Yazarlar

Published on Ağustos 22nd, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Sivil Demokratik Devrim İçin – A.Mahir

Birkaç farklı manası da vardır elbette ama, ”Kayyum!” bazan da ”Kayyım!” sözcüğü en kestirmeden ”Gasp!” anlamını içermektedir. Ülke yaşamına en çok girdiği dönem ise, o mel’un darbe girişimi hikayesinden sonra oldu. KHK, Olağanüstü Hal, Tezkere, Terör, Operasyon ve Kayyum gibi lanet sözcükler kudurup dışarı fırladı. Yaklaşık 4 yıldır devlet en gerici duyguları sağarak, devlet etmeyi sürdürüyor.

Sivil demokratik bir yaşamı terörize eden, kural, yasa ve içtihat tanımazlığın ayyuka çıktığı bir döneme yuvarlandı ülke. Artık herşey çığırından, gerçek mecraından çıkartılarak, tam da faşizme eşgelen bir döneme girildi. Faşizmin hoş boynuzu olmaz! Alın size Türk ve İslam tipi bir versiyon. Seçim yapıyor, irade tanımıyor. Meclisi var, icrası yok. Adalet diyor, hukuku yok.


Devletin cinnet hali, kahrı çekilebilir bir şey değil. İtidal çağrısı yapmak kendi görevi olması gerekirken, bir ülke yatıp kalkıyor, ”Yapme, etme, gitme!” diye devletine yalvarıyor. Yerüstünün bütün satılabilir değerlerini haraç mazat elden çıkarıp sıcak para için kullanan devlet, sırayı toprak içindeki madenlere getirdi. Hoyratça, barbarça ağaçları kesiyor, dereleri kurutuyor, para kaynaklarına çılgınca koşuyor. Doğa ve insan düşmanlığı sınır tanımıyor.

Etik tanımayan, mutlak iktidar için aşındırmadığı kural, kaide, değer, gelenek vs. komayan saldırgan, hunhar bir devlete gelip dayanmışız. Hiç bir akıl yol gösterici olamıyor. AKP eliyle yaratılan bu yeni devlet modeli, neye benziyor diye baksanız, bir emsal bulmak olası değil. Ha, devlet de topluma benzer sonuçta. Palavralarla karnı doyurulmuş, din ve milliyet sosuyla beyni alabora edilmiş, asırların köhne tedrisatından geçirilmiş milyonların biatçı kabullenmesine yerleşmiş bir garabet devlet etme hali, sözü edilen hiç bir etik, hak, hukuk, paylaşma, adalet, eşitlik gibi kavramlara, değerlere aldırış etmiyor.

Mutlak iktidar olma! İktidardan asla gitmeme bönlüğü! Bir öngörüsüzlük falan da değil, bir ülkeyi kendine kul ve köle gören, kendi biçtiği deli gömleğine tüm toplumu sığdırmaya çalışan bir aymazlık var. Zihin, zeka, izan gibi melekelerden yoksun bir devletin, sürekli toplumun gazını alma yoluyla iktidarda kalabilme olanağı bulabilmesine yetecek kurnazlığı, hala elinde nasıl tuttuğunu hayretle seyrediyoruz.

Halklar ve kültürler bakımından çok zengin olan bir ülkede, bu denli hotzot, salt bildiğini okuyan, bir ülkeyi tapulu köleler olarak yönetmeyi marifet sayan bir iktidar, arada bir flört ettiği, nereden bulmuşlarsa (!) bir beka hikayesine muhalefeti bile iç edebilen, cambaz bir devlet deneyi yaşatıyor. Sınırların dışında sefere çıkabilen, operasyon yapan, başka ülkenin içine sokulup karakol kuran, MİT Şubesi açabilen, salt kendi ülkesinde değil, dışarda da hükümet etmeye çalışan bir garip hal!

Bu AKP Devletiyle, itiraf edelim ki başetmek zor. Buraya gelinceye kadar güçlü barikatlar kurup, ilerlemesi engellenmeliydi. Kürtleri cezalandırmak ne kelime, onları haritadan silmek, yoketmek için attığı her adımı cansiperane destekleyen bir muhalefetin açtığı yoldan yürüyen AKP, zaman içinde devleti dönüştürmeyi başardı. Sonucunu beğenmediği hiç bir demokratik oyun ve yarışı meşru görmeyen bir despotluk bugün arzı endam ediyorsa, miyop gözlü demokratların, içtihat bilmeyen, demokrasi kültüründen yoksun, bir rönesans içinde kırılma görmemiş, ham, budala, inkarcı terbiyenin müdavimi olan bir muhalefet sayesindedir. Bu gidişle tekçi, biatçı bir devlet etme modelini bu kez kendisi, kendi meşrebi için kullanan, olabilirse kısa bir zaman zarfında, Türk-İslam Cumhuriyeti ilanına kadar süreci götürebilecek bir AKP rezaletini seyretmek durumunda olacağız.

Elinin altında mafya bozuntuları, cihatçı elemanlar, okunup üflenmiş ırkçı dinamikleri tutan, her istediğinde provakasyon yaptırma gücü olan, salt kendi partisi için maaş alan onbinlerce asalağı istediğinde alana çıkartabilen, olası çatışma ortamlarına hazırlanmış faşist odaklarla ülkeye meydan okuyan bir iktidar, elbette kolayına devletten sökülüp atılamayacaktır. Hamaset söylemlerle gün geçirmenin alemi yok. İş ciddi.

Bu coğrafyanın doğal bileşeni olan, Lazıyla, Kürdüyle, Rumu ve Ermenisiyle, Türküyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Hristiyanıyla, inanmayanlarıyla, ama herkesle ortak bir yurt kurulabilir! Bu irade yükselirse, faşizmin oyunu bozulabilir. Demokratik bir Cumhuriyet bayrağı altında, evrensel değerlere bağlı, ötekileştirmeyen, düşmanlaştırmayan, barış ve kardeşlik temelinde, bir özgürlük toplumu yaratmak pekala mümkündür.

AKP Devletini demokratik bir mecraya evirmek ancak, onu durduracak, bir demokrasi barikatı oluşturarak mümkün olabilir. Faşizm yıkılmaz değildir. Toplumun çoğunluğunun bir demokrasi seçimi yapması zorunluluğu vardır. Irkçı bir devletin düşman saydığı bütün farklı gruplar, zümreler, inançlar, halklar ve emek güçleri, bunca zengin malzemeden bir helva olsun yapmayı beceremeyecekse, bu günleri de arayacağımız kesindir.

Sivil demokratik bir devrimle bu devlet ancak geriletilebilir. Faşist darbelere verilebilecek en etkili cevap budur. Sabırlı, erdemli, sınıf gücüne asılan, emeğin egemenliğine yüreği açık insanların zaferi eninde sonunda ufuktadır.

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑