Türkiye

Published on Ocak 14th, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

SYKP Eş Başkanı Canan Yüce: Zalimlerin ezberini bozduk!

12-13 Ocak 2019’da Ankara’da 9’uncu Genel Kurulu’nu gerçekleştiren HDK’nin (Halkların Demokratik Kongresi) Eş Sözcülüğü’ne Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu’nu seçti.

“Emek, barış, özgürlük ve faşizme karşı toplumsal direniş” sloganıyla Ankara Hotel Akar International’da gerçekleştirdiği 9’uncu Genel Kurul’da pek çok emek, meslek ve demokratik kitle örgütü temsilcisinin yanı sıra HDK bileşeni olan ya da olmayan siyasi temsilciler de katılarak konuşmalar gerçekleştirdiler.


Kongrede HDK’nin kurucu bileşenlerinden olan ve hala HDK örgütlenmesini sürdüren Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce de bir konuşma gerçekleştirdi. Yüce konuşmasında Kapitalist ve ataerkil sistemin tıkanıklığına ve bunun karşısında genişleyerek yayılan itirazlara dikkat çekerek direniş dinamiklerinin meclisler ve kongre tarzı örgütlenmesinin önemine dikkat çekti.

HDK’nin varolan direniş damarlarını birbirine bağlamak, ayrı ayrı akan dereleri büyük bir özgürlük nehrinde birleştirmek için kurulduğuna vurgu yapan Yüce, HDK/HDP örgütlenmesinin, her mağduriyeti ve mazlumluğu kendi yalnızlığında mağlup etmeye alışmış AKP iktidarının ezberlerini bozduğuna dikkat çekti.

SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce’nin yaptığı konuşmanın tam metni şöyle:

SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce

Sevgili yoldaşlar;

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) üyeleri, dostları ve temsilcileri sizleri partim SYKP adına üreten işçilerin, ezilen halkların, yok sayılan inançların, hayatı yeşerten kadınların ve ötekileştirilen kimliklerin birlikte kuracağı özgür ve demokratik bir topluma olan inancımla selamlıyor, hepimiz HDK’nin 9. Konferansına hoş geldik diyorum.

Değerli dostlar, sadece kaderimiz olan coğrafyamızda değil, tüm dünyada tıkanan kapitalist sistemin çareyi emekçi ve ezilen halkları susturmakta bulduğu bu süreç, aynı zamanda halkaların demokratik birlikteliğine, örgütlü mücadelesine en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlardır.

Kapitalist sistemin bütün manipülasyonlarına ve gizleme çabalarına rağmen Fransa’da Sarı Yeleklilerden Hindistan’da 200 milyon grevciye, Rojava’da sömürgeciliğe karşı özgürlüğü yeşertenlerden Türkiye’de Gezi isyanına-Flormar direnişine, Polonya’da, İrlanda’da bedenlerine sahip çıkan kadınlardan Almanya Hambach Orman direnişine kapitalizme ve erkek egemenliğe karşı halkların itirazı yaygınlaşarak büyüyor. 

Ülkemizden bölgeye, bölgeden dünyaya pek çok alan adeta kötüyle iyinin, karanlıkla aydınlığın, esaretle özgürlüğün, sömürüyle eşitliğin cenk meydanına dönmüş durumda.

Emperyalist çıkar odaklarının taşeron örgütler aracılığı eliyle yürüttüğü karanlık bir savaşın ortasında ölüm kalım savaşı veren halklar aynı zamanda özgürlük ve eşitlik mücadelesinde dönemin en ileri deneyimlerini yaratıyor. Rojava’da kadınlar hem gerici çıkar odaklarına, hem erkekliğin çürümüş devlet iktidarına hem de coğrafya halklarının kaderi olmuş esarete karşı bir devrim gerçekleştiriyorlar.

Rojava’dan yükselen özgürlük çığlığı 250 gündür süren Flormar direnişinde halaya duruyor. Flormar’ın direnişçi kadınlarının kararlılığı 25 Kasım’da erkek ve devlet şiddetine karşı barikata dönüyor.

Cerrattepe’de Havva Ana’nın “Kimdir Devlet? Devlet bizim sayemizde devlettir” sözleri Terrolar’da Alevi kadınların polis, jandarma barikatına karşı inançlarıyla dikiliyor.  

Ve değerli dostlar, Halkların Demokratik Kongresi olarak tam da bu direniş damarlarını birbirine bağlamak, ayrı ayrı akan dereleri büyük bir özgürlük nehrinde birleştirmek için hala ısrarla “vardık, varız, var olacağız” diyoruz.

Evet, HDK olarak başlangıçta kendimize koyduğumuz hedeflerden oldukça uzağız. HDK’nin açığa çıkarttığı enerjiyi ve harekete geçirdiği potansiyeli gören egemen güçler var güçleriyle saldırdılar üzerimize. Halkların birbirine karşı değil, birbiriyle yanyana özgürleşeceğinin ayırdına varmalarından korktular.

Hakkâri’den Edirne’ye, Digor’dan Datça’ya, Samsun’dan Antakya’ya eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi isteyen milyonları harekete geçiren HDK ve onun kendi içerisinden yarattığı HDP, her mağduriyeti ve mazlumluğu kendi yalnızlığında mağlup etmeye alışmış zalimlerin ezberlerini bozdu.

Binlerce kadromuzu gözaltına alan, tutuklayan, sürgüne gitmelerine yol açan AKP-MHP ittifakı, bütün baskı, zulüm ve sindirme politikalarına rağmen kendi deyimleriyle “kültürel hegemonyayı” sağlayamadı. Kaybettikçe saldırdı, saldırdıkça faşistleşti ve kendileriyle birlikte bütün ülkeyi bir uçurumun, iç savaşın kıyısına getirdi.

Her gün yeni bir “kuşa bak” taktiğiyle gizlemeye çalıştıkları siyasal ve ekonomik kriz, sadece demokrasi güçlerinin değil, koşar adımlarla manipüle etmeyi başardığı milyonların da gündemine oturuyor.      

7 Haziran’dan bu yana kurtulamadıkları kabuslarını halklara fatura etmek isteyen AKP – MHP ittifakı, mevcut haliyle demokratikliği dahi tartışma konusu olan seçimleri faşizmin kurumsallaşmasının bir aracı olarak kullanmaya çalışıyor.

İktidarın ve sermayenin yükselttiği kaos, şiddet ve şovenizme karşı ısrarla halkların barışını ve demokrasiyi savunan HDK/HDP bileşenleri hem sokaklarda hem de sandıklarda faşizme karşı direniyor. 

Her türlü baskı, hile ve şerre rağmen kırmayı başaramadıkları halkın iradesine kayyumlarla el koyabileceğini sanan AKP-MHP koalisyonu, önümüzdeki seçimlerde bir kez daha örgütlü bir halkı hiçbir kuvvetin yenemeyeceğini görecektir.

31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimler özellikle bölgede kayyumlar aracılığı ile el konulmak istenen halkların iradesinin yeniden inşası, Kürt halkının özgürlük mücadelesi ile yarattığı değerlere ve birikimlere sahip çıkmak için hepimize bir kez daha topyekün mücadele etme fırsatı vermektedir. 

Bu seçimler sadece bölgede değil, ülkenin batısında da faşizmin kurumsallaşmasına karşı halk direnişinin cisimleşmesi, mahalle, gençlik, kadın, emek meclislerinde örgütlenmesi için bir imkan sunmaktadır. Şimdi hep birlikte girişeceğimiz bu örgütlenme hamlesiyle meclisleri yeniden örgütlemeye başlayabilir ve bu meclisler aracılığı ile ülkenin en ücra köşelerinde eşitlik ve demokrasi umudunu büyütebiliriz.

Halkların Demokratik Kongresi bizlere sömürgeciliğe karşı mücadeleyle faşizme karşı mücadeleyi demokratik ve sosyal bir yeniden kuruluş zemininde birleştirme imkanı ve görevi vermektedir.

Yaşamın her alanında verdiğimiz mücadele ve yarattığı deneyimler bizleri bir kez daha sömürüye, baskıya, asimilasyona, erkek egemenliğine ve faşizme karşı ayağa kalmaya ve bu güne kadar yaptığımız en iyi şeyi yapmaya, yani birleşik mücadelemizi yükseltmeye çağırıyor.

Kurtuluş Yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑