da bizim değerlerimize saldırdı’’ gibi savunmalar yapacaksınız. 

Bu kabul edilebilir bir durum değil.

Herkes kendine dönük bir özeleştiriyle, kullandığı dili ACİLEN yeniden gözden geçirmeli diye düşünüyorum.

Eşit, özgür demokratik yaşama giden yol kendimizle ve dilimizle yüzleşmekten geçer.

Cinsiyetçi dili işlemez hale getirelim!

Dilde devrim, kendinde devrim!

Perihan Baçaru

25.03.2020

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑