fbpx

Yazarlar

Published on Temmuz 5th, 2020 | by Avrupa Forum 1

0

Sivas’ın “sıva”sı ve aydın mezarlığı Türkiye – Sinan Öztürk

Sivas olayları, beni insan olduğuma utandıran, insanlık dışı, İşidvari bir katliamdır. Saatler süren otel kuşatmasını yaramayan, yarmayı bırakalım bütün gücüyle oraya paramiliter güçlerini yığıp bu katliamda en büyük başrolü oynayan bir devletin açık açık ölüme terk ettiği bu insanların, bu ülke için iyilikten başka yaptıkları bir şey yoktu.

Sivas’ın üzerine devlet kalınca bir “sıva” çekmiştir. Olayın sorumlusu olarak Aziz Nesin’i göstererek her zaman ki gibi kendi açısından zalimden mağduru çıkarmıştır. Devleti geçtim, dünkü sosyal medya hesabındaki açıklamasıyla Cem Vakfı Gençlik Kolu Başkanı Cemal Aşkın Topal Sivas Katliamı’nı anarken, “Birinci hedefleri Aziz Nesin iken 33 canımız şehit olmasına sebebiyet verildi” dedi. “Sebebiyet veren ateist kişilerin suçu her neyse bir ibadethaneden çıkıp provakasyona gelerek insan yakanların suçuda aynıdır. Yitirilmiş her canın ahı katilleri besleyen ve cezasını vermeyen siyasilerinde üzerine olsun” diye de ekledi.

Demek ki ateist olmak sırf devlet nazarında değil ne yazık ki bu tip insanların gözünde bile suçtur. Her ülkede inanç özgürlüğünün olması gerektiği gibi inanmama özgürlüğü de olmalıdır. Özgürlüklerin sadece devletin belirlediği sınırlara sıkıştırılması başlı başına problemlidir. Özgürlük ve demokrasi talepleri ağırlıklı olarak solun talepleri olmuştur. Bu yüzden de devletle solun arası hep sorunlu olmuştur.

Devlet Neden Sola ve Demokrasiye Düşmandır?

Devletin sola düşmanlığı hem teorik olarak açıklanabilecek bir olgudur, hem de kendi ülkemizden yola çıkacak olursak pratik nedenleriyle açıklanabilecek bir olgudur. Çünkü bu devlet özü itibarıyla “sağcıdır”.

Türkiye’de demokrasiyi öteden beri savunanlar büyük bir çoğunlukla solun içinden gelmektedirler. Bu aslında bütün dünyada da böyledir. Demokrasi en basit deyimle; “devlet karşısında bireyin de özgürlüğünün korunması” olarak açıklanabilirse; sol da insanların bireysel özgürlüğünü ve toplumsal özgürlüğü savunmakla devleti çok ciddi bir rakip olarak karşısına almıştır. Çünkü devlet sadece kendisinin özgürlüğünden yanadır. Vatandaşın özgürlüğü, toplumun özgürlüğü devlet için açık bir tehdittir. Okuyan, yazan, düşünen, eleştiren, muhalif olan herkes devlet için ciddi anlamda problemdir.

Oysa “çok yaşa padişahım!” tevekkülünü kafalarında bir kez olsun sarsmayı düşünmeyen geniş kitleler, devlet için en uygun halktır. Devlet düşünmeyen insanları sever, ırkçıları, milliyetçileri, yobazları ve kendi hesabına tetikçi olanları sever. Bunlar devlet için “iyi çocuklardırlar!“ her zaman.

Milliyetçilerin kesinlikle hiçbir zaman alternatif olmadıkları bu sistemde, dincilerin bir kısmı da (dindarlar demiyorum) devletle hesaplaşma adına zaman zaman muhalif gibi görünmüş olsalar da hemen hemen her zaman devletle el ele kol kola yürümüşlerdir. Tıpkı şu an ülkede var olan fotoğraf gibi. Yani bu kesimin de iddialarında asla samimi olmadıklarını yaşanan tarih bize çok açık göstermiş oldu. Geriye ne kalıyor? Sol! Elbette daha çok da sosyalist sol. Oysa bu ülkenin bir kültür iklimi varsa bu iklimin en büyük kurucuları da gene sol ve sosyalistlerden çıkmıştır. Demek ki bu devlet kültüre de ilerlemeye de karşıdır. Gel gelelim bu ülkede adam olmak istiyorsan devlet babanın eteklerini öpeceksin, o eteklerin altına gireceksin ki itibar kazanasın. Örneğin; Devlet Bahçeli, Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu, hayırsever iş adamı Reza, Milletin a.ına koyan müteahhit, Bakara Makara Egemen ya da Jöleli gibi davranırsan bu devlet seni şefkatli kucağına almaktan, ödüllendirmekten ve senden yeni bir prototip yaratmaktan hiç çekinmez.

Aydın Mezarlığı Türkiye!

Hal böyle olunca Türkiye sanıyorum ki dünyanın en büyük “Aydın Mezarlığı”nı kendi elleriyle kurmuştur. Bu mezarlığın en önemli yanı bu aydınların “devletçe” katledilmeleri ya da katlettirilmeleridir. Kimler yok ki bu mezarlıkta? Mustafa Suphi ve arkadaşları, Sebahattin Ali, Bedri Karafakioğlu, Doğan Öz, 68 öğrenci hareketinin içinden gelenler, Musa Anter, Vedat Aydın, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Sivas’ta yakılarak öldürülen 37 insan, Hrant Dink, Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Kemal Türkler, Muammer Aksoy, Ümit Kaftancıoğlu, Cavit Orhan Tütengil, Onat Kutlar, Özgür Gündem’de çalışan çok sayıda gazeteci, Metin Göktepe, Ümit Doğanay, Bedrettin Cömert, Tahir Elçi ve sanırım saysam adları bu köşeye sığmayacak kadar çok pırıl pırıl nice insanlar.

Bir de bunların yanısıra vurularak sakat bırakılanlar, ömür boyu hastalıklarla uğraştırılanlar, açlık grevlerinde sakat bırakılanlar, sürgünde ölenlerin listesi var ki, bu liste de oldukça kabarık ve sanırım bir kitaba bile sığmayacak denli çoktur.

Server Tanilli, Akın Birdal, Ahmet Kaya, Yılmaz Güney, Nazım Hikmet, Burhan Karadeniz, İsmail Beşikçi, Enver Gökçe, Can Yücel, İlhan Selçuk, Fikret Başkaya, Haluk Gerger ve maalesef niceleri.

Bu insanların hepsinin ortak özelliği şuydu: Bu memleketi canları pahasına sevmeleri; demokrasiye inanmaları, yaşanılabilir bir ülke hayalleri ve umutları, çocuklara daha iyi bir dünya bırakabilme mücadelesiydi; ayrıca çok tanıdık bir ortak noktaları da hemen hepsinin “solcu” olmalarıydı. Demek ki devlet bu hayalleri kurşuna dizmeyi çok istiyor.

Aziz Nesin Bu Ülkenin En Cesur Aydınlarından Biriydi

Aziz Nesin bana göre bu ülkenin en önemli aydınlarından biriydi. Çünkü cesurdu, dönemin şartlarında bile düşüncelerini açıklayabilecek kadar yürekliydi, düşünceleri, yaşadıkları ve yaşattıkları konusunda oldukça samimiydi, hiç kıvırmadı, bu tavrını 12 Eylül’den önce de, hemen sonra “Barış Derneği” tavrıyla da, ileriki yıllarda da düşüncelerini korkularına teslim etmeyerek net olarak ortaya koymuştur. Onun yokluğunun Türkiye için çok önemli bir kayıp olduğu bana göre çok net bir gerçektir.

Lakin devlet ya da onun uzantıları, paramiliter güçleri, bin bir türlü tetikçileri ve yobazları için Aziz Nesin çok tehlikeli, yok edilmesi gereken bir pislikti. Bu gün bile hala Aziz Nesin’e küfür ederek devleti, milleti ve dini kurtardıklarını düşünmekte bir beis görmemektedirler. Onu tamamen yok ederek sevaba gireceklerini düşünüyorlar. Sadece devlet mi; eli kalem tutan bana göre her daim sistemin payandası olmuş İsmet Özel’den Nazlı Ilıcak’a Abdurrahman Dilipak’a kadar çok sayıda şahıs da Aziz Nesin’e saldırmış, yanan insanları görmezden gelip devletçilik oynamışlar, katliamı kutsamışlardır ki; tek kelimeyle yazıklar olsun diyorum.

Aziz Nesin ateist olduğunu hiçbir zaman gizlememiştir; burada da gene kendisine yakışanı yapmış, düşüncelerinin arkasında olmuş ve kıvırmamıştır. Bu ülkede Türk ve müslüman olmanın dışındaki bütün kimlikler çok tehlikelidir, vebalıdır. Adam eşcinseldir ama toplum onu bir kadınla evlenmesini ister ve adam sesini çıkaramaz, boyun eğer. Aksi halde boynu gidecek kadar büyük bir tehlike onu beklemektedir. Alevidir; ramazanda başına bela gelmesin diye oruç tutar, ateisttir; ağzını açamaz.

İşte Aziz Nesin bütün bu melanetleri göze alarak kendisi gibi olmayı başarmıştır. Bu vesileyle Sivas’ta katledilen her bir insanın ve Aziz Nesin’in ayrıca tüm katledilen aydınlarımızın, insanlarımızın, gençlerimizin, çocuklarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

5 Temmuz 2020

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑