fbpx

Yazarlar

Published on Temmuz 13th, 2020 | by Avrupa Forum 1

0

Tanrı, din, devlet ve özgürlük – Sinan Öztürk

Tanrı fikrinin olduğu yerde boyun eğme, biat ve ona tümüyle teslim olmak vardır. Devlet de bir bakıma „Mikro Tanrı’dır“. Tanrı’nın belli başlı vasıflarını bünyesinde toplamıştır. Kendisini koruyan yasaları, sınıfları, askeri ve polis gücüyle sınırları içerisinde yaşayanları kendisine biat etmeye, boyun eğmeye ve artı değer kazandırmaya zorlar. Bu zor elindeki yargı ve silahlı güçlerin baskı ve müdahalesiyle hayata geçirilir. Tıpkı Tanrı gibi, kendisine başkaldıranların başlarını koparır. Mutlak itaat Tanrı’nın ve devletin en çok istedikleri ve ihtiyaç duydukları geri dönüşlerdir.

Her öğretinin, her düşüncenin, her inancın kendisine göre bir iç tutarlılığı vardır. İslam da diğer dinler gibi bir iç tutarlılığa sahiptir. Bütün kitabi dinlerde yapılması ve yapılmaması istenenler vardır. Kulluk ve itaat vardır. Zorunluluklar vardır. Buna göre de “ödül sistemi” vardır.

Tanrı inancı özgürlüğü sunar mı?

Cezasını ödemek şartıyla evet! İnsan Tanrıyı kabul etmeyebilir, onun buyruklarına uymayabilir; ancak bunun cezasına katlanabildiği sürece. Bunun cezası ölümlerden ölüm beğenmektir. Kaynar sulara atılmaktan, derisinin yüzülmesinden, bütün vücudunun çıbanlarla kaplanmasından başlayan çok çeşitli başkaldırı cezaları kitaplarda mevcuttur. O halde „Dinde zorlama yoktur!“ belirlemesi tamamıyla gerçek dışıdır. Dinde zorlama vardır; çünkü inanmamanın cezası vardır, başkaldırı ihanettir ve mutlaka cezalandırılır. O halde Tanrı inancının özgürlük sunabilmesi de gerçek dışı bir beklentidir.

Oysa her bireyin inanma ve inanmama özgürlüğü olmalıdır. İnanç ya da inançsızlık herkesin kendisini bağladığı sürece bundan kimsenin rahatsız olmaması gerekir. İnanç da, inançsızlık da güvence altında olması gereken en temel insan haklarıdırlar.


İslam dini de tüm bu tartışmalardan soyutlanamaz. İslam’ın günümüzdeki temel sorunu, kendisini geliştirememiş olması, kendi reformunu ve rönesansını yaşayamamış olmasıdır. Bunun tarihsel kökenleri vardır. Coğrafyasıyla ilgili gerekçeleri vardır. Sorun İslam’ın da dışına taşmaktadır aslında. Sonuçta İslam bir inanç bütünlüğüdür. Kabul edenin hakkıdır, etmeyenin de vebali değildir. Esas sorun daha çok bu dini siyasetin en önemli payandası olarak kullanıp, kendi içeriğinden uzaklaştırmaktır. Barbarlıkların vizyonu olarak göstermektir sorun. Yoksa neden başlı başına bir inanç bütünlüğü sorun olsun? Son dönemlerdeki tepkilerde bu durumla ilintilidir. Bu satırları yazmak bile, bağnaz kafalar için “ölüm emrimi” gerektirebilir. Oysa ben inancı da inançsızlığı da korunması gereken bir temel hak olarak görüyorum. İnanana da inanmayana da aynı mesafede duruyorum.

Türkiye’de durum nasıl?

Siyasal İslam, çağının en muhteşem dönemlerinden birini Türkiye’de yaşamaktadır. Bu manada ülkede yapılan ne kadar antidemokratik uygulama varsa devletin arkasına bir siper gibi aldığı Tanrı ve İslam kartıyla hayat bulmaktadır. Siyaset, toplumsal projeler ve her türlü fikir üretememezlik sonucu oluşan muhalif tepkiler de, bir yanda İslam bir yandan milliyetçilik kartlarıyla absorve edilmeye çalışılmaktadır. Türkiye’de İslam en çok kullanılan, devletin ideolojik bir aygıtı gibi çalışan çok güçlü alternatiflerden biridir. Kendi içeriğinden tümüyle soyutlanmış, yoksul halk kitleleri karşısında en acımasız kapitalizmin bekçiliğini yapar hale getirilmiştir. Diyanet kurumu gene devlet içinde, dini bütün kanallarını iktidarı güçlendirmek üzere ona yönlendiren, devleti koruma ve onun suçlarını örtme örgütü haline gelmiştir. İslam Türkiye’de kısacası devletin bekasına dua okumak göreviyle devletin bütün ihlallerinin yanındadır. Burada da din ve Tanrı-devletin besleyici bir damarı olmuştur.

İslam dinini siyaseten kullananların en büyük derdi aslında çağın çok çok gerilerinde kaldıklarını görmeleri ve bunu hazmedememeleridir.

Dünyada İslam’a bakış

İslam’ın yüzü giderek bütün dünyada sempatisini kaybetmektedir. Korku yaymaktadır. Kendisi dışındakilere tahammülsüzlük yaygınlaşmaktadır. Bu durum İslam coğrafyasında da böyledir. Türkiye’de de böyledir. Sorun kendisi gibi olmayanı yakmak, yıkmak, parçalamak, yaşama şansı vermemektir. Kendisini aşamayan her şey gibi, bu yaklaşım da hızla gerileme ve germe sürecinin içine batmıştır. Tek tük şahısların saf ve samimi duygularıyla açıklanabilecek bir durum yoktur ortada. Ya da bunların „gerçek müslüman“ olmadığını söylemekle de bu durum aşılamaz.

Mesele dinler üstüdür. Mesele cidden insan olabilmektir. Hümanist değerlere sahip olabilmektir. Özgürlüğün ve demokrasinin herkes için gerekli olduğu düşüncesi bilince çıkmadığı ve pratiğe yansımadığı sürece dinler de bu tür sorunların kaynağı olarak görülmeye devam edeceklerdir.

Almanya’da durum nasıl?

Yaşadığım ülkede egemen olan din hristiyanlıktır. Hristiyanlığın artık kimseyi ilgilendirmediği, ciddi anlamda inananla inanılan arasındaki soyut bir bağlantı dışında bir şey ifade etmediğini söyleyebilirim. Otuz yıldır bu ülkede yeniden yapılan bir kilise görmediğim gibi, eskimiş kiliselerin bakımı da sadece kilise cemaatlerine bırakılmıştır. Hatta bazı kiliseler özel girişimcilerce satın alınıp işletmeye dönüştürülmektedirler. Çoğunda da kafe ve restoran tarzı işletmeler açılmaktadır. Ayrıca inanma ve inanmama anayasal güvence altına alınmıştır. Laik bir devletin oldukça işlediği bir ülkedeyim.

Devlet başarısızlığı karşısında dini siyasete alet etmeyi gerek görmüyor. Devlet denilebilirse burada bizim gibi ülkelerle karşılaştıracak olursak farklı bir karakter taşımaktadır. Tanrı’nın gücünden daha fazla bir güce ulaşmıştır. Bunu iki türlü yapmaktadır: Birincisi, ekonomik gücü ikincisiyse tarihsel gelişimin zorunlu kıldığı temel hak ve hürriyetlerin korunması ve kullanılmasıyla. Bir bakıma modern devletler giderek Tanrı’yla olan ilişkilerini sınırlamışlardır. Buna fazlaca gerek duymamaktadırlar. Böyle de olsa ihtiyaç halinde, yani olası derin ekonomik krizlerin ardından temel hak ve özgürlüklerin tırpanlanması halinde, bu süreci kabul ettirebilmenin yollarından biri olarak yeniden Tanrı’ya dönüşleri de söz konusu olabilir.

13 Temmuz 2020

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑