fbpx

Yazarlar

Published on Ocak 7th, 2020 | by Avrupa Forum 20

0

Siyaset ve vizyon meselesi – Bırakın Erdoğan dörtnala Libya’ya gitsin! – Gül Güzel

Bir kaç gün önce sosyal medya sayfamda TBMM’de Libya teskeresine dair HDP’ye atıfta bulunmuştum. Bu yüzden durumu bazı kesimler tarafından gerektiği şekilde anlaşılmamasından dolayı, yanlış yorum hatta hakaretlerine maruz kalmıştım. Halbuki zaman ve yerinde siyaset yapmak çok ince bir sanatı gerektirir. Yani duyguların dörtnala koşuşturmasını, temkinli yürüyen mantığa dönüştüremedikçe, hep başa döneriz bazen yaptığımız politikalarda. Bu yorumlarda bazı Arkadaşlar iyimser olarak, „HDP şimdiye kadar savaşlara dair yapılan teskerelere hep ‘Hayır!’ dedi” diye düşüncelerini, yani iyi niyetlerini dile getirdiler. Çünkü savaşa karşı tavır almak en doğal insani refleksimizdir ve doğrudur. Ancak biz soykırımdan geçirilen, evi, köyü, ülkesi gasp edilen halklar olarak hangi savaşın biz inkar edilenler için neyi beraberinde getireceğini artık daha iyi tahlil etmek zorundayız.

Şimdi Erdoğan’ın Libya’ya asker çıkarması konusunun sadece biz Kürt halkı ve diğer sömürülen halklar için neyi ifade edeceği yönüne bakalım. Erdoğan/TC en büyük bir NATO üyesi ülkesi olduğu için hangi uluslararası savaş haklarını ihlal ederse etsin, kendisini NATO üyeliğinden öyle istedikleri gibi tutup atmak çok kolay değil. Bir de kendilerinin sattıkları en modern ve tehlikeli savaş silahlarıyla kendisini donattılar. Bu yüzden de Türkiye ile savaşmak akıl ötesi bir serüvenden ibaret olur bu güçler açısından. İşte durum böyle olunca, farklı taktiklerle Erdoğan Türkiye’sinin kendini bir çamura atıp, boğulması ve bunu kendi isteğiyle yapması için taktikler inceden inceye uygulanıyor. Erdoğan’ın Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına olan büyük hayali ve hedefi de bilinen bir gerçek. İşte tamda bu noktada kendi kaprisinin peşinde koşan bu diktatöre engel olmak değil, yolunu açmak gerekiyor. ABD ve AB bu planların uzmanı konumunda bir geçmiş ve uzman siyasete, taktiğe sahipler. Şimdi diktatör Erdoğan’ın, Kaddafi ülkesi Libya’da, aynı akıbetine uğraması gerekiyor. O yüzden bırakın, Erdoğan dörtnala Libya’ya gitsin…

HDP’nin tutumuna dair

HDP, Erdoğan’ın bu Asalettik savaşları tutkusuna karşı tavır almayı halka indirgemelidir. O yüzden HDP’nin meclise gidip, hayır oyu vermesi yerine, meclisin önünde protesto eylemleri yapıp, savaşlara karşı halkın sempatisini görsel konumda kazanması daha kazançlı olurdu. Şimdiye kadarki savaş teskerelerine de HDP “hayır” demişti ama savaş ve gasplar yine devam ediyor ve HDP’nin savaşa karşı bu tutumu da kendi seçmenlerinin dışında kimsenin de umurunda olmadı. Onun için görsel tepkilerin halkla buluşması HDP için daha kazandırıcı bir tutum olur. Asalettik bir tutkunun sonucu Libya’ya savaşa gitmesi de diktatörün kendi sonu olacaktır.

Suriye ve Libya’da yaşanan krizler aynı zamanda bazı fırsatları da doğurur. Ancak, Kürtlerin bu fırsatları iyi değerlendirmesi gerekmektedir. Böylesi bir süreçte hizipçilik anlayışından, parçalı durmaktan uzak, partiler üstü bir akıl ile hareket edilmesi gerekir. Kürtler Libya ve Suriye sürecindeki gelişmelere göre her ihtimali iyi analiz ederek, esnek stratejik hamleleriyle politikalar geliştirebilir. Birbirlerini kırıcı söylemlerden uzak, daha çok diplomatik kanalları kullanarak, kazanımlarını koruyabilirler. Aynı şekilde kaybettikleri yerleri ve haklarını kazanmak için politikalar üretebilirler. Kürt siyasetçileri bu tür tarihi imkanları taktiksel yöntemlerle geliştirebilirlerse, bu krizi büyük fırsata çevirebilirler.

Erdoğan’ın Akdeniz kenarındaki Libya çöllerine, çıkmazına saplanıp, kalması dileklerimle; 2020 yılı bütün zorluklarına rağmen, Özgürlükçü direk demokrasi ideolojili Kürdistan’ın kurulacağına olan inancımla yeni yılda her kese sağlık ve hasretlerin bittiği bir yıl olmasını diliyorum.

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑